İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9007 E. 2023/3219 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üst limit ipoteği↗ ilamlı icra takibi↗ limit ipoteği↗ ilamlı icra↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ vade farkı↗ para borcu↗ ipotek akit tablosu↗ ipotek limiti↗ protesto↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ icra hukuk mahkemesi↗ usulüne uygun tebliğ↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ keşif↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ilamsız icra takibi↗ cari hesap↗ rehin↗ müteselsil kefil↗ ara karar↗ ikrar↗ muacceliyet↗ ipotek↗ icra takibine itiraz↗ bono↗ vade↗ kefil↗ protokol↗ hukuki yarar↗ ticari defter↗ esastan ret↗ iflas↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/80 E., 2020/116 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ilaç alım satım işi yaptığını, davalı ... Tekçe'nin ise Kepez Eczanesi unvanı ile eczane işlettiğini, müvekkili şirket ile eczane işletmeciliği yapan davalı arasında ilaç alım satım ilişkisinden kaynaklanan ticari ilişki çerçevesinde toplamda 501.342,17 TL tutarındaki borcun ödenmesi hususunda müvekkili şirkete yeniden yapılandırma teklifinde bulunulduğunu, iyi niyet gösterilerek borçlunun bu teklifinin kabul edildiğini, 23.03.2018 tanzim tarihli farkı vadelerde ödenmek üzere 21 adet bononun davacı yanca keşide edilerek müvekkiline teslim edildiğini ve aynı tarihte bir muacceliyet sözleşmesinin imzalandığını, borçlunun bonolarda kayıtlı borcunun tamamını vadesinde ve gecikmeksizin kayıtsız şartsız olarak ödeyeceğini, işbu senetlerden herhangi birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmeyerek protesto edilmesi halinde ise diğer bonoların tamamının muacceliyet kesbedeceği kararlaştırıldığını, davalı ...'ın borcundan dolayı müvekkili şirket lehine diğer davalı ... tarafından maliki bulunduğu gayrimenkulün de müvekkili şirket lehine 500.000,00 TL bedel üzerinden ipotek tesis edildiğini, bonoların vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, bir bononun vadesinde ödenmemesi üzerine akdedilen muacceliyet sözleşmesi uyarınca diğer tüm bonoların da muaccel hale geldiğini, davalılara gönderilen ihtarname ile borcun ödenmesi aksi halde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılacağının bildirildiğini, belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, borçlular tarafından icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe konu ipoteğin doğmuş bir alacak için tesis edilmediğini ve kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermediğini, bahse konu taşınmazın üzerindeki ipotek üst limit ipoteği olduğundan alacağın miktarının fer’ileri dahil olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, ipotek üst limitinin 500.000,00 TL olduğunu, müvekkillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir cari hesap tablosu veya ihtarnamenin de bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) l50 nci maddesi uyarınca taraflar arasında cari hesap, kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen bir ilişki bulunmadığı takdirde borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağını, ipoteğin 21 adet bono düzenlenmeden çok daha önce verildiğini, dolayısıyla ipoteğin bu borca ilişkin olmadığını, davacı şirketin faize faiz işlettiğini, vade farkı hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı ... Tekçe arasında ilaç alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, davalı ... tarafından 04.04.2016 tarihinde davacı lehine 500.000,00 TL bedelli 1 inci dereceden davalı ...'ın davacı şirkete ipotek tarihine kadar olan tüm borçlarının karşılığı ve ipotek tarihinden sonra doğacak tüm borçlarının da teminatını teşkil etmek üzere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ipotek tesis edildiği, davacı şirket ile davalı ... arasında 23.03.2018 tarihli protokolün imzalandığı, bahsi geçen hususların tarafların kabulünde olduğu, protokolde davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun ve borcun ödenmesi hususunda davalı ...'ın yine protokolde belirtilen bonoları davacı şirkete teslim ettiğinin düzenlendiği, ayrıca protokolün 2 nci maddesinde senetlerden birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmemesi halinde diğer senetlerin tamamının muacceliyet kesbedeceğinin kararlaştırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, her ne kadar davalılar tarafından takip konusu ipoteğin 2004 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi koşullarını taşıyan limit ipoteği olmadığı gibi aynı Kanun'un 149 uncu maddesinde düzenlenen karz ipoteği de olmadığı bu nedenle de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüşse de icra takibine konu ipotek akit tablosunda ipoteğin, doğmuş ve doğacak borçların teminatı olmak üzere tesis edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 149 uncu ve 150 inci maddesinin alacaklı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi yapmasına engel olmadığı, takibin iptali talebine ilişkin İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, borcun ödenmesi hususunda davacı şirketin davalılara ihtarname gönderdiği ve ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu taşınmazın üzerindeki ipotek üst limit ipoteği olduğundan alacak miktarının fer'ileri dahil olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, takibe dayanak olarak dosyaya ihtarname veya cari hesap tablosu da sunulmadığını, kaldı ki müvekkillerine de usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir cari hesap tablosu veya ihtarname de bulunmadığını, 2004 sayılı Kanun'un 150/1 inci maddesindeki düzenlemenin banka ve kredi veren kuruluşlar için getirildiğini, diğer gerçek ya da tüzel kişileri anılan maddeye dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapmalarının mümkün olmadığını, davacı şirketin faize faiz işletmekte olup vade farkı hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, raporun ara karara uygun düzenlenmediğini, ara karara aykırı olarak keşif yapılmadan, taraflar hazır olmadan hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ayrıca sadece 2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterler ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi istenilmiş olmakla sadece bu yıllara ilişkin inceleme yapılması gerekirken 2020 senesindeki yani takip tarihinden sonraki tarihlere ait defter kayıtlarının incelenmesiyle bu kayıtlara göre rapor düzenlendiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden eksik ve hatalı rapora dayanılarak usul ve yasaya aykırı karar verildiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 881, 875 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava; ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı ... tarafından 04.04.2016 tarihinde davacı lehine 500.000,00 TL bedelli 1 inci dereceden davalı ...'ın davacı şirkete ipotek tarihine kadar olan tüm borçlarının karşılığı ve ipotek tarihinden sonra doğacak tüm borçlarının da teminatını teşkil etmek üzere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ipotek tesis edilmiştir.
3. Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek 4721 sayılı Kanun'un 881 ile 897 nci maddeleri arasında düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 851 inci maddesi uyarınca güvence altına alınması düşünülen alacak miktarının belirli olup olmamasına göre ipotek iki şekilde kurulabilir. İpotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değil ise üst sınır ipoteği söz konusu olur. Anapara ipoteği mevcut ve miktarı belirli alacaklar için kurulmakla bu ipotek türünde rehin yükünün kapsamı tapu kütüğüne tescil edilen alacak miktarıyla sınırlı olmayıp, bunun dışındaki yan alacaklar da rehin yükü kapsamındadır. (4721 sayılı Kanun'un 875-876 ncı maddeleri) İpoteğin kurulması esnasında güvence altına alınan alacağın miktarı belirli değil ise alacaklının bütün istemlerini karşılar biçimde bir üst sınır taraflarca belirlenebilir. Bu şekilde miktarı belirli olmayan alacaklar için kurulan ipoteğe üst sınır ipoteği denilmekte olup genellikle bu tarz ipotekler rehnin kurulduğu anda miktarı bilinmeyen ileride doğduğu zaman da miktarının ne olacağı tahmin edilemeyen alacaklar örneğin, genel krediden veya cari hesaptan kaynaklı alacaklar için üst sınır ipoteği kurulabilir. Üst sınır ipoteğinin bulunması halinde alacak miktarı ipotek limitini aşıyor olsa dahi borçlu ipotek akit tablosunda belirlenen miktarı icra dosyasına yatırmakla tüm borçlarından kurtulur. Bu miktarın içerisine icra masrafları, faiz, vekalet ücreti gibi fer'i nitelikli alacaklar da dahil olup borçlu ayrıca bunlardan sorumlu tutulamaz. Somut olayda; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı ...'na ait taşınmaz üzerinde üst sınır ipoteği tesis edilmiştir. Ancak Mahkemece takibe yapılan itirazın iptali ve takibin aynen devamına karar verilerek üst sınır ipoteği limitini aşacak şekilde tahsile olanak verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11546 E. 2010/2134 K.
Ortak:para borcu · ipoteğin paraya çevrilmesi · rehin · ikrar · muacceliyet · ipotek · iflas
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe konu ipoteğin doğmuş bir alacak için tesis edilmediğini ve kayıtsız şartsız bir «para borcu» «ikrarını» içermediğini, bahse konu taşınmazın üzerindeki «ipotek» «üst limit ipoteği» olduğundan alacağın miktarının fer’ileri «dahil» olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, ipotek üst limitinin 500.000,00 TL olduğunu, müvekkillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir «cari hesap» tablosu veya «ihtarnamenin» de bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) l50 nci maddesi uyarınca taraflar arasında cari hesap, kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen bir ilişki bulunmadığı takdirde borçlu hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılamayacağını, ipoteğin 21 adet «bono» düzenlenmeden çok daha önce verildiğini, dolayısıyla ipoteğin bu borca ilişkin olmadığını, davacı şirketin faize faiz işlettiğini, «vade farkı» hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… da müvekkili şirkete yeniden yapılandırma teklifinde bulunulduğunu, iyi niyet gösterilerek borçlunun bu teklifinin kabul edildiğini, 23.03.2018 tanzim tarihli farkı «vadelerde» ödenmek üzere 21 adet «bononun» davacı yanca keşide edilerek müvekkiline «teslim» edildiğini ve aynı tarihte bir «muacceliyet» sözleşmesinin imzalandığını, borçlunun bonolarda kayıtlı borcunun tamamını vadesinde ve gecikmeksizin kayıtsız şartsız olarak ödeyeceğini, işbu senetlerden herhangi birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmeyerek «protesto» edilmesi halinde ise diğer bonoların tamamının muacceliyet kesbedeceği kararlaştırıldığını, davalı ...'ın borcundan dolayı müvekkili şirket lehine diğer davalı ... tarafından maliki bulunduğu gayrimenkulün de müvekkili şirket lehine 500.000,00 TL bedel üzerinden «ipotek» tesis edildiğini, bonoların vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, bir bononun vadesinde ödenmemesi üzerine akdedilen muacceliyet sözleşmesi uyarınca diğer tüm bonoların da muaccel hale geldiğini, davalılara gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi aksi halde «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatılacağının bildirildiğini, belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, borçlular tarafından icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… ç alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, davalı ... tarafından 04.04.2016 tarihinde davacı lehine 500.000,00 TL bedelli 1 inci dereceden davalı ...'ın davacı şirkete «ipotek» tarihine kadar olan tüm borçlarının karşılığı ve ipotek tarihinden sonra doğacak tüm borçlarının da «teminatını» teşkil etmek üzere müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla ipotek tesis edildiği, davacı şirket ile davalı ... arasında 23.03.2018 tarihli «protokolün» imzalandığı, bahsi geçen hususların tarafların kabulünde olduğu, protokolde davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun ve borcun ödenmesi hususunda davalı ...'ın yine protokolde belirtilen bonoları davacı şirkete «teslim» ettiğinin düzenlendiği, ayrıca protokolün 2 nci maddesinde senetlerden birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmemesi halinde diğer senetlerin tamamının «muacceliyet» kesbedeceğinin kararlaştırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalılar aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile «ilamsız icra takibi» başlatıldığı, her ne kadar davalılar tarafından takip konusu ipoteğin 2004 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi koşullarını «taşıyan» «limit ipoteği» olmadığı gibi aynı Kanun'un 149 uncu maddesinde düzenlenen karz ipoteği de olmadığı bu nedenle de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüşse de icra takibine konu «ipotek akit tablosunda» ipoteğin, doğmuş ve doğacak borçların teminatı olmak üzere tesis edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 149 uncu ve 150 inci maddesinin alacaklı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi yapmasına engel olmadığı, takibin iptali talebine ilişkin İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının «ticari defter» ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, borcun ödenmesi hususunda davacı şirketin davalılara «ihtarname» gönderdiği ve ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak «icra inkar tazminatının» davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİİK’nun «rehin» ve «ipotekle» temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Aynı Kanun’un 149/b maddesinde ise 149 uncu maddede yazılı haller dışındaki «muaccel alacaklar» için icra memuru tarafından borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer «ödeme emri» gönderileceği belirtilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 149 uncu maddesinde ise icra memurunun «ibraz» edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir «para borcu» «ikrarını» ihtiva ettiğini ve alacağın «muaccel» olduğunu anlaması halinde borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri göndereceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davaya konu alacak kayıtsız şartsız bir «para borcu» «ikrarını» ihtiva etmediğinden yapılan takipte icra emri gönderilmeyip, İİK’nun 149/b uyarınca davalıya «ödeme emri» gönderilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muaccel alacak · rehnin paraya çevrilmesi · delillerin toplanmaması · ödeme emri · acentelik · haciz · ibraz
Benzer bu karardaİİK’nun «rehin» ve «ipotekle» temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun «iflasa» tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya «haciz» yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Aynı Kanun’un 149/b maddesinde ise 149 uncu maddede yazılı haller dışındaki «muaccel alacaklar» için icra memuru tarafından borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer «ödeme emri» gönderileceği belirtilmiştir.
Bu durumda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takipte davalıya anılan 149/b maddesine uygun olarak «ödeme emrinin» gönderilmiş olduğu, davalının takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunun anlaşılmasına göre mahkemece takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin işbu davada tarafların gösterecekleri «delillerin toplanarak» sonucuna göre davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağı varsa bunun tespiti ile buna göre itirazın iptali istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, …
Mahkemece, «acentenin» borcundan dolayı «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi, ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takibe yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 149 uncu maddesinde ise icra memurunun «ibraz» edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir «para borcu» «ikrarını» ihtiva ettiğini ve alacağın «muaccel» olduğunu anlaması halinde borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri göndereceği düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9284 E. 2015/9520 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipotek limiti · ipoteğin paraya çevrilmesi · rehin · ipotek · ticari defter · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… ç alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, davalı ... tarafından 04.04.2016 tarihinde davacı lehine 500.000,00 TL bedelli 1 inci dereceden davalı ...'ın davacı şirkete «ipotek» tarihine kadar olan tüm borçlarının karşılığı ve ipotek tarihinden sonra doğacak tüm borçlarının da «teminatını» teşkil etmek üzere müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla ipotek tesis edildiği, davacı şirket ile davalı ... arasında 23.03.2018 tarihli «protokolün» imzalandığı, bahsi geçen hususların tarafların kabulünde olduğu, protokolde davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun ve borcun ödenmesi hususunda davalı ...'ın yine protokolde belirtilen bonoları davacı şirkete «teslim» ettiğinin düzenlendiği, ayrıca protokolün 2 nci maddesinde senetlerden birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmemesi halinde diğer senetlerin tamamının «muacceliyet» kesbedeceğinin kararlaştırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalılar aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile «ilamsız icra takibi» başlatıldığı, her ne kadar davalılar tarafından takip konusu ipoteğin 2004 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi koşullarını «taşıyan» «limit ipoteği» olmadığı gibi aynı Kanun'un 149 uncu maddesinde düzenlenen karz ipoteği de olmadığı bu nedenle de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüşse de icra takibine konu «ipotek akit tablosunda» ipoteğin, doğmuş ve doğacak borçların teminatı olmak üzere tesis edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 149 uncu ve 150 inci maddesinin alacaklı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi yapmasına engel olmadığı, takibin iptali talebine ilişkin İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının «ticari defter» ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, borcun ödenmesi hususunda davacı şirketin davalılara «ihtarname» gönderdiği ve ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak «icra inkar tazminatının» davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… da müvekkili şirkete yeniden yapılandırma teklifinde bulunulduğunu, iyi niyet gösterilerek borçlunun bu teklifinin kabul edildiğini, 23.03.2018 tanzim tarihli farkı «vadelerde» ödenmek üzere 21 adet «bononun» davacı yanca keşide edilerek müvekkiline «teslim» edildiğini ve aynı tarihte bir «muacceliyet» sözleşmesinin imzalandığını, borçlunun bonolarda kayıtlı borcunun tamamını vadesinde ve gecikmeksizin kayıtsız şartsız olarak ödeyeceğini, işbu senetlerden herhangi birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmeyerek «protesto» edilmesi halinde ise diğer bonoların tamamının muacceliyet kesbedeceği kararlaştırıldığını, davalı ...'ın borcundan dolayı müvekkili şirket lehine diğer davalı ... tarafından maliki bulunduğu gayrimenkulün de müvekkili şirket lehine 500.000,00 TL bedel üzerinden «ipotek» tesis edildiğini, bonoların vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, bir bononun vadesinde ödenmemesi üzerine akdedilen muacceliyet sözleşmesi uyarınca diğer tüm bonoların da muaccel hale geldiğini, davalılara gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi aksi halde «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatılacağının bildirildiğini, belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, borçlular tarafından icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu taşınmazın üzerindeki «ipotek» «üst limit ipoteği» olduğundan alacak miktarının fer'ileri «dahil» olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, takibe dayanak olarak dosyaya «ihtarname» veya «cari hesap» tablosu da sunulmadığını, kaldı ki müvekkillerine de usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir cari hesap tablosu veya ihtarname de bulunmadığını, 2004 sayılı Kanun'un 150/1 inci maddesindeki düzenlemenin banka ve kredi veren kuruluşlar için getirildiğini, diğer gerçek ya da tüzel kişileri anılan maddeye dayalı olarak «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapmalarının mümkün olmadığını, davacı şirketin faize faiz işletmekte olup «vade farkı» hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, raporun «ara» karara uygun düzenlenmediğini, ara karara aykırı olarak «keşif» yapılmadan, taraflar hazır olmadan hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ayrıca sadece 2016-2017-2018 yıllarına ait «ticari defterler» ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi istenilmiş olmakla sadece bu yıllara ilişkin inceleme yapılması gerekirken 2020 senesindeki yani takip t …
Benzer bu karardaV. tarafından dava tarihinden sonra «ipotekli» taşınmazın devralınması nedeniyle icra dosyasına yatırılan 80.000,00TL'nin icra müdürlüğünce icra aşamasında değerlendirileceği, her ne kadar davalı vekilince şirketin bölge müdürlüğünün kayıtları üzerinde inceleme yapılması istenilmiş ise de bu kayıtların genel müdürlükçe tutulan kayıtlardan farklı olmayacağı, bu nedenle davalılar vekilinin itirazının yersiz olduğu, takip konusu alacağın likit sayılması nedeniyle davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedildiği gerekçesiyle, davalıların Kastamonu 1.
Üst sınır ipoteğinin bulunması halinde alacak miktarı «ipotek limitini» aşıyor olsa dahi borçlu «ipotek akit tablosunda» belirlenen miktarı icra dosyasına yatırmakla tüm borçlarından kurtulur.
Anapara ipoteği mevcut ve miktarı belirli alacaklar için kurulmakla bu «ipotek» türünde «rehin» yükünün kapsamı tapu kütüğüne tescil edilen alacak miktarıyla sınırlı olmayıp, bunun dışındaki yan alacaklar da rehin yükü kapsamındadır (TMK md.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:disiplin para cezası · acentelik sözleşmesi · kıymetli evrak · acentelik · bilirkişi incelemesi · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının, daha öncesinde «acentesi» olan davalı şirketin, acentelik faaliyetleri sırasında davacı adına tahsil ettiği primleri aktarmadığı gerekçesiyle takibe başladığı, davalılarca takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, taraflar arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin» 15. maddesi uyarınca davacı şirketin «ticari defter» ve belgelerinin delil mahiyetinde bulunduğu, mahkemece davacıya ait ticari defter ve belgeler üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, usulüne uygun tutulduğu tespit edilen ve sahibi lehine delil mahiyetindeki defter ve belgeler uyarınca davacı şirketin takip tarihi itibariyle 887.88 …
Şti. ile davacı arasında «acentelik sözleşmesine» dayalı ilişkinin bulunduğu, bu ilişki nedeniyle davacı ve diğer davalıya ait taşınmazlar üzerinde «ipotek» tesis edildiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.
S.. yönünden 250.00,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) «asıl alacak» üzerinden iptaline ve takibin devamına, davacının faize yönelik itirazın iptali isteminin reddine, asıl alacağın % 40'ı olan 132.000,00 TL'nin (davalı T..
S.. yönünden 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların «disiplin para cezası» isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9007 E. , 2023/3219 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1959 Esas, 2021/1566 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/80 E., 2020/116 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ilaç alım satım işi yaptığını, davalı ... Tekçe'nin ise Kepez Eczanesi unvanı ile eczane işlettiğini, müvekkili şirket ile eczane işletmeciliği yapan davalı arasında ilaç alım satım ilişkisinden kaynaklanan ticari ilişki çerçevesinde toplamda 501.342,17 TL tutarındaki borcun ödenmesi hususunda müvekkili şirkete yeniden yapılandırma teklifinde bulunulduğunu, iyi niyet gösterilerek borçlunun bu teklifinin kabul edildiğini, 23.03.2018 tanzim tarihli farkı vadelerde ödenmek üzere 21 adet bononun davacı yanca keşide edilerek müvekkiline teslim edildiğini ve aynı tarihte bir muacceliyet sözleşmesinin imzalandığını, borçlunun bonolarda kayıtlı borcunun tamamını vadesinde ve gecikmeksizin kayıtsız şartsız olarak ödeyeceğini, işbu senetlerden herhangi birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmeyerek protesto edilmesi halinde ise diğer bonoların tamamının muacceliyet kesbedeceği kararlaştırıldığını, davalı ...'ın borcundan dolayı müvekkili şirket lehine diğer davalı ...
tarafından maliki bulunduğu gayrimenkulün de müvekkili şirket lehine 500.000,00 TL bedel üzerinden ipotek tesis edildiğini, bonoların vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, bir bononun vadesinde ödenmemesi üzerine akdedilen muacceliyet sözleşmesi uyarınca diğer tüm bonoların da muaccel hale geldiğini, davalılara gönderilen ihtarname ile borcun ödenmesi aksi halde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılacağının bildirildiğini, belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, borçlular tarafından icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe konu ipoteğin doğmuş bir alacak için tesis edilmediğini ve kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermediğini, bahse konu taşınmazın üzerindeki ipotek üst limit ipoteği olduğundan alacağın miktarının fer’ileri dahil olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, ipotek üst limitinin 500.000,00 TL olduğunu, müvekkillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir cari hesap tablosu veya ihtarnamenin de bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) l50 nci maddesi uyarınca taraflar arasında cari hesap, kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen bir ilişki bulunmadığı takdirde borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağını, ipoteğin 21 adet bono düzenlenmeden çok daha önce verildiğini, dolayısıyla ipoteğin bu borca ilişkin olmadığını, davacı şirketin faize faiz işlettiğini, vade farkı hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı ... Tekçe arasında ilaç alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, davalı ... tarafından 04.04.2016 tarihinde davacı lehine 500.000,00 TL bedelli 1 inci dereceden davalı ...'ın davacı şirkete ipotek tarihine kadar olan tüm borçlarının karşılığı ve ipotek tarihinden sonra doğacak tüm borçlarının da teminatını teşkil etmek üzere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ipotek tesis edildiği, davacı şirket ile davalı ... arasında 23.03.2018 tarihli protokolün imzalandığı, bahsi geçen hususların tarafların kabulünde olduğu, protokolde davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun ve borcun ödenmesi hususunda davalı ...'ın yine protokolde belirtilen bonoları davacı şirkete teslim ettiğinin düzenlendiği, ayrıca protokolün 2 nci maddesinde senetlerden birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmemesi halinde diğer senetlerin tamamının muacceliyet kesbedeceğinin kararlaştırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, her ne kadar davalılar tarafından takip konusu ipoteğin 2004 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi koşullarını taşıyan limit ipoteği olmadığı gibi aynı Kanun'un 149 uncu maddesinde düzenlenen karz ipoteği de olmadığı bu nedenle de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüşse de icra takibine konu ipotek akit tablosunda ipoteğin, doğmuş ve doğacak borçların teminatı olmak üzere tesis edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 149 uncu ve 150 inci maddesinin alacaklı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi yapmasına engel olmadığı, takibin iptali talebine ilişkin İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, borcun ödenmesi hususunda davacı şirketin davalılara ihtarname gönderdiği ve ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu taşınmazın üzerindeki ipotek üst limit ipoteği olduğundan alacak miktarının fer'ileri dahil olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, takibe dayanak olarak dosyaya ihtarname veya cari hesap tablosu da sunulmadığını, kaldı ki müvekkillerine de usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir cari hesap tablosu veya ihtarname de bulunmadığını, 2004 sayılı Kanun'un 150/1 inci maddesindeki düzenlemenin banka ve kredi veren kuruluşlar için getirildiğini, diğer gerçek ya da tüzel kişileri anılan maddeye dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapmalarının mümkün olmadığını, davacı şirketin faize faiz işletmekte olup vade farkı hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, raporun ara karara uygun düzenlenmediğini, ara karara aykırı olarak keşif yapılmadan, taraflar hazır olmadan hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ayrıca sadece 2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterler ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi istenilmiş olmakla sadece bu yıllara ilişkin inceleme yapılması gerekirken 2020 senesindeki yani takip tarihinden sonraki tarihlere ait defter kayıtlarının incelenmesiyle bu kayıtlara göre rapor düzenlendiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden eksik ve hatalı rapora dayanılarak usul ve yasaya aykırı karar verildiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 881, 875 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava; ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı ... tarafından 04.04.2016 tarihinde davacı lehine 500.000,00 TL bedelli 1 inci dereceden davalı ...'ın davacı şirkete ipotek tarihine kadar olan tüm borçlarının karşılığı ve ipotek tarihinden sonra doğacak tüm borçlarının da teminatını teşkil etmek üzere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ipotek tesis edilmiştir.
3. Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek 4721 sayılı Kanun'un 881 ile 897 nci maddeleri arasında düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 851 inci maddesi uyarınca güvence altına alınması düşünülen alacak miktarının belirli olup olmamasına göre ipotek iki şekilde kurulabilir. İpotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değil ise üst sınır ipoteği söz konusu olur. Anapara ipoteği mevcut ve miktarı belirli alacaklar için kurulmakla bu ipotek türünde rehin yükünün kapsamı tapu kütüğüne tescil edilen alacak miktarıyla sınırlı olmayıp, bunun dışındaki yan alacaklar da rehin yükü kapsamındadır. (4721 sayılı Kanun'un 875-876 ncı maddeleri) İpoteğin kurulması esnasında güvence altına alınan alacağın miktarı belirli değil ise alacaklının bütün istemlerini karşılar biçimde bir üst sınır taraflarca belirlenebilir.
Bu şekilde miktarı belirli olmayan alacaklar için kurulan ipoteğe üst sınır ipoteği denilmekte olup genellikle bu tarz ipotekler rehnin kurulduğu anda miktarı bilinmeyen ileride doğduğu zaman da miktarının ne olacağı tahmin edilemeyen alacaklar örneğin, genel krediden veya cari hesaptan kaynaklı alacaklar için üst sınır ipoteği kurulabilir. Üst sınır ipoteğinin bulunması halinde alacak miktarı ipotek limitini aşıyor olsa dahi borçlu ipotek akit tablosunda belirlenen miktarı icra dosyasına yatırmakla tüm borçlarından kurtulur. Bu miktarın içerisine icra masrafları, faiz, vekalet ücreti gibi fer'i nitelikli alacaklar da dahil olup borçlu ayrıca bunlardan sorumlu tutulamaz. Somut olayda; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı ...'na ait taşınmaz üzerinde üst sınır ipoteği tesis edilmiştir.
Ancak Mahkemece takibe yapılan itirazın iptali ve takibin aynen devamına karar verilerek üst sınır ipoteği limitini aşacak şekilde tahsile olanak verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933056400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz