6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşme | Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4838 E. 2023/737 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik
Zamanaşımı
['6102/106']
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletname yetkisi kanun yolundan feragat yetkisi dava açma ehliyeti kanun yolundan feragat tellallık sözleşmesi feragat yetkisi harcın tamamlanması vekalet sözleşmesi temsil yetkisi ticari dava niteliği aktif husumet ibra 818 sayılı borçlar kanunu dava şartı yokluğu tmsf fesih protokol taraf ehliyeti usulden reddi feragat hukuki yarar ticaret sicili ek tasfiye iflas sulh taahhütname tacir eksik inceleme zamanaşımı ibraz temsil husumet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 20.09.2012 tarihli ve 2011/311 E., 2012/218 K. sayılı kararıyla; davacıların BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini protokole bağlamaya ilişkin hizmet verdiklerini iddia ettikleri, iş ve eylemlerinin ticari nitelik taşıması gerektiğinin asıl olduğu, davacıların tellallık işini davalıya sürekli bağlı olmaksızın verdikleri, aralarındaki ilişkinin ticari tellallık ilişkisinden kaynaklandığı, zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, aralarındaki ilişkinin 2009 yılında fesih ile son bulduğu, davanın ise 08.06.2011 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 18.04.2014 tarihli ve 2013/982 E., 2014/7709 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki 21.06.2002 tarihli sözleşmede, davacıların, Ali Avni Balkaner'in sahibi olduğu şirketlerin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkileri konusunda görüşmeler yapıp borçları ödeme protokolüne bağlayacağı, şirketlerin tüm hukuk, mali, vergi gibi konularında koordinasyon yetkisi verilerek bu konuda davacıların tek yetkili olacağı, şirketlerin tüm işlemlerini takip etmek üzere resmi kurum ve kuruluşlar ile üçüncü şahıslara karşı temsil yetkileri bulunacağı belirtilmiş, yine davacı ... ile davalı ... arasında düzenlenen genel vekaletname ile de borçların yeniden yapılandırılması ve tasfiyesi için TMSF'ye müracaat, her türlü görüşmelerin yapılması, borca ilişkin olarak sulh, ibra, kabul, feragat yetkisi verildiği görülmektedir. Dolayısıyla, sözleşmede davacılara tanınan temsil yetkisi ve aralarında düzenlenen vekaletnamedeki yetkiler de nazara alındığında, taraflar arasındaki ilişkinin sadece ticari tellallıktan doğduğunun kabulünün mümkün olduğu, bu itibarla mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ve iş görmeyi de kapsayan karma bir akit olduğu, uyuşmazlığa Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, zamanaşımının da buna göre belirleneceği, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kabul edilerek, işin esasına girilip neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacılar lehine bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı TMSF'ye husumet yöneltilemeyeceği, davacıların yaptıkları sözleşmenin sadece Ali Avni Balkaner tarafından imzalanması ve davalıya ait Balkaner grubu ile fon arasında imzalanan protokollerin hiçbirinde davacıların davalıyı ve davalının şirketlerini temsilen imza atmadıklarını ve bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen hizmetin davalıya ve davalı şirketlerine verilmediği, sözleşmenin sadece ticari tellallık sözleşmesi olmadığı, karma bir akit olduğu ancak davacıların sözleşme gereğince yapmayı belirttikleri işleri yapmadıkları ve bu nedenle alacak haklarının doğmadığı ve davalılara karşı dava açma ehliyetlerinin olmayacağı gerekçesiyle davacıların aktif dava husumeti olmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

IV.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davacılar vekili; 14.09.2022 tarihli dilekçe ile davalı TMSF yönünden temyiz isteminden feragat etmiştir.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; gelinen aşamada dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin sözleşmede üstlendikleri edimin gerekli görüşmeleri yapmak ve protokolün imzalanmasını sağlamak olduğunu, sözleşmeyi imza zorunluluklarının bulunmadığını, müvekkili tarafından imza edilen tek protokolün Emlak Bankası ile davalı arasındaki protokol olduğunu ve müvekkilince imzalanma nedeninin, davalı ... Balkanerin cezaevinde tutuklu halde bulunması ve müvekkilinden vekaleten imza atmasını talep etmesi olduğunu, bunun dışındaki tüm protokollerin davalının avukatları tarafından imzalandığını, davalı ... tarafından imzalanan sözleşmenin şahsın sahibi ve yöneticisi olarak yer aldığı tüm Balkaner grubu şirketlerini de kapsadığını, müvekkilleri tarafından verilen hizmete karşılık ödeme yapıldığının ispat edilemediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasında akdedilen vekalet ve iş görmeyi de kapsayan karma akitten kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacıların sözleşme gereği üstlendikleri edimin kapsamı ve yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6108 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)

3. Değerlendirme

1.Vekâletnamesinde kanun yolundan feragat yetkisi bulunan davacılar vekili, 14.09.2022 tarihli dilekçesi ile davalılardan TMSF yönünden temyiz isteminden feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiştir.

Bu durumda, davacılar vekilinin davalı TMSF 'ye yönelik temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekir.

2. Dava, iş görme ve vekalet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, temyiz incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, hükmün gerekçe ile çelişmemesi esastır.

3. Mahkemece, kararın gerekçesinde davacıların sözleşme gereğince yapmayı taahhüt ettikleri işleri yapmadıkları, alacak haklarının doğmadığı belirtilmişse de, hüküm fıkrasının 1 inci bendinde gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde davacıların aktif dava husumeti olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün resen bozulması gerekmiştir.

4. Kabule göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacıların yükümlülüğü Ali Avni Balkaner ve Ali Avni Balkaner'e ait grup şirketlerinin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini ödeme protokolüne bağlamak üzere gerekli görüşmeleri yapmak ve protokolün imzalanmasını sağlamak olup, edim müzakere sürecine ilişkindir. Nitekim davacılar dosyaya ibraz edilen toplantı notu başlıklı belge fotokopileri ile müzakerelere iştirak etmek suretiyle edimlerini yerine getirdiklerini ispatlamaya çalışmışlardır. Bu durumda Mahkemece, tutanaklarda yer alan ilgili kurumlar ile yazışma yapılarak davacıların bu toplantılara iştirak ederek müzakere sürecine katılıp katılmadıkları araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1092 E. 2014/5725 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7407 E. 2013/23442 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12755 E. 2014/2154 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Fon bankası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1865 E. 2014/8088 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4838 E.  ,  2023/737 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/891 Esas, 2018/176 Karar

HÜKÜM

Dava şartı yokluğundan ret

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı ... arasında 21.06.2002 tarihli sözleşme imzalandığını, buna göre Ali Balkaner'e ait şirketlerin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerinin ödeme protokolüne bağlanacağını, yapılan iş karşılığı davalının kendilerine ödemede bulunacağını, sözleşmeye göre yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, buna rağmen davalının ödemede bulunmadığını ileri sürerek şimdilik 10.000'er TL alacağın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... İflas İdare memurları cevap dilekçesinde; davalının Ankara Ticaret Siciline kayıtlı tacir olup Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 2005/120 E. 2007/381 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiğini, tasfiye işlemlerinin Ankara İflas Müdürlüğünün 2007/30 sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, yetkili mahkemenin Ankara Ticaret mahkemeleri olduğunu, davalılar arasında dava arkadaşlığı bulunmadığını, davacıların müflis aleyhine dava açmada hukuki yararının bulunmadığını, TTK 106 ncı maddesindeki zamanaşımı süresinin dolduğunu, harcın tamamlatılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Davalı TMSF vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 20.09.2012 tarihli ve 2011/311 E., 2012/218 K. sayılı kararıyla; davacıların BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini protokole bağlamaya ilişkin hizmet verdiklerini iddia ettikleri, iş ve eylemlerinin ticari nitelik taşıması gerektiğinin asıl olduğu, davacıların tellallık işini davalıya sürekli bağlı olmaksızın verdikleri, aralarındaki ilişkinin ticari tellallık ilişkisinden kaynaklandığı, zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, aralarındaki ilişkinin 2009 yılında fesih ile son bulduğu, davanın ise 08.06.2011 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 18.04.2014 tarihli ve 2013/982 E., 2014/7709 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki 21.06.2002 tarihli sözleşmede, davacıların, Ali Avni Balkaner'in sahibi olduğu şirketlerin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkileri konusunda görüşmeler yapıp borçları ödeme protokolüne bağlayacağı, şirketlerin tüm hukuk, mali, vergi gibi konularında koordinasyon yetkisi verilerek bu konuda davacıların tek yetkili olacağı, şirketlerin tüm işlemlerini takip etmek üzere resmi kurum ve kuruluşlar ile üçüncü şahıslara karşı temsil yetkileri bulunacağı belirtilmiş, yine davacı ... ile davalı ... arasında düzenlenen genel vekaletname ile de borçların yeniden yapılandırılması ve tasfiyesi için TMSF'ye müracaat, her türlü görüşmelerin yapılması, borca ilişkin olarak sulh, ibra, kabul, feragat yetkisi verildiği görülmektedir.

Dolayısıyla, sözleşmede davacılara tanınan temsil yetkisi ve aralarında düzenlenen vekaletnamedeki yetkiler de nazara alındığında, taraflar arasındaki ilişkinin sadece ticari tellallıktan doğduğunun kabulünün mümkün olduğu, bu itibarla mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ve iş görmeyi de kapsayan karma bir akit olduğu, uyuşmazlığa Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, zamanaşımının da buna göre belirleneceği, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kabul edilerek, işin esasına girilip neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacılar lehine bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı TMSF'ye husumet yöneltilemeyeceği, davacıların yaptıkları sözleşmenin sadece Ali Avni Balkaner tarafından imzalanması ve davalıya ait Balkaner grubu ile fon arasında imzalanan protokollerin hiçbirinde davacıların davalıyı ve davalının şirketlerini temsilen imza atmadıklarını ve bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen hizmetin davalıya ve davalı şirketlerine verilmediği, sözleşmenin sadece ticari tellallık sözleşmesi olmadığı, karma bir akit olduğu ancak davacıların sözleşme gereğince yapmayı belirttikleri işleri yapmadıkları ve bu nedenle alacak haklarının doğmadığı ve davalılara karşı dava açma ehliyetlerinin olmayacağı gerekçesiyle davacıların aktif dava husumeti olmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

IV.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davacılar vekili;

14. 09.2022 tarihli dilekçe ile davalı TMSF yönünden temyiz isteminden feragat etmiştir.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; gelinen aşamada dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin sözleşmede üstlendikleri edimin gerekli görüşmeleri yapmak ve protokolün imzalanmasını sağlamak olduğunu, sözleşmeyi imza zorunluluklarının bulunmadığını, müvekkili tarafından imza edilen tek protokolün Emlak Bankası ile davalı arasındaki protokol olduğunu ve müvekkilince imzalanma nedeninin, davalı ... Balkanerin cezaevinde tutuklu halde bulunması ve müvekkilinden vekaleten imza atmasını talep etmesi olduğunu, bunun dışındaki tüm protokollerin davalının avukatları tarafından imzalandığını, davalı ... tarafından imzalanan sözleşmenin şahsın sahibi ve yöneticisi olarak yer aldığı tüm Balkaner grubu şirketlerini de kapsadığını, müvekkilleri tarafından verilen hizmete karşılık ödeme yapıldığının ispat edilemediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasında akdedilen vekalet ve iş görmeyi de kapsayan karma akitten kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacıların sözleşme gereği üstlendikleri edimin kapsamı ve yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6108 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)

3. Değerlendirme

1.Vekâletnamesinde kanun yolundan feragat yetkisi bulunan davacılar vekili, 14.09.2022 tarihli dilekçesi ile davalılardan TMSF yönünden temyiz isteminden feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiştir.

Bu durumda, davacılar vekilinin davalı TMSF 'ye yönelik temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekir.

2. Dava, iş görme ve vekalet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.

Diğer bir anlatımla, temyiz incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, hükmün gerekçe ile çelişmemesi esastır.

3. Mahkemece, kararın gerekçesinde davacıların sözleşme gereğince yapmayı taahhüt ettikleri işleri yapmadıkları, alacak haklarının doğmadığı belirtilmişse de, hüküm fıkrasının 1 inci bendinde gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde davacıların aktif dava husumeti olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün resen bozulması gerekmiştir.

4. Kabule göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacıların yükümlülüğü Ali Avni Balkaner ve Ali Avni Balkaner'e ait grup şirketlerinin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini ödeme protokolüne bağlamak üzere gerekli görüşmeleri yapmak ve protokolün imzalanmasını sağlamak olup, edim müzakere sürecine ilişkindir. Nitekim davacılar dosyaya ibraz edilen toplantı notu başlıklı belge fotokopileri ile müzakerelere iştirak etmek suretiyle edimlerini yerine getirdiklerini ispatlamaya çalışmışlardır. Bu durumda Mahkemece, tutanaklarda yer alan ilgili kurumlar ile yazışma yapılarak davacıların bu toplantılara iştirak ederek müzakere sürecine katılıp katılmadıkları araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacılar vekilinin davalı TMSF'ye yönelik temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle REDDİNE,

2.Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/939064100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.