Danışmanlık sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2547 E. 2023/2446 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
danışmanlık sözleşmesi↗ ttk 531↗ kusur tespiti↗ talep aşımı↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ bildirim yükümlülüğü↗ taleple bağlılık ilkesi↗ mutlak ticari dava↗ taleple bağlılık↗ yönetici sorumluluğu↗ rekabet yasağı↗ takas↗ mutabakat↗ itirazın iptali davası↗ kâr mahrumiyeti↗ ibra↗ şirket zararı↗ zamanaşımı def'i↗ icra takibine itiraz↗ oy yasağı↗ kazanılmış hak↗ dürüstlük kuralı↗ mahsup↗ tbk 99↗ def'i↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ maddi tazminat↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 19.02.2016 tarih, 2016/160 E. ve 2016/133 K. sayılı kararı ile davanın iş sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 06.06.2017 tarih, 2016/15100 E. ve 2017/3424 K. sayılı kararıyla davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı kanun) 4 üncü maddesi uyarınca rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlıkların mutlak ticari dava olması nedeniyle görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 24.12.2021 tarih, 2017/654 E ve 2021/1189 karar sayılı kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirlenen rekabet yasağına ilişkin hükmin süre, coğrafi bölge ve konu itibariyle 6098 sayılı Kanun'a aykırılık taşımadığı, hüküm gereğince davacının üç aylık periyotlarda başka bir yerden kazancı olup olmadığını davalıya bildirmek durumunda olduğu, davacının bu bildirimleri yapmadığı, ancak sözleşmenin anılan maddesinde ödemenin bildirime bağlandığı anlamı çıkmadığından bildirimde bulunmamanın tazminata engel hal olarak görülmediği, davacının davalı şirketten ayrıldıktan sonra çalıştığı... isimli şirkette 28.7.2015 tarihinde işe girdiği bu şirketin Kazakistan'da faaliyet gösterdiği, rekabet yasağı hükmünde Kazakistan yer almadığından davacının rekabet yasağı hükmüne aykırı davranmadığı, davacının 31.12.2014-28.07.2015 dönemleri arasında başka bir yerde çalışmadığı, anılan tarihler arasında sözleşmeden kaynaklanan tazminat taleplerini talep edebileceği, 28.07.2015 tarihinden sonra ise davacının yeni başlamış olduğu işten elde etmiş olduğu faydanın sözleşmede kararlaştırılan tazminat alacağının altında kalması halinde aradaki farkı da talep edebileceği, davacının tazminat ödemesinin yapılmaması nedeniyle davalıya 13.05.2015 tarihli ihtarnameyi gönderdiği ve tazminat talebinde bulunduğu, bu nedenle tazminat talebinin zamanında istenmediği yönündeki davalı iddiasının yerinde görülmediği, bilirkişi heyeti tarafından davacının 2014 yılı Ocak-Aralık 12 aylık bordroları üzerinden yapılan ödemelerin sözleşme hükmü uyarınca yarısının hesaplandığını, birleşen dava yönünden yapılan incelemede; yönetim kurulu üyesi olmayan davalının 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca anonim şirketlere özgü sorumluluk hükümlerine tabi olduğu, davalı genel müdürün yürüttüğü iş ve işlemlerde yönetim kurulunu bilgilendirildiği, bu sebeple 2013 yılına kadar yapılan toplantılarda ibra edildiği, davalıya yüklenecek bir kusurun tespit edilemediği, açıkça davalının şirketi zarara uğrattığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davacının taraflar arasında akdedilen ikale sözleşmesi’ne aykırı davrandığını, bu nedenle alacak talebinin tümüyle reddi gerektiğini, davacı tarafın sözleşmede öngörülen bir yıllık süre içinde başka bir şirket nezdinde çalışarak gelir elde ettiğini, buna rağmen davacının dava dışı şirketten 2015 yılında elde ettiği kazancın talep edilen tazminattan tenzil edilmediğini, davacının 28.07.2015 tarihinde başka işveren nezdinde işe başladığından bahisle tazminatın dönemsel bazda (31.12.2014-28.07.2015 tarihi arası için) hesaplandığını, oysa söz konusu tazminatın 2015 yılı içinde belirli dönemlerde taksitlerle ödeneceğine dair hiçbir hüküm olmadığını, aksine bu tazminatın tek seferde ve davacının rekabet yasağı borcuna riayet etmesi halinde tek seferde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bilirkişilerce hesaplamanın hatalı yapıldığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; birleşen dava yönünden ileri sürdükleri hususların mahkemece incelenmediğini ve gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, davalının eylemleri ile müvekkili şirketi zarara uğrattığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da zararın tespit edildiğini ancak hukuki mesnetten uzak bir çıkarımla söz konusu zararların müvekkil şirketin cirosuna oranla düşük tutarlar olması gerekçesiyle tazminine gerek olmadığı sonucuna varıldığının mütala edildiğini, davalının kasta varan kusurla hareket ederek bu zararlara sebebiyet verdiğini, genel kurulda davaya konu işlemler ile akdedilen sözleşmeler açıkça ortaya konulmaksızın ve tartışılmaksızın genel kurul bu sözleşmeler ve işlemler hakkında bilgilendirilmeksizin verilmiş olan ibra kararının davalı nezdinde kazanılmış bir hak ihtiva etmeyeceğini, bu işlemler ve sözleşmeler bakımından geçerli bir ibra kararının sonuçlarını doğurmayacağını, 2014 yılına ait ibra kararında genel müdür ve şube müdürlerinin hariç tutulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, birleşen davada yönetici müdür olan davalının sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1326 E. 2023/3044 K.
Ortak:talep aşımı · taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · kâr mahrumiyeti · taahhütname · kusur · dava şartı
İncelediğiniz kararda… kemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 24.12.2021 tarih, 2017/654 E ve 2021/1189 karar sayılı kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirlenen «rekabet yasağına» ilişkin hükmin süre, coğrafi bölge ve konu itibariyle 6098 sayılı Kanun'a aykırılık taşımadığı, hüküm gereğince davacının üç aylık periyotlarda başka bir yerden kazancı olup olmadığını davalıya bildirmek durumunda olduğu, davacının bu bildirimleri yapmadığı, ancak sözleşmenin anılan maddesinde ödemenin bildirime bağlandığı anlamı çıkmadığından bildirimde bulunmamanın tazminata engel hal olarak görülmediği, davacının davalı şirketten ayrıldıktan sonra çalıştığı... isimli şirkette 28.7.2015 tarihinde işe girdiği bu şirketin Kazakistan'da faaliyet gösterdiği, rekabet yasağı hükmünde Kazakistan yer almadığından davacının rekabet yasağı hükmüne aykırı davranmadığı, davacının 31.12.2014-28.07.2015 dönemleri arasında başka bir yerde çalışmadığı, anılan tarihler arasında sözleşmeden kaynaklanan tazminat taleplerini talep edebileceği, 28.07.2015 tarihinden sonra ise davacının yeni başlamış olduğu işten elde etmiş olduğu faydanın sözleşmede kararlaştırılan tazminat alacağının altında kalması halinde aradaki farkı da talep edebileceği, davacının tazminat ödemesinin yapılmaması nedeniyle davalıya 13.05.2015 tarihli «ihtarnameyi» gönderdiği ve tazminat talebinde bulunduğu, bu nedenle tazminat talebinin zamanında istenmediği yönündeki davalı iddiasının yerinde görülmediği, bilirkişi heyeti tarafından davacının 2014 yılı Ocak-Aralık 12 aylık bordroları üzerinden yapılan ödemelerin sözleşme hükmü uyarınca yarısının hesaplandığını, birleşen dava yönünden yapılan incelemede; «yönetim kurulu» üyesi olmayan davalının 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca «anonim şirketlere» özgü sorumluluk hükümlerine tabi olduğu, davalı genel müdürün yürüttüğü iş ve işlemlerde yönetim kurulunu bilgilendirildiği, bu sebeple 2013 yılına kadar yapılan toplantılarda «ibra» edildiği, davalıya yüklenecek bir «kusurun tespit» edilemediği, açıkça davalının «şirketi zarara» uğrattığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, birleşen davanın reddine karar ve …
Benzer bu karardaDairemizin istikrar kazanmış kararlarında açıkça belirtildiği üzere gizli «talep aşımı» da «taleple bağlılık ilkesi» kapsamındadır (bkz.
Mahkemece 01.10.2014 tarih, 2014/269 E. ve 2014/371 K. sayılı kararı ile dava «bayilik sözleşmesinin» feshinden doğan kâr «mahrumiyeti» alacağına ilişkin olup davacı «defterleri» üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesiyle» davalının «taahhüt» ettiğinden eksik ürün aldığının sabit olduğu, rapordaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun, «denetime elverişli» olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 20.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm altına alınan alaca …
… mizin 22.02.2018 tarih, 2016/725 E. ve 2018/913 K. sayılı kararıyla davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taraflar arasındaki sözleşmelere göre kâr «mahrumiyeti» («cezai şart») istenilebilmesi için «taahhüdün» ihlal edildiği dönemden sonra «ihtirazi kayıt» konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerektiği, somut olayda davacı ihtirazi kayıt koymadan mal vermeye devam ettiğinden 1 inci dönemi isteyemeyeceği, 2 nci döneme ilişkin olarak kâr mahrumiyetinin hesaplanması gerektiği, diğer yandan davacı «bayilik sözleşmesini» feshettiğinden artık fesihten sonraki dönem için de «müspet zarar» şeklinde olan «kar mahrumiyetini» de talep edemeyeceğini, davalı ... yönünden yapılan incelemede, bu davalının 06.12.2006 tarihli taahhütnamede imzası bulunmadığından kar mahrumiyeti sorumluluğundan söz edilemeyeceği, «garantör» olarak imzasını «taşıyan» sözleşmenin 48 inci maddesinde sorumluluk hükümleri düzenlenmiş ise de, garanti altına alınan borcun miktarının belli olmadığı, belirsizliğin garantisinin olamayac …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · sözleşmesel sorumluluk · müspet zarar · kar mahrumiyeti · ihtirazi kayıt · bayilik sözleşmesi · cezai şart
Benzer bu kararda… mizin 22.02.2018 tarih, 2016/725 E. ve 2018/913 K. sayılı kararıyla davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taraflar arasındaki sözleşmelere göre kâr «mahrumiyeti» («cezai şart») istenilebilmesi için «taahhüdün» ihlal edildiği dönemden sonra «ihtirazi kayıt» konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerektiği, somut olayda davacı ihtirazi kayıt koymadan mal vermeye devam ettiğinden 1 inci dönemi isteyemeyeceği, 2 nci döneme ilişkin olarak kâr mahrumiyetinin hesaplanması gerektiği, diğer yandan davacı «bayilik sözleşmesini» feshettiğinden artık fesihten sonraki dönem için de «müspet zarar» şeklinde olan «kar mahrumiyetini» de talep edemeyeceğini, davalı ... yönünden yapılan incelemede, bu davalının 06.12.2006 tarihli taahhütnamede imzası bulunmadığından kar mahrumiyeti sorumluluğundan söz edilemeyeceği, «garantör» olarak imzasını «taşıyan» sözleşmenin 48 inci maddesinde sorumluluk hükümleri düzenlenmiş ise de, garanti altına alınan borcun miktarının belli olmadığı, belirsizliğin garantisinin olamayac …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «ihtirazi kayıt» koymadan mal vermeye devam ettiğinden sözleşmenin 1 inci dönemini isteyemeyeceği, bu durumda 2 nci döneme ilişkin olarak kâr «mahrumiyetinin» hesaplanması gerektiği ancak davacı «bayilik sözleşmesini» feshettiğinden artık fesihten sonraki dönem için de «müspet zarar» şeklinde oluşan kâr mahrumiyetini de talep edemeyeceği, yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre ikinci dönem kâr «kaybının» 21.543,90 USD olduğu ve davacı tarafın bu miktarı davalı şirketten talep edebileceği, talep miktarı ile bağlı kalınarak 20.000,00 USD'ye hükmedildiği, davalı ...'in 06.12.2006 tarihli «taahhütnamede» imzasının bulunmadığı bu nedenle kâr mahrumiyeti sorumluluğundan söz edilemeyeceği, davalı ...'in «garantör» olarak imzasını «taşıyan» «sözleşmede sorumluluk» hükümleri düzenlenmiş ise de garanti altına alınan borcun miktarının belli olmadığı, belirsizliğin garantisi olamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20. …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen «bayilik sözleşmesi» kapsamında «asgari alım taahhüdüne» uyulmaması nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece 01.10.2014 tarih, 2014/269 E. ve 2014/371 K. sayılı kararı ile dava «bayilik sözleşmesinin» feshinden doğan kâr «mahrumiyeti» alacağına ilişkin olup davacı «defterleri» üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesiyle» davalının «taahhüt» ettiğinden eksik ürün aldığının sabit olduğu, rapordaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun, «denetime elverişli» olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 20.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm altına alınan alaca …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10379 E. 2010/5308 K.
Ortak:icra takibine itiraz · taahhütname
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada «rekabet yasağı sözleşmesi» kapsamında alacağın tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali, birleşen davada yönetici müdür olan davalının sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… amına göre, davalı şirketin Kazakistan'a davacı vasıtası ile gönderi yapmadıkları konusunda bir açıklama ve itirazda bulunmadığı, davalı itirazının "collect gönderi «taahhütnamesini» imza edenin davalı şirket yetkilisi olmadığına" ilişkin olduğu, malların davalının adresinden alınıp Kazakistan'a taşındığına dair belgelere itiraz edilmediği, bahsi geçen taahhütnamenin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı kabul edilse dahi, malların Kazakistan'a gönderilmesi ile taahhütnameye davalı tarafından «icazet» verildiği, sözleşmeye göre davalının taşıma ücretinden sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, davalının sorumlu olduğu taşıma ücretinin tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Bu miktar alacağın tahsili amacıyla icra takibine girişen davacı vekili dava dilekçesinde «asıl alacak» miktarının 14.144,91 YTL olduğunu belirterek, bu miktar üzerinden «icra takibine itirazın» iptaline karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli rapor · icazet · denetime elverişlilik · ispat yükü · taşıyıcı · asıl alacak · eksik inceleme
Benzer bu kararda… rini sunması için taraf vekillerine usulüne uygun süre verilmesi, gerektiğinde rayiç taşıma bedelinin ilgili kurum ve kuruluşlardan araştırılarak uzman bilirkişiden «denetime elverişli rapor» alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Taşıma ücretinin ne miktar olduğunu «ispat yükü» davacı «taşıyıcıda» olup, davaya konu alacak nedeniyle düzenlenen 20.11.2006 tarihli faturada taşıma bedeli 28.289,82 YTL olarak gösterilmiştir.
… amına göre, davalı şirketin Kazakistan'a davacı vasıtası ile gönderi yapmadıkları konusunda bir açıklama ve itirazda bulunmadığı, davalı itirazının "collect gönderi «taahhütnamesini» imza edenin davalı şirket yetkilisi olmadığına" ilişkin olduğu, malların davalının adresinden alınıp Kazakistan'a taşındığına dair belgelere itiraz edilmediği, bahsi geçen taahhütnamenin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı kabul edilse dahi, malların Kazakistan'a gönderilmesi ile taahhütnameye davalı tarafından «icazet» verildiği, sözleşmeye göre davalının taşıma ücretinden sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu miktar alacağın tahsili amacıyla icra takibine girişen davacı vekili dava dilekçesinde «asıl alacak» miktarının 14.144,91 YTL olduğunu belirterek, bu miktar üzerinden «icra takibine itirazın» iptaline karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2547 E. , 2023/2446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/654 Esas, 2021/1189 Karar
BİRLEŞEN DAVA
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/193 E., 2017/884 K.
HÜKÜM
Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi
Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada yöneticinin sorumluluğu davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan istihdam sözleşmesi ile davacının 01.02.2008 tarihinde yönetici müdür olarak davalı şirkette çalışmaya başladığını, taraflar arasında düzenlenen mutabakat sözleşmesi ile 31.12.2014 tarihi itibari ile müvekkilinin davalı şirketteki görevinin son bulduğunu, sözleşmenin 16 ncı maddesine göre davacının görevinin sona erdiği tarihi takip eden 1 yıl boyunca rekabet yasağına tabi olduğunu, davacının 1 yıl süre ile hiçbir işyerinde çalışmadığını, davacının rekabet yasağına uyması nedeniyle sözleşmede hüküm altına alınan alacağa hak kazandığını, davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itirazda bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin LSG Sky Chefs'in Türkiye iştiraki olarak faaliyetine devam ettiğini, 02.01.2008 tarihli karar ile davalının müdür olarak atandığını, LSG Türkiye'nin şubesi olarak kurulan LSG Sky Chefs Kazakistan'ın operasyonlarına ilişkin tüm kararların müdür tarafından verildiğini, 01.03.2015 tarihinde LSG Türkiye'nin yönetiminin değişmesi üzerine tesadüf eseri bulunan ve miktarları ile şüphe uyandıran bir kısım danışmanlık sözleşmelerinden önemli miktarlarda ödeme yapıldığı ve menfaat sağlandığının ortaya çıktığını, Kazakistan bünyesinde çalışan bir kısım personele araç ve ev kiralandığını, bu işlemlerin davalının onayı ile yapıldığını ve şirketi zarara uğrattığını ve davalının bu zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 16.2 inci maddesine göre Atilla Mustafa ...’in ön talep gerekmeksizin her üç ayın sonunda müvekkil şirkete bildirimde bulunması gerektiğini, söz konusu tazminatın ödenmesinin bu şarta bağlandığını, davalı şirketin ...’in başka yerden elde etmiş olduğu kazancı sözleşme uyarınca mahsup ederek ödenecek meblağı hesaplayarak bir yılın sonunda rekabet edilmeme yasağına uyulmuş olması şartıyla ...’e tazminat ödeyeceğini, sözleşmeye göre davacının ilgili dönem boyunca başka bir iş yerinden elde ettiği kazancı veya kendi isteğiyle kazanç elde etmeyi ihmal ettiği miktarı müvekkil şirket tarafından ödenmesi gereken tazminat ile takas edilmesi gerektiğini, davacının rekabet yasağına ilişkin bildirim yükümlülüğüne uymaması nedeniyle şarta bağlı alacağın doğmadığını, davacının 2015 yılı Temmuz ayında itibaren...s isimli şirkette CEO olarak görev yapmaya başladığını, davacının talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin faaliyette bulunduğu dönemde yaptığı işlemler için ibra edildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili aleyhine dava açılması için genel kurulda alınmış bir karar bulunmadığından dava şartının yerine getirilmediğini, dürüstlük kuralına aykırı olarak dava ikame edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 19.02.2016 tarih, 2016/160 E. ve 2016/133 K. sayılı kararı ile davanın iş sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 06.06.2017 tarih, 2016/15100 E. ve 2017/3424 K. sayılı kararıyla davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 444 ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı kanun) 4 üncü maddesi uyarınca rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlıkların mutlak ticari dava olması nedeniyle görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 24.12.2021 tarih, 2017/654 E ve 2021/1189 karar sayılı kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirlenen rekabet yasağına ilişkin hükmin süre, coğrafi bölge ve konu itibariyle 6098 sayılı Kanun'a aykırılık taşımadığı, hüküm gereğince davacının üç aylık periyotlarda başka bir yerden kazancı olup olmadığını davalıya bildirmek durumunda olduğu, davacının bu bildirimleri yapmadığı, ancak sözleşmenin anılan maddesinde ödemenin bildirime bağlandığı anlamı çıkmadığından bildirimde bulunmamanın tazminata engel hal olarak görülmediği, davacının davalı şirketten ayrıldıktan sonra çalıştığı... isimli şirkette 28.7.2015 tarihinde işe girdiği bu şirketin Kazakistan'da faaliyet gösterdiği, rekabet yasağı hükmünde Kazakistan yer almadığından davacının rekabet yasağı hükmüne aykırı davranmadığı, davacının 31.12.2014-28.07.2015 dönemleri arasında başka bir yerde çalışmadığı, anılan tarihler arasında sözleşmeden kaynaklanan tazminat taleplerini talep edebileceği, 28.07.2015 tarihinden sonra ise davacının yeni başlamış olduğu işten elde etmiş olduğu faydanın sözleşmede kararlaştırılan tazminat alacağının altında kalması halinde aradaki farkı da talep edebileceği, davacının tazminat ödemesinin yapılmaması nedeniyle davalıya 13.05.2015 tarihli ihtarnameyi gönderdiği ve tazminat talebinde bulunduğu, bu nedenle tazminat talebinin zamanında istenmediği yönündeki davalı iddiasının yerinde görülmediği, bilirkişi heyeti tarafından davacının 2014 yılı Ocak-Aralık 12 aylık bordroları üzerinden yapılan ödemelerin sözleşme hükmü uyarınca yarısının hesaplandığını, birleşen dava yönünden yapılan incelemede;
yönetim kurulu üyesi olmayan davalının 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca anonim şirketlere özgü sorumluluk hükümlerine tabi olduğu, davalı genel müdürün yürüttüğü iş ve işlemlerde yönetim kurulunu bilgilendirildiği, bu sebeple 2013 yılına kadar yapılan toplantılarda ibra edildiği, davalıya yüklenecek bir kusurun tespit edilemediği, açıkça davalının şirketi zarara uğrattığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davacının taraflar arasında akdedilen ikale sözleşmesi’ne aykırı davrandığını, bu nedenle alacak talebinin tümüyle reddi gerektiğini, davacı tarafın sözleşmede öngörülen bir yıllık süre içinde başka bir şirket nezdinde çalışarak gelir elde ettiğini, buna rağmen davacının dava dışı şirketten 2015 yılında elde ettiği kazancın talep edilen tazminattan tenzil edilmediğini, davacının 28.07.2015 tarihinde başka işveren nezdinde işe başladığından bahisle tazminatın dönemsel bazda (31.12.2014-28.07.2015 tarihi arası için) hesaplandığını, oysa söz konusu tazminatın 2015 yılı içinde belirli dönemlerde taksitlerle ödeneceğine dair hiçbir hüküm olmadığını, aksine bu tazminatın tek seferde ve davacının rekabet yasağı borcuna riayet etmesi halinde tek seferde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bilirkişilerce hesaplamanın hatalı yapıldığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu;
birleşen dava yönünden ileri sürdükleri hususların mahkemece incelenmediğini ve gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, davalının eylemleri ile müvekkili şirketi zarara uğrattığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da zararın tespit edildiğini ancak hukuki mesnetten uzak bir çıkarımla söz konusu zararların müvekkil şirketin cirosuna oranla düşük tutarlar olması gerekçesiyle tazminine gerek olmadığı sonucuna varıldığının mütala edildiğini, davalının kasta varan kusurla hareket ederek bu zararlara sebebiyet verdiğini, genel kurulda davaya konu işlemler ile akdedilen sözleşmeler açıkça ortaya konulmaksızın ve tartışılmaksızın genel kurul bu sözleşmeler ve işlemler hakkında bilgilendirilmeksizin verilmiş olan ibra kararının davalı nezdinde kazanılmış bir hak ihtiva etmeyeceğini, bu işlemler ve sözleşmeler bakımından geçerli bir ibra kararının sonuçlarını doğurmayacağını, 2014 yılına ait ibra kararında genel müdür ve şube müdürlerinin hariç tutulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, birleşen davada yönetici müdür olan davalının sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞIOY
Asıl dava, taraflar arasında düzenlenen iş (rekabet yasağı) sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Sözleşmenin 16/1 maddesi ile davacı, sözleşmenin feshinden sonra ki 1 yıl süre ile davalı veya davalı ile bağlantılı şirketlerde hükümde kararlaştırılan şekilde çalışmamayı taahhüt etmiş, 16/2 maddesi ile de davalı şirket yasak süresince davacının hak etmiş olduğu bir yıllık ödemenin yarısı miktarında davacıya sözleşmeye uygun davranması halinde ödemeyi kabul etmiştir.
Davacı, Kadıköy 5. Noterliği'nin 08.01.2016 tarih 00244 no.lu ihtarnamesi ile davalı şirketteki görevinin 31.12.2014 tarihinde sonlandığı, sözleşmenin 16/1 maddesindeki sorumluluğunun 31.12.2015 tarihinde sona erdiğini bildirerek sözleşme gereğince 1 yıllık tazminatının ödenmesini istemiş, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün 2016/1232 Esas sayılı dosyasında, sözleşmedeki 1 yıllık süre için 336.506,28 TL tazminat alacağın ödenmesi istemi ile icra takibi yapmış, davalının vaki itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan 10.08.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile davacının 31.12.2014-28.07.2015 tarihleri arasındaki dönem için tazminat talep edebileceği mütalaa edilmiş, yerel mahkemece de davacının 31.12.2014-28.07.2015 dönemi tazminat isteminde haklı olduğu kabul edilerek, davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
Bilindiği üzere yargılamaya hâkim ilkelerden olan taleple bağlılık ilkesi HMK m. 26 hükmü ile düzenlenmiştir. Bu hükme göre, aksine bir kanun hükmü yoksa hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Bu hüküm gereği kural hâkimin taleple bağlı olmasıdır. İstisnanın ise ancak bir kanun hükmüyle getirilmesi söz konusudur. Örneğin, TTK m. 56/1-e, c. 2; m. 531 ve m. 636/3 ile TBK m. 615/2 hükümleri anılan kurala istisna getiren hükümlerdir.
Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında açıkça belirtildiği üzere gizli talep aşımı da taleple bağlılık ilkesi kapsamındadır (bkz. Yargıtay 11. HD, T.
09. 10.2019, S. 2018-4648/6331; T.
24. 12.2018, S. 2017-263/8152; T.
10. 09.2018, S. 2016-14241/5097; T.
11. 12.2018, S. 2017-2519/7831; T.
13. 11.2018, S. 2017-1705/7027; T.
17. 04.2019, S. 2018-758/3101;T.
08. 01.2019, S. 2017- 2654/108; T.
03. 06.2021, S. 2020-1185/4737; T.
09. 06.2021, S. 2019-3869/4943; T.
14. 04.2009, S. 2008-575/4603……)
Açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde;
Davacı 31.12.2014-31.12.2015 dönemini kapsar şekilde 1 yıllık süre için tazminat talebinde bulunmuş, bu süre için icra takibi yapmış ve vaki itiraz üzerine bu süre için itirazın iptalini dava etmiştir.
Yerel Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı ancak 31.12.2014-28.07.2015 dönemi için tazminat talep edebilecektir.
Bu halde mahkemece icra takibinde 1 yıllık süre için istenen tazminatın 31.12.2014-28.07.2015 hak kazanılan süre için hangi miktara tekabül ettiğinin hesaplanarak bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi gizli talep aşımına neden olmuştur.
Bu durumun benimsenmesi, sonradan açılacak ek davanın fonksiyonunu sağlayacak ve dolayısıyla zarardan sorumlu olanın zamanaşımı vs. def'ilerinden mahrum bırakılması sonucunu doğuracak ve böylece hak ihlaline sebep olabilecektir.
Açıklanan nedenlerle gizli talep aşımı ile verilen yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan aksi yönde tezahür eden çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932788000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz