Çağrısız toplanan yönetim kurulunda TTK 390/4 usulüne uyulmadan alınan kararın butlanı ve ispat yükü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6232 E. 2023/653 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Başkan çağrısı olmaksızın toplanan yönetim kurulunun aldığı kararın geçerli olması, TTK 390/4 uyarınca bir üyenin yazılı önerisine üye tam sayısı çoğunluğunun yazılı onayının alınmasına ve aynı önerinin tüm üyelere ulaştırılmasına bağlıdır; bu emredici usule uyulmadan alınan karar anonim şirketin temel yapısını bozduğundan TTK 391/1-b uyarınca butlanla maluldür. Çağrının ve önerinin usulüne uygun yapıldığını ispat yükü bunu savunan tarafa aittir.
Ele alınan sorunlar
Çağrısız yapılan yönetim kurulu toplantısında alınan kararın geçerliliği ve ispat yükü → kabul
İddia: Davalı, üç kişilik yönetim kurulunun üye tam sayısı çoğunluğuyla (iki kişiyle) toplanıp karar alabileceğini, davacının sözlü olarak haberdar edildiğini ve kararın imzaya gönderildiğini savunmuştur.
Gerekçe: TTK 390 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca yönetim kurulu, esas sözleşmede ağırlaştırıcı hüküm yoksa üye tam sayısının çoğunluğuyla toplanır ve kararlarını hazır üyelerin çoğunluğuyla alır; kural olarak başkan veya vekili tarafından toplantıya çağrılır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre başkan çağrısı olmadan da karar alınabilir; ancak bunun için üyelerden birinin karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısı çoğunluğunun yazılı onayının alınması ve aynı önerinin tüm üyelere yapılmış olması emredici bir geçerlilik şartıdır. Bu usule uyulması anonim şirketin temel yapısıyla ilgili olup, uyulmaması temel yapıyı bozar ve karar TTK 391 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca butlan yaptırımına tabidir. Somut olayda davalı, davacının sözlü davetini ve kararın imzaya gönderildiğini ispatlayamadığından toplantının çağrısız yapıldığının kabulü zorunludur; üç kişilik yönetim kurulunun çağrısız ve anılan usule uyulmadan iki kişiyle aldığı karar yok hükmündedir. Bu nedenle davanın kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
TTK 390/4 usulüne uyulmadan çağrısız alınan yönetim kurulu kararının butlanı ve çağrı/önerinin usulüne uygunluğunun ispat yükü yönünden bağlayıcı Yargıtay içtihadı.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çağrısız yönetim kurulu toplantısı↗ butlan↗ yokluk↗ toplantı ve karar nisabı↗ anonim şirketin temel yapısı↗ ispat yükü↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının iptali | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13709 E. 2018/6884 K.
Ortak:yokluk
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «yönetim kurulu» kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, davalı şirketin 13.02.2020 tarih ve 2020/02 karar numaralı yönetim kurulu toplantısıyla şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin «olağan genel kurul» toplantısının kararda gösterilen gündem maddeleri görüşülmek üzere 09.03.2020 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin anılan toplantıya davet edilmediği gibi kararın toplantı ve karar nisabından da yoksun olduğunu, ortada usulüne uygun olarak yapılmış bir yönetim kurulu toplantısı bulunmadığını ileri sürerek anılan yönetim kurulu kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 6102 sayılı Kanun’un 390 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca toplantı ve karar «nisabının» sağlandığı, davaya konu «yönetim kurulu» toplantısında davacının haklarına halel getirecek nitelikte bir karar alınmadığı, davacının söz konusu yönetim kurulu toplantısında alınan karar gereğince yapılan genel kurul toplantısına bizzat katıldığı da gözetildiğinde kararın «yokluk» ve «butlan» yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. (1) Dava, 31.10.2014 tarihli davalı «anonim şirket» genel kurulunda alınan 3 ve 5 nolu kararların iptali ve bu kararların alındığı genel kurulun toplanmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararının «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurula çağrı · yoklukla malul karar · dürüstlük kuralı · anonim şirket · geçersizlik · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaKararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. (1) Dava, 31.10.2014 tarihli davalı «anonim şirket» genel kurulunda alınan 3 ve 5 nolu kararların iptali ve bu kararların alındığı genel kurulun toplanmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararının «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davacı «genel kurul çağrı» kararının alındığı 09.10.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunu ve bu nedenle bu karara dayalı olarak yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların da iptalinin gerektiğini iddia etmiştir.
Bu durumda, mahkemece, ...'nın 390/4 ve 392/7. maddeleri gereğince «geçersiz» «yönetim kurulu» kararına dayalı olan ve ...'nın 416. maddesi uyarınca toplanmadığı da sabit bulunan davalı Şirket'in 31.10.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararları …
İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 31.10.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunun 5.maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiştir.
-
Yönetim kurulu kararının iptali | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13709 E. 2018/6884 K.
Ortak:yokluk
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «yönetim kurulu» kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, davalı şirketin 13.02.2020 tarih ve 2020/02 karar numaralı yönetim kurulu toplantısıyla şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin «olağan genel kurul» toplantısının kararda gösterilen gündem maddeleri görüşülmek üzere 09.03.2020 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin anılan toplantıya davet edilmediği gibi kararın toplantı ve karar nisabından da yoksun olduğunu, ortada usulüne uygun olarak yapılmış bir yönetim kurulu toplantısı bulunmadığını ileri sürerek anılan yönetim kurulu kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 6102 sayılı Kanun’un 390 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca toplantı ve karar «nisabının» sağlandığı, davaya konu «yönetim kurulu» toplantısında davacının haklarına halel getirecek nitelikte bir karar alınmadığı, davacının söz konusu yönetim kurulu toplantısında alınan karar gereğince yapılan genel kurul toplantısına bizzat katıldığı da gözetildiğinde kararın «yokluk» ve «butlan» yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. (1) Dava, 31.10.2014 tarihli davalı «anonim şirket» genel kurulunda alınan 3 ve 5 nolu kararların iptali ve bu kararların alındığı genel kurulun toplanmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararının «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurula çağrı · yoklukla malul karar · dürüstlük kuralı · anonim şirket · geçersizlik · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaKararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. (1) Dava, 31.10.2014 tarihli davalı «anonim şirket» genel kurulunda alınan 3 ve 5 nolu kararların iptali ve bu kararların alındığı genel kurulun toplanmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararının «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davacı «genel kurul çağrı» kararının alındığı 09.10.2014 tarihli «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunu ve bu nedenle bu karara dayalı olarak yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların da iptalinin gerektiğini iddia etmiştir.
Bu durumda, mahkemece, ...'nın 390/4 ve 392/7. maddeleri gereğince «geçersiz» «yönetim kurulu» kararına dayalı olan ve ...'nın 416. maddesi uyarınca toplanmadığı da sabit bulunan davalı Şirket'in 31.10.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararları …
İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 31.10.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunun 5.maddesinin kanuna, ana sözleşmeye ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8208 E. 2021/7137 K.
Ortak:butlan · yokluk
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «yönetim kurulu» kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, davalı şirketin 13.02.2020 tarih ve 2020/02 karar numaralı yönetim kurulu toplantısıyla şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin «olağan genel kurul» toplantısının kararda gösterilen gündem maddeleri görüşülmek üzere 09.03.2020 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin anılan toplantıya davet edilmediği gibi kararın toplantı ve karar nisabından da yoksun olduğunu, ortada usulüne uygun olarak yapılmış bir yönetim kurulu toplantısı bulunmadığını ileri sürerek anılan yönetim kurulu kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 6102 sayılı Kanun’un 390 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca toplantı ve karar «nisabının» sağlandığı, davaya konu «yönetim kurulu» toplantısında davacının haklarına halel getirecek nitelikte bir karar alınmadığı, davacının söz konusu yönetim kurulu toplantısında alınan karar gereğince yapılan genel kurul toplantısına bizzat katıldığı da gözetildiğinde kararın «yokluk» ve «butlan» yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… önetim kuruluna davet edilmediği ve alınan kararın davacının onayına sunulduğuna ilişkin delilin de dosyaya sunulmadığı bu nedenle aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca «yokluk» şartının oluştuğu, alınan «yönetim kurulu» kararının ve genel kurul kararının yok hükmünde olduğu, bunun tek istisnası olan «çağrısız genel kurul» toplantısının ise davacının toplantıya katılarak toplantının yapılmamasını talep ettiği için şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Çorum Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10210 «ticaret sicil» numarasında kayıtlı davalı şirketin 07/03/2013 tarihli Genel Kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, «kayyım atanması» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «genel kurul kararlarının butlanı» istemine ilişkin olup mahkemece genel kurulu toplantıya çağıran «yönetim kurulu» kararında gerekli «nisabın» bulunmaması nedeniyle çağrının yok hükmünde olduğu, çağrının yok hükmünde olması nedeni ile de genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde olduğuna karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · genel kurula çağrı · çağrısız genel kurul · kayyım atanması · karar nisabı · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · kayyım
Benzer bu kararda… önetim kuruluna davet edilmediği ve alınan kararın davacının onayına sunulduğuna ilişkin delilin de dosyaya sunulmadığı bu nedenle aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca «yokluk» şartının oluştuğu, alınan «yönetim kurulu» kararının ve genel kurul kararının yok hükmünde olduğu, bunun tek istisnası olan «çağrısız genel kurul» toplantısının ise davacının toplantıya katılarak toplantının yapılmamasını talep ettiği için şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Çorum Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10210 «ticaret sicil» numarasında kayıtlı davalı şirketin 07/03/2013 tarihli Genel Kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, «kayyım atanması» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «genel kurul kararlarının butlanı» istemine ilişkin olup mahkemece genel kurulu toplantıya çağıran «yönetim kurulu» kararında gerekli «nisabın» bulunmaması nedeniyle çağrının yok hükmünde olduğu, çağrının yok hükmünde olması nedeni ile de genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde olduğuna karar verilmiştir.
Dairemizce geri çevrilme yapılarak getirtilen 15.02.2013 tarihli, 1 karar nolu «yönetim kurulu» kararı incelendiğinde 5 kişilik yönetim kurulunun 4 üyesinin «şirket merkezinde» toplanarak «genel kurula çağrı» kararı aldığı ve bu nedenle yönetim kurulunun bu toplantısının TTK'nın 390/1. maddesinde gösterilen nisaplara uygun olarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
Ancak TTK'nın 390/1. maddesi gereğince «esas sözleşmede» aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, «yönetim kurulu» üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2180 E. 2025/3118 K.
Ortak:yokluk
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «yönetim kurulu» kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, davalı şirketin 13.02.2020 tarih ve 2020/02 karar numaralı yönetim kurulu toplantısıyla şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin «olağan genel kurul» toplantısının kararda gösterilen gündem maddeleri görüşülmek üzere 09.03.2020 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin anılan toplantıya davet edilmediği gibi kararın toplantı ve karar nisabından da yoksun olduğunu, ortada usulüne uygun olarak yapılmış bir yönetim kurulu toplantısı bulunmadığını ileri sürerek anılan yönetim kurulu kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 6102 sayılı Kanun’un 390 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca toplantı ve karar «nisabının» sağlandığı, davaya konu «yönetim kurulu» toplantısında davacının haklarına halel getirecek nitelikte bir karar alınmadığı, davacının söz konusu yönetim kurulu toplantısında alınan karar gereğince yapılan genel kurul toplantısına bizzat katıldığı da gözetildiğinde kararın «yokluk» ve «butlan» yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 30.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların «çağrının usulsüz» olarak yapılması ve gündemin gereği gibi «ilan» edilmemesi nedeniyle «yoklukla malul» olduğunu ancak, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kararların iptali gerektiğini, genel kurulu toplantıya çağıran «yönetim kurulu» kararının usulsüz olduğunu, genel kurulun usulüne uygun toplanmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, «esas sözleşme değişikliklerinde» değişen maddelerin eski ve yeni şekillerinin ilanda belirtilmesi gerektiğini, esas sözleşme uyarınca yönetim kurulunun üç üyeden oluşması gerekirken daha az sayıda …
… E-2023/653 K., 2017/4046 E-2019/3005 K., sayılı ilamları), davacının toplantıya katılmasının da sonuca etkili olmayacağı zira, 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesindeki «çağrısız genel kurul» toplantısı şartlarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin 30.04.2021 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… reken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle «yönetim kurulu» kararının 6102 sayılı TTK'nın 390. maddesindeki usule uyulmadan alındığı ve yok hükmünde olduğu, davacının noter aracılığıyla genel kurul toplantısına itiraz etmiş ve davacının «yokluk» iddiasında bulunabilecek olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme değişikliği · çağrısız genel kurul · çağrı usulsüzlüğü · terditli dava · yoklukla malul karar · karar nisabı · muhalefet şerhi · esas sözleşme
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 30.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların «çağrının usulsüz» olarak yapılması ve gündemin gereği gibi «ilan» edilmemesi nedeniyle «yoklukla malul» olduğunu ancak, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kararların iptali gerektiğini, genel kurulu toplantıya çağıran «yönetim kurulu» kararının usulsüz olduğunu, genel kurulun usulüne uygun toplanmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, «esas sözleşme değişikliklerinde» değişen maddelerin eski ve yeni şekillerinin ilanda belirtilmesi gerektiğini, esas sözleşme uyarınca yönetim kurulunun üç üyeden oluşması gerekirken daha az sayıda …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, toplantıya çağrının usulüne uygun olduğunu, kaldı ki çağrıdaki usulsüzlüğün «nisabı» etkilememesi halinde tek başına iptal «sebebi» olmadığını, «esas sözleşmenin» 7. maddesinde yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı açıklanmasına rağmen esas sözleşmenin 8/3. maddesinde şirket genel kurulu tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümlerine göre en çok 3 yıl için seçilecek en az 1 ve en çok 5 üyeli bir «yönetim kurulu» tarafından «temsil» ve ilzam edileceğinin hükme bağlandığını, 7. maddedeki yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı düzenlemesinin kuruluş aşamasında esas sözleşmeyle seçilen yönetim kurulu yönünden söz konusu olduğunu, 30.04.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların «geçersizliği» veya iptali şartlarının oluşmadığını, davacının alınan kararlarda «muhalefet şerhinin» de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… E-2023/653 K., 2017/4046 E-2019/3005 K., sayılı ilamları), davacının toplantıya katılmasının da sonuca etkili olmayacağı zira, 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesindeki «çağrısız genel kurul» toplantısı şartlarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin 30.04.2021 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının davalı şirketin 30.04.2021 tarihli «olağanüstü genel kurulda» alınan kararların iptaline («terditli» 2. talebine) ilişkin davasının reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
-
Genel kurul kararının hükümsüzlüğü | İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3013 E. 2015/8295 K.
Ortak:butlan
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «yönetim kurulu» kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, davalı şirketin 13.02.2020 tarih ve 2020/02 karar numaralı yönetim kurulu toplantısıyla şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin «olağan genel kurul» toplantısının kararda gösterilen gündem maddeleri görüşülmek üzere 09.03.2020 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin anılan toplantıya davet edilmediği gibi kararın toplantı ve karar nisabından da yoksun olduğunu, ortada usulüne uygun olarak yapılmış bir yönetim kurulu toplantısı bulunmadığını ileri sürerek anılan yönetim kurulu kararının «yokluk» ve «butlanla» malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 6102 sayılı Kanun’un 390 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca toplantı ve karar «nisabının» sağlandığı, davaya konu «yönetim kurulu» toplantısında davacının haklarına halel getirecek nitelikte bir karar alınmadığı, davacının söz konusu yönetim kurulu toplantısında alınan karar gereğince yapılan genel kurul toplantısına bizzat katıldığı da gözetildiğinde kararın «yokluk» ve «butlan» yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lanabilmesi ve katılanların çoğunluğuyla karar alabilmesi karşısında kararın hukuka uygun olduğu, genel kurul çağrısının TTK'nın 414. maddesinde belirtilen usul ile «ilan» edildiği, davacıya yapılan «tebligatın» da öngörülen sürede yapıldığı, içerik olarak genel kurul kararının TTK'nın 445. maddesinde belirtilen iptale tabi nitelikte olmadığı, yine kararların 446. maddesinde belirtilen kişisel sorumluluk doğurucu nitelikte olmadığı ve 447. maddesinde sayılan «butlan» sebeplerine havi olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, şirket «genel kurul kararlarının butlanı», olmazsa «iptali davası» olup, mahkemece alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · genel kurula çağrı · çağrı usulsüzlüğü · muhalefet şerhi · el koyma · tebliğ tarihi · bilirkişi raporuna itiraz · cy/cy şerhi
Benzer bu karardaGenel kurul toplantısına «çağrının usulsüz» olması halinde ise, bu hususun şirket ortağına genel kurul toplantısına katılma ve «muhalefet şerhi» «koyma» şartı bulunmaksızın «iptal davası» açma hakkı vereceği gözetilerek, davacının ayrıca kararların iyi niyet, anasözleşme ve kanuna aykırı olduğu iddiası ile iptal davası açtığı gözetilmek suretiyle bu …
2-Ayrıca, kabule göre de, bilirkişi raporunda, «genel kurula çağrı» «tebligatının» 12/03/2014 tarihinde yapıldığı ve bu nedenle çağrının usulüne uygun olduğu belirtilmiş ise de, davacı «bilirkişi raporuna itirazında», PTT internet sitesinden aldığı bilgisayar çıktısını «ibraz» ederek 12/03/2014 tarihinin tebliğ değil mektubun PTT'den çıkış tarihi olduğunu, «tebliğ tarihinin» ise 18/03/2014 tarihi olduğunu ve bu nedenle tebligatın da usulsüz olduğunu iddia etmiştir.
1-Dava, şirket «genel kurul kararlarının butlanı», olmazsa «iptali davası» olup, mahkemece alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı, «genel kurul çağrı» kararının alındığı 26/02/2014 tarihli «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunu ve bu nedenle bu karara dayalı olarak yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların da yok hükmünde olduğunu iddia etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6232 E. , 2023/653 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1484 Esas, 2021/781 Karar
DAVA TARİHİ 05.03.2020
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/172 E., 2020/382 K.
Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının yokluk ve butlanla malul olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı şirketin 13.02.2020 tarih ve 2020/02 karar numaralı yönetim kurulu toplantısıyla şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının kararda gösterilen gündem maddeleri görüşülmek üzere 09.03.2020 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ancak müvekkilinin anılan toplantıya davet edilmediği gibi kararın toplantı ve karar nisabından da yoksun olduğunu, ortada usulüne uygun olarak yapılmış bir yönetim kurulu toplantısı bulunmadığını ileri sürerek anılan yönetim kurulu kararının yokluk ve butlanla malul olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yönetim kurulu toplantısından sözlü olarak haberdar edildiğini ve alınan kararın imzalamak üzere davacıya gönderildiğini, ancak davacının kararı imzalamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 390 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre 3 kişiden oluşan yönetim kurulunun 2 kişiyle toplanıp karar alabileceğini, iptali istenilen yönetim kurulu kararının genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin olup davacının ortaklıktan kaynaklanan haklarına zarar verebilecek bir niteliğinin bulunmadığını, kaldı ki davacının yönetim kurulu kararına istinaden yapılan genel kurul toplantısına da bizzat katıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 6102 sayılı Kanun’un 390 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca toplantı ve karar nisabının sağlandığı, davaya konu yönetim kurulu toplantısında davacının haklarına halel getirecek nitelikte bir karar alınmadığı, davacının söz konusu yönetim kurulu toplantısında alınan karar gereğince yapılan genel kurul toplantısına bizzat katıldığı da gözetildiğinde kararın yokluk ve butlan yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 2020/02 karar numaralı yönetim kuruluna davet edilmediğini, yoklukla malul kararın 18.02.2020 tarihinde tebliğ edilip 20.02.2020 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, 13.02.2020 tarihli genel kurul gündemli yönetim kurulu kararının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu yönetim kurulu kararının butlan veya yokluk yaptırımına tabi kılınmasını gerektirecek şekilde hukuka aykırı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 390, 391 ve 392 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dava, yönetim kurulu kararının yokluk ve butlanla malul olduğunun tespiti, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde ise iptali istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinin birinci fıkrasıyla; esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp kararlarını da toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğuyla alacağı düzenleme altına alınmış olup aynı Kanun’un 392 nci maddesinin yedinci fıkrasında ise her yönetim kurulu üyesinin başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebileceği belirtilmiştir. Zikredilen hükümlerden anlaşılacağı üzere yönetim kurulu, kural olarak başkan veya vekili tarafından toplantıya çağrılacaktır.
3.6102 sayılı Kanun’da yönetim kurulu başkanının toplantı çağrısını nasıl yapacağına dair özel bir hüküm bulunmamakla birlikte, aynı Kanun’un 390 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince yönetim kurulunun, başkan tarafından toplantı çağrısı yapılmadan da karar alması mümkündür. Anılan Kanun hükmünde, bu şekilde karar alınabilmesi için üyelerden birinin karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayının alınması gerektiği, aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olmasının bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartı olduğu emredici bir şekilde düzenleme altına alınmıştır. Belirtilen usule riayet edilmesi, başka bir deyişle toplantı gündeminin ve öneri şekilde yazılmış kararın tüm yönetim kurulu üyelerine bildirilmesi anonim şirketin temel yapısı ile ilgili olup bu usule riayet edilmemesi anonim şirketin temel yapısını bozucu niteliktedir.
Anonim şirketin temel yapısına uymayan yönetim kurulu kararları ise aynı Kanun’un 391 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre butlan yaptırımına tabidir.
4. Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davalı şirket, davacının sözlü olarak toplantıya davet edilmesine rağmen katılmadığını savunmuş ise de bu hususu ispat eder herhangi bir delil ibraz edememiştir. Bu hâle göre, toplantının çağrısız olarak yapıldığının kabulü zorunlu olup bu şekilde yapılan toplantıda alınan kararın geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun’un 390 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki usule riayet edilmesi gerekmektedir. Davalı şirketçe toplantıya katılan üyelerce alınan kararın imzalanmak üzere davacıya gönderildiği savunulmuş ise de bu savunmayı ispat eder nitelikte herhangi bir delil sunulmamış, davacı da bu vakıayı yalanlamıştır. Bu itibarla Mahkemece, üç kişiden oluşan yönetim kurulunun çağrısız olarak ve zikredilen Kanun hükmündeki usule riayet etmeden iki kişiyle toplanıp karar aldığı, bu şekilde alınan kararın yok hükmünde olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936500400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz