Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4882 E. 2014/10905 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açık hesap ilişkisi↗ açık hesap↗ hapis hakkı↗ cari hesap sözleşmesi↗ iade faturası↗ takas-mahsup↗ icra inkâr tazminatı↗ takas↗ cari hesap↗ mahsup↗ komisyon↗ ticari defter↗ fatura↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt komisyoncu; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte, ödeme ve fatura hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacı yanın yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı yanca ispat edilemediği, gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 USD asıl alacak yönünden iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 7.576,96 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasında karşılıklı yapılan taşımalar nedeni ile yazılı sözleşmeye bağlı açık hesap ilişkisinin bulunduğu toplanan delillerle anlaşılmakta olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda, aynı ilişkiden kaynaklanan hesaplamada davalının savunması çerçevesinde davacının alacağından davalının bu ilişki çerçevesinde 3. kişilere yaptığı ödemelerden ötürü takas-mahsup talebinde bulunabileceği kural olarak kabul edilmelidir. Bu itibarla, mahkemenin davalının mahsup savunmasının sadece davacının takibe ve davaya konu ettiği 12 adet taşıma ile ilgili olması gerektiği ve bu hususun ispatlanamadığı yolundaki gerekçesi yerinde değildir. Hal böyle olmakla, mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan iade faturaları ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde hapis hakkını kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/415 E. 2023/1086 K.
Ortak:cari hesap sözleşmesi · hapis hakkı · iade faturası · takas · cari hesap · mahsup · komisyon · ticari defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt «komisyoncu»; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında «cari hesap sözleşmesi» bulunmamakla birlikte, ödeme ve «fatura» hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı «ticari defterlerine» usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacı yanın yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı yanca ispat edilemediği, gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 USD «asıl alacak» yönünden iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 7.576,96 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar v …
Bu durumda, aynı ilişkiden kaynaklanan hesaplamada davalının savunması çerçevesinde davacının alacağından davalının bu ilişki çerçevesinde 3. kişilere yaptığı ödemelerden ötürü «takas-mahsup» talebinde bulunabileceği kural olarak kabul edilmelidir.
Hal böyle olmakla, mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan «iade faturaları» ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde «hapis hakkını» kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 14.01.2014 tarih, 2013/53 E. ve 2014/12 K. sayılı kararı ile Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt «komisyoncu»; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında «cari hesap sözleşmesi» bulunmamakla birlikte, ödeme ve «fatura» hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalıya tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı «ticari defterlerine» usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacının yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 usd «asıl alacak» yönünden iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
… izin 09.06.2014 tarih, 2014/4882 E. ve 2014/10905 K. sayılı kararıyla mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan «iade faturaları» ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde «hapis hakkını» kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendir …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/«167» K. sayılı kararı ile asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği «muaccel» alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:navlun faturası · doğrudan zarar · navlun bedeli · i̇i̇k 167 · müktesep hak · navlun · muacceliyet · hukuki yarar
Benzer bu kararda… etle; davacının el koyduğu eşyaların tamamı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişilerce sadece malına el konulan müşterilerin tazmin faturalarına yani «doğrudan zararlarının» incelendiğini, müşterilerin bir kısmının daha sonraki taşımalarında «navlun bedelini» düşürterek zarar bedelini aldığını, «navlun faturalarındaki» indirimlerin bilirkişiler tarafından incelenmesinin gerektiğini, birleşen davada aleyhe hükmolunan vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerinin» haksız olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/«167» K. sayılı kararı ile asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği «muaccel» alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin, 23.10.2019 tarih, 2018/5369 E. ve 2019/6629 K. sayılı kararıyla Mahkemece, asıl davada davacının «hapis hakkı» bulunmadığının kabul edildiği, ancak bu kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafından temyiz edilmediği, bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü «müktesep hak» oluştuğu, asıl davada davalının «takas» talebi dikkate alınarak davacı tarafından alıcılarına «teslim» edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalının «takas» beyanının dikkate alınması gerektiği, icra takibindeki alacak miktarının 21.125,75 usd olduğu, asıl davada davalının hapis hakkından kaynaklı zararının 13.175,75 usd olduğu, davalı alıcılarına bir kısım malların «teslim» olmadığının davacının kabulünde olduğu, alıcılara teslim edilmeyen mallara ilişkin davalının 20.04.2012 tarihi, 713490, 713491 ve 713684 numaralı faturalar düzenlendiği, bu faturaların borçtan mahsubu gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın 7.950,00 usd «asıl alacak» yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4 üncü maddesinin a bendi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına; birleşen davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8762 E. 2011/1348 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:konşimento · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «konşimentoda» uyuşmazlık halinde Çin Denizcilik Mahkemesinin yetkili kılındığı gerekçesiyle, «yetki» yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4882 E. , 2014/10905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/01/2014
NUMARASI 2013/53-2014/12
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.01.2014 tarih ve 2013/53-2014/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Çin Halk Cumhuriyeti'nin Şanghay şehrinde kurulduğunu, Çin'in taşımacılık sektöründe tanınmış ve itibarlı bir şirket olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin çalıştığı taşıma komisyoncularından biri olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki neticesinde verilen taşıma hizmetlerine karşılık müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturaların davalı borçluya gönderildiğini, davalı borçlunun faturalara yazılı veya sözlü herhangi bir itirazının olmadığını, ancak yapılan tüm görüşmelere rağmen davalı tarafından bir ödeme yapılmaması üzerine 23.130,75 USD asıl alacağa istinaden davalı şirket hakkında Bakırköy 10.
İcra Müdürlüğü'nün 2012/14393 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerinde takibin durduğunu, takibin itiraz sonucu durdurulmasından sonra 13/08/2012 tarihinde davalı şirketin müvekkili şirketin banka hesabına 2.005,00 USD havale gönderdiğini, bu durumun da davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, ileri sürerek itirazın kısmen iptaline, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Çin uyruklu tüzel kişi olup teminat yatırması gerektiğini, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine göre karşılıklı hizmet verildiğini, bunun temelinde taşıma komisyonculuğu bulunduğunu, davacı firma tarafından gönderimi yapılan emtiaların müvekkili tarafından Türkiye içinde teslim edilirken, müvekkili tarafından gönderimi yapılan malların da davacı tarafından Çin'deki alıcıya teslim edildiğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğunu, müvekkili firmanın Çin' deki alıcıya teslim edilmek üzere Türkiye' deki müşterilerinden kendisine taşıyıcı sıfatı ile teslim edilen emtiaları gönderdiğini, ancak davacı tarafından bu mallara el konularak teslimat yapılmadığını, davacının bu malların teslim edilmesi için sözleşmeye aykırı olarak bütün cari hesap borcunun kapatılmasını istediğini, müvekkilinin vadesi gelmiş borcu olmadığını, davacının sözleşmeyi ihlal ederek 3.
kişi müşterilere ait malları teslim etmediğinı, davacının elkoyduğu malları gönderen firmalar tarafından da taşıyıcı sıfatı ile müvekkiline rücu edilerek malların bedeli tazmin edildiğini, müvekkili tarafça da bu zararların davacı adına fatura edilip davacı hesabına işlendiğini, davacının verdiği zararın mahsubundan sonra borcun kalan kısmı davacıya ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt komisyoncu; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte, ödeme ve fatura hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacı yanın yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı yanca ispat edilemediği, gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 USD asıl alacak yönünden iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 7.576,96 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasında karşılıklı yapılan taşımalar nedeni ile yazılı sözleşmeye bağlı açık hesap ilişkisinin bulunduğu toplanan delillerle anlaşılmakta olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda, aynı ilişkiden kaynaklanan hesaplamada davalının savunması çerçevesinde davacının alacağından davalının bu ilişki çerçevesinde 3. kişilere yaptığı ödemelerden ötürü takas-mahsup talebinde bulunabileceği kural olarak kabul edilmelidir. Bu itibarla, mahkemenin davalının mahsup savunmasının sadece davacının takibe ve davaya konu ettiği 12 adet taşıma ile ilgili olması gerektiği ve bu hususun ispatlanamadığı yolundaki gerekçesi yerinde değildir. Hal böyle olmakla, mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan iade faturaları ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde hapis hakkını kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102157300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz