İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1109 E. 2023/4283 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kredi ve teminat sözleşmesi↗ kapitalizasyon↗ hesap kat ihtarı↗ ihtar tebliği↗ kat ihtarı↗ kefalet limiti↗ borca itiraz↗ akdi faiz↗ tebliğ tarihi↗ hesap kat↗ usulüne uygun tebliğ↗ icra inkâr tazminatı↗ bsmv↗ temerrüt tarihi↗ müteselsil sorumluluk↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ işlemiş faiz↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ tebligat↗ esastan ret↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/2076 E., 2018/958 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... Alüminyum San. ve Tic. A.Ş. arasında 12.09.2012 tarihli, 3.000.000,00 TL limitli ve 05.02.2014 tarihli ve 1.250.000,00 TL limitli olmak üzere iki adet Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, asıl borçlunun kredi kullanımından kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edildiğini, ancak sonuç alınamadığını, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların borca itirazı ile takibin durduğunu, itirazın haksız olduğu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka ile davalı ... Alüminyum A.Ş. arasında iki kredi sözleşmesinin düzenlendiği ve diğer davalıların da müteselsil kefil olarak her iki sözleşmeye teminat verdiği, borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından asıl borçlu şirkete ve davalılara ihtarname gönderildiği, asıl borçlu şirkete yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığı ve ifada gecikildiğinden bankanın tüm davalılara başvurma hakkının doğduğu, talep edilen alacak tutarının davalıların kefalet limiti içerisinde kaldığı, bilirkişi raporunun dosyaya sunulan belgelerle uyumlu olduğu, hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin asıl borçlu ... Alüminyum A.Ş. yönünden 840.727,08 TL asıl alacak, 14.830,43 TL işlemiş faiz, 741,52 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi(BSMV), 791,49 TL ihtarname masrafı, müteselsil kefil konumundaki davalılar ... ve Ezinç Metal A.Ş. yönünden 830.000,00 TL asıl alacak, 18.372,91 TL işlemiş faiz, 918,65 TL BSMV, 791,49 TL ihtarname masrafı için devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 171.269,80 TL icra inkâr tazminatının tamamından davalı ... A.Ş. ve 169.832,88 TL kısmından diğer iki davalı müteselsil sorumlu olmak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen alacağa takip tarihinden itibaren %22.68 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefillere yapılan tebligatlar usulüne uygun olduğunu, kefiller yönünden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar olan döneme ilişkin akdi faiz hesaplanarak, bu miktarın asıl alacağa kapitalize edilerek hesaplama yapıldığını, İlk Derece Mahkemesinin eksik ve hatalı olan bilirkişi raporu ile hüküm tesis ettiğini savunarak reddedilen kısmın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında iki adet kredi sözleşmesinin imzalandığı, diğer davalıların kredi sözleşmelerine kefil olduğu, kefaletlerin geçerli olduğu, ancak davalılara hesap kat ihtarı usulüne uygun olarak tebliğ edilemediğinden temerrüdün icra takip tarihi itibariyle oluştuğu, alınan bilirkişi raporunda takip tarihine kadar her bir kredinin türüne göre ayrı ayrı akdi faiz, faiz üzerinden de %5 oranında BSMV hesaplandığı, Mahkemece yaptırılan hesaplamanın doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle reddedilen kısmın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ile davalılar arasında bağıtlanan kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın hesabının doğru yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 68/b maddesi
3. Değerlendirme
Dava kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
İlk Derece Mahkemesince asıl borçlu ve müteselsilen kefil olan davalılara gönderilen hesap kat ihtarının tebliğ edilemediği, ancak 2004 sayılı Kanun'un 68/b maddesinin asıl borçlu yönünden uygulanarak ihtarın adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi kabul edilerek temerrüt tarihinin belirlenmesinin gerektiği, bu madde kefillere uygulanamayacağından icra takip tarihine göre temerrüt tarihinin göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre asıl borçlu ve kefiller yönünden farklı alacak miktarları hesaplanmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge adliye mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ne var ki dava konusu takibe dayanak genel kredi sözleşmelerinin 13.2 maddesinde taraflar sözleşmede belirtilen adreslerin yasal ikamet adresleri olarak kabul edildiğini, yazılı adreslere gönderilen her türlü tebligatın bu adreslere ulaştığı tarihte kendilerine ulaşmış sayılacağını kabul ve taahhüt etmiştir. Sözleşmelerin taraflar başlıklı birinci maddesinde ise müşteri, teminat verenler ve bankanın birlikte taraflar olarak anılacağı belirtilmiştir. Teminat verenler tanımında da müteselsil kefiller yer almıştır.
Somut olayda hesap kat ihtarı müteselsil kefillerin sözleşmelerde yazılı adreslerine tebliğe çıkarılmış olduğundan tebligatın adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi olarak esas alınması ve buna göre temerrüt tarihinin belirlenmesi ve hesaplamanın yapılması gerekmektedir. Bu nedenle sözleşmelerin 13.2 maddesinin davalı müteselsil kefillere uygulanması hususu Mahkemece irdelenmeden 2004 sayılı Kanun'un 68/b maddesine göre alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı kefiller yönünden bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4062 E. 2013/6754 K.
Ortak:hesap kat ihtarı · ihtar tebliği · kat ihtarı · hesap kat · müteselsil kefil · kefil · ihtar · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince asıl borçlu ve «müteselsilen kefil» olan davalılara gönderilen «hesap kat ihtarının tebliğ» edilemediği, ancak 2004 sayılı Kanun'un 68/b maddesinin asıl borçlu yönünden uygulanarak ihtarın adrese ulaştığı tarih «tebliğ tarihi» kabul edilerek «temerrüt tarihinin» belirlenmesinin gerektiği, bu madde kefillere uygulanamayacağından icra takip tarihine göre temerrüt tarihinin göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında iki adet «kredi sözleşmesinin» imzalandığı, diğer davalıların kredi sözleşmelerine «kefil» olduğu, «kefaletlerin» geçerli olduğu, ancak davalılara «hesap kat ihtarı» usulüne uygun olarak tebliğ edilemediğinden «temerrüdün» icra takip tarihi itibariyle oluştuğu, alınan bilirkişi raporunda takip tarihine kadar her bir kredinin türüne göre ayrı ayrı «akdi faiz», faiz üzerinden de %5 oranında BSMV hesaplandığı, Mahkemece yaptırılan hesaplamanın doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kara …
Alüminyum A.Ş. arasında iki «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği ve diğer davalıların da «müteselsil kefil» olarak her iki sözleşmeye «teminat» verdiği, borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından asıl borçlu şirkete ve davalılara «ihtarname» gönderildiği, asıl borçlu şirkete yapılan «ihtarın» sonuçsuz kaldığı ve ifada gecikildiğinden bankanın tüm davalılara başvurma hakkının doğduğu, talep edilen alacak tutarının davalıların «kefalet limiti» içerisinde kaldığı, bilirkişi raporunun dosyaya sunulan belgelerle uyumlu olduğu, hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın …
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, «ihtiyati haciz» isteminin asıl borçlu şirket yönünden kabulüne, «müteselsil kefiller» ... ve ...'ün «kredi sözleşmesindeki» adreslerine, «hesap kat ihtarı tebliğe» çıkarılmadığı, farklı adreslere tebliğe çıkan hesap kat ihtarı da tebliğ olunamadığından ... ve ... hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklama çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, «hesap kat ihtarının» kefillere tebliğ edilemediği gerekçesiyle «kefiller» yönünden istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle «ihtiyati haciz» isteyen alacaklı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Alacaklı banka tarafından «hesap kat» edilerek borçlu ve kefillere «ihtarname» gönderilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi hesabının kat edilmesi · hesabın kat edilmesi · muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaAlacağın «muaccel» hale gelebilmesi için «kredi hesabının kat edilmesi» yeterli olup, ayrıca hesabın katına ilişkin «ihtarnamenin» borçlu veya «kefile» tebliği zorunlu değildir.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, «ihtiyati haciz» isteminin asıl borçlu şirket yönünden kabulüne, «müteselsil kefiller» ... ve ...'ün «kredi sözleşmesindeki» adreslerine, «hesap kat ihtarı tebliğe» çıkarılmadığı, farklı adreslere tebliğe çıkan hesap kat ihtarı da tebliğ olunamadığından ... ve ... hakkındaki ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/413 E. 2014/1231 K.
Ortak:ihtar tebliği · kat ihtarı · müteselsil kefil · kefil · ihtar · tebligat · ihtarname · teminat
İncelediğiniz karardaAlüminyum A.Ş. arasında iki «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği ve diğer davalıların da «müteselsil kefil» olarak her iki sözleşmeye «teminat» verdiği, borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından asıl borçlu şirkete ve davalılara «ihtarname» gönderildiği, asıl borçlu şirkete yapılan «ihtarın» sonuçsuz kaldığı ve ifada gecikildiğinden bankanın tüm davalılara başvurma hakkının doğduğu, talep edilen alacak tutarının davalıların «kefalet limiti» içerisinde kaldığı, bilirkişi raporunun dosyaya sunulan belgelerle uyumlu olduğu, hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın …
İlk Derece Mahkemesince asıl borçlu ve «müteselsilen kefil» olan davalılara gönderilen «hesap kat ihtarının tebliğ» edilemediği, ancak 2004 sayılı Kanun'un 68/b maddesinin asıl borçlu yönünden uygulanarak ihtarın adrese ulaştığı tarih «tebliğ tarihi» kabul edilerek «temerrüt tarihinin» belirlenmesinin gerektiği, bu madde kefillere uygulanamayacağından icra takip tarihine göre temerrüt tarihinin göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir.
Alüminyum A.Ş. yönünden 840.727,08 TL «asıl alacak», 14.830,43 TL «işlemiş faiz», 741,52 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi(BSMV), 791,49 TL «ihtarname» «masrafı», «müteselsil kefil» konumundaki davalılar ... ve Ezinç Metal A.Ş. yönünden 830.000,00 TL asıl alacak, 18.372,91 TL işlemiş faiz, 918,65 TL BSMV, 791,49 TL ihtarname masrafı için devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 171.269,80 TL icra inkâr tazminatının tamamından davalı ...
Benzer bu karardaAlacaklının «müteselsil kefile» başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)'nın 586. maddesine göre, müteselsil kefillere başvurabilmek için borçluya «kat ihtarı tebliği» gerekli ise de, dosyadaki genel kredi ve «teminat» sözleşmesinin 52. maddesine göre borçlunun yeni adresini derhal Noter aracılığı ile bankaya bildirmedikleri takdirde sözleşmede yazılı adresine gönderilecek her türlü «tebligatın» noter veya postaya tevdi edildiği tarihte kendisine tebliğ edilmiş sayılacağı belirtildiğinden, usulüne uygun «ihtarname» tebliği gerçekleşmediği, kefil olan borçlulara başvuru koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Talep, genel kredi ve «teminat» sözleşmesine istinaden «müteselsil kefiller» hakkında «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Somut olayda, borçluya ve müteselsil kefillere «kat ihtarına» ilişkin «tebligatın» yeni adresleri bilinmediğinden bahisle aynı tarihte iade edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Talep, genel kredi ve «teminat» sözleşmesine istinaden «müteselsil kefiller» hakkında «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Alacaklının «müteselsil kefile» başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)'nın 586. maddesine göre, müteselsil kefillere başvurabilmek için borçluya «kat ihtarı tebliği» gerekli ise de, dosyadaki genel kredi ve «teminat» sözleşmesinin 52. maddesine göre borçlunun yeni adresini derhal Noter aracılığı ile bankaya bildirmedikleri takdirde sözleşmede yazılı adresine gönderilecek her türlü «tebligatın» noter veya postaya tevdi edildiği tarihte kendisine tebliğ edilmiş sayılacağı belirtildiğinden, usulüne uygun «ihtarname» tebliği gerçekleşmediği, kefil olan borçlulara başvuru koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi · teminat
İncelediğiniz karardaAlüminyum A.Ş. arasında iki «kredi sözleşmesinin» düzenlendiği ve diğer davalıların da «müteselsil kefil» olarak her iki sözleşmeye «teminat» verdiği, borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından asıl borçlu şirkete ve davalılara «ihtarname» gönderildiği, asıl borçlu şirkete yapılan «ihtarın» sonuçsuz kaldığı ve ifada gecikildiğinden bankanın tüm davalılara başvurma hakkının doğduğu, talep edilen alacak tutarının davalıların «kefalet limiti» içerisinde kaldığı, bilirkişi raporunun dosyaya sunulan belgelerle uyumlu olduğu, hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın …
… li, 3.000.000,00 TL limitli ve 05.02.2014 tarihli ve 1.250.000,00 TL limitli olmak üzere iki adet Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların «kredi sözleşmelerini» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıklarını, asıl borçlunun kredi kullanımından kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edildiğini, ancak sonuç alınamadığını, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların «borca itirazı» ile takibin durduğunu, itirazın haksız olduğu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında iki adet «kredi sözleşmesinin» imzalandığı, diğer davalıların kredi sözleşmelerine «kefil» olduğu, «kefaletlerin» geçerli olduğu, ancak davalılara «hesap kat ihtarı» usulüne uygun olarak tebliğ edilemediğinden «temerrüdün» icra takip tarihi itibariyle oluştuğu, alınan bilirkişi raporunda takip tarihine kadar her bir kredinin türüne göre ayrı ayrı «akdi faiz», faiz üzerinden de %5 oranında BSMV hesaplandığı, Mahkemece yaptırılan hesaplamanın doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kara …
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · ipotek · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1109 E. , 2023/4283 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1897 Esas, 2021/918 Karar
HÜKÜM
Esastan ret; davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/2076 E., 2018/958 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... Alüminyum San. ve Tic. A.Ş. arasında 12.09.2012 tarihli, 3.000.000,00 TL limitli ve 05.02.2014 tarihli ve 1.250.000,00 TL limitli olmak üzere iki adet Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, asıl borçlunun kredi kullanımından kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edildiğini, ancak sonuç alınamadığını, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların borca itirazı ile takibin durduğunu, itirazın haksız olduğu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka ile davalı ... Alüminyum A.Ş. arasında iki kredi sözleşmesinin düzenlendiği ve diğer davalıların da müteselsil kefil olarak her iki sözleşmeye teminat verdiği, borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından asıl borçlu şirkete ve davalılara ihtarname gönderildiği, asıl borçlu şirkete yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığı ve ifada gecikildiğinden bankanın tüm davalılara başvurma hakkının doğduğu, talep edilen alacak tutarının davalıların kefalet limiti içerisinde kaldığı, bilirkişi raporunun dosyaya sunulan belgelerle uyumlu olduğu, hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin asıl borçlu ...
Alüminyum A.Ş. yönünden 840.727,08 TL asıl alacak, 14.830,43 TL işlemiş faiz, 741,52 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi(BSMV), 791,49 TL ihtarname masrafı, müteselsil kefil konumundaki davalılar ... ve Ezinç Metal A.Ş. yönünden 830.000,00 TL asıl alacak, 18.372,91 TL işlemiş faiz, 918,65 TL BSMV, 791,49 TL ihtarname masrafı için devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 171.269,80 TL icra inkâr tazminatının tamamından davalı ... A.Ş. ve 169.832,88 TL kısmından diğer iki davalı müteselsil sorumlu olmak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen alacağa takip tarihinden itibaren %22.68 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefillere yapılan tebligatlar usulüne uygun olduğunu, kefiller yönünden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar olan döneme ilişkin akdi faiz hesaplanarak, bu miktarın asıl alacağa kapitalize edilerek hesaplama yapıldığını, İlk Derece Mahkemesinin eksik ve hatalı olan bilirkişi raporu ile hüküm tesis ettiğini savunarak reddedilen kısmın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında iki adet kredi sözleşmesinin imzalandığı, diğer davalıların kredi sözleşmelerine kefil olduğu, kefaletlerin geçerli olduğu, ancak davalılara hesap kat ihtarı usulüne uygun olarak tebliğ edilemediğinden temerrüdün icra takip tarihi itibariyle oluştuğu, alınan bilirkişi raporunda takip tarihine kadar her bir kredinin türüne göre ayrı ayrı akdi faiz, faiz üzerinden de %5 oranında BSMV hesaplandığı, Mahkemece yaptırılan hesaplamanın doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle reddedilen kısmın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ile davalılar arasında bağıtlanan kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın hesabının doğru yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 68/b maddesi
3. Değerlendirme
Dava kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
İlk Derece Mahkemesince asıl borçlu ve müteselsilen kefil olan davalılara gönderilen hesap kat ihtarının tebliğ edilemediği, ancak 2004 sayılı Kanun'un 68/b maddesinin asıl borçlu yönünden uygulanarak ihtarın adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi kabul edilerek temerrüt tarihinin belirlenmesinin gerektiği, bu madde kefillere uygulanamayacağından icra takip tarihine göre temerrüt tarihinin göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre asıl borçlu ve kefiller yönünden farklı alacak miktarları hesaplanmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge adliye mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ne var ki dava konusu takibe dayanak genel kredi sözleşmelerinin 13.2 maddesinde taraflar sözleşmede belirtilen adreslerin yasal ikamet adresleri olarak kabul edildiğini, yazılı adreslere gönderilen her türlü tebligatın bu adreslere ulaştığı tarihte kendilerine ulaşmış sayılacağını kabul ve taahhüt etmiştir. Sözleşmelerin taraflar başlıklı birinci maddesinde ise müşteri, teminat verenler ve bankanın birlikte taraflar olarak anılacağı belirtilmiştir. Teminat verenler tanımında da müteselsil kefiller yer almıştır.
Somut olayda hesap kat ihtarı müteselsil kefillerin sözleşmelerde yazılı adreslerine tebliğe çıkarılmış olduğundan tebligatın adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi olarak esas alınması ve buna göre temerrüt tarihinin belirlenmesi ve hesaplamanın yapılması gerekmektedir. Bu nedenle sözleşmelerin 13.2 maddesinin davalı müteselsil kefillere uygulanması hususu Mahkemece irdelenmeden 2004 sayılı Kanun'un 68/b maddesine göre alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı kefiller yönünden bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Bozma sebebine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933328000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz