İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1111 E. 2023/3870 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet tarihi↗ ilamsız takip↗ re'sen gözetilme↗ kefalet sözleşmesi↗ icra inkâr tazminatı↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ emredici hüküm↗ kötüniyet tazminatı↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ ihtar↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/32 E., 2019/278 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı Tenka İnş. Taah. Nak. İth. İhr. Mak. Mon. Kav. Giy. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 21.10.2015 tarihli kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın katedildiğini, gönderilen ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; borca konu kredi sözleşmesindeki müvekkili davalının kefaletinin şekle aykırı ve geçersiz olduğunu, dava ve takip konusu yapılan 21.10.2015 tarihli ve 2.000.000,00 TL meblağlı kredi sözleşmesindeki kefalet yükümlülüklerine ilişkin ifadelerin müvekkilinin el yazısı ürünü olmadığını, davacı bankanın kanunun emredici olan hükmüne aykırı davranarak başkası tarafından yazılmış olan kefalet ifadelerini müvekkili davalıya imzalattığını, davalının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 45 inci maddesine aykırı davranarak ipotekli taşınmazı paraya çevirmeden ve müvekkili davalıya borcun tamamından sorumlu tutarak davalı aleyhine ilamsız takip yaptığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; genel kredi sözleşmesinin 21.10.2015 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden sonra imzalandığından kefaletin şartlarının 6098 sayılı kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, anılan yasanın 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesinin getirildiği, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin ibarelerin davalı kefilin eli mahsulü olmadığının tespit edildiği, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, davacının anılan sözleşmeye istinaden davalıdan alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, sözleşmedeki kefalet imzasının davalıya ait olması ve davacının takipte kötü niyetinin tespit edilememiş olması nedeniyle davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda davaya esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davalı borçlunun iki adet kredi sözleşmesi üzerinde inceleme yapıldığını ve 05.08.2014 tarihli kredi sözleşmesinde kefalet beyanlarına, kefalet tutarlarına ve kefalet tarihine ilişki yazılar ile kefalet imzasının davacıya ait olduğu belirtilmiş olmasına rağmen mahkeme kredi sözleşmesindeki kefalet beyanlarına ilişkin yazının davalının el ürünü olmadığını, ilk derece mahkemesinin 05.08.2014 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediler nedeniyle davalının borçlunun sorumluluk tutarının tespiti yoluna gitmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verdiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, kefalet sözleşmesindeki yazıların davalı ...'ın eli ürünü olmadığı ve kefaletin, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yasal şartları taşımaması nedeniyle geçersiz olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının kefaletinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi anlamında şeklen geçerli olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1523 E. 2023/5569 K.
Ortak:kefalet tarihi · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaKefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesinin getirildiği, taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin ibarelerin davalı kefilin eli mahsulü olmadığının tespit edildiği, kefalet sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, davacının anılan sözleşmeye istinaden davalıdan alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, sözleşmedeki kefalet imzasının davalıya ait olması ve davacının takipte «kötü niyetinin» tespit edilememiş olması nedeniyle davalı tarafın «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; «genel kredi sözleşmesinin» 21.10.2015 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden sonra imzalandığından «kefaletin» şartlarının 6098 sayılı kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, anılan yasanın 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmaz.
Şti. arasında akdedilen 21.10.2015 tarihli «kredi sözleşmesini» davalının «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın katedildiğini, gönderilen «ihtara» rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaKefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." değerlendirildiğinde kanunda aranan «şekil şartının» somut olayda gerçekleştirilmemiş olduğu, bu sebeple de söz konusu «genel kredi sözleşmesine» dayanılarak alacak talebinde bulunulamayacağı, dolayısı ile davalıya karşı icra takibi başlatılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya «tebligatın» 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre çıkarıldığı, 18.08.2017 tarihinde mahalle muhtarına «teslim» edildiği, davalının komşusunun teslimden kaçındığının yazıldığı, ancak anılan maddenin birinci fıkrası hükümlerine aykırı şekilde davalının nerede olduğu, hangi tarihte döneceği yönünde tebligat parçası üzerinde hiçbir açıklamanın bulunmadığı, bu sebeple tebliğin «geçersiz» olduğu ve davalı için davaya cevap verme süresinin, davadan haberdar olduğunu bildirdiği tarih itibariyle başlayacağının kabulü gerektiği, «kefalet sözleşmesinin» 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre, «kefalet tarihi», miktarı, sorumluluğa ilişkin ifadelerin, «kefilin» el yazısı ile düzenlenmesi gerektiği, kriminal rapora göre sözleşmedeki kefalete ilişkin yazıların davalıların eli ürünü olmadığı, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı tarafından uzmanlık raporu için «masraf» yapıldığı halde hükümde gösterilmediğinden eksik değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Her iki sözleşmede de davalının «müteselsil kefil» olarak sözleşmeleri imzaladığı, ancak davalının her iki sözleşmedeki «kefaletin», 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre «kefalet tarihi», miktarı, sorumluluğa ilişkin ifadeleri, kefilin el yazısı ile düzenlenmediğinden «geçersizliğini» ileri sürmüştür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kefalette şekil şartı · müteselsil kefalet · hesap kat ihtarnamesi · ba/bs formları · kat ihtarnamesi · şekil şartı · hesap kat · temlik
Benzer bu karardaDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borçlunun borcunu ödemedeki «temerrüt» hali üzerine idari takibe alınan borçluya «temlik» eden banka tarafından 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin (b) bendi gereğince «hesap kat ihtarnamesi» ve ekli hesap özetiyle borç bakiyesini bildirir hesap özetinin keşide edildiği, borçlu «kefil» tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, aralarındaki borç ilişkisinin inkar edilmediği gibi yine davalıya dava dilekçesinin 18.08.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı tarafından yasal süre geçtikten sonra 06.10.2017 tarihinde cevap dilekçesini «ibraz» ettiği, yine sözleşmenin imza ve beyan sayfalarının incelemeye dahi konu edilmediği ve banka hesaplarından kredi kullandırım tarihleri ve «kefaletin» başladığı tarih itibariyle doğmuş borcun olup olmadığının ekstreler ve banka «defter» ve kayıtlarını inceleyen bilirkişiler tarafından incelemeye konu edilmediği, «genel kredi sözleşmesi» ve ön bilgi «formlarındaki» imzalar ve kabul edilen hususlar bilirkişiler ve mahkeme tarafından inceleme dışı bırakılarak sadece yazının kimin eli ürünü olduğu incelemesinin yapılarak eksik belgeler kapsamında «eksik inceleme» ile rapor alındığı gerekçeleri ile kararın kaldırılmasını istemiştir.
… hi olan 24.06.2016 tarihine yakın tarihli yazı ve rakamlarını içeren belgelerin celp edilerek ve bu belgeler davalıdan istenerek, önceki dayanak belgelerle birlikte «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak ikinci sözleşmede yer alan «kefalet sözleşmesindeki» tarih ve yazıların davalıya ait olup olmadığının ve 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesindeki «müteselsil kefalet şekil şartlarının» gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." değerlendirildiğinde kanunda aranan «şekil şartının» somut olayda gerçekleştirilmemiş olduğu, bu sebeple de söz konusu «genel kredi sözleşmesine» dayanılarak alacak talebinde bulunulamayacağı, dolayısı ile davalıya karşı icra takibi başlatılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9170 E. 2015/9977 K.
Ortak:kefalet tarihi · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaKefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve «müteselsil kefil» olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesinin getirildiği, taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinde» kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin ibarelerin davalı kefilin eli mahsulü olmadığının tespit edildiği, kefalet sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, davacının anılan sözleşmeye istinaden davalıdan alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, sözleşmedeki kefalet imzasının davalıya ait olması ve davacının takipte «kötü niyetinin» tespit edilememiş olması nedeniyle davalı tarafın «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; «genel kredi sözleşmesinin» 21.10.2015 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden sonra imzalandığından «kefaletin» şartlarının 6098 sayılı kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, anılan yasanın 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmaz.
Şti. arasında akdedilen 21.10.2015 tarihli «kredi sözleşmesini» davalının «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın katedildiğini, gönderilen «ihtara» rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» Borçlar Kanunu Hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği, Türk Borçlar Kanunun 583. maddesine göre «kefalet sözleşmesi» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda bu sıfatla veya bu anlamda gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, davaya konu «kredi sözleşmesinde» müteselsil kefillerin bu şartları taşımadığı, borcun likit olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği, aynı konu hakkında «itirazın iptali davası» açıldığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
1-Talep, ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği gerekçesiyle, itiraz eden borçlular hakkında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Ancak, talep dayanağı «genel kredi sözleşmesi» 16.10.2006 tarihli, itiraz eden borçlu kefillerin imzaladığı limit arttırım sözleşmesi ise 29.08.2007 tarihli olup TBK'nın yürürlük tarihinden evvel akdedilmiş olm …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · itirazın iptali davası · ihtiyati haciz · iptal davası · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» Borçlar Kanunu Hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği, Türk Borçlar Kanunun 583. maddesine göre «kefalet sözleşmesi» yazılı şekilde yapılmadıkça ve «kefilin» sorumlu olacağı azami miktar ile «kefalet tarihi» belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve «müteselsil kefil» olması durumunda bu sıfatla veya bu anlamda gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, davaya konu «kredi sözleşmesinde» müteselsil kefillerin bu şartları taşımadığı, borcun likit olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği, aynı konu hakkında «itirazın iptali davası» açıldığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden borçlular tarafından «ihtiyati hacze itiraz» edilmeden önce aynı mahkemede «itirazın iptali davası» açıldığı anlaşılmaktadır.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
1-Talep, ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece «ihtiyati haciz» kararının dayanağı olan sözleşmelerdeki «kefaletin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olarak tanzim edildiği gerekçesiyle, itiraz eden borçlular hakkında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Ancak, talep dayanağı «genel kredi sözleşmesi» 16.10.2006 tarihli, itiraz eden borçlu kefillerin imzaladığı limit arttırım sözleşmesi ise 29.08.2007 tarihli olup TBK'nın yürürlük tarihinden evvel akdedilmiş olm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/465 E. 2018/7493 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1111 E. , 2023/3870 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2205 Esas, 2021/1109 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/32 E., 2019/278 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı Tenka İnş. Taah. Nak. İth. İhr. Mak. Mon. Kav. Giy. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 21.10.2015 tarihli kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın katedildiğini, gönderilen ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; borca konu kredi sözleşmesindeki müvekkili davalının kefaletinin şekle aykırı ve geçersiz olduğunu, dava ve takip konusu yapılan 21.10.2015 tarihli ve 2.000.000,00 TL meblağlı kredi sözleşmesindeki kefalet yükümlülüklerine ilişkin ifadelerin müvekkilinin el yazısı ürünü olmadığını, davacı bankanın kanunun emredici olan hükmüne aykırı davranarak başkası tarafından yazılmış olan kefalet ifadelerini müvekkili davalıya imzalattığını, davalının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 45 inci maddesine aykırı davranarak ipotekli taşınmazı paraya çevirmeden ve müvekkili davalıya borcun tamamından sorumlu tutarak davalı aleyhine ilamsız takip yaptığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; genel kredi sözleşmesinin 21.10.2015 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden sonra imzalandığından kefaletin şartlarının 6098 sayılı kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, anılan yasanın 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesinin getirildiği, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin ibarelerin davalı kefilin eli mahsulü olmadığının tespit edildiği, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, davacının anılan sözleşmeye istinaden davalıdan alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, sözleşmedeki kefalet imzasının davalıya ait olması ve davacının takipte kötü niyetinin tespit edilememiş olması nedeniyle davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda davaya esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davalı borçlunun iki adet kredi sözleşmesi üzerinde inceleme yapıldığını ve 05.08.2014 tarihli kredi sözleşmesinde kefalet beyanlarına, kefalet tutarlarına ve kefalet tarihine ilişki yazılar ile kefalet imzasının davacıya ait olduğu belirtilmiş olmasına rağmen mahkeme kredi sözleşmesindeki kefalet beyanlarına ilişkin yazının davalının el ürünü olmadığını, ilk derece mahkemesinin 05.08.2014 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediler nedeniyle davalının borçlunun sorumluluk tutarının tespiti yoluna gitmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verdiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, kefalet sözleşmesindeki yazıların davalı ...'ın eli ürünü olmadığı ve kefaletin, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yasal şartları taşımaması nedeniyle geçersiz olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının kefaletinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi anlamında şeklen geçerli olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933306300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz