İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9284 E. 2015/9520 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üst sınır (limit) ipoteği↗ ipotek akit tablosu↗ ipotek limiti↗ disiplin para cezası↗ acentelik sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kıymetli evrak↗ rehin↗ acentelik↗ ipotek↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının, daha öncesinde acentesi olan davalı şirketin, acentelik faaliyetleri sırasında davacı adına tahsil ettiği primleri aktarmadığı gerekçesiyle takibe başladığı, davalılarca takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 15. maddesi uyarınca davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin delil mahiyetinde bulunduğu, mahkemece davacıya ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, usulüne uygun tutulduğu tespit edilen ve sahibi lehine delil mahiyetindeki defter ve belgeler uyarınca davacı şirketin takip tarihi itibariyle 887.884,22 TL alacağının bulunduğu, Kastamonu 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4500 esas sayılı dosyasına konu beş adet üst sınır ipoteği bedelinin 330.000,00 TL olduğu, davalılardan T.. S.. tarafından tesis ettirilen ipotek bedelinin 250.000,00 TL ile sınırlandırıldığı, bu davalı yönünden ipotek nedeniyle sorumluluk miktarının bu miktarı aşamayacağı, dava dışı R. V. tarafından dava tarihinden sonra ipotekli taşınmazın devralınması nedeniyle icra dosyasına yatırılan 80.000,00TL'nin icra müdürlüğünce icra aşamasında değerlendirileceği, her ne kadar davalı vekilince şirketin bölge müdürlüğünün kayıtları üzerinde inceleme yapılması istenilmiş ise de bu kayıtların genel müdürlükçe tutulan kayıtlardan farklı olmayacağı, bu nedenle davalılar vekilinin itirazının yersiz olduğu, takip konusu alacağın likit sayılması nedeniyle davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle, davalıların Kastamonu 1. İcra Müdürlüğünün 2011/4500 esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının 330.000,00 TL (davalı T.. S.. yönünden 250.00,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, davacının faize yönelik itirazın iptali isteminin reddine, asıl alacağın % 40'ı olan 132.000,00 TL'nin (davalı T.. S.. yönünden 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların disiplin para cezası isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava; ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davalı D.Arda Sigorta Aracılık Hiz. Tic. San. Ltd. Şti. ile davacı arasında acentelik sözleşmesine dayalı ilişkinin bulunduğu, bu ilişki nedeniyle davacı ve diğer davalıya ait taşınmazlar üzerinde ipotek tesis edildiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek; TMK'nın 881-897. maddeleri arasında düzenlenmiş olup doktrinde ki tanımıyla kişisel bir alacağı güvence altına alma amacı güden kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacağın elde edilmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni haktır. TMK'nın 851. maddesi uyarınca güvence altına alınması düşünülen alacak miktarının belirli olup olmamasına göre ipotek iki şekilde kurulabilir. İpotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değil ise üst sınır ipoteği söz konusu olur. Anapara ipoteği mevcut ve miktarı belirli alacaklar için kurulmakla bu ipotek türünde rehin yükünün kapsamı tapu kütüğüne tescil edilen alacak miktarıyla sınırlı olmayıp, bunun dışındaki yan alacaklar da rehin yükü kapsamındadır (TMK md. 875-876). İpoteğin kurulması esnasında güvence altına alınan alacağın miktarı belirli değil ise alacaklının bütün istemlerini karşılar biçimde bir üst sınır taraflarca belirlenebilir. Bu şekilde miktarı belirli olmayan alacaklar için kurulan ipoteğe üst sınır ipoteği denilmekte olup genellikle bu tarz ipotekler rehnin kurulduğu anda miktarı bilinmeyen ileride doğduğu zaman da miktarının ne olacağı tahmin edilemeyen alacaklar örneğin, genel krediden veya cari hesaptan kaynaklı alacaklar için üst sınır ipoteği kurulabilir. Üst sınır ipoteğinin bulunması halinde alacak miktarı ipotek limitini aşıyor olsa dahi borçlu ipotek akit tablosunda belirlenen miktarı icra dosyasına yatırmakla tüm borçlarından kurtulur. Bu miktarın içerisine icra masrafları, faiz, vekalet ücreti gibi fer'i nitelikli alacaklar da dahil olup borçlu ayrıca bunlardan sorumlu tutulamaz. Somut olayda; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalılara ait taşınmazlar üzerinde üst sınır ipoteği tesis edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak; mahkemece takibe yapılan itirazın 330.000,00 TL "asıl alacak" üzerinden iptali ve takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilerek üst sınır ipoteği limitini aşacak şekilde tahsile olanak verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasının gerektirmediğinden, hükmün HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9007 E. 2023/3219 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipotek limiti · ipoteğin paraya çevrilmesi · rehin · ipotek · ticari defter · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaV. tarafından dava tarihinden sonra «ipotekli» taşınmazın devralınması nedeniyle icra dosyasına yatırılan 80.000,00TL'nin icra müdürlüğünce icra aşamasında değerlendirileceği, her ne kadar davalı vekilince şirketin bölge müdürlüğünün kayıtları üzerinde inceleme yapılması istenilmiş ise de bu kayıtların genel müdürlükçe tutulan kayıtlardan farklı olmayacağı, bu nedenle davalılar vekilinin itirazının yersiz olduğu, takip konusu alacağın likit sayılması nedeniyle davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedildiği gerekçesiyle, davalıların Kastamonu 1.
Üst sınır ipoteğinin bulunması halinde alacak miktarı «ipotek limitini» aşıyor olsa dahi borçlu «ipotek akit tablosunda» belirlenen miktarı icra dosyasına yatırmakla tüm borçlarından kurtulur.
Anapara ipoteği mevcut ve miktarı belirli alacaklar için kurulmakla bu «ipotek» türünde «rehin» yükünün kapsamı tapu kütüğüne tescil edilen alacak miktarıyla sınırlı olmayıp, bunun dışındaki yan alacaklar da rehin yükü kapsamındadır (TMK md.
Benzer bu kararda… ç alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, davalı ... tarafından 04.04.2016 tarihinde davacı lehine 500.000,00 TL bedelli 1 inci dereceden davalı ...'ın davacı şirkete «ipotek» tarihine kadar olan tüm borçlarının karşılığı ve ipotek tarihinden sonra doğacak tüm borçlarının da «teminatını» teşkil etmek üzere müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla ipotek tesis edildiği, davacı şirket ile davalı ... arasında 23.03.2018 tarihli «protokolün» imzalandığı, bahsi geçen hususların tarafların kabulünde olduğu, protokolde davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun ve borcun ödenmesi hususunda davalı ...'ın yine protokolde belirtilen bonoları davacı şirkete «teslim» ettiğinin düzenlendiği, ayrıca protokolün 2 nci maddesinde senetlerden birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmemesi halinde diğer senetlerin tamamının «muacceliyet» kesbedeceğinin kararlaştırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalılar aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile «ilamsız icra takibi» başlatıldığı, her ne kadar davalılar tarafından takip konusu ipoteğin 2004 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi koşullarını «taşıyan» «limit ipoteği» olmadığı gibi aynı Kanun'un 149 uncu maddesinde düzenlenen karz ipoteği de olmadığı bu nedenle de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüşse de icra takibine konu «ipotek akit tablosunda» ipoteğin, doğmuş ve doğacak borçların teminatı olmak üzere tesis edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 149 uncu ve 150 inci maddesinin alacaklı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi yapmasına engel olmadığı, takibin iptali talebine ilişkin İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının «ticari defter» ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, borcun ödenmesi hususunda davacı şirketin davalılara «ihtarname» gönderdiği ve ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak «icra inkar tazminatının» davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… da müvekkili şirkete yeniden yapılandırma teklifinde bulunulduğunu, iyi niyet gösterilerek borçlunun bu teklifinin kabul edildiğini, 23.03.2018 tanzim tarihli farkı «vadelerde» ödenmek üzere 21 adet «bononun» davacı yanca keşide edilerek müvekkiline «teslim» edildiğini ve aynı tarihte bir «muacceliyet» sözleşmesinin imzalandığını, borçlunun bonolarda kayıtlı borcunun tamamını vadesinde ve gecikmeksizin kayıtsız şartsız olarak ödeyeceğini, işbu senetlerden herhangi birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmeyerek «protesto» edilmesi halinde ise diğer bonoların tamamının muacceliyet kesbedeceği kararlaştırıldığını, davalı ...'ın borcundan dolayı müvekkili şirket lehine diğer davalı ... tarafından maliki bulunduğu gayrimenkulün de müvekkili şirket lehine 500.000,00 TL bedel üzerinden «ipotek» tesis edildiğini, bonoların vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, bir bononun vadesinde ödenmemesi üzerine akdedilen muacceliyet sözleşmesi uyarınca diğer tüm bonoların da muaccel hale geldiğini, davalılara gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi aksi halde «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatılacağının bildirildiğini, belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, borçlular tarafından icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu taşınmazın üzerindeki «ipotek» «üst limit ipoteği» olduğundan alacak miktarının fer'ileri «dahil» olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, takibe dayanak olarak dosyaya «ihtarname» veya «cari hesap» tablosu da sunulmadığını, kaldı ki müvekkillerine de usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir cari hesap tablosu veya ihtarname de bulunmadığını, 2004 sayılı Kanun'un 150/1 inci maddesindeki düzenlemenin banka ve kredi veren kuruluşlar için getirildiğini, diğer gerçek ya da tüzel kişileri anılan maddeye dayalı olarak «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapmalarının mümkün olmadığını, davacı şirketin faize faiz işletmekte olup «vade farkı» hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, raporun «ara» karara uygun düzenlenmediğini, ara karara aykırı olarak «keşif» yapılmadan, taraflar hazır olmadan hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ayrıca sadece 2016-2017-2018 yıllarına ait «ticari defterler» ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi istenilmiş olmakla sadece bu yıllara ilişkin inceleme yapılması gerekirken 2020 senesindeki yani takip t …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üst limit ipoteği · ilamlı icra takibi · limit ipoteği · ilamlı icra · vade farkı · para borcu · protesto · keşif
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu taşınmazın üzerindeki «ipotek» «üst limit ipoteği» olduğundan alacak miktarının fer'ileri «dahil» olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, takibe dayanak olarak dosyaya «ihtarname» veya «cari hesap» tablosu da sunulmadığını, kaldı ki müvekkillerine de usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir cari hesap tablosu veya ihtarname de bulunmadığını, 2004 sayılı Kanun'un 150/1 inci maddesindeki düzenlemenin banka ve kredi veren kuruluşlar için getirildiğini, diğer gerçek ya da tüzel kişileri anılan maddeye dayalı olarak «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapmalarının mümkün olmadığını, davacı şirketin faize faiz işletmekte olup «vade farkı» hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, raporun «ara» karara uygun düzenlenmediğini, ara karara aykırı olarak «keşif» yapılmadan, taraflar hazır olmadan hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ayrıca sadece 2016-2017-2018 yıllarına ait «ticari defterler» ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi istenilmiş olmakla sadece bu yıllara ilişkin inceleme yapılması gerekirken 2020 senesindeki yani takip t …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe konu ipoteğin doğmuş bir alacak için tesis edilmediğini ve kayıtsız şartsız bir «para borcu» «ikrarını» içermediğini, bahse konu taşınmazın üzerindeki «ipotek» «üst limit ipoteği» olduğundan alacağın miktarının fer’ileri «dahil» olmak üzere ipotek miktarından fazla olamayacağını, ipotek üst limitinin 500.000,00 TL olduğunu, müvekkillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilen herhangi bir «cari hesap» tablosu veya «ihtarnamenin» de bulunmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) l50 nci maddesi uyarınca taraflar arasında cari hesap, kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen bir ilişki bulunmadığı takdirde borçlu hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapılamayacağını, ipoteğin 21 adet «bono» düzenlenmeden çok daha önce verildiğini, dolayısıyla ipoteğin bu borca ilişkin olmadığını, davacı şirketin faize faiz işlettiğini, «vade farkı» hesabı yaptıktan sonra bu tutara faiz işletmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… da müvekkili şirkete yeniden yapılandırma teklifinde bulunulduğunu, iyi niyet gösterilerek borçlunun bu teklifinin kabul edildiğini, 23.03.2018 tanzim tarihli farkı «vadelerde» ödenmek üzere 21 adet «bononun» davacı yanca keşide edilerek müvekkiline «teslim» edildiğini ve aynı tarihte bir «muacceliyet» sözleşmesinin imzalandığını, borçlunun bonolarda kayıtlı borcunun tamamını vadesinde ve gecikmeksizin kayıtsız şartsız olarak ödeyeceğini, işbu senetlerden herhangi birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmeyerek «protesto» edilmesi halinde ise diğer bonoların tamamının muacceliyet kesbedeceği kararlaştırıldığını, davalı ...'ın borcundan dolayı müvekkili şirket lehine diğer davalı ... tarafından maliki bulunduğu gayrimenkulün de müvekkili şirket lehine 500.000,00 TL bedel üzerinden «ipotek» tesis edildiğini, bonoların vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, bir bononun vadesinde ödenmemesi üzerine akdedilen muacceliyet sözleşmesi uyarınca diğer tüm bonoların da muaccel hale geldiğini, davalılara gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi aksi halde «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatılacağının bildirildiğini, belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini, borçlular tarafından icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… ç alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, davalı ... tarafından 04.04.2016 tarihinde davacı lehine 500.000,00 TL bedelli 1 inci dereceden davalı ...'ın davacı şirkete «ipotek» tarihine kadar olan tüm borçlarının karşılığı ve ipotek tarihinden sonra doğacak tüm borçlarının da «teminatını» teşkil etmek üzere müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla ipotek tesis edildiği, davacı şirket ile davalı ... arasında 23.03.2018 tarihli «protokolün» imzalandığı, bahsi geçen hususların tarafların kabulünde olduğu, protokolde davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun ve borcun ödenmesi hususunda davalı ...'ın yine protokolde belirtilen bonoları davacı şirkete «teslim» ettiğinin düzenlendiği, ayrıca protokolün 2 nci maddesinde senetlerden birisinin tamamının veya bir kısmının vadesinde ödenmemesi halinde diğer senetlerin tamamının «muacceliyet» kesbedeceğinin kararlaştırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalılar aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile «ilamsız icra takibi» başlatıldığı, her ne kadar davalılar tarafından takip konusu ipoteğin 2004 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi koşullarını «taşıyan» «limit ipoteği» olmadığı gibi aynı Kanun'un 149 uncu maddesinde düzenlenen karz ipoteği de olmadığı bu nedenle de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüşse de icra takibine konu «ipotek akit tablosunda» ipoteğin, doğmuş ve doğacak borçların teminatı olmak üzere tesis edildiği, 2004 sayılı Kanun'un 149 uncu ve 150 inci maddesinin alacaklı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi yapmasına engel olmadığı, takibin iptali talebine ilişkin İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının «ticari defter» ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda davalı ...'ın davacı şirkete 501.342,17 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, borcun ödenmesi hususunda davacı şirketin davalılara «ihtarname» gönderdiği ve ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçluların itirazlarının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak «icra inkar tazminatının» davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9284 E. , 2015/9520 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KASTAMONU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ 22/10/2014
NUMARASI 2012/49-2014/504
Taraflar arasında görülen davada Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/10/2014 tarih ve 2012/49-2014/504 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının, taraflar arasında akdedilen 28.01.2005 tarihli acentelik sözleşmesi ve buna bağlı olarak imzalanan 11.09.2008 tarihli ek acentelik sözleşmesi ile 03.02.2005-10.10.2008 tarihli vekaletnameler uyarınca müvekkilinin yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, geçmiş iki yıllık süreçte davalı şirketin acentelik sözleşmesinden kaynaklı borçlarını yerine getirmemeye başladığını, davalı şirketin çekilen ihtarlara rağmen borçlarını eda etmediğini, müvekkilince 05.08.2011 tarihinde tescil ve 10.08.2011 tarihinde ilan edilen fesihname ile taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin sonlandırıldığını, müvekkilince davalının borçlarının teminatı olarak verilen ipoteklere uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla Kastamonu 1.
İcra Müdürlüğü'nün 2011/4500 esas sayılı dosyasında takibe başlanıldığını, davalıların haksız ve kötü niyetle borca itirazı nedeniyle takibin durduğunu, ileri sürerek davalıların icra takibine vaki itirazlarının iptaline, ipotek senedinde yazılı olan 330.000,00 TL oranında ve temerrüt tarihi itibariyle ticari faiziyle birlikte takibin devamına, alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkillerince verilen ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunu, toplam borç miktarının ipotek limitini aşamayacağını, davacıların alacak miktarı belli olmadan ve ipotek üst sınırı 330.000,00 TL olmasına karşılık 916.402,33 TL üzerinden takip yaptığını, müvekkillerinin acentelik sözleşmesinden kaynaklı borcunun bulunmadığını, takibe vaki itirazın haklı olduğunu savunarak davanın reddiyle davacının alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının, daha öncesinde acentesi olan davalı şirketin, acentelik faaliyetleri sırasında davacı adına tahsil ettiği primleri aktarmadığı gerekçesiyle takibe başladığı, davalılarca takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 15. maddesi uyarınca davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin delil mahiyetinde bulunduğu, mahkemece davacıya ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, usulüne uygun tutulduğu tespit edilen ve sahibi lehine delil mahiyetindeki defter ve belgeler uyarınca davacı şirketin takip tarihi itibariyle 887.884,22 TL alacağının bulunduğu, Kastamonu 1.
İcra Müdürlüğü'nün 2011/4500 esas sayılı dosyasına konu beş adet üst sınır ipoteği bedelinin 330.000,00 TL olduğu, davalılardan T.. S.. tarafından tesis ettirilen ipotek bedelinin 250.000,00 TL ile sınırlandırıldığı, bu davalı yönünden ipotek nedeniyle sorumluluk miktarının bu miktarı aşamayacağı, dava dışı R. V. tarafından dava tarihinden sonra ipotekli taşınmazın devralınması nedeniyle icra dosyasına yatırılan 80.000,00TL'nin icra müdürlüğünce icra aşamasında değerlendirileceği, her ne kadar davalı vekilince şirketin bölge müdürlüğünün kayıtları üzerinde inceleme yapılması istenilmiş ise de bu kayıtların genel müdürlükçe tutulan kayıtlardan farklı olmayacağı, bu nedenle davalılar vekilinin itirazının yersiz olduğu, takip konusu alacağın likit sayılması nedeniyle davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle, davalıların Kastamonu 1.
İcra Müdürlüğünün 2011/4500 esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının 330.000,00 TL (davalı T.. S.. yönünden 250.00,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, davacının faize yönelik itirazın iptali isteminin reddine, asıl alacağın % 40'ı olan 132.000,00 TL'nin (davalı T.. S.. yönünden 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların disiplin para cezası isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava; ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davalı D.Arda Sigorta Aracılık Hiz. Tic. San. Ltd. Şti. ile davacı arasında acentelik sözleşmesine dayalı ilişkinin bulunduğu, bu ilişki nedeniyle davacı ve diğer davalıya ait taşınmazlar üzerinde ipotek tesis edildiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek; TMK'nın 881-897. maddeleri arasında düzenlenmiş olup doktrinde ki tanımıyla kişisel bir alacağı güvence altına alma amacı güden kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacağın elde edilmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni haktır. TMK'nın 851. maddesi uyarınca güvence altına alınması düşünülen alacak miktarının belirli olup olmamasına göre ipotek iki şekilde kurulabilir.
İpotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değil ise üst sınır ipoteği söz konusu olur. Anapara ipoteği mevcut ve miktarı belirli alacaklar için kurulmakla bu ipotek türünde rehin yükünün kapsamı tapu kütüğüne tescil edilen alacak miktarıyla sınırlı olmayıp, bunun dışındaki yan alacaklar da rehin yükü kapsamındadır (TMK md. 875-876). İpoteğin kurulması esnasında güvence altına alınan alacağın miktarı belirli değil ise alacaklının bütün istemlerini karşılar biçimde bir üst sınır taraflarca belirlenebilir. Bu şekilde miktarı belirli olmayan alacaklar için kurulan ipoteğe üst sınır ipoteği denilmekte olup genellikle bu tarz ipotekler rehnin kurulduğu anda miktarı bilinmeyen ileride doğduğu zaman da miktarının ne olacağı tahmin edilemeyen alacaklar örneğin, genel krediden veya cari hesaptan kaynaklı alacaklar için üst sınır ipoteği kurulabilir.
Üst sınır ipoteğinin bulunması halinde alacak miktarı ipotek limitini aşıyor olsa dahi borçlu ipotek akit tablosunda belirlenen miktarı icra dosyasına yatırmakla tüm borçlarından kurtulur. Bu miktarın içerisine icra masrafları, faiz, vekalet ücreti gibi fer'i nitelikli alacaklar da dahil olup borçlu ayrıca bunlardan sorumlu tutulamaz. Somut olayda; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalılara ait taşınmazlar üzerinde üst sınır ipoteği tesis edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak; mahkemece takibe yapılan itirazın 330.000,00 TL "asıl alacak" üzerinden iptali ve takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilerek üst sınır ipoteği limitini aşacak şekilde tahsile olanak verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasının gerektirmediğinden, hükmün HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birinci paragrafının hükümden çıkartılıp yerine "Davanın kabulü ile; davalıların Kastamonu 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4500 esas sayalı icra dosyasında takibe yaptıkları itirazların tesis edilen ipoteklerin üst sınır ipoteği olmaları nedeniyle 330.000,00 TL (davalı T.. S.. yönünden ipotek bedeli olan 250.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) üzerinden iptali ile takibin asıl alacak, icra masrafları, faiz, vekalet ücreti ve sair fer'ileri de dahil olmak kaydıyla bu miktar üzerinden devamına" cümlesinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/131048600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz