6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1953 E. 2023/23 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayırt edicilik fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) temsil iltibas

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 24.03.2016 tarih, 2014/331 E. ve 2016/42 K. sayılı kararı ile dava konusu başvuru ile redde mesnet alınan davalı markasının kapsam olarak aynı tür veya benzer olduğu, davacı başvurusunun “......” ibaresinden oluştuğu, “...” ibaresinin tüketici algısı düşünüldüğünde bir kişinin adı soyadı şeklinde algılanacağı, özellikle yabancı bir isim olmasından dolayı bir tasarımcının adı olabileceği, bu bağlamda ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, “..." ibaresinin Tibet ve Hindistan söylencelerinde kutsal bir yer adı olduğu ayrıca biyoenerji sistemi ve disiplini olduğu, bunun yanında “...” ibaresinin bir bileklik türünün adı olduğu, bileklikler için sıklıkla kullanıldığı, davalı markasının yaygın kullanımı ve yayıldığı alan ve geldiği nokta düşünüldüğünde marka algısından çok bir moda akımı, özellikle aksesuarlar, takılar, mücevherat, bileklik anlamında bir ürün cinsini tanımladığı, bu noktada ayırt edici özelliğini kaybedip “yaygın ad” haline geldiği ayrıca davacı marka başvurusunda asıl ibarenin “...” olduğu “...” ibaresinin ek unsur olduğu, bütünsel olarak değerlendirildiğinde markalarda yer alan ortak unsur olan “...” ibaresinin 14 üncü sınıfta yer alan takılar, mücevherat vb. mallarda yaygın ad haline geldiği, dava konusu başvuru tarihi itibarıyla da durumun bu şekilde olduğu, “...” ibaresinin farklılaşmayı sağladığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nın kararının iptaline karar verilmiş, kararı davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 23.10.2018 tarih, 2017/888 E. ve 2018/6610 K. sayılı kararı ile dava konusu başvurunun 14 üncü sınıftaki kuyumculuk emtiası, heykel, biblolar vb. emtia için yapıldığı, "Bileklik" emtiası için cins belirten "..." ibaresinin söz konusu emtia için de doğrudan vasıf belirten bir işaret olarak kabulünün mümkün olamayacağı, bu durumda davalı muteriz şirket markasının tek ve asli unsurunun "..." işareti olması karşısında dava konusu başvuru ile arasında ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu halde yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hem Türkiye'de hem yurtdışında birçok mağazası ve franchise mağazaları bulunan müvekkilinin markasının tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin "..." üst markasının yanında bazı özel tasarım koleksiyonlarını/serilerini adlandırmak amacıyla seri/alt markaları da kullandığını, "......"nın da bunlardan biri olduğunu, buradaki esas ve baskın unsurun tüketici tarafından tanınmış "..." markası olup yanına eklenmiş olan "..." ifadesinin bir tasarım serisini ifade etmek amacıyla eklenen küçük ve iltibasa yer açmayacak şekilde farklı bir font ve renkle yazılan bir ifade olduğunu, iki markanın "aynı" olmadığını zira müvekkiline ait olan marka "......" iken, davalıya ait olan markanın "... Jewels"tan oluştuğunu, "..." ifadesinin marka algısından çok ürünün cinsi hakkında tüketiciye bilgi vermekte, bir moda akımını temsil etmekte ve böylece müvekkili ile davacının markaları arasında karıştırılma ihtimali yaratmadığını, "..." ifadesinin yaygın bir ifade olduğu ve tüketici tarafından "..." dendiğinde akla gelen objenin "bileklik" olduğunun kabulü gerektiğini, davalı tarafından 22.02.2016 tarihli rapora itiraz edilmediğinden rapor içeriğinin davalı tarafından kabul edilmiş olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca markaların benzer olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/888 E. 2018/6610 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kullanılmama sebebiyle markanın hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16654 E. 2013/16390 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1953 E.  ,  2023/23 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2021/101 Esas, 2021/231 Karar

DAVALILAR 1- Türk Patent ve Marka Kurumu vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ 22.07.2014

HÜKÜM

Ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kararının (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “......” ibareli 14 üncü sınıf malları kapsayan marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 14 üncü sınıfı da kapsayan "..." ibareli markasına dayanarak itiraz ettiğini, Markalar Dairesince itirazın kabul edilerek müvekkilinin başvurusunun reddine karar verildiğini, bu karara karşı YİDK'e yapılan itirazın da nihai olarak reddedildiği, oysa markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerliğin bulunmadığını ileri sürerek YİDK’nın kararının iptali ile marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen İlk Karar

Mahkemece 24.03.2016 tarih, 2014/331 E. ve 2016/42 K. sayılı kararı ile dava konusu başvuru ile redde mesnet alınan davalı markasının kapsam olarak aynı tür veya benzer olduğu, davacı başvurusunun “......” ibaresinden oluştuğu, “...” ibaresinin tüketici algısı düşünüldüğünde bir kişinin adı soyadı şeklinde algılanacağı, özellikle yabancı bir isim olmasından dolayı bir tasarımcının adı olabileceği, bu bağlamda ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, “..." ibaresinin Tibet ve Hindistan söylencelerinde kutsal bir yer adı olduğu ayrıca biyoenerji sistemi ve disiplini olduğu, bunun yanında “...” ibaresinin bir bileklik türünün adı olduğu, bileklikler için sıklıkla kullanıldığı, davalı markasının yaygın kullanımı ve yayıldığı alan ve geldiği nokta düşünüldüğünde marka algısından çok bir moda akımı, özellikle aksesuarlar, takılar, mücevherat, bileklik anlamında bir ürün cinsini tanımladığı, bu noktada ayırt edici özelliğini kaybedip “yaygın ad” haline geldiği ayrıca davacı marka başvurusunda asıl ibarenin “...” olduğu “...” ibaresinin ek unsur olduğu, bütünsel olarak değerlendirildiğinde markalarda yer alan ortak unsur olan “...” ibaresinin 14 üncü sınıfta yer alan takılar, mücevherat vb.

mallarda yaygın ad haline geldiği, dava konusu başvuru tarihi itibarıyla da durumun bu şekilde olduğu, “...” ibaresinin farklılaşmayı sağladığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nın kararının iptaline karar verilmiş, kararı davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 23.10.2018 tarih, 2017/888 E. ve 2018/6610 K. sayılı kararı ile dava konusu başvurunun 14 üncü sınıftaki kuyumculuk emtiası, heykel, biblolar vb. emtia için yapıldığı, "Bileklik" emtiası için cins belirten "..." ibaresinin söz konusu emtia için de doğrudan vasıf belirten bir işaret olarak kabulünün mümkün olamayacağı, bu durumda davalı muteriz şirket markasının tek ve asli unsurunun "..." işareti olması karşısında dava konusu başvuru ile arasında ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu halde yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hem Türkiye'de hem yurtdışında birçok mağazası ve franchise mağazaları bulunan müvekkilinin markasının tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin "..." üst markasının yanında bazı özel tasarım koleksiyonlarını/serilerini adlandırmak amacıyla seri/alt markaları da kullandığını, "......"nın da bunlardan biri olduğunu, buradaki esas ve baskın unsurun tüketici tarafından tanınmış "..." markası olup yanına eklenmiş olan "..." ifadesinin bir tasarım serisini ifade etmek amacıyla eklenen küçük ve iltibasa yer açmayacak şekilde farklı bir font ve renkle yazılan bir ifade olduğunu, iki markanın "aynı" olmadığını zira müvekkiline ait olan marka "......" iken, davalıya ait olan markanın "...

Jewels"tan oluştuğunu, "..." ifadesinin marka algısından çok ürünün cinsi hakkında tüketiciye bilgi vermekte, bir moda akımını temsil etmekte ve böylece müvekkili ile davacının markaları arasında karıştırılma ihtimali yaratmadığını, "..." ifadesinin yaygın bir ifade olduğu ve tüketici tarafından "..." dendiğinde akla gelen objenin "bileklik" olduğunun kabulü gerektiğini, davalı tarafından 22.02.2016 tarihli rapora itiraz edilmediğinden rapor içeriğinin davalı tarafından kabul edilmiş olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca markaların benzer olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936031400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.