Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/610 E. 2023/3964 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esastan ret↗ ortalama tüketici↗ iflas↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/53 E., 2018/336 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Rodi/Rodi Mood esas unsurlu markanın sahibi olduğunu ve markasının tescilli olduğunu, davalı taraf adına tescilli 2015/58961 sayılı "Rodi Eyewear" ibareli markanın müvekkilinin "RODİ" esas unsurlu markaları ile iltibas yaratacak kadar benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili markalarının seri markası izlenimi uyandırdığını, davalının "Rodi" markasının sahibi izlenimi verdiğini ve bu nedenlerle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2015/58961 sayılı ve "Rodi eyewear" ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının itiraza dayanak müvekkiline ait "Rodi eyewear" markasının 09 eşya sınıfı ile tescil edilmesi sebebiyle, başvuruya konu markanın görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzer olmaması, haksız yararlanma, zarar verme ihtimalinin de olmaması nedeniyle huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının Türkiye piyasasında Rodi Jeans olarak ve tekstil giyim sanayi alanında tanınmış bir firma olduğunu, eşya sınıflarından da anlaşılacağı üzere Rodi/Rodi Mood markası adı altında sadece tekstil, giyim kumaş ve benzeri alanlarda markanın tescilinin yapıldığını ve müvekkilinin başvurusu ile davacının dayanak gösterdiği markaların esas unsurları, görünüşleri, verdikleri genel izlenim, söylenişleri, şekilleri ve kullandıkları hizmetler açısından oldukça farklı olduklarını ve markalar arasında iltibas bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa ait tescilli RODİ markası dikkate alındığında davalı tarafa ait Rodi eyewear markasının asli unsurunun RODİ olduğu, davalı tarafın bir kısım by şeklinde yabancı sözcükler kullanmak suretiyle ürettiği kelimeler bir bütün halinde bakıldığında davacı markasının tanınmışlığından yararlanmaya yönelik, ayırt edicilik sağlamayan ve ortalama tüketici nezlinde seri marka imajı yaratan bir kullanım olduğu, markaların aynı işletmeden gelen benzer marka imajı uyandırdığı, karıştırılma ve benzetme ihtimali söz konusu olduğu, sınıfsal olarak da davalı markalarının davacı markası sınıfı kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markasının hükümsüzlüğü ile terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarına ilaveten tarafların faaliyet alanlarının aynı olmadığını, davacının tanınmış olduğu kabul edilen RODİ markasının müvekkiline ait 09. sınıfta "Rodi eyewear" markası ile işaret anlamında benzer ise de tarafların tescile konu mallarının birbirinden çok farklı olduğunu, etki ettikleri müşteri çevresinin aynı olmadığını, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 ve 8 inci maddesi anlamında bir iltibas söz konusu olmadığını, davalı müvekkilinin iflasını vermiş davacı şirkete ait bir markayı tescil ettirerek kendisine üstün yarar sağlamak için kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı markasının tescilli olduğu 09. sınıfta emtia grubu ile davacı markasının tanınmış olduğu giysi ürünlerinin birbiri ile ilgisiz emtia grubu olmadığı, aynı ortalama tüketici kitlesine hitap ettikleri, birçok tekstil firmasının kendi markasını taşıyan güneş gözlüğü ürünleri de üreterek sattığı, ürünler farklı olsa bile, gözlük aksesuarı ile giysi ürünlerinin benzer ihtiyaçları giderdiği, aralarında bağlantı bulunduğu, birbirinin tamamlayıcısı olduğu, davalı markasının davacının markasının tanınmışlığından yararlanma ve davacı markasının serisi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalarda ve istinaf başvurusundaki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının RODİ ibareli markalarını mesnet göstermek suretiyle iltibas ve tanınmışlık hukuki sebep ve vakıalarına dayanarak davalının "Rodi eyewear" ibareli markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 7 ve 8 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3468 E. 2010/6700 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… duğunu ve markasının tescilli olduğunu, davalı taraf adına tescilli 2015/58961 sayılı "Rodi Eyewear" ibareli markanın müvekkilinin "RODİ" esas unsurlu markaları ile «iltibas» yaratacak kadar benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili markalarının seri markası izlenimi uyandırdığını, davalının "Rodi" markasının sahibi izlenimi verdiğin …
… esas unsurları, görünüşleri, verdikleri genel izlenim, söylenişleri, şekilleri ve kullandıkları hizmetler açısından oldukça farklı olduklarını ve markalar arasında «iltibas» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… tikleri müşteri çevresinin aynı olmadığını, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 ve 8 inci maddesi anlamında bir «iltibas» söz konusu olmadığını, davalı müvekkilinin «iflasını» vermiş davacı şirkete ait bir markayı tescil ettirerek kendisine üstün yarar sağlamak için kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırıl …
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davanın hükümsüzlük, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» tespiti, hükmün «ilanı», maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, davacının “RODİ”, “RODİ+şekil” ve “RODY” markaların 1999 yılında tescil ettirdiği, davalının ise “Kody by Yıldırım Kılıç” ibaresini tescil ettirdiği, sınıfların aynı olduğu, iki marka arasında görsel, anlamsal ve yazılış benzerliği bulunmadığı, davalının tescil ettirdiği gibi markasını işyerinde levhada ve poşetlerde kullandığı, ilk kelimedeki sesteşliğin «iltibasa» yol açmayacağı, 24.05.2004 ve 13.03.2006 tarihli bilirkişi raporlarına itibar edilmediği, davalı markasındaki diğer ilavelerin ses benzerliğini kaldırdığı, orta seviyeli tüketicilerin bunu ayırt edebileceği, 8/1-b ve 7/1 (ı) maddelerine dayalı «terkin» nedeninin oluşmadığı ve haksız rekabet bulunmadığına dair 22.03.2007 ve 02.09.2007 tarihli bilirkişi raporlarının benimsendiği gerekçesiyle, hükümsüzlük, haksız re …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:terkin · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davanın hükümsüzlük, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» tespiti, hükmün «ilanı», maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, davacının “RODİ”, “RODİ+şekil” ve “RODY” markaların 1999 yılında tescil ettirdiği, davalının ise “Kody by Yıldırım Kılıç” ibaresini tescil ettirdiği, sınıfların aynı olduğu, iki marka arasında görsel, anlamsal ve yazılış benzerliği bulunmadığı, davalının tescil ettirdiği gibi markasını işyerinde levhada ve poşetlerde kullandığı, ilk kelimedeki sesteşliğin «iltibasa» yol açmayacağı, 24.05.2004 ve 13.03.2006 tarihli bilirkişi raporlarına itibar edilmediği, davalı markasındaki diğer ilavelerin ses benzerliğini kaldırdığı, orta seviyeli tüketicilerin bunu ayırt edebileceği, 8/1-b ve 7/1 (ı) maddelerine dayalı «terkin» nedeninin oluşmadığı ve haksız rekabet bulunmadığına dair 22.03.2007 ve 02.09.2007 tarihli bilirkişi raporlarının benimsendiği gerekçesiyle, hükümsüzlük, haksız re …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3946 E. 2024/269 K.
Ortak:iflas
İncelediğiniz kararda… tikleri müşteri çevresinin aynı olmadığını, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 ve 8 inci maddesi anlamında bir «iltibas» söz konusu olmadığını, davalı müvekkilinin «iflasını» vermiş davacı şirkete ait bir markayı tescil ettirerek kendisine üstün yarar sağlamak için kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırıl …
Benzer bu kararda… şen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 235 ... maddesi gereğince müflise karşı açılan davaların «iflasa» karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, bu husus taraflarınca ileri sürülmüş ise de mahkemece bu taleplerinin reddedildiğini, oysa müflis ile ilgili davalara ilişkin «yetki» kuralı «kesin» olup resen göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu sebeple davacı tarafından açılan asıl dava hakkında Bolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin davalının iflasından sonra hüküm kurmasının mevzuata aykırı olduğunu; müvekkilinin sözleşmeyi haksız feshettiği iddiasının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeyi birleşen davalı tarafından «cari hesap bakiyelerinin» ödenmemesi sebebiyle feshettiğini, bu husus bilirkişi raporları ile de ... olduğu gibi mahkeme tarafından da ödenmeyen alacaklarının hüküm altına alındığını, 07.06.2006 tarihli «bayilik sözleşmenin» süresinin 15.02.2011 tarihli ek «protokol» ile 5 yıl ile sınırlandırıldığından bayilik sözleşmesinin 07.03.2011 tarihinde sona ermiş olacağını, bu sebeple de taraflar arasında bayilik sözleşmesinin bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme konsinye çalışma şekline dönüştüğü için de «sözleşmenin feshinin» «haklı fesih» olarak öngörülmemesi gerektiğini, birleşen davada talep ettikleri 1.000,00 TL ile ilgili mahkemenin karar vermediğini beyan ederek asıl davanın kabulüne, birleşen …
… li temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin müflis olduğunu, tasfiyesinin Bakırköy İflas Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü, müflis aleyhine açılacak davaların «şirket merkezinin» bulunduğu ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, asıl dava yönünde «yetkisizlik» kararı verilmesi gerektiğini, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu uyarınca müflise karşı açılan davaların «iflasa» karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, «yetkinin» «kesin yetki» olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi haksız feshettiğinin doğru olmadığını, davacı tarafından «cari hesap bakiyelerinin» ödenmemesi sebebiyle feshettiğini, «bayilik sözleşmesinin» süresinin 5 yıl olduğunu, 07.03.2011 tarihinde kendiliğinden sona ereceğini, bu sebeple taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme konsinye çalışma şekline dönüştüğü için de «fesihin» «haklı fesih» olarak görülmemesi gerektiğini, birleşen davada talep ettikleri 1.000,00 TL ile ilgili taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Yargılama sırasında davalı şirket hakkında «iflas» kararı verildiği görülmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konsinye satış · çekişmeli alacak · belirsiz süreli sözleşme · cari hesap bakiyesi · pos cihazı · sıra cetveli · haklı fesih · ikinci alacaklılar toplantısı
Benzer bu karardaİflasın açılması ile 2004 sayılı Kanun'un «194» üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca «ikinci alacaklılar toplantısının» 10 gün sonrasına kadar duracağı öngörülmüş olup müflisin davalı olduğu hukuk davaları yönünden, «iflas idaresi», alacaklıları «tahkik» ederken, bu alacağı davalı («çekişmeli) alacak» olarak «sıra cetveline» geçireceği düzenlenmektedir.
… şirket arasında yukarıda değinilen sözleşmesel ilişkinin kurulmasından sonra taraflar arasındaki ... satıcılık sözleşme ilişkisi sözleşme süresinin sonra ermesinden «belirsiz süreli sözleşme» niteliğini kazanarak fiilen de devam etmekte iken 07.03.2006 tarihli "Ortaklık Protokolünün" 6 ncı maddesine aykırı olarak Bolu İli mücavir ... sınırları içerisinde yer aldığı ve ... halk otobüsleri ile ulaşım sağlandığı belirtilen dosyamıza gönderilen Bolu Belediye Başkanlığı cevabi yazısında belirtilen Highway Alışveriş merkezinde faaliyet gösteren "Rodimood" isimli mağazayı açtırdığı, akabinde de birleşen davalı Şirketin asıl davacı ... satıcıya 2011 yılından sonra 2012 yılında sözleşmenin devamı açısından dürüstlük ve ... kuralına aykırı davranışta bulunarak giderek daha az mal «teslim» ettiği, asıl davacının dosyaya sunduğu mail dökümleri ile birçok kez sorunun giderilmesi yönündeki taleplerine rağmen iyi niyetli olarak sorunun çözümüne yönelik olarak herhangi bir girişimde bulunmadığı ve en «son» olarak da asıl davacının ... satıcılık mağazasında satış yapmasını olanaksız kılacak şekilde merkez kasa hesabını sistemden kapattığı olguları birlikte dikkate alındığında; sözleşme hükümlerine açıkça davranan birleşen müflis davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşme ve ek «protokol» hükümlerine aykırı davranıldığı, asıl davacı yönünden sözleşmenin haklı nedenle feshinin koşullarının oluştuğu, söz konusu talebinin kabulü gerektiği kanaatine varıldığı, Mahkemece resen internet ortamında tespit edilen 26.04.2012 tarihinde geçerli TCMB 1 USD efektif satış ... (1.76,50 TL) verisi üzerinden ortaklık protokolünün 6 ve ek protokolün 4 üncü maddeleri gereğince 100.000,00 USD karşılığı 176.500,00 TL «cezai şart» alacağını birleşen davalının asıl davacıya ödemekle yükümlü olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, her ne kadar asıl davacı tarafından sözleşmenin haksız feshine bağlı olarak kâr yoksunluğu ile maddi zararlarının tazmini talep edilmiş ise de; dosyaya söz konusu taleplerini kanıtlayıcı nitelikte bir delil sunmadığı gibi taraflar arasındaki hukuki ilişkide asıl davacının kâr marjının imzalanan ek protokolün "... hükümler" başlıklı 3 üncü maddesi ile belirlendiği ve bahse konu düzenlemedeki kâr marjının haricinde bir kâr oranı üzerinden asıl davacının «yoksun kalınan» kâr «kaybı» isteminde bulunamayacağı gibi bu nedenle maddi zarar «tazmini talebinin» de hukuki bir dayanağı bulunmağı, talep edilen manevi tazminat alacağının da «sözleşmenin feshine» bağlı bir talep olup birleşen davalı Şirketin ... hukuk ilişkisi niteliğindeki tam ikili tarafa borç yükleyen ... satıcılık-«bayilik sözleşmesinde» borca aykırı davranışının ve asıl davacı tarafından sözleşmenin bu nedenle feshinin-sözleşmede bu yönde aksi yönde açık bir hükme yer verilmediği de gözetildiğinde; başlıbaşına manevi tazminatı gerektiren «kişilik haklarının ihlali» niteliğinde bir davranış olarak nitelendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı, birleşen dava yönünden asıl dava tarihi itibariyle birleşen davacının mal satış ve teslimleri nedeni ile aralarındaki «cari hesap» şeklinde gelişen sözleşme konusu ticari ilişkiden kaynaklı olarak satış faturalarına konu toplam 107.064,15 TL asıl davacıdan alacaklı olduğu, asıl davacı tarafından dava konusu birleşen davalı tarafından «konsinye satış» nedeni ile bir kısım malların merkez kasa birleşen davalı tarafından kapatılması nedeni ile iade edilemediği iddia edilmiş ise de; malların iadesine ilişkin dosyaya delil sunmadığı da dikkate alındığında bu durum uhdesinde kalan malların iade edilmemesinin haklı bir gerekçesi olarak kabul edilemeyeceği gibi asıl davacıyı malları davalıya iade konusunda «borçlunun temerrüdüne» düşmekten de kurtaramayacağı, iade konusu malların iadesinde borçlunun termerrüdüne düşmüş olup bilirkişi ek raporunda 25.175,94 TL olarak hesaplanan iade malları …
… şen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 235 ... maddesi gereğince müflise karşı açılan davaların «iflasa» karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, bu husus taraflarınca ileri sürülmüş ise de mahkemece bu taleplerinin reddedildiğini, oysa müflis ile ilgili davalara ilişkin «yetki» kuralı «kesin» olup resen göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu sebeple davacı tarafından açılan asıl dava hakkında Bolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin davalının iflasından sonra hüküm kurmasının mevzuata aykırı olduğunu; müvekkilinin sözleşmeyi haksız feshettiği iddiasının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeyi birleşen davalı tarafından «cari hesap bakiyelerinin» ödenmemesi sebebiyle feshettiğini, bu husus bilirkişi raporları ile de ... olduğu gibi mahkeme tarafından da ödenmeyen alacaklarının hüküm altına alındığını, 07.06.2006 tarihli «bayilik sözleşmenin» süresinin 15.02.2011 tarihli ek «protokol» ile 5 yıl ile sınırlandırıldığından bayilik sözleşmesinin 07.03.2011 tarihinde sona ermiş olacağını, bu sebeple de taraflar arasında bayilik sözleşmesinin bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme konsinye çalışma şekline dönüştüğü için de «sözleşmenin feshinin» «haklı fesih» olarak öngörülmemesi gerektiğini, birleşen davada talep ettikleri 1.000,00 TL ile ilgili mahkemenin karar vermediğini beyan ederek asıl davanın kabulüne, birleşen …
… li temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin müflis olduğunu, tasfiyesinin Bakırköy İflas Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü, müflis aleyhine açılacak davaların «şirket merkezinin» bulunduğu ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, asıl dava yönünde «yetkisizlik» kararı verilmesi gerektiğini, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu uyarınca müflise karşı açılan davaların «iflasa» karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, «yetkinin» «kesin yetki» olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi haksız feshettiğinin doğru olmadığını, davacı tarafından «cari hesap bakiyelerinin» ödenmemesi sebebiyle feshettiğini, «bayilik sözleşmesinin» süresinin 5 yıl olduğunu, 07.03.2011 tarihinde kendiliğinden sona ereceğini, bu sebeple taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme konsinye çalışma şekline dönüştüğü için de «fesihin» «haklı fesih» olarak görülmemesi gerektiğini, birleşen davada talep ettikleri 1.000,00 TL ile ilgili taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
YİDK kararının iptali | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5746 E. 2024/2058 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… duğunu ve markasının tescilli olduğunu, davalı taraf adına tescilli 2015/58961 sayılı "Rodi Eyewear" ibareli markanın müvekkilinin "RODİ" esas unsurlu markaları ile «iltibas» yaratacak kadar benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili markalarının seri markası izlenimi uyandırdığını, davalının "Rodi" markasının sahibi izlenimi verdiğin …
… esas unsurları, görünüşleri, verdikleri genel izlenim, söylenişleri, şekilleri ve kullandıkları hizmetler açısından oldukça farklı olduklarını ve markalar arasında «iltibas» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… r kısım by şeklinde yabancı sözcükler kullanmak suretiyle ürettiği kelimeler bir bütün halinde bakıldığında davacı markasının tanınmışlığından yararlanmaya yönelik, «ayırt edicilik» sağlamayan ve «ortalama tüketici» nezlinde seri marka imajı yaratan bir kullanım olduğu, markaların aynı işletmeden gelen benzer marka imajı uyandırdığı, karıştırılma ve benzetme ihtimali söz konus …
Benzer bu kararda… arkalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, dava konusu başvuruda, davacının belirtilen markalarının asli unsurunu oluşturan "mood" ibaresinin, "ilove" ibaresinden farklı renklerle yazılarak öne çıkarıldığı gibi anlamsal olarak da başvurudaki vurgunun "mood" ibaresi üzerinde toplandığı, davalıların anılan ibarenin «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1974 yılından bu yana «ticaret unvanı» da olan DERİMOD markasını kullandığını, "MOOD" ibareli tescilli markalarının da bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2016/103567 sayılı "i love mood" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında «iltibas» yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının serisi gibi algılanabileceğini, marka kapsamlarındaki emtianın da benzer ol …
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığını, "Mood" kelimesinin ruh halini yansıtmak için kullanıldığını ve tek bir kişinin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının da farklı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1974 yılından bu yana «ticaret unvanı» da olan DERİMOD markasını kullandığını, "MOOD" ibareli tescilli markalarının da bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2016/103567 sayılı "i love mood" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında «iltibas» yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının serisi gibi algılanabileceğini, marka kapsamlarındaki emtianın da benzer ol …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/610 E. , 2023/3964 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/305 Esas, 2021/2054 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/53 E., 2018/336 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Rodi/Rodi Mood esas unsurlu markanın sahibi olduğunu ve markasının tescilli olduğunu, davalı taraf adına tescilli 2015/58961 sayılı "Rodi Eyewear" ibareli markanın müvekkilinin "RODİ" esas unsurlu markaları ile iltibas yaratacak kadar benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili markalarının seri markası izlenimi uyandırdığını, davalının "Rodi" markasının sahibi izlenimi verdiğini ve bu nedenlerle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2015/58961 sayılı ve "Rodi eyewear" ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının itiraza dayanak müvekkiline ait "Rodi eyewear" markasının 09 eşya sınıfı ile tescil edilmesi sebebiyle, başvuruya konu markanın görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzer olmaması, haksız yararlanma, zarar verme ihtimalinin de olmaması nedeniyle huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının Türkiye piyasasında Rodi Jeans olarak ve tekstil giyim sanayi alanında tanınmış bir firma olduğunu, eşya sınıflarından da anlaşılacağı üzere Rodi/Rodi Mood markası adı altında sadece tekstil, giyim kumaş ve benzeri alanlarda markanın tescilinin yapıldığını ve müvekkilinin başvurusu ile davacının dayanak gösterdiği markaların esas unsurları, görünüşleri, verdikleri genel izlenim, söylenişleri, şekilleri ve kullandıkları hizmetler açısından oldukça farklı olduklarını ve markalar arasında iltibas bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa ait tescilli RODİ markası dikkate alındığında davalı tarafa ait Rodi eyewear markasının asli unsurunun RODİ olduğu, davalı tarafın bir kısım by şeklinde yabancı sözcükler kullanmak suretiyle ürettiği kelimeler bir bütün halinde bakıldığında davacı markasının tanınmışlığından yararlanmaya yönelik, ayırt edicilik sağlamayan ve ortalama tüketici nezlinde seri marka imajı yaratan bir kullanım olduğu, markaların aynı işletmeden gelen benzer marka imajı uyandırdığı, karıştırılma ve benzetme ihtimali söz konusu olduğu, sınıfsal olarak da davalı markalarının davacı markası sınıfı kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markasının hükümsüzlüğü ile terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarına ilaveten tarafların faaliyet alanlarının aynı olmadığını, davacının tanınmış olduğu kabul edilen RODİ markasının müvekkiline ait 09. sınıfta "Rodi eyewear" markası ile işaret anlamında benzer ise de tarafların tescile konu mallarının birbirinden çok farklı olduğunu, etki ettikleri müşteri çevresinin aynı olmadığını, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 ve 8 inci maddesi anlamında bir iltibas söz konusu olmadığını, davalı müvekkilinin iflasını vermiş davacı şirkete ait bir markayı tescil ettirerek kendisine üstün yarar sağlamak için kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı markasının tescilli olduğu 09. sınıfta emtia grubu ile davacı markasının tanınmış olduğu giysi ürünlerinin birbiri ile ilgisiz emtia grubu olmadığı, aynı ortalama tüketici kitlesine hitap ettikleri, birçok tekstil firmasının kendi markasını taşıyan güneş gözlüğü ürünleri de üreterek sattığı, ürünler farklı olsa bile, gözlük aksesuarı ile giysi ürünlerinin benzer ihtiyaçları giderdiği, aralarında bağlantı bulunduğu, birbirinin tamamlayıcısı olduğu, davalı markasının davacının markasının tanınmışlığından yararlanma ve davacı markasının serisi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalarda ve istinaf başvurusundaki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının RODİ ibareli markalarını mesnet göstermek suretiyle iltibas ve tanınmışlık hukuki sebep ve vakıalarına dayanarak davalının "Rodi eyewear" ibareli markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 7 ve 8 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933437500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz