Sözleşme | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4838 E. 2023/737 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Zamanaşımı
- ['6102/106']
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletname yetkisi↗ kanun yolundan feragat yetkisi↗ dava açma ehliyeti↗ kanun yolundan feragat↗ tellallık sözleşmesi↗ feragat yetkisi↗ harcın tamamlanması↗ vekalet sözleşmesi↗ temsil yetkisi↗ ticari dava niteliği↗ aktif husumet↗ ibra↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ dava şartı yokluğu↗ tmsf↗ fesih↗ protokol↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ feragat↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ iflas↗ sulh↗ taahhütname↗ tacir↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 20.09.2012 tarihli ve 2011/311 E., 2012/218 K. sayılı kararıyla; davacıların BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini protokole bağlamaya ilişkin hizmet verdiklerini iddia ettikleri, iş ve eylemlerinin ticari nitelik taşıması gerektiğinin asıl olduğu, davacıların tellallık işini davalıya sürekli bağlı olmaksızın verdikleri, aralarındaki ilişkinin ticari tellallık ilişkisinden kaynaklandığı, zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, aralarındaki ilişkinin 2009 yılında fesih ile son bulduğu, davanın ise 08.06.2011 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 18.04.2014 tarihli ve 2013/982 E., 2014/7709 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki 21.06.2002 tarihli sözleşmede, davacıların, Ali Avni Balkaner'in sahibi olduğu şirketlerin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkileri konusunda görüşmeler yapıp borçları ödeme protokolüne bağlayacağı, şirketlerin tüm hukuk, mali, vergi gibi konularında koordinasyon yetkisi verilerek bu konuda davacıların tek yetkili olacağı, şirketlerin tüm işlemlerini takip etmek üzere resmi kurum ve kuruluşlar ile üçüncü şahıslara karşı temsil yetkileri bulunacağı belirtilmiş, yine davacı ... ile davalı ... arasında düzenlenen genel vekaletname ile de borçların yeniden yapılandırılması ve tasfiyesi için TMSF'ye müracaat, her türlü görüşmelerin yapılması, borca ilişkin olarak sulh, ibra, kabul, feragat yetkisi verildiği görülmektedir. Dolayısıyla, sözleşmede davacılara tanınan temsil yetkisi ve aralarında düzenlenen vekaletnamedeki yetkiler de nazara alındığında, taraflar arasındaki ilişkinin sadece ticari tellallıktan doğduğunun kabulünün mümkün olduğu, bu itibarla mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ve iş görmeyi de kapsayan karma bir akit olduğu, uyuşmazlığa Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, zamanaşımının da buna göre belirleneceği, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kabul edilerek, işin esasına girilip neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacılar lehine bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı TMSF'ye husumet yöneltilemeyeceği, davacıların yaptıkları sözleşmenin sadece Ali Avni Balkaner tarafından imzalanması ve davalıya ait Balkaner grubu ile fon arasında imzalanan protokollerin hiçbirinde davacıların davalıyı ve davalının şirketlerini temsilen imza atmadıklarını ve bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen hizmetin davalıya ve davalı şirketlerine verilmediği, sözleşmenin sadece ticari tellallık sözleşmesi olmadığı, karma bir akit olduğu ancak davacıların sözleşme gereğince yapmayı belirttikleri işleri yapmadıkları ve bu nedenle alacak haklarının doğmadığı ve davalılara karşı dava açma ehliyetlerinin olmayacağı gerekçesiyle davacıların aktif dava husumeti olmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davacılar vekili; 14.09.2022 tarihli dilekçe ile davalı TMSF yönünden temyiz isteminden feragat etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; gelinen aşamada dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin sözleşmede üstlendikleri edimin gerekli görüşmeleri yapmak ve protokolün imzalanmasını sağlamak olduğunu, sözleşmeyi imza zorunluluklarının bulunmadığını, müvekkili tarafından imza edilen tek protokolün Emlak Bankası ile davalı arasındaki protokol olduğunu ve müvekkilince imzalanma nedeninin, davalı ... Balkanerin cezaevinde tutuklu halde bulunması ve müvekkilinden vekaleten imza atmasını talep etmesi olduğunu, bunun dışındaki tüm protokollerin davalının avukatları tarafından imzalandığını, davalı ... tarafından imzalanan sözleşmenin şahsın sahibi ve yöneticisi olarak yer aldığı tüm Balkaner grubu şirketlerini de kapsadığını, müvekkilleri tarafından verilen hizmete karşılık ödeme yapıldığının ispat edilemediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında akdedilen vekalet ve iş görmeyi de kapsayan karma akitten kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacıların sözleşme gereği üstlendikleri edimin kapsamı ve yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6108 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)
3. Değerlendirme
1.Vekâletnamesinde kanun yolundan feragat yetkisi bulunan davacılar vekili, 14.09.2022 tarihli dilekçesi ile davalılardan TMSF yönünden temyiz isteminden feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiştir.
Bu durumda, davacılar vekilinin davalı TMSF 'ye yönelik temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekir.
2. Dava, iş görme ve vekalet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, temyiz incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, hükmün gerekçe ile çelişmemesi esastır.
3. Mahkemece, kararın gerekçesinde davacıların sözleşme gereğince yapmayı taahhüt ettikleri işleri yapmadıkları, alacak haklarının doğmadığı belirtilmişse de, hüküm fıkrasının 1 inci bendinde gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde davacıların aktif dava husumeti olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün resen bozulması gerekmiştir.
4. Kabule göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacıların yükümlülüğü Ali Avni Balkaner ve Ali Avni Balkaner'e ait grup şirketlerinin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini ödeme protokolüne bağlamak üzere gerekli görüşmeleri yapmak ve protokolün imzalanmasını sağlamak olup, edim müzakere sürecine ilişkindir. Nitekim davacılar dosyaya ibraz edilen toplantı notu başlıklı belge fotokopileri ile müzakerelere iştirak etmek suretiyle edimlerini yerine getirdiklerini ispatlamaya çalışmışlardır. Bu durumda Mahkemece, tutanaklarda yer alan ilgili kurumlar ile yazışma yapılarak davacıların bu toplantılara iştirak ederek müzakere sürecine katılıp katılmadıkları araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1092 E. 2014/5725 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · reeskont faizi · terkin · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… nlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 16.873,89 TL'nin davalı İng Bank A.Ş'den tahsiline, 14.000,00 TL'ye 13.01.2000 tarihinden itibaren değişen oranda «reeskont faizi» yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı Ali Balkaner hakkında açılan davanın atiye «terk» edilmesi sebebiyle bu davalı hakkında açılan dava yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2-Ancak, her ne kadar mahkeme gerekçesinde 11.10.1999 ila 13.01.2000 tarihleri arası için «reeskont faizi» hesabı yapıldığı belirtilmişse de anılan tarihler için reeskont faiz oranları üzerinde olan ve «avans faizi» oranlarına karşılık gelen %80 ve %70 faiz oranlarının tatbiki ile hesap yapıldığı anlaşılmıştır.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ve «feri müdahil» vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7407 E. 2013/23442 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · vekalet ücreti takdiri · davanın açılmamış sayılması · ara karar · açılmamış sayılma · yenileme · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2) Ancak, 27.01.2011 tarihli celsede «ara» karar ile davalılardan TMSF ve BDDK yönünden «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş ve bu tarihten sonra da davalılar hakkında dava «yenilenmemiştir».
Bu durumda, mahkemece HMK 150/5 maddesi gereğince, bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi ve buna bağlı «vekalet ücreti takdiri» gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış davalılar TMSF ve BDDK vekillerinin temyiz itirazlarınn kabulü ile kararın adı geçen davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… uğrattığı, banka ile Off-shore arasında organik bir bağ olduğu gerekçesiyle davalılar Ali Balkaner, Balkaner Holding A.Ş. hakkında açılan davanın HMK 150. uyarınca «işlemden kaldırılmasına», ING Bank A.Ş. yönünden davanın kabulü ile 10.000 TL 20/12/1999 tarihinden itibaren değişken «avans faiz» oranlarıyla davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12755 E. 2014/2154 K.
Ortak:taahhütname · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece 20.09.2012 tarihli ve 2011/311 E., 2012/218 K. sayılı kararıyla; davacıların BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini «protokole» bağlamaya ilişkin hizmet verdiklerini iddia ettikleri, iş ve eylemlerinin «ticari nitelik» taşıması gerektiğinin asıl olduğu, davacıların tellallık işini davalıya sürekli bağlı olmaksızın verdikleri, aralarındaki ilişkinin ticari tellallık ilişkisinden kaynaklandığı, «zamanaşımı» süresinin 1 yıl olduğu, aralarındaki ilişkinin 2009 yılında «fesih» ile «son» bulduğu, davanın ise 08.06.2011 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kararın gerekçesinde davacıların sözleşme gereğince yapmayı «taahhüt» ettikleri işleri yapmadıkları, alacak haklarının doğmadığı belirtilmişse de, hüküm fıkrasının 1 inci bendinde gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde davacıların aktif dava «husumeti» olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün resen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın eyleminin «havale» işleminden ibaret olup davacıya karşı bir «taahhüt» içermemesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu bulunmadığı, diğer davalı T..
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki «aciz vesikaları» da gözetildiğinde, davacıların alacağını davalı Yurt Security Off-Shore Ltd’den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları BK’nın 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, BK’nın 41, TTK’nın 321/«son» ve 336/5. maddeleri uyarınca, davalının davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulması gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçev …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · aciz vesikası · dolandırıcılık · havale
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın eyleminin «havale» işleminden ibaret olup davacıya karşı bir «taahhüt» içermemesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu bulunmadığı, diğer davalı T..
T.. yönünden davanın «yargı yolu» nedeniyle reddi gerekip, verilen kararın sonucu itibariyle doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank AŞ’nin yöneticisi olan Ali Avni Balkaner hakkında, “offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»” suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7.
… lkaner ve Yurtbank A.Ş’nin davadışı diğer bir kısım yöneticilerinin, Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak Ali Avni …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1865 E. 2014/8088 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece 20.09.2012 tarihli ve 2011/311 E., 2012/218 K. sayılı kararıyla; davacıların BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini «protokole» bağlamaya ilişkin hizmet verdiklerini iddia ettikleri, iş ve eylemlerinin «ticari nitelik» taşıması gerektiğinin asıl olduğu, davacıların tellallık işini davalıya sürekli bağlı olmaksızın verdikleri, aralarındaki ilişkinin ticari tellallık ilişkisinden kaynaklandığı, «zamanaşımı» süresinin 1 yıl olduğu, aralarındaki ilişkinin 2009 yılında «fesih» ile «son» bulduğu, davanın ise 08.06.2011 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaBank A.Ş.'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın ... bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten ...Bank A.Ş.'nin ... tarafından devir alındıktan sonra en «son» ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · müteselsil sorumluluk · dolandırıcılık · ihbar · harç · avans faizi
Benzer bu karardaBank'ın «müteselsil sorumluluğunun» bulunduğu, «ihbar olunan» ...'nun dava konusu alacağın ödenmesini üstlendiği gerekçesiyle 4.331,75 TL'nın dava tarihine kadar vadesiz hesaba uygulanan faizi oranında faizi, dava tarihinden itibaren ise değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalı ve ...'den müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve «ihbar olunan» vekili temyiz etmişlerdir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin ve «ihbar olunan» vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Bank A.Ş.'nin hakim ortağının Ali Avni Balkaner olup, ... şirketinin tek sahibi olduğu, bu şirketi sahibi olduğu banka kanalıyla topladığı mevduatı kendi özel şirketlerine para aktarmada kullandığının tespit edildiği ve bu konuda «dolandırıcılık» suçundan ceza aldığı, böylece bankanın hakim ortağı ile ... şirketinin sahibinin aynı şahıs olduğu, görünüşte ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4838 E. , 2023/737 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/891 Esas, 2018/176 Karar
HÜKÜM
Dava şartı yokluğundan ret
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı ... arasında 21.06.2002 tarihli sözleşme imzalandığını, buna göre Ali Balkaner'e ait şirketlerin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerinin ödeme protokolüne bağlanacağını, yapılan iş karşılığı davalının kendilerine ödemede bulunacağını, sözleşmeye göre yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, buna rağmen davalının ödemede bulunmadığını ileri sürerek şimdilik 10.000'er TL alacağın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... İflas İdare memurları cevap dilekçesinde; davalının Ankara Ticaret Siciline kayıtlı tacir olup Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 2005/120 E. 2007/381 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiğini, tasfiye işlemlerinin Ankara İflas Müdürlüğünün 2007/30 sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, yetkili mahkemenin Ankara Ticaret mahkemeleri olduğunu, davalılar arasında dava arkadaşlığı bulunmadığını, davacıların müflis aleyhine dava açmada hukuki yararının bulunmadığını, TTK 106 ncı maddesindeki zamanaşımı süresinin dolduğunu, harcın tamamlatılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı TMSF vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 20.09.2012 tarihli ve 2011/311 E., 2012/218 K. sayılı kararıyla; davacıların BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini protokole bağlamaya ilişkin hizmet verdiklerini iddia ettikleri, iş ve eylemlerinin ticari nitelik taşıması gerektiğinin asıl olduğu, davacıların tellallık işini davalıya sürekli bağlı olmaksızın verdikleri, aralarındaki ilişkinin ticari tellallık ilişkisinden kaynaklandığı, zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, aralarındaki ilişkinin 2009 yılında fesih ile son bulduğu, davanın ise 08.06.2011 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 18.04.2014 tarihli ve 2013/982 E., 2014/7709 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki 21.06.2002 tarihli sözleşmede, davacıların, Ali Avni Balkaner'in sahibi olduğu şirketlerin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkileri konusunda görüşmeler yapıp borçları ödeme protokolüne bağlayacağı, şirketlerin tüm hukuk, mali, vergi gibi konularında koordinasyon yetkisi verilerek bu konuda davacıların tek yetkili olacağı, şirketlerin tüm işlemlerini takip etmek üzere resmi kurum ve kuruluşlar ile üçüncü şahıslara karşı temsil yetkileri bulunacağı belirtilmiş, yine davacı ... ile davalı ... arasında düzenlenen genel vekaletname ile de borçların yeniden yapılandırılması ve tasfiyesi için TMSF'ye müracaat, her türlü görüşmelerin yapılması, borca ilişkin olarak sulh, ibra, kabul, feragat yetkisi verildiği görülmektedir.
Dolayısıyla, sözleşmede davacılara tanınan temsil yetkisi ve aralarında düzenlenen vekaletnamedeki yetkiler de nazara alındığında, taraflar arasındaki ilişkinin sadece ticari tellallıktan doğduğunun kabulünün mümkün olduğu, bu itibarla mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ve iş görmeyi de kapsayan karma bir akit olduğu, uyuşmazlığa Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, zamanaşımının da buna göre belirleneceği, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kabul edilerek, işin esasına girilip neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacılar lehine bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı TMSF'ye husumet yöneltilemeyeceği, davacıların yaptıkları sözleşmenin sadece Ali Avni Balkaner tarafından imzalanması ve davalıya ait Balkaner grubu ile fon arasında imzalanan protokollerin hiçbirinde davacıların davalıyı ve davalının şirketlerini temsilen imza atmadıklarını ve bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen hizmetin davalıya ve davalı şirketlerine verilmediği, sözleşmenin sadece ticari tellallık sözleşmesi olmadığı, karma bir akit olduğu ancak davacıların sözleşme gereğince yapmayı belirttikleri işleri yapmadıkları ve bu nedenle alacak haklarının doğmadığı ve davalılara karşı dava açma ehliyetlerinin olmayacağı gerekçesiyle davacıların aktif dava husumeti olmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davacılar vekili;
14. 09.2022 tarihli dilekçe ile davalı TMSF yönünden temyiz isteminden feragat etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; gelinen aşamada dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin sözleşmede üstlendikleri edimin gerekli görüşmeleri yapmak ve protokolün imzalanmasını sağlamak olduğunu, sözleşmeyi imza zorunluluklarının bulunmadığını, müvekkili tarafından imza edilen tek protokolün Emlak Bankası ile davalı arasındaki protokol olduğunu ve müvekkilince imzalanma nedeninin, davalı ... Balkanerin cezaevinde tutuklu halde bulunması ve müvekkilinden vekaleten imza atmasını talep etmesi olduğunu, bunun dışındaki tüm protokollerin davalının avukatları tarafından imzalandığını, davalı ... tarafından imzalanan sözleşmenin şahsın sahibi ve yöneticisi olarak yer aldığı tüm Balkaner grubu şirketlerini de kapsadığını, müvekkilleri tarafından verilen hizmete karşılık ödeme yapıldığının ispat edilemediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında akdedilen vekalet ve iş görmeyi de kapsayan karma akitten kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacıların sözleşme gereği üstlendikleri edimin kapsamı ve yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6108 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 818 sayılı Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)
3. Değerlendirme
1.Vekâletnamesinde kanun yolundan feragat yetkisi bulunan davacılar vekili, 14.09.2022 tarihli dilekçesi ile davalılardan TMSF yönünden temyiz isteminden feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiştir.
Bu durumda, davacılar vekilinin davalı TMSF 'ye yönelik temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekir.
2. Dava, iş görme ve vekalet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, temyiz incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, hükmün gerekçe ile çelişmemesi esastır.
3. Mahkemece, kararın gerekçesinde davacıların sözleşme gereğince yapmayı taahhüt ettikleri işleri yapmadıkları, alacak haklarının doğmadığı belirtilmişse de, hüküm fıkrasının 1 inci bendinde gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde davacıların aktif dava husumeti olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün resen bozulması gerekmiştir.
4. Kabule göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacıların yükümlülüğü Ali Avni Balkaner ve Ali Avni Balkaner'e ait grup şirketlerinin BDDK ve diğer bankalarla olan kredi ilişkilerini ödeme protokolüne bağlamak üzere gerekli görüşmeleri yapmak ve protokolün imzalanmasını sağlamak olup, edim müzakere sürecine ilişkindir. Nitekim davacılar dosyaya ibraz edilen toplantı notu başlıklı belge fotokopileri ile müzakerelere iştirak etmek suretiyle edimlerini yerine getirdiklerini ispatlamaya çalışmışlardır. Bu durumda Mahkemece, tutanaklarda yer alan ilgili kurumlar ile yazışma yapılarak davacıların bu toplantılara iştirak ederek müzakere sürecine katılıp katılmadıkları araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin davalı TMSF'ye yönelik temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle REDDİNE,
2.Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/939064100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz