İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8276 E. 2023/2482 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6325 sayılı kanun 18/a-15↗ mükerrer takip↗ dava şartı arabuluculuk↗ geçerli icra takibi↗ icra dairesinin yetkisine itiraz↗ itirazın kaldırılması↗ yetkisizlik itirazı↗ ilamsız takip↗ takibin kesinleşmesi↗ arabuluculuk↗ imzaya itiraz↗ tahrifat↗ borca itiraz↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ itirazın iptali davası↗ mükerrerlik↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ icra takibine itiraz↗ iptal davası↗ bono↗ vade↗ usulden reddi↗ feragat↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ yetki↗ iflas↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı hakkında ilamsız takip yolu ile 24.11.2017 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, takibin itiraz üzerine durduğu, dosyada alacaklı tarafça her hangi bir feragat beyanının bulunmadığı gibi itiraz üzerine 29.11.2017 tarihinde duran takibe karşı herhangi bir girişimde bulunmadan 08.11.2018 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2018/753 E. sayılı takibine başlanıldığı ve itiraz üzerine de itirazın iptali davasının açıldığı, itirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türü olup, dava şartlarından birinin de geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin birinci fıkrasının ''alacaklı itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir, bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği taktirde yeniden ilamsız takip yapılamaz'' hükmünü içerdiği, ilk takibe karşı dava açılmadığı, dava konusu takibin mükerrer olduğu, mükerrer takip bulunmasının dava şartı olduğundan dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiği, ayrıca dava şartı olan arabulucuk görüşmesine davalı tarafın katılmadığı anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A/11 inci maddesi uyarınca da yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarlayarak dava ve takibe dayanak bono yönünden Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davanın bononun vade tarihinde tahrifat olduğu iddiasında takibe itirazı üzerine sadece davalı yönünden takibin durduğunu, diğer borçlular yönünden takibin kesinleştiğini, bononun vade kısmında tereddüte sebebiyet verebilecek bir değişiklik yapıldığı açıkça görüldüğünden vadenin gelmesi beklenerek Gölhisar İcra Müdürlüğü'nün 2018/753 E. sayılı dosyasında ilamsız takip başlattıklarını, ödeme emrinde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin yazılı olduğunu, bu ikinci takibe de davalı borçlunun yetki ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, mükerrer takip olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacının arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsili yönünde bir talepte bulunmadığını, bu nedenle mahkemenin arabuluculuk giderlerine ilişkin hüküm tesis etmesinin doğru olmadığını, dava reddedildiğine göre davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek yargılama giderleri yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı bonoya dayalı olarak 24.11.2017 tarihinde davalı hakkında takip yapan davacı - alacaklı ... vekili tarafından 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesince 6 ay içerisinde itirazın kaldırılması davası açılmaksızın aynı senede dayalı olarak bu kez 08.11.2018 tarihinde borçlu - davalı ... aleyhine dava konusu takibi başlattığı, dava konusu 2018 yılında başlatılan ikinci takibin mükerrer olduğu, davacının mükerrer takip yönünden itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, ayrıca davalı tarafa arabuluculuk oturum tarihleri arabulucu tarafından bildirilmesine rağmen toplantılara katılmadığı, bu nedenle muhatabın görüşmeye katılmamasından dolayı anlaşma sağlanamayarak arabuluculuk çalışmasının sonlandırıldığı, bu durumda Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, davalı arabuluculuk çalışmalarına katılmadığı anlaşıldığından yargılama giderine dahil olan vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının bonoya dayalı yapılan ilk takibe borcu bulunmadığı ve bononun vadesinde tahrifat yapıldığı gerekçesiyle itiraz ettiğini, takibe konu bononun vade kısmında tereddüte sebep olacak bir değişik yapılmış olduğunun çok açık olduğunu, bu nedenle vade beklenerek işbu dava konusu takibin başlatıldığını, takip talebinde ilk takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla şeklinde belirtildiğini, dolayısıyla ortada mükerrer takip bulunmadığını, ilk takibe itiraz nedeniyle iptal davası açılmış olsaydı bile vadeden önce takip yapılamayacağı gerekçesiyle zaten davanın reddedileceğini, esasen ilk takipte iptal davası açmakta müvekkilinin hukuki yararı bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini, Mahkemece verilen karar ile müvekkilinin alacağına kavuşmasının engellendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonodan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8276 E. 2023/2482 K.
Ortak:mükerrer takip · itirazın kaldırılması · ilamsız takip · takibin kesinleşmesi · arabuluculuk · tahrifat · borca itiraz · tahsilde tekerrür olmaması · dava şartı · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarlayarak dava ve takibe dayanak «bono» yönünden Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davanın bononun «vade» tarihinde «tahrifat» olduğu iddiasında takibe itirazı üzerine sadece davalı yönünden takibin durduğunu, diğer borçlular yönünden «takibin kesinleştiğini», bononun vade kısmında tereddüte sebebiyet verebilecek bir değişiklik yapıldığı açıkça görüldüğünden vadenin gelmesi beklenerek Gölhisar İcra Müdürlüğü'nün 2018/753 E. sayılı dosyasında «ilamsız takip» başlattıklarını, ödeme emrinde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin yazılı olduğunu, bu ikinci takibe de davalı borçlunun «yetki» ve «borca itirazı» üzerine takibin durduğunu, «arabuluculuk» görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, «mükerrer takip» olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı hakkında «ilamsız takip» yolu ile 24.11.2017 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, takibin itiraz üzerine durduğu, dosyada alacaklı tarafça her hangi bir «feragat» beyanının bulunmadığı gibi itiraz üzerine 29.11.2017 tarihinde duran takibe karşı herhangi bir girişimde bulunmadan 08.11.2018 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2018/753 E. sayılı takibine başlanıldığı ve itiraz üzerine de itirazın iptali davasının açıldığı, «itirazın iptali davası» icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türü olup, dava şartlarından birinin de geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin birinci fıkrasının ''alacaklı itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir, bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği taktirde yeniden ilamsız takip yapılamaz'' hükmünü içerdiği, ilk takibe karşı dava açılmadığı, dava konusu takibin «mükerrer» olduğu, «mükerrer takip» bulunmasının dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddinin» gerektiği, ayrıca dava şartı olan «arabulucuk» görüşmesine davalı tarafın katılmadığı anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A/11 inci maddesi uyarınca da «yargılama giderlerinden» davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı «bonoya» dayalı olarak 24.11.2017 tarihinde davalı hakkında takip yapan davacı - alacaklı ... vekili tarafından 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesince 6 ay içerisinde «itirazın kaldırılması» davası açılmaksızın aynı senede dayalı olarak bu kez 08.11.2018 tarihinde borçlu - davalı ... aleyhine dava konusu takibi başlattığı, dava konusu 2018 yılında başlatılan ikinci takibin «mükerrer» olduğu, davacının «mükerrer takip» yönünden «itirazın iptali davası» açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesinin isabetli olduğu, ayrıca davalı tarafa «arabuluculuk» oturum tarihleri arabulucu tarafından bildirilmesine rağmen toplantılara katılmadığı, bu nedenle muhatabın görüşmeye katılmamasından dolayı anlaşma sağlanamayarak arabuluculuk çalışmasının sonlandırıldığı, bu durumda Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, davalı arabuluculuk çalışmalarına katılmadığı anlaşıldığından «yargılama giderine» «dahil» olan «vekalet ücretinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarlayarak dava ve takibe dayanak «bono» yönünden Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davanın bononun «vade» tarihinde «tahrifat» olduğu iddiasında takibe itirazı üzerine sadece davalı yönünden takibin durduğunu, diğer borçlular yönünden «takibin kesinleştiğini», bononun vade kısmında tereddüte sebebiyet verebilecek bir değişiklik yapıldığı açıkça görüldüğünden vadenin gelmesi beklenerek Gölhisar İcra Müdürlüğü'nün 2018/753 E. sayılı dosyasında «ilamsız takip» başlattıklarını, ödeme emrinde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin yazılı olduğunu, bu ikinci takibe de davalı borçlunun «yetki» ve «borca itirazı» üzerine takibin durduğunu, «arabuluculuk» görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, «mükerrer takip» olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı hakkında «ilamsız takip» yolu ile 24.11.2017 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, takibin itiraz üzerine durduğu, dosyada alacaklı tarafça her hangi bir «feragat» beyanının bulunmadığı gibi itiraz üzerine 29.11.2017 tarihinde duran takibe karşı herhangi bir girişimde bulunmadan 08.11.2018 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2018/753 E. sayılı takibine başlanıldığı ve itiraz üzerine de itirazın iptali davasının açıldığı, «itirazın iptali davası» icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türü olup, dava şartlarından birinin de geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin birinci fıkrasının ''alacaklı itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir, bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği taktirde yeniden ilamsız takip yapılamaz'' hükmünü içerdiği, ilk takibe karşı dava açılmadığı, dava konusu takibin «mükerrer» olduğu, «mükerrer takip» bulunmasının dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddinin» gerektiği, ayrıca dava şartı olan «arabulucuk» görüşmesine davalı tarafın katılmadığı anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A/11 inci maddesi uyarınca da «yargılama giderlerinden» davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı «bonoya» dayalı olarak 24.11.2017 tarihinde davalı hakkında takip yapan davacı - alacaklı ... vekili tarafından 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesince 6 ay içerisinde «itirazın kaldırılması» davası açılmaksızın aynı senede dayalı olarak bu kez 08.11.2018 tarihinde borçlu - davalı ... aleyhine dava konusu takibi başlattığı, dava konusu 2018 yılında başlatılan ikinci takibin «mükerrer» olduğu, davacının «mükerrer takip» yönünden «itirazın iptali davası» açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesinin isabetli olduğu, ayrıca davalı tarafa «arabuluculuk» oturum tarihleri arabulucu tarafından bildirilmesine rağmen toplantılara katılmadığı, bu nedenle muhatabın görüşmeye katılmamasından dolayı anlaşma sağlanamayarak arabuluculuk çalışmasının sonlandırıldığı, bu durumda Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, davalı arabuluculuk çalışmalarına katılmadığı anlaşıldığından «yargılama giderine» «dahil» olan «vekalet ücretinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1529 E. 2023/5106 K.
Ortak:arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı hakkında «ilamsız takip» yolu ile 24.11.2017 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, takibin itiraz üzerine durduğu, dosyada alacaklı tarafça her hangi bir «feragat» beyanının bulunmadığı gibi itiraz üzerine 29.11.2017 tarihinde duran takibe karşı herhangi bir girişimde bulunmadan 08.11.2018 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2018/753 E. sayılı takibine başlanıldığı ve itiraz üzerine de itirazın iptali davasının açıldığı, «itirazın iptali davası» icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türü olup, dava şartlarından birinin de geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin birinci fıkrasının ''alacaklı itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir, bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği taktirde yeniden ilamsız takip yapılamaz'' hükmünü içerdiği, ilk takibe karşı dava açılmadığı, dava konusu takibin «mükerrer» olduğu, «mükerrer takip» bulunmasının dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddinin» gerektiği, ayrıca dava şartı olan «arabulucuk» görüşmesine davalı tarafın katılmadığı anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A/11 inci maddesi uyarınca da «yargılama giderlerinden» davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı «bonoya» dayalı olarak 24.11.2017 tarihinde davalı hakkında takip yapan davacı - alacaklı ... vekili tarafından 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesince 6 ay içerisinde «itirazın kaldırılması» davası açılmaksızın aynı senede dayalı olarak bu kez 08.11.2018 tarihinde borçlu - davalı ... aleyhine dava konusu takibi başlattığı, dava konusu 2018 yılında başlatılan ikinci takibin «mükerrer» olduğu, davacının «mükerrer takip» yönünden «itirazın iptali davası» açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesinin isabetli olduğu, ayrıca davalı tarafa «arabuluculuk» oturum tarihleri arabulucu tarafından bildirilmesine rağmen toplantılara katılmadığı, bu nedenle muhatabın görüşmeye katılmamasından dolayı anlaşma sağlanamayarak arabuluculuk çalışmasının sonlandırıldığı, bu durumda Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, davalı arabuluculuk çalışmalarına katılmadığı anlaşıldığından «yargılama giderine» «dahil» olan «vekalet ücretinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarlayarak dava ve takibe dayanak «bono» yönünden Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davanın bononun «vade» tarihinde «tahrifat» olduğu iddiasında takibe itirazı üzerine sadece davalı yönünden takibin durduğunu, diğer borçlular yönünden «takibin kesinleştiğini», bononun vade kısmında tereddüte sebebiyet verebilecek bir değişiklik yapıldığı açıkça görüldüğünden vadenin gelmesi beklenerek Gölhisar İcra Müdürlüğü'nün 2018/753 E. sayılı dosyasında «ilamsız takip» başlattıklarını, ödeme emrinde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin yazılı olduğunu, bu ikinci takibe de davalı borçlunun «yetki» ve «borca itirazı» üzerine takibin durduğunu, «arabuluculuk» görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, «mükerrer takip» olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın bir miktar alacağa ilişkin olduğu ve özü itibari ile «arabuluculuğa» tabi olması gerektiği, davacı tarafça arabuluculuk yoluna 30.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ancak henüz sonuçlanmadan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · maddi hata · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4029 E. 2022/8478 K.
Ortak:arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı hakkında «ilamsız takip» yolu ile 24.11.2017 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, takibin itiraz üzerine durduğu, dosyada alacaklı tarafça her hangi bir «feragat» beyanının bulunmadığı gibi itiraz üzerine 29.11.2017 tarihinde duran takibe karşı herhangi bir girişimde bulunmadan 08.11.2018 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2018/753 E. sayılı takibine başlanıldığı ve itiraz üzerine de itirazın iptali davasının açıldığı, «itirazın iptali davası» icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türü olup, dava şartlarından birinin de geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin birinci fıkrasının ''alacaklı itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir, bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği taktirde yeniden ilamsız takip yapılamaz'' hükmünü içerdiği, ilk takibe karşı dava açılmadığı, dava konusu takibin «mükerrer» olduğu, «mükerrer takip» bulunmasının dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddinin» gerektiği, ayrıca dava şartı olan «arabulucuk» görüşmesine davalı tarafın katılmadığı anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A/11 inci maddesi uyarınca da «yargılama giderlerinden» davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı «bonoya» dayalı olarak 24.11.2017 tarihinde davalı hakkında takip yapan davacı - alacaklı ... vekili tarafından 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesince 6 ay içerisinde «itirazın kaldırılması» davası açılmaksızın aynı senede dayalı olarak bu kez 08.11.2018 tarihinde borçlu - davalı ... aleyhine dava konusu takibi başlattığı, dava konusu 2018 yılında başlatılan ikinci takibin «mükerrer» olduğu, davacının «mükerrer takip» yönünden «itirazın iptali davası» açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesinin isabetli olduğu, ayrıca davalı tarafa «arabuluculuk» oturum tarihleri arabulucu tarafından bildirilmesine rağmen toplantılara katılmadığı, bu nedenle muhatabın görüşmeye katılmamasından dolayı anlaşma sağlanamayarak arabuluculuk çalışmasının sonlandırıldığı, bu durumda Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, davalı arabuluculuk çalışmalarına katılmadığı anlaşıldığından «yargılama giderine» «dahil» olan «vekalet ücretinin» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarlayarak dava ve takibe dayanak «bono» yönünden Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davanın bononun «vade» tarihinde «tahrifat» olduğu iddiasında takibe itirazı üzerine sadece davalı yönünden takibin durduğunu, diğer borçlular yönünden «takibin kesinleştiğini», bononun vade kısmında tereddüte sebebiyet verebilecek bir değişiklik yapıldığı açıkça görüldüğünden vadenin gelmesi beklenerek Gölhisar İcra Müdürlüğü'nün 2018/753 E. sayılı dosyasında «ilamsız takip» başlattıklarını, ödeme emrinde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin yazılı olduğunu, bu ikinci takibe de davalı borçlunun «yetki» ve «borca itirazı» üzerine takibin durduğunu, «arabuluculuk» görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, «mükerrer takip» olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · arabuluculuk başvurusu · kesin süre · ibraz · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8276 E. , 2023/2482 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1418 Esas, 2021/1205 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/272 E., 2021/5 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından ödenmeyen bono nedeniyle Gölhisar İcra Müdürüğünün 2018/753 E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, süresinde borca borçlu tarafından itiraz edilerek takibin durduğunu, borçlu davalının itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı olduğunu, itiraz dilekçesinde borçlunun takibe konu olan belge/sözleşme altında bulunan imzaya itiraz etmemiş olduğundan bu hususların kesinleştiğini, davalı/borçlunun takibe konu olan senede karşı borcunun bulunmadığını beyan ederek takibin durmasına neden olduğunu ve davalının ayrıca Gölhisar İcra Dairesinin yetkisine de itiraz ettiğini ancak söz konusu takibe dayanak olan senet üzerinde senedin tanzim edildiği yer olarak "D.Y.
Çavdır" olarak belirtildiğini belirterek Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2018/753 E. sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe dayanak senetteki imzayı ve borcu kabul etmediklerini, davacı hakkında bir çok kişiyi kandırıp hakız kazanç elde ettiği iddiasıyla başlatılan ceza soruşturmalarının beklenmesi gerektiğini, icra takibine itiraz dilekçesi ekinde ödeme belgesi sunma yükümlerinin olmadığını savunarak davanın reddi ile %20 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı hakkında ilamsız takip yolu ile 24.11.2017 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, takibin itiraz üzerine durduğu, dosyada alacaklı tarafça her hangi bir feragat beyanının bulunmadığı gibi itiraz üzerine 29.11.2017 tarihinde duran takibe karşı herhangi bir girişimde bulunmadan 08.11.2018 tarihinde Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2018/753 E. sayılı takibine başlanıldığı ve itiraz üzerine de itirazın iptali davasının açıldığı, itirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türü olup, dava şartlarından birinin de geçerli bir icra takibinin bulunması olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin birinci fıkrasının ''alacaklı itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir, bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği taktirde yeniden ilamsız takip yapılamaz'' hükmünü içerdiği, ilk takibe karşı dava açılmadığı, dava konusu takibin mükerrer olduğu, mükerrer takip bulunmasının dava şartı olduğundan dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiği, ayrıca dava şartı olan arabulucuk görüşmesine davalı tarafın katılmadığı anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A/11 inci maddesi uyarınca da yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarlayarak dava ve takibe dayanak bono yönünden Gölhisar İcra Müdürlüğünün 2017/1048 E. sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davanın bononun vade tarihinde tahrifat olduğu iddiasında takibe itirazı üzerine sadece davalı yönünden takibin durduğunu, diğer borçlular yönünden takibin kesinleştiğini, bononun vade kısmında tereddüte sebebiyet verebilecek bir değişiklik yapıldığı açıkça görüldüğünden vadenin gelmesi beklenerek Gölhisar İcra Müdürlüğü'nün 2018/753 E. sayılı dosyasında ilamsız takip başlattıklarını, ödeme emrinde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresinin yazılı olduğunu, bu ikinci takibe de davalı borçlunun yetki ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, mükerrer takip olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacının arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsili yönünde bir talepte bulunmadığını, bu nedenle mahkemenin arabuluculuk giderlerine ilişkin hüküm tesis etmesinin doğru olmadığını, dava reddedildiğine göre davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek yargılama giderleri yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı bonoya dayalı olarak 24.11.2017 tarihinde davalı hakkında takip yapan davacı - alacaklı ... vekili tarafından 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesince 6 ay içerisinde itirazın kaldırılması davası açılmaksızın aynı senede dayalı olarak bu kez 08.11.2018 tarihinde borçlu - davalı ... aleyhine dava konusu takibi başlattığı, dava konusu 2018 yılında başlatılan ikinci takibin mükerrer olduğu, davacının mükerrer takip yönünden itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, ayrıca davalı tarafa arabuluculuk oturum tarihleri arabulucu tarafından bildirilmesine rağmen toplantılara katılmadığı, bu nedenle muhatabın görüşmeye katılmamasından dolayı anlaşma sağlanamayarak arabuluculuk çalışmasının sonlandırıldığı, bu durumda Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, davalı arabuluculuk çalışmalarına katılmadığı anlaşıldığından yargılama giderine dahil olan vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının bonoya dayalı yapılan ilk takibe borcu bulunmadığı ve bononun vadesinde tahrifat yapıldığı gerekçesiyle itiraz ettiğini, takibe konu bononun vade kısmında tereddüte sebep olacak bir değişik yapılmış olduğunun çok açık olduğunu, bu nedenle vade beklenerek işbu dava konusu takibin başlatıldığını, takip talebinde ilk takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla şeklinde belirtildiğini, dolayısıyla ortada mükerrer takip bulunmadığını, ilk takibe itiraz nedeniyle iptal davası açılmış olsaydı bile vadeden önce takip yapılamayacağı gerekçesiyle zaten davanın reddedileceğini, esasen ilk takipte iptal davası açmakta müvekkilinin hukuki yararı bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini, Mahkemece verilen karar ile müvekkilinin alacağına kavuşmasının engellendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonodan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932802100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz