Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/638 E. 2023/1063 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden resen terkin↗ zorunlu hasım↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ i̇i̇k 308/b↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ pasif husumet yokluğu↗ münhasırlık↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ rücu↗ pasif husumet↗ hak düşürücü süre↗ husumet yokluğu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/638 E., 2020/434 K.
Taraflar arasındaki ihya davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin de taraf olduğu Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/580 E. sayılı dosyasında görülen alacak (rücu) davasında, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece şirketin ihyası davası açılması için taraflarına yetki verildiğini iddia ederek Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, zamanaşımı ve derdestlik itirazlarının bulunduğunu, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2019/318 E. sayılı dava dosyasında aynı konuda dava açılmış bulunduğunu, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesine dayanarak müdürlükçe yapılan terkin işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığından iş bu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün yasadan doğan zorunlu hasım durumunda bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyanın koşullarının oluştuğu, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/580 E. sayılı dava dosyası ve işlemleriyle sınırlı olmak üzere Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına, ihyası istenen şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesi, 547 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanması ve Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği ve dava tarihinde faal olmadığı anlaşılmakta ise de, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/308 E. 2019/806 K. sayılı kararıyla Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği ve ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, ihyanın anılan dosyaya münhasır olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin karar tarihi olan 17.09.2020 tarihinde ihyası istenen Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin faal olduğu, bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca davalı ... Sicil Müdürlüğüne karşı açılan davada davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 08.04.2019 tarih ve 2019/925 E. 2019/2734 K. sayılı emsal içtihatı), ancak dava tarihinde şirket hakkında verilen ihya kararı henüz kesinleşmediğinden, davacının işbu davayı açmakta kusuru bulunmadığı ve ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere terkinin ihtar ve ilan prosedürüne uyulmadan usulsüz olarak gerçekleştirildiği gözetilerek davalı ... Sicil Müdürlüğünün vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğinden, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, sicilden kaydı silinen ... hakkında açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine, davalı ... Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın 6100 sayılı Kanun'un 114 ve 115 maddesinin ikinci fıkrası gereğince hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı sicil müdürlüğü temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı sicil müdürlüğü temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında usulüne uygun olarak terkin işlemlerinin yerine getirildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı taktirde münfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunmadığından 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde (TTSG) yapılan ilan ile sicilden re'sen terkin edildiğini, sonuç olarak terkin işlemi mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğinden kurumun herhangi bir kusuru bulunmadığını, dava konusu şirketin ihyası için açılan davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesinin anılan şirketin ihyasına ilişkin 21.10.2020 tarih, 2020/1087 E. ve 2020/1049 K. sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.03.2022 tarih, 2021/64 E. ve 2022/2232 K. sayılı ilamı ile onandığını ve tescilin 10.06.2022 tarihli ve 10596 sayılı TTSG'de ilan edildiğini, dolayısıyla zaten aktif olan şirket hakkında ihya kararı verilemeyeceğini, mevcut hali ile şirketin hem taraf hem de dava ehliyetine sahip olduğunu, şirketin terkin tarihinde alacak borç durumunun ya da hakkında dava olup olmadığının bilinemeyeceğinden işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, 23.01.2014 terkin tarihinden itibaren 23.01.2019 tarihi itibariyle dava tarihi de 14.11.2019 olduğundan dava açılması için gereken yasal 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu, davalı kurum yasal hasım olduğundan ve kusuru bulunmadığından aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekili ve davalı sicil müdürlüğünün temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13282 E. 2010/4846 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… karar verilmesini, aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesi, 547 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» ve Ticaret Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» olduğundan aleyhe «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiğinden, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, sicilden «kaydı» silinen ... hakkında açılan davanın «pasif husumet» nedeniyle reddine, davalı ...
Hukuk Dairesinin 22.03.2022 tarih, 2021/64 E. ve 2022/2232 K. sayılı ilamı ile onandığını ve tescilin 10.06.2022 tarihli ve 10596 sayılı TTSG'de «ilan» edildiğini, dolayısıyla zaten aktif olan şirket hakkında «ihya» kararı verilemeyeceğini, mevcut hali ile şirketin hem taraf hem de dava «ehliyetine» sahip olduğunu, şirketin «terkin» tarihinde alacak borç durumunun ya da hakkında dava olup olmadığının bilinemeyeceğinden işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, 23.01.2014 terkin tarihinden itibaren 23.01.2019 tarihi itibariyle dava tarihi de 14.11.2019 olduğundan dava açılması için gereken yasal 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolmuş olduğu, davalı kurum «yasal hasım» olduğundan ve «kusuru» bulunmadığından aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
Benzer bu kararda2-Dosya kapsamına göre tarafların «tacir» oldukları, sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde, davanın tazminat bakımından tamamen kabulü yerine kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına, 3-Kabule göre, davacı yararına «haksız rekabetin» men' i ve «tespit davası» için maktu, maddi ve manevi tazminatın kabul edilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3.Kısım ve 12.maddesi gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi yine kabule göre, davalı yararına markaya tecavüzün önlenmesi davası için maktuu, maddi ve manevi tazminatın reddedilen kısmı için Avukatlık Ücret Tar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · maktu vekalet ücreti · tespit davası · tacir · haksız rekabet
Benzer bu kararda2-Dosya kapsamına göre tarafların «tacir» oldukları, sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde, davanın tazminat bakımından tamamen kabulü yerine kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına, 3-Kabule göre, davacı yararına «haksız rekabetin» men' i ve «tespit davası» için maktu, maddi ve manevi tazminatın kabul edilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3.Kısım ve 12.maddesi gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi yine kabule göre, davalı yararına markaya tecavüzün önlenmesi davası için maktuu, maddi ve manevi tazminatın reddedilen kısmı için Avukatlık Ücret Tar …
… tanık beyanlarından, davalının işyerini devraldığını gelen müşterilere belli etmemeye çalıştığı ve hala davacı tarafından işletiliyormuş gibi davrandığı, bu durumun «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle haksız rekabetin önlenmesine, markanın tescilli olması nedeniyle davalının davacının markasına tecavüzden dolayı tazminata hükmedilemez ise de, lokantanın halen önceki sahipleri tarafından işletildiği izlenimini yaratarak davacının «müşteri portföyünden» faydalanması nedeniyle TTK 57/5 ve 58 ile Borçlar Kanununun 42 ve 43. maddeleri gereğince 500 YTL maddi ve 500 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar veri …
-
Markanın Kısmen Hükümsüzlüğünün Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12678 E. 2014/19659 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · ayırt edicilik · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAncak, aynı raporda davalının "Akdeniz Hatay Sofrası" şeklindeki etkin tanıtım ve kullanımı nedeniyle dava konusu markanın 556 sayılı KHK 7/«son» maddesi anlamında kullanımla «ayırt edicilik» kazandığı da mütalaa edilmiş ise de, bu görüşe dayanak oluşturan davalı kullanımı bir "bütün" olarak "Akdeniz Hatay Sofrası" şeklinde olduğundan, söz konusu kullan …
… l edildiği, baskın unsurun şekil olduğu, davalının "Akdeniz Hatay Sofrası" ibareli markasının bir çok gazete ve dergideki haberlere konu olması sebebiyle kullanımla «ayırt edicilik» vasfını kazandığı, dava konusu "Hatay Sofrası" ibareli markanın Akdeniz Hatay Sofrası markasının serisi olarak oluşturulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar ver …
Dava konusu 2011/15763 nolu "Hatay Sofrası+şekil" markasının «ortalama tüketici» nezdindeki dikkat çekici baskın unsuru "Hatay Sofrası" ibaresidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/638 E. , 2023/1063 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1995 Esas, 2022/1312 Karar
HÜKÜM
Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/638 E., 2020/434 K.
Taraflar arasındaki ihya davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin de taraf olduğu Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/580 E. sayılı dosyasında görülen alacak (rücu) davasında, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece şirketin ihyası davası açılması için taraflarına yetki verildiğini iddia ederek Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, zamanaşımı ve derdestlik itirazlarının bulunduğunu, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2019/318 E. sayılı dava dosyasında aynı konuda dava açılmış bulunduğunu, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesine dayanarak müdürlükçe yapılan terkin işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığından iş bu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün yasadan doğan zorunlu hasım durumunda bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyanın koşullarının oluştuğu, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/580 E. sayılı dava dosyası ve işlemleriyle sınırlı olmak üzere Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına, ihyası istenen şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesi, 547 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanması ve Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği ve dava tarihinde faal olmadığı anlaşılmakta ise de, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/308 E. 2019/806 K. sayılı kararıyla Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San. Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği ve ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, ihyanın anılan dosyaya münhasır olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin karar tarihi olan 17.09.2020 tarihinde ihyası istenen Anadolu Sofrası Gıda Ürün. San.
Tic. Ltd. Şti'nin faal olduğu, bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca davalı ... Sicil Müdürlüğüne karşı açılan davada davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 08.04.2019 tarih ve 2019/925 E. 2019/2734 K. sayılı emsal içtihatı), ancak dava tarihinde şirket hakkında verilen ihya kararı henüz kesinleşmediğinden, davacının işbu davayı açmakta kusuru bulunmadığı ve ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere terkinin ihtar ve ilan prosedürüne uyulmadan usulsüz olarak gerçekleştirildiği gözetilerek davalı ...
Sicil Müdürlüğünün vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğinden, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, sicilden kaydı silinen ... hakkında açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine, davalı ... Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın 6100 sayılı Kanun'un 114 ve 115 maddesinin ikinci fıkrası gereğince hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı sicil müdürlüğü temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı sicil müdürlüğü temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında usulüne uygun olarak terkin işlemlerinin yerine getirildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı taktirde münfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunmadığından 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde (TTSG) yapılan ilan ile sicilden re'sen terkin edildiğini, sonuç olarak terkin işlemi mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğinden kurumun herhangi bir kusuru bulunmadığını, dava konusu şirketin ihyası için açılan davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesinin anılan şirketin ihyasına ilişkin 21.10.2020 tarih, 2020/1087 E.
ve 2020/1049 K. sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.03.2022 tarih, 2021/64 E. ve 2022/2232 K. sayılı ilamı ile onandığını ve tescilin 10.06.2022 tarihli ve 10596 sayılı TTSG'de ilan edildiğini, dolayısıyla zaten aktif olan şirket hakkında ihya kararı verilemeyeceğini, mevcut hali ile şirketin hem taraf hem de dava ehliyetine sahip olduğunu, şirketin terkin tarihinde alacak borç durumunun ya da hakkında dava olup olmadığının bilinemeyeceğinden işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, 23.01.2014 terkin tarihinden itibaren 23.01.2019 tarihi itibariyle dava tarihi de 14.11.2019 olduğundan dava açılması için gereken yasal 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu, davalı kurum yasal hasım olduğundan ve kusuru bulunmadığından aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekili ve davalı sicil müdürlüğünün temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/934465200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz