Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/945 E. 2023/4165 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayıtsız şartsız borç ikrarı↗ temel borç ilişkisi↗ ihdas nedeni↗ icra takibinin durdurulması↗ talil↗ borç ikrarı↗ mahrum kalınan kâr↗ temel ilişki↗ takibin durdurulması↗ rayiç değer↗ mücerretlik↗ karine↗ menfi tespit davası↗ yetki itirazı↗ kâr mahrumiyeti↗ ara karar↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ tespit davası↗ ihtiyati tedbir↗ ipotek↗ ispat yükü↗ bono↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ yetki↗ haciz↗ iflas↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teminat↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2016/304 E., 2020/344 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının alacaklı, davacı müvekkilinin borçlu göründüğü 30.03.2016 vade ve 04.08.2009 tanzim tarihli 1.800.000,00 TL tutarlı bonoyu dayanak göstererek kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile davacı aleyhine icra takibi başlattığını, takibe dayanak bonoda borçlu hanesinde bulunan şirket kaşesi üzerindeki imzanın, şirket ortaklarından ve 2009 yılı itibariyle şirketi temsile yetkili bulunan ...'a ait olduğunu, takip alacaklısı davalının şirketi borçlandıran bonoya imza atan şirket ortağı ...'ın kayınvalidesi olduğunu, şirketi imzası ile borçlandıran ... ile diğer şirket ortakları ... ve...'ın kardeş olduklarını, şirket ortakları arasında son yıllarda anlaşmazlıklar ve tartışmalar yaşandığını, bu tartışmalar nedeniyle aralarında hukuk ve ceza davalarının devam ettiğini, İşcan Turizm ve Ticaret A.Ş. ortaklarından bulunan ...'ın şirketin diğer ortakları olan ... ve...'ı zor durumda bırakmak ve haksız kazanç sağlamak için davaya konu bonoyu tanzim ettiği ileri sürerek takibe ve davaya konu bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bononun davacı şirket ve bu şirket ortağı olan ...'a elden verilen borçların karşılığı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça borcun sebebinin kendisine ait dairenin satış bedeli olarak alınan paranın rayiç değeri ve mahrum kalınan kira geliri karşılığı olduğu savunması getirilerek senet metninin talil edilmiş olduğu, bu nedenle ispat yükünün davalıya düştüğü, davalı tarafından ibraz edilen delillerin senedin iddia edildiği şekilde verildiğini kanıtlamaktan uzak olduğu, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında borç-alacak ilişkisine dayalı ve dava konusu senet bedeline ilişkin herhangi bir borç/alacak kayıt işlemi ve/veya ödeme/tahsilat belgesi bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen hususların senetle ispatlanacağı, davalının icra takibinde kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 30.03.2016 vade 1.800.000,00 TL bedelli, 04.08.2009 düzenleme tarihli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kötü niyetle takip başlattığını, bu hususa ilişkin verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senet metninin talil edilmediğini, borcun sebebinin açıklanmasının talil anlamına gelmediğini, bu nedenle ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davalının alacağının kambiyo senedine dayalı olduğunu, kambiyo senedinin temel borç ilişkisinden mücerret bulunduğu, kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içerdiğini, kambiyo senedine dayalı alacağın ayrıca kanıtlanması gerekmediğini, davacı iddiasını kanıtlayamadığını, davalının davacı şirketten olan alacağının ticari bir alacak olmadığını, dava konusu senet için İstanbul'da icra takibi yapıldığı, senette yetkili mahkeme olarak İstanbul mahkemeleri kabul edildiği, menfi tespit davası buna rağmen yetkisiz Akçakoca'da açıldığını, yetki itirazı usule ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini, davanın yetki bakımından reddi ile İstanbul mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, kötü niyetli davacının %20'den az olmamak üzere icra tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bonoda ihdas nedeni olarak herhangi bir kayıt bulunmadığı, bu durumun senedin nakden verildiğine karine teşkil edeceği, İlk Derece Mahkemesince ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülmüş olduğu, davanın ispatlanmasının davacının sorumluluğunda bulunduğunu ancak ispat yükü üzerinde olan davacının savını ispata yarar deliller ile ispat edemediği ve başkaca delile de dayanmadığı ayrıca davacı vekilinin, icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin mahkemenin tensip tutanağı (11) nolu ara kararıyla reddedildiği, icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir tedbir kararının bulunmadığı, bu nedenle davacı/borçlu aleyhinde tazminata hükmedilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin her üç ortağının da kardeş olduklarını, bunlardan ...'ın davalının damadı olduğunu ve kayın validesi ile birlikte hareket ederek eski tarihli bono düzenleyerek şirket üzerinden haksız kazanç elde etmek istediğini, davalı alacaklının müvekkili şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, şirket kayıtlarında da bonoya konu meblağa ilişkin herhangi bir para transferine rastlanmadığını, ipotek ve sair hiçbir teminat almadan söz konusu meblağ üzerinde anlaşılmasının gerçek dışı olduğunu, menfi tespit davasında kural olarak ispat yükünün davalı/alacaklıda olduğunu, alacağın varlığını ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklının artık kendi dayandığı ve senetten anlaşılmayan (elden para verilme olgusunu) bu hususu ispat yüküyle karşı karşıya olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun(2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · kambiyo senedi · ispat yükü · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senet metninin «talil» edilmediğini, borcun «sebebinin» açıklanmasının talil anlamına gelmediğini, bu nedenle «ispat yükünün» davacı tarafta olduğunu, davalının alacağının «kambiyo senedine» dayalı olduğunu, kambiyo senedinin «temel borç ilişkisinden» «mücerret» bulunduğu, kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içerdiğini, kambiyo senedine dayalı alacağın ayrıca kanıtlanması gerekmediğini, davacı iddiasını kanıtlayamadığını, davalının davacı şirketten olan alacağının ticari bir alacak olmadığını, dava konusu senet için İstanbul'da icra takibi yapıldığı, senette yetkili mahkeme olarak İstanbul mahkemeleri kabul edildiği, «menfi tespit davası» buna rağmen «yetkisiz» Akçakoca'da açıldığını, «yetki itirazı» usule ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini, davanın yetki bakımından reddi ile İstanbul mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkeme …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça borcun «sebebinin» kendisine ait dairenin satış bedeli olarak alınan paranın «rayiç değeri» ve «mahrum kalınan» kira geliri karşılığı olduğu savunması getirilerek senet metninin «talil» edilmiş olduğu, bu nedenle «ispat yükünün» davalıya düştüğü, davalı tarafından «ibraz» edilen delillerin senedin iddia edildiği şekilde verildiğini kanıtlamaktan uzak olduğu, şirket «defterleri» üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında borç-alacak ilişkisine dayalı ve dava konusu senet bedeline ilişkin herhangi bir borç/alacak kayıt işlemi ve/veya ödeme/tahsilat belgesi bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen hususların senetle ispatlanacağı, davalının icra takibinde kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 30.03.2016 «vade» 1.800.000,00 TL bedelli, 04.08.2009 düzenleme tarihli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… le; müvekkili şirketin her üç ortağının da kardeş olduklarını, bunlardan ...'ın davalının damadı olduğunu ve kayın validesi ile birlikte hareket ederek eski tarihli «bono» düzenleyerek şirket üzerinden haksız kazanç elde etmek istediğini, davalı alacaklının müvekkili şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, şirket kayıtlarında da bonoya konu meblağa ilişkin herhangi bir para transferine rastlanmadığını, «ipotek» ve sair hiçbir «teminat» almadan söz konusu meblağ üzerinde anlaşılmasının gerçek dışı olduğunu, «menfi tespit» davasında kural olarak «ispat yükünün» davalı/alacaklıda olduğunu, alacağın varlığını ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklının artık kendi dayandığı ve senetten anlaşılmayan (elden para verilme olgusunu) bu hususu ispat yüküyle karşı kar …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2225 E. 2023/5920 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · ispat yükü · bono · teminat
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «bonoda» «ihdas nedeni» olarak herhangi bir kayıt bulunmadığı, bu durumun senedin nakden verildiğine «karine» teşkil edeceği, İlk Derece Mahkemesince «ispat yükünün» tayininde yanılgıya düşülmüş olduğu, davanın ispatlanmasının davacının sorumluluğunda bulunduğunu ancak ispat yükü üzerinde olan davacının savını ispata yarar deliller ile ispat edemediği ve başkaca delile de dayanmadığı ayrıca davacı vekilinin, «icra takibinin durdurulmasına» yönelik «ihtiyati tedbir» talebinin mahkemenin tensip tutanağı (11) nolu «ara» kararıyla reddedildiği, icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir tedbir kararının bulunmadığı, bu nedenle davacı/borçlu aleyhinde tazminata hükmedilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… le; müvekkili şirketin her üç ortağının da kardeş olduklarını, bunlardan ...'ın davalının damadı olduğunu ve kayın validesi ile birlikte hareket ederek eski tarihli «bono» düzenleyerek şirket üzerinden haksız kazanç elde etmek istediğini, davalı alacaklının müvekkili şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, şirket kayıtlarında da bonoya konu meblağa ilişkin herhangi bir para transferine rastlanmadığını, «ipotek» ve sair hiçbir «teminat» almadan söz konusu meblağ üzerinde anlaşılmasının gerçek dışı olduğunu, «menfi tespit» davasında kural olarak «ispat yükünün» davalı/alacaklıda olduğunu, alacağın varlığını ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklının artık kendi dayandığı ve senetten anlaşılmayan (elden para verilme olgusunu) bu hususu ispat yüküyle karşı kar …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça borcun «sebebinin» kendisine ait dairenin satış bedeli olarak alınan paranın «rayiç değeri» ve «mahrum kalınan» kira geliri karşılığı olduğu savunması getirilerek senet metninin «talil» edilmiş olduğu, bu nedenle «ispat yükünün» davalıya düştüğü, davalı tarafından «ibraz» edilen delillerin senedin iddia edildiği şekilde verildiğini kanıtlamaktan uzak olduğu, şirket «defterleri» üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında borç-alacak ilişkisine dayalı ve dava konusu senet bedeline ilişkin herhangi bir borç/alacak kayıt işlemi ve/veya ödeme/tahsilat belgesi bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen hususların senetle ispatlanacağı, davalının icra takibinde kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 30.03.2016 «vade» 1.800.000,00 TL bedelli, 04.08.2009 düzenleme tarihli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu edilen «bonoda» «ihdas nedeni» olarak “nakden” ibaresinin yer aldığını, davalının bononun «teminat» olarak alındığını beyan etmesi ile ihdas nedenini «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının ileri sürdüğü iddiayı ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 655.000,00 TL alacağın 24.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… k derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, özellikle takibe konu edilen «bononun» «bedel kaydının» davalı yanca «talil» edilmesine karşın «teminat» olarak verildiği iddiasının ispat edilemediği, davalının «kötüniyetinin» ispat edilememesi nedeniyle aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibine konu «bono» nedeni ile davacının «cebri icra» tehditi altında davalıya ödediği meblağın «istirdatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedel kaydı · tanık delili · cebri icra · kötüniyet tazminatı · muvafakat · istirdat · kötüniyet · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… k derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, özellikle takibe konu edilen «bononun» «bedel kaydının» davalı yanca «talil» edilmesine karşın «teminat» olarak verildiği iddiasının ispat edilemediği, davalının «kötüniyetinin» ispat edilememesi nedeniyle aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… kkiline verdiğini, sonrasında davacının minibüs üzerinde müvekkiline hak tanımadığını, bu hususların tarafların kardeş olması nedeniyle belgeye dayandırılamadığını, «tanık deliline» dayandıklarını, karşı tarafın tanık dinlenmesine «muvafakat» etmemesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi hükmüne aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar v …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibine konu «bono» nedeni ile davacının «cebri icra» tehditi altında davalıya ödediği meblağın «istirdatı» istemine ilişkindir.
2.Her ne kadar taraflar kardeş ise de aralarındaki ilişkiyi senede bağlamış olduklarından, 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesine göre senede karşı davalının «talil» iddiasının da yazılı belge ile ispatı gerekmekte olup, davacının tanıkla ispata «muvafakatı» bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2225 E. 2023/5920 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · ispat yükü · bono · teminat
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «bonoda» «ihdas nedeni» olarak herhangi bir kayıt bulunmadığı, bu durumun senedin nakden verildiğine «karine» teşkil edeceği, İlk Derece Mahkemesince «ispat yükünün» tayininde yanılgıya düşülmüş olduğu, davanın ispatlanmasının davacının sorumluluğunda bulunduğunu ancak ispat yükü üzerinde olan davacının savını ispata yarar deliller ile ispat edemediği ve başkaca delile de dayanmadığı ayrıca davacı vekilinin, «icra takibinin durdurulmasına» yönelik «ihtiyati tedbir» talebinin mahkemenin tensip tutanağı (11) nolu «ara» kararıyla reddedildiği, icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir tedbir kararının bulunmadığı, bu nedenle davacı/borçlu aleyhinde tazminata hükmedilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… le; müvekkili şirketin her üç ortağının da kardeş olduklarını, bunlardan ...'ın davalının damadı olduğunu ve kayın validesi ile birlikte hareket ederek eski tarihli «bono» düzenleyerek şirket üzerinden haksız kazanç elde etmek istediğini, davalı alacaklının müvekkili şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, şirket kayıtlarında da bonoya konu meblağa ilişkin herhangi bir para transferine rastlanmadığını, «ipotek» ve sair hiçbir «teminat» almadan söz konusu meblağ üzerinde anlaşılmasının gerçek dışı olduğunu, «menfi tespit» davasında kural olarak «ispat yükünün» davalı/alacaklıda olduğunu, alacağın varlığını ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklının artık kendi dayandığı ve senetten anlaşılmayan (elden para verilme olgusunu) bu hususu ispat yüküyle karşı kar …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça borcun «sebebinin» kendisine ait dairenin satış bedeli olarak alınan paranın «rayiç değeri» ve «mahrum kalınan» kira geliri karşılığı olduğu savunması getirilerek senet metninin «talil» edilmiş olduğu, bu nedenle «ispat yükünün» davalıya düştüğü, davalı tarafından «ibraz» edilen delillerin senedin iddia edildiği şekilde verildiğini kanıtlamaktan uzak olduğu, şirket «defterleri» üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında borç-alacak ilişkisine dayalı ve dava konusu senet bedeline ilişkin herhangi bir borç/alacak kayıt işlemi ve/veya ödeme/tahsilat belgesi bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen hususların senetle ispatlanacağı, davalının icra takibinde kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 30.03.2016 «vade» 1.800.000,00 TL bedelli, 04.08.2009 düzenleme tarihli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu edilen «bonoda» «ihdas nedeni» olarak “nakden” ibaresinin yer aldığını, davalının bononun «teminat» olarak alındığını beyan etmesi ile ihdas nedenini «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının ileri sürdüğü iddiayı ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 655.000,00 TL alacağın 24.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… k derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, özellikle takibe konu edilen «bononun» «bedel kaydının» davalı yanca «talil» edilmesine karşın «teminat» olarak verildiği iddiasının ispat edilemediği, davalının «kötüniyetinin» ispat edilememesi nedeniyle aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibine konu «bono» nedeni ile davacının «cebri icra» tehditi altında davalıya ödediği meblağın «istirdatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedel kaydı · tanık delili · cebri icra · kötüniyet tazminatı · muvafakat · istirdat · kötüniyet · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… k derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, özellikle takibe konu edilen «bononun» «bedel kaydının» davalı yanca «talil» edilmesine karşın «teminat» olarak verildiği iddiasının ispat edilemediği, davalının «kötüniyetinin» ispat edilememesi nedeniyle aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… kkiline verdiğini, sonrasında davacının minibüs üzerinde müvekkiline hak tanımadığını, bu hususların tarafların kardeş olması nedeniyle belgeye dayandırılamadığını, «tanık deliline» dayandıklarını, karşı tarafın tanık dinlenmesine «muvafakat» etmemesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi hükmüne aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar v …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibine konu «bono» nedeni ile davacının «cebri icra» tehditi altında davalıya ödediği meblağın «istirdatı» istemine ilişkindir.
2.Her ne kadar taraflar kardeş ise de aralarındaki ilişkiyi senede bağlamış olduklarından, 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesine göre senede karşı davalının «talil» iddiasının da yazılı belge ile ispatı gerekmekte olup, davacının tanıkla ispata «muvafakatı» bulunmamaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4224 E. 2021/6365 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · ispat yükü · bono · menfi tespit · teminat
İncelediğiniz kararda… le; müvekkili şirketin her üç ortağının da kardeş olduklarını, bunlardan ...'ın davalının damadı olduğunu ve kayın validesi ile birlikte hareket ederek eski tarihli «bono» düzenleyerek şirket üzerinden haksız kazanç elde etmek istediğini, davalı alacaklının müvekkili şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, şirket kayıtlarında da bonoya konu meblağa ilişkin herhangi bir para transferine rastlanmadığını, «ipotek» ve sair hiçbir «teminat» almadan söz konusu meblağ üzerinde anlaşılmasının gerçek dışı olduğunu, «menfi tespit» davasında kural olarak «ispat yükünün» davalı/alacaklıda olduğunu, alacağın varlığını ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklının artık kendi dayandığı ve senetten anlaşılmayan (elden para verilme olgusunu) bu hususu ispat yüküyle karşı kar …
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senet metninin «talil» edilmediğini, borcun «sebebinin» açıklanmasının talil anlamına gelmediğini, bu nedenle «ispat yükünün» davacı tarafta olduğunu, davalının alacağının «kambiyo senedine» dayalı olduğunu, kambiyo senedinin «temel borç ilişkisinden» «mücerret» bulunduğu, kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içerdiğini, kambiyo senedine dayalı alacağın ayrıca kanıtlanması gerekmediğini, davacı iddiasını kanıtlayamadığını, davalının davacı şirketten olan alacağının ticari bir alacak olmadığını, dava konusu senet için İstanbul'da icra takibi yapıldığı, senette yetkili mahkeme olarak İstanbul mahkemeleri kabul edildiği, «menfi tespit davası» buna rağmen «yetkisiz» Akçakoca'da açıldığını, «yetki itirazı» usule ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini, davanın yetki bakımından reddi ile İstanbul mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkeme …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «bonoda» «ihdas nedeni» olarak herhangi bir kayıt bulunmadığı, bu durumun senedin nakden verildiğine «karine» teşkil edeceği, İlk Derece Mahkemesince «ispat yükünün» tayininde yanılgıya düşülmüş olduğu, davanın ispatlanmasının davacının sorumluluğunda bulunduğunu ancak ispat yükü üzerinde olan davacının savını ispata yarar deliller ile ispat edemediği ve başkaca delile de dayanmadığı ayrıca davacı vekilinin, «icra takibinin durdurulmasına» yönelik «ihtiyati tedbir» talebinin mahkemenin tensip tutanağı (11) nolu «ara» kararıyla reddedildiği, icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir tedbir kararının bulunmadığı, bu nedenle davacı/borçlu aleyhinde tazminata hükmedilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda davaya konu «bono» üzerinde düzenleme nedeni «teminat» olarak gösterilmiş olup davalı taraf savunmasında söz konusu bononun taraflar arasında araç alım satımından kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini ileri sürdüğüne göre işbu savunma senedin düzenlenme nedeninin «talili» niteliğinde olup «ispat yükü» davalıya aittir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, icra takibine konu senet metninde senedin «teminat senedi» olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de senede yapılmış bir atıf olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, «kötü niyet tazminatı» oranının İİK 72/4 maddesi 05.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunu ile yapılan değişiklik ile 15. maddesi gereği % 20 olarak değiştirilmiş i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:senetle ispat kuralı · senede karşı senetle ispat · senetle ispat · teminat senedi · borçlu olunmadığının tespiti · lehtar · kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, icra takibine konu senet metninde senedin «teminat senedi» olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de senede yapılmış bir atıf olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, «kötü niyet tazminatı» oranının İİK 72/4 maddesi 05.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunu ile yapılan değişiklik ile 15. maddesi gereği % 20 olarak değiştirilmiş i …
Menfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Dava, bonodan dolayı «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/945 E. , 2023/4165 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/339 Esas, 2021/2017 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2016/304 E., 2020/344 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının alacaklı, davacı müvekkilinin borçlu göründüğü 30.03.2016 vade ve 04.08.2009 tanzim tarihli 1.800.000,00 TL tutarlı bonoyu dayanak göstererek kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile davacı aleyhine icra takibi başlattığını, takibe dayanak bonoda borçlu hanesinde bulunan şirket kaşesi üzerindeki imzanın, şirket ortaklarından ve 2009 yılı itibariyle şirketi temsile yetkili bulunan ...'a ait olduğunu, takip alacaklısı davalının şirketi borçlandıran bonoya imza atan şirket ortağı ...'ın kayınvalidesi olduğunu, şirketi imzası ile borçlandıran ... ile diğer şirket ortakları ... ve...'ın kardeş olduklarını, şirket ortakları arasında son yıllarda anlaşmazlıklar ve tartışmalar yaşandığını, bu tartışmalar nedeniyle aralarında hukuk ve ceza davalarının devam ettiğini, İşcan Turizm ve Ticaret A.Ş.
ortaklarından bulunan ...'ın şirketin diğer ortakları olan ... ve...'ı zor durumda bırakmak ve haksız kazanç sağlamak için davaya konu bonoyu tanzim ettiği ileri sürerek takibe ve davaya konu bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bononun davacı şirket ve bu şirket ortağı olan ...'a elden verilen borçların karşılığı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça borcun sebebinin kendisine ait dairenin satış bedeli olarak alınan paranın rayiç değeri ve mahrum kalınan kira geliri karşılığı olduğu savunması getirilerek senet metninin talil edilmiş olduğu, bu nedenle ispat yükünün davalıya düştüğü, davalı tarafından ibraz edilen delillerin senedin iddia edildiği şekilde verildiğini kanıtlamaktan uzak olduğu, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında borç-alacak ilişkisine dayalı ve dava konusu senet bedeline ilişkin herhangi bir borç/alacak kayıt işlemi ve/veya ödeme/tahsilat belgesi bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen hususların senetle ispatlanacağı, davalının icra takibinde kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 30.03.2016 vade 1.800.000,00 TL bedelli, 04.08.2009 düzenleme tarihli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kötü niyetle takip başlattığını, bu hususa ilişkin verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senet metninin talil edilmediğini, borcun sebebinin açıklanmasının talil anlamına gelmediğini, bu nedenle ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davalının alacağının kambiyo senedine dayalı olduğunu, kambiyo senedinin temel borç ilişkisinden mücerret bulunduğu, kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içerdiğini, kambiyo senedine dayalı alacağın ayrıca kanıtlanması gerekmediğini, davacı iddiasını kanıtlayamadığını, davalının davacı şirketten olan alacağının ticari bir alacak olmadığını, dava konusu senet için İstanbul'da icra takibi yapıldığı, senette yetkili mahkeme olarak İstanbul mahkemeleri kabul edildiği, menfi tespit davası buna rağmen yetkisiz Akçakoca'da açıldığını, yetki itirazı usule ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini, davanın yetki bakımından reddi ile İstanbul mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, kötü niyetli davacının %20'den az olmamak üzere icra tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bonoda ihdas nedeni olarak herhangi bir kayıt bulunmadığı, bu durumun senedin nakden verildiğine karine teşkil edeceği, İlk Derece Mahkemesince ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülmüş olduğu, davanın ispatlanmasının davacının sorumluluğunda bulunduğunu ancak ispat yükü üzerinde olan davacının savını ispata yarar deliller ile ispat edemediği ve başkaca delile de dayanmadığı ayrıca davacı vekilinin, icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin mahkemenin tensip tutanağı (11) nolu ara kararıyla reddedildiği, icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir tedbir kararının bulunmadığı, bu nedenle davacı/borçlu aleyhinde tazminata hükmedilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin her üç ortağının da kardeş olduklarını, bunlardan ...'ın davalının damadı olduğunu ve kayın validesi ile birlikte hareket ederek eski tarihli bono düzenleyerek şirket üzerinden haksız kazanç elde etmek istediğini, davalı alacaklının müvekkili şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, şirket kayıtlarında da bonoya konu meblağa ilişkin herhangi bir para transferine rastlanmadığını, ipotek ve sair hiçbir teminat almadan söz konusu meblağ üzerinde anlaşılmasının gerçek dışı olduğunu, menfi tespit davasında kural olarak ispat yükünün davalı/alacaklıda olduğunu, alacağın varlığını ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğunu iddia eden alacaklının artık kendi dayandığı ve senetten anlaşılmayan (elden para verilme olgusunu) bu hususu ispat yüküyle karşı karşıya olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun(2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933674500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz