Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/572 E. 2023/4089 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delillerin toplanmaması↗ hukuki yarar↗ esastan ret↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/63 E., 2021/138 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu "RİNG" markasının gerçek hak sahibi, o markayı ilk kez ortaya koyan ve ona ayrıt edicilik kazandıran kişinin müvekkili olduğunu, davalının "RİNG" ve "RİNG TEKNO" markalarını kullanmadığını beyan ederek kullanmama nedeniyle söz konusu markaların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markaların yıllardır kullanıldığını ve halen kullanılmakta olduğunu, hatta grup şirketlerinden ikisinin unvanı olarak kullanıldığını, davacı taleplerinin haksız olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "RİNG" ve "RİNG TEKNO" markalarının 5 yıllık yasal süresi içerisinde ciddi biçimde kullanılmadığı, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2003/16706 tescil numaralı ''RİNG'' ve 2005/29670 numaralı ''RİNG TEKNO'' markalarının kullanılmama nedeni ile 09. sınıftaki tüm mallar ve 35. sınıfta yer alan 09, 11 ve 12. sınıflar altındaki mallara ilişkin hizmetler bakımından kısmen iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "RİNG" ve "RİNG TEKNO" markalarının davalı şirketin cirosuna katkı sağlayan markalar olduğunu, müvekkili şirket tarafından bu markaların hali hazırda kullanıldığını, markalar üzerindeki adres kayıtları ve piyasaya yönelik kullanım alanları incelendiğinde faal olarak görüldüğünün anlaşılacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kullanmama nedeni ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/812 E. 2018/6809 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sulh sözleşmesi · sulh protokolü · yapılandırma protokolü · uyuşmazlık konusu · protokol · ticari defter · sulh · maddi tazminat
Benzer bu kararda… in karşılaştırıldığı, adı geçen davalılara ait ürünün, davacı patentinin ana isteminde belirtilen teknik özeliklerin hepsini taşıdığı, bu nedenle patente tecavüz ve «haksız rekabetin» bulunduğu, davacı tarafça 551 sayılı KHK'nın 140/b maddesi gereğince «maddi tazminat» talep edildiği, davalıların «ticari defter» ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davlıların 735,00TL gelir elde ettiği, uyuşmazlığın niteliği, davalıların fiillerinin yoğunluğu ile dosya kapsamı nazara alındığında 10.000,00 TL manevi tazminatın takdir edilmesi gerektiği, fakat itibar tazminatının koşullarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı Tekno Şirketi ile davacı arasında yapılan 29/11/2013 tarihli «sulh sözleşmesinin» onaylanmasına, davalılar ... ve ...
Yargılama aşamasında davacı ile davalı Tekno şirketi arasında «sulh protokolü» yapılmış ve bu kapsamda davalı ...
Şirketi aleyhine olan davada «sulh protokolünün» onaylanmasına dair hüküm tesis edilmiştir.
Bir başka söyleyişle, iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalılar arasında teselsül söz konusu olmakla, davacı tarafın müteselsil borçlulardan Tekno şirketi hakkındaki dava bakımından ... şirketi ile «yapılan protokol» ile «sulh» olmasının, TBK’nun 166 vd. maddeleri çerçevesinde diğer müteselsil borçlu Saymed şirketine de sirayet edip etmeyeceği değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3537 E. 2023/7634 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · kabul beyanı · finansal kiralama sözleşmesi · i̇i̇k 308/b · finansal kiralama · kefalet sözleşmesi · istinaf incelemesi · kefalet
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «finansal kiralama sözleşmesinin» haklı nedenle feshinin tespiti ve bu sözleşme ile «kefalet sözleşmesine» dayalı finansal kiralamaya konu malların iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasındaki «finansal kiralama» ve «kefalet sözleşmesine» dayalı iade davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in «finansal kiralama sözleşmesinde» «kefil» olup, davacının yargılama sırasında 21.06.2019 tarihinde davalı kefiller yönünden davasından «feragat» ettiği, feragatın yapıldığı anda hüküm ifade edeceği, davalı ...'in ise feragat yapıldığı sırada yani 21.06.2019 tarihinde kendisini vekil ile «temsil» ettirmediği, dosyanın incelenmesinde ...'in avukatına verdiği vekâletnamenin 11.10.2019 tarihli olduğu ve bu vekâletnamenin UYAP sistemine 02.12.2019'da kaydedildiği, her ne kadar mahkemece feragat üzerine derhal bir karar verilmemiş ise de, asıl borçlu davalı yönünden davanın devam ettiği, dolayısıyla mahkemenin davalı ... lehine vekâlet ücretine hükmetmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ne var ki dosya «istinaf incelemesi» için beklediği sırada davalılardan ... ve Tekno San.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kiracının «finansal kiralama sözleşmesinde» belirtilen ödeme tablosu dahilinde kira bedelini ödemediği, 6361 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca finansal kiralama konusu malın mülkiyetinin kiralayana ait olduğu, yine 6361 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmüne nazaran da sözleşmenin kiralayan tarafından feshi halinde kiracının malı iade ile yükümlü olduğu, davalının finansal kiralama bedelini ödediğini, ödememesi gerektiğini veya bedelin istenebilir olmadığını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca yasal delillerle kanıtlayamadığı, bu nedenle sözleşme hükümlerine göre malın aynen iadesi ile yükümlü olduğu, davacının dava dilekçesini sunmasından sonra 21.06.2019 tarihinde davasından davalı «kefiller» yönünden «feragat» ettiği gerekçesiyle davalı kefiller ..., ... ve Tekno İnş.
-
Istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4606 E. 2019/4278 K.
Ortak:istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı, davalı ... vekili ile davalılar ... ve Tekno Mesken Turizm Yatırım A.Ş. vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılma · bedelde muvazaa · vazgeçmiş sayılma · tazmin talebi · mahrum kalınan kâr · rayiç değer · rayiç bedel · sorumluluk davası
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu» başkanı ... ve ...’nun tapu işlemleri için müştereken şirketi «temsil» ve ilzama yetkili oldukları ve şirketin ana iştigal konusunun da temelde gayrimenkul alım satım işi olduğu, davalı şirketin taşınmazlarının tümünün satışa konu edilmediği, sadece dava konusu taşınmazın satışı sözkonusu olup, bu işlemin de davalı şirketin mutad işlemlerinden olduğundan genel kurulu kararı alınmasına zorunluluk bulunmadığı, davacıların «bedelde muvazaa» iddiasında bulundukları, taşınmazın resmi satış senedinde gösterilen bedeli ile satım tarihindeki «rayiç değeri» arasında fahiş fark olduğu, davalı ... tarafından satım bedelinin davalı şirkete banka kanalıyla ödendiği, şirket tarafından tahsil olunan 1.080.000,00 TL’nin 770.000.00 TL'lik kısmının yarısının davalı ...'in, diğer yarısının ise davacı ...’in şahsi hesaplarına aktarıldığı, alıcı davalı ...'in davalı şirkete ödediği bedel dışında satım tarihinde davalı ...’in şahsi hesabına 670.000,00 TL yatırdığı fakat bu bedelin davalı şirketin kayıtlarına aktarılmadığı, davalılarca bu miktarın vergi dairesine bildirildiği ve bu konuda «ticari defter» ve kayıtlarda düzeltmenin yapıldığının belirtildiği, davalı şirket yönetim kurulu başkanının, bir kısım satış bedelini şirket hesabına aktarmaması, yöneticinin şirkete karşı sorumluluğunu doğurursa da, tapu iptaline gerekçe yapılamayacağı, bedelin tapuda düşük gösterildiği, satış bedelinin 670.000,00 TL'lik bölümünün şirket yöneticisine ayrıca banka havalesiyle ödendiği, bu bedelin daha sonra şirkete aktarıldığı, bedelde muvazaanın işlemin geçerliliğine etkisinin olmayacağı, bunun dışında davalılar arasında muvazaa sayılacak bir anlaşmanın bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, HMK’nın 346 ve 352.m. uyarınca, davalılar ... ve Tekno Mesken Turizm Yatırım A.Ş. vekilinin «istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmalarına», davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.2. m. uyarınca kabulüne, davalının başvurusu nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kapsamı değiştiril …
Ancak, yukarıda da açıklandığı üzere davalı şirket ortağı olan davacılar tarafından, «yönetim kurulu» başkan ve üyesi olan ... ile ... aleyhine «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasıyla açılmış bulunan «sorumluluk davası» ile şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesini ve tespit edilecek işbu zararın taşınmazı devralan diğer davalı ... ile birlikte davalı gerçek kişilerden «tazmini talebi» de bulunmasına rağmen anılan talep konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekili tarafından «ibraz» edilen istinaf dilekçesi ekindeki belgeler de nazara alınarak her bir gerçek kişi davalı yönünden bu talep kapsamında inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın satış bedeli ile «rayiç bedeli» arasında fahiş fark olduğunun tespit edildiği, taşınmazın gerçek satış bedelinin davalı şirket kayıtlarına geçmediği, davalı şirkete ödenen 1.080.000,00 TL'den şirket ortaklarının alacakları olmamasına rağmen 770.000,00 TL tutarın davacı ... ile ...'e aktarıldığı, davalı ... tarafından yatırılan 677.000,00 TL'nin de davalı şirketin kayıtlarına aktarılmadığı, davalı şirketin 08/09/2014 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında 2011 - 2012 ve 2013 yıllarına ait şirket bilançoları görüşülerek karara bağlanmadığı gibi sözkonusu yıllara ait iş ve işlemlerinden dolayı «temsilcilerin» «ibra» edildiklerine dair bir karar alınmadığı, taşınmaz devrinin «muvazaalı» olduğu ve iptali gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davalı Tekno Mesken Tur.
2- Davacı tarafça, «muvazaa» nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile şirket adına tescili, «mahrum kalınan» müspet ve menfi zararların davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tazmini, TTK'nın 538 ve 421. maddelerine aykırı olarak genel kuruldan «yetki» ve onay alınmaksızın yapılan taşınmaz satışının iptali ile şirket adına tescili ve mahrum kalınan müspet ve menfi zararların davalı gerçek kişilerden müştereken ve …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/572 E. , 2023/4089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1568 Esas, 2021/1592 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/63 E., 2021/138 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu "RİNG" markasının gerçek hak sahibi, o markayı ilk kez ortaya koyan ve ona ayrıt edicilik kazandıran kişinin müvekkili olduğunu, davalının "RİNG" ve "RİNG TEKNO" markalarını kullanmadığını beyan ederek kullanmama nedeniyle söz konusu markaların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markaların yıllardır kullanıldığını ve halen kullanılmakta olduğunu, hatta grup şirketlerinden ikisinin unvanı olarak kullanıldığını, davacı taleplerinin haksız olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "RİNG" ve "RİNG TEKNO" markalarının 5 yıllık yasal süresi içerisinde ciddi biçimde kullanılmadığı, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2003/16706 tescil numaralı ''RİNG'' ve 2005/29670 numaralı ''RİNG TEKNO'' markalarının kullanılmama nedeni ile 09. sınıftaki tüm mallar ve 35. sınıfta yer alan 09, 11 ve 12. sınıflar altındaki mallara ilişkin hizmetler bakımından kısmen iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "RİNG" ve "RİNG TEKNO" markalarının davalı şirketin cirosuna katkı sağlayan markalar olduğunu, müvekkili şirket tarafından bu markaların hali hazırda kullanıldığını, markalar üzerindeki adres kayıtları ve piyasaya yönelik kullanım alanları incelendiğinde faal olarak görüldüğünün anlaşılacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kullanmama nedeni ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933680400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz