Müşteri portföyü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13282 E. 2010/4846 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşteri portföyü↗ maktu vekalet ücreti↗ tespit davası↗ maddi ve manevi tazminat↗ tacir↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının “Bahçıvan” kelime markasını 23.06.2000 tarihinden, davalının ise “... Sofrası” kelime markasını 07.01.2004 tarihinden geçerli olacak şekilde hizmet markası olarak tescil ettirdiği, tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilene kadar kullanılması yasal olduğundan davacının ... Sofrası markasının kullanılmasının engellenmesi ile müdahalenin men’i talebinin hukuki bir dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle reddine, ancak tanık beyanlarından, davalının işyerini devraldığını gelen müşterilere belli etmemeye çalıştığı ve hala davacı tarafından işletiliyormuş gibi davrandığı, bu durumun haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle haksız rekabetin önlenmesine, markanın tescilli olması nedeniyle davalının davacının markasına tecavüzden dolayı tazminata hükmedilemez ise de, lokantanın halen önceki sahipleri tarafından işletildiği izlenimini yaratarak davacının müşteri portföyünden faydalanması nedeniyle TTK 57/5 ve 58 ile Borçlar Kanununun 42 ve 43. maddeleri gereğince 500 YTL maddi ve 500 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosya kapsamına göre tarafların tacir oldukları, sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde, davanın tazminat bakımından tamamen kabulü yerine kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına,
3-Kabule göre, davacı yararına haksız rekabetin men' i ve tespit davası için maktu, maddi ve manevi tazminatın kabul edilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3.Kısım ve 12.maddesi gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yine kabule göre, davalı yararına markaya tecavüzün önlenmesi davası için maktuu, maddi ve manevi tazminatın reddedilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3.Kısım ve 10,12.maddeleri gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markanın Kısmen Hükümsüzlüğünün Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12678 E. 2014/19659 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · ayırt edicilik · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAncak, aynı raporda davalının "Akdeniz Hatay Sofrası" şeklindeki etkin tanıtım ve kullanımı nedeniyle dava konusu markanın 556 sayılı KHK 7/«son» maddesi anlamında kullanımla «ayırt edicilik» kazandığı da mütalaa edilmiş ise de, bu görüşe dayanak oluşturan davalı kullanımı bir "bütün" olarak "Akdeniz Hatay Sofrası" şeklinde olduğundan, söz konusu kullan …
… l edildiği, baskın unsurun şekil olduğu, davalının "Akdeniz Hatay Sofrası" ibareli markasının bir çok gazete ve dergideki haberlere konu olması sebebiyle kullanımla «ayırt edicilik» vasfını kazandığı, dava konusu "Hatay Sofrası" ibareli markanın Akdeniz Hatay Sofrası markasının serisi olarak oluşturulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar ver …
Dava konusu 2011/15763 nolu "Hatay Sofrası+şekil" markasının «ortalama tüketici» nezdindeki dikkat çekici baskın unsuru "Hatay Sofrası" ibaresidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/606 E. 2023/7478 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irsaliye · kira sözleşmesi · teslim
Benzer bu karardaDavacı, takibe dayanak yapılan «irsaliyeli» faturalarla, davalıya ait "Anadolu Sofrası" isimli lokantaya tüp ve su satılıp «teslim» edildiğini ileri sürmüş, davalı ise söz konusu lokantanın kendisine ait olmadığını, lokantanın kurulu olduğu taşınmazı ..., ... ve ... ... isimli kardeşlere kiraya verdiğini, söz konusu lokantanın bu şahıslar tarafından işletildiğini savunmuştur.
Takibe dayanak yapılan «irsaliyeli» faturaların 9 adedinde, «teslim» ... sıfatıyla, ...'un, 1 tanesinde ise ...'un imzası yer almakta olup kalan faturalarda ise teslim ... kısmında herhangi bir isim ve imza yer almamaktadır.
Davacı, davaya konu faturalara konu malların davalıya «teslim» edildiğini ispat etmekle yükümlü olup Mahkemece, teslim ... kısmı boş olan faturalar bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
… z konusu lokantanın davalıdan kiralanmak suretiyle kendileri tarafından işletildiğini ancak taşınmazın paylı mülkiyete konu olması ve davalı dışındaki diğer malikin «kira sözleşmesini» imzalamak istememesi sebebiyle iş yeri ruhsatını kendi adlarına alamadıklarını belirtmişler ve faturalarda yer ... imzanın kendilerine ait olduğunu kabul etmişlerd …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/638 E. 2023/1063 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda2-Dosya kapsamına göre tarafların «tacir» oldukları, sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde, davanın tazminat bakımından tamamen kabulü yerine kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına, 3-Kabule göre, davacı yararına «haksız rekabetin» men' i ve «tespit davası» için maktu, maddi ve manevi tazminatın kabul edilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3.Kısım ve 12.maddesi gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi yine kabule göre, davalı yararına markaya tecavüzün önlenmesi davası için maktuu, maddi ve manevi tazminatın reddedilen kısmı için Avukatlık Ücret Tar …
Benzer bu kararda… karar verilmesini, aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesi, 547 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» ve Ticaret Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» olduğundan aleyhe «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiğinden, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, sicilden «kaydı» silinen ... hakkında açılan davanın «pasif husumet» nedeniyle reddine, davalı ...
Hukuk Dairesinin 22.03.2022 tarih, 2021/64 E. ve 2022/2232 K. sayılı ilamı ile onandığını ve tescilin 10.06.2022 tarihli ve 10596 sayılı TTSG'de «ilan» edildiğini, dolayısıyla zaten aktif olan şirket hakkında «ihya» kararı verilemeyeceğini, mevcut hali ile şirketin hem taraf hem de dava «ehliyetine» sahip olduğunu, şirketin «terkin» tarihinde alacak borç durumunun ya da hakkında dava olup olmadığının bilinemeyeceğinden işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, 23.01.2014 terkin tarihinden itibaren 23.01.2019 tarihi itibariyle dava tarihi de 14.11.2019 olduğundan dava açılması için gereken yasal 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolmuş olduğu, davalı kurum «yasal hasım» olduğundan ve «kusuru» bulunmadığından aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · zorunlu hasım · i̇i̇k 308/b · münfesihlik · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ihya davası
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2019/580 E. sayılı dosyasında görülen alacak («rücu») davasında, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece «şirketin ihyası davası» açılması için taraflarına «yetki» verildiğini iddia ederek Anadolu Sofrası Gıda Ürün.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği ve dava tarihinde faal olmadığı anlaşılmakta ise de, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/«308» E.
2.Davalı sicil müdürlüğü temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında usulüne uygun olarak «terkin» işlemlerinin yerine getirildiğini, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı taktirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunmadığından 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde (TTSG) yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, sonuç olarak terkin işlemi mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğinden kurumun herhangi bir «kusuru» bulunmadığını, dava konusu «şirketin ihyası» için açılan davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesinin anılan şirketin ihyasına ilişkin 21.10.2020 tarih, 2020/1087 E. ve 2020/1049 K. sayılı kararın …
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, «zamanaşımı» ve «derdestlik» itirazlarının bulunduğunu, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2019/318 E. sayılı dava dosyasında aynı konuda dava açılmış bulunduğunu, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesine dayanarak müdürlükçe yapılan «terkin» işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığından iş bu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda Ticaret Sicil Müdürlüğünün yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13282 E. , 2010/4846 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.06.2008 tarih ve 2005/88-2008/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Bahçıvan” markasını tescil ettirdiğini, davalının müvekkilinin tahliye ettiği işyerini kiralayarak, müvekkilinin daha önce işlettiği lokantada kullandığını “... Ocakbaşı” ismini andıracak şekilde “... Sofrası” unvanını başına İsmet kelimesini daha sonra ekleyip kullanmak suretiyle müşterileri yanılttığını, müşterilere lokantanın halen davacı ve eşi tarafından işletiliyor izlenimi verdiğini, bu şekilde haksız rekabet yaratıldığını ileri sürerek, davalının ... sofrası markasının kullanmasının engellenmesini, haksız rekabetin ve müdahalenin men’ini, 2.500 TL maddi, 1.500 YTL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Bahçıvan, müvekkilin ... Sofrası markalarını kullandığını, davacının bu mahiyetteki iddialarla şikayeti üzerine açılan davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin beraat kararı verdiğini, ... Sofrası işaretinin marka olarak tescil edildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının “Bahçıvan” kelime markasını 23.06.2000 tarihinden, davalının ise “... Sofrası” kelime markasını 07.01.2004 tarihinden geçerli olacak şekilde hizmet markası olarak tescil ettirdiği, tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilene kadar kullanılması yasal olduğundan davacının ... Sofrası markasının kullanılmasının engellenmesi ile müdahalenin men’i talebinin hukuki bir dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle reddine, ancak tanık beyanlarından, davalının işyerini devraldığını gelen müşterilere belli etmemeye çalıştığı ve hala davacı tarafından işletiliyormuş gibi davrandığı, bu durumun haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle haksız rekabetin önlenmesine, markanın tescilli olması nedeniyle davalının davacının markasına tecavüzden dolayı tazminata hükmedilemez ise de, lokantanın halen önceki sahipleri tarafından işletildiği izlenimini yaratarak davacının müşteri portföyünden faydalanması nedeniyle TTK 57/5 ve 58 ile Borçlar Kanununun 42 ve 43.
maddeleri gereğince 500 YTL maddi ve 500 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosya kapsamına göre tarafların tacir oldukları, sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde, davanın tazminat bakımından tamamen kabulü yerine kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına,
3-Kabule göre, davacı yararına haksız rekabetin men' i ve tespit davası için maktu, maddi ve manevi tazminatın kabul edilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3.Kısım ve 12.maddesi gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yine kabule göre, davalı yararına markaya tecavüzün önlenmesi davası için maktuu, maddi ve manevi tazminatın reddedilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3.Kısım ve 10,12.maddeleri gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve dava vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018319500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz