Nitelikli çoğunluk
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1651 E. 2023/2473 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nitelikli çoğunluk↗ ortaklıktan çıkarma↗ limited şirket ortağı↗ pay defteri kaydı↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ hisse devri↗ mirasçılık↗ pay defteri↗ hak düşürücü süre↗ kötü niyet↗ ihtar↗ feragat↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yetki↗ taahhütname↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1154 E. - 2019/742 K.
Taraflar arasındaki asıl dava pay devir bedelinin tespiti, karşı dava ise şirket ortağının vefatı ile intikal eden şirket paylarının mirasçılar adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı karşı davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi karar davacı karşı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar karşı davalılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin üç hissedarı olduğunu, müvekkili ...'in %45, Kurdet Öz'ün %10, ...'in ise hissesinin %45 olduğunu, ...'in vefat ettiğini, ...'in mirasçılarının diğer davalılar ... ve ... olduğunu, mirasçılar ile de diğer ortakların ciddi sorunlar yaşadıklarını, vefatın diğer ortaklarca öğrenilmesinden sonra, mirasçılara davalılara muris ...'in hisselerinin geçmesi nedeniyle ortaklığa mirasçıların kabul edilmediği belirtilerek hisse devri için 20.06.2018 tarihli ihtarname gönderildiğini, davalılar tarafından 15.10.2018 tarihli cevabi ihtarnamesi ile devri talebinin kabul edildiğinin belirtildiğini, fakat davalılar tarafından fahiş miktar talep edilerek kötü niyetli hareket edildiğini, davalıların hissesine düşen tutar belirlenmesi hususunda taraflar arasında bir anlaşmaya varılamadığını, muris ...'e ait hisselerin ortaklardan ... tarafından alınmasına yönelik karar alındığını belirterek, ...'in adına olan ve davalılara intikal eden %45 hisseye tekamül eden tutarın tespitine, %45 hissenin belirlenen bedel karşılığında müvekkili ...'e devrine, belirlenen bedelin ödenmesi için süre verilmesi ve taksitli ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; davacılara gönderilen cevabi ihtarnamede hisselerinin ancak 500.000,00 TL bedelle ve 7 gün içinde devredebilecekleri, aksi takdirde paydaşlıklarını pay defterine işlenerek tescilinin ihtar edildiğini, bu süre içinde ve ihtar edilen bedelle devrin gerçekleştirilmediğini, mirasçıların paydaşlıklarının reddine ilişkin kararın, şirketin karar organı olan şirket genel kurulu tarafından vefatın öğrenilmesinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde alınması gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünde yaptıkları araştırma neticesinde ve davacı yanın dosyaya sunduğu deliler arasında böyle bir genel kurul kararı bulunmadığını, müvekkillerinin paydaşlığının, 3 aylık süre içinde şirket genel kurulu tarafından ret yönünde geçerli bir karar alınmaması nedeniyle artık kesinleştiğini, ayrıca bir limited şirket ortağının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca paydaşlığının reddi dışında bir sebeple ortaklıktan çıkartılmasına karar verilebilmesi için, önce o ortağın pay defterine işlenmiş bir ortak olması ve akabinde 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesi gereğince o ortağın çıkartılması için dava açılması yönünde 2/3 nitelikli çoğunlukla alınmış bir genel kurul kararı alınması gerektiğini, işbu davanın konusunun ise ortaklıktan çıkarma değil, henüz paydaşlığa kabul edilmemiş olan müvekkillerinin, 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi gereğince paydaşlıklarının reddedildiği iddiası ile paylarının gerçek değeri üzerinden şirket ortağı davacı ...’e devri talebi olduğunu, paydaşlıklarının doğduğunu belirterek, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile, müvekkillerinin Ticaret Sicilinde paydaş olarak hükmen tescil ve ilanına, hükmen davacı şirket pay defterine paydaş olarak işlenmelerine karar verilmesini talep istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar karşı davacıların ortak olarak kabul edilmediğine ilişkin ihtarnamenin şirket müdürü tarafından düzenlendiği, ortaklar kurulu tarafından, 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi gereğince alınan bir karar bulunmadığı, asıl davada ortaklığa katılması onaylanmayanların payının kime devredileceğine ilişkin üçüncü ortak Kudret'in bir kararı bulunmadığı, ortaklığa kabul edip etmeme hususunun 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yönetimsel yetki kapsamında kalmadığı, pay sahibinin ölümü halinde müdürün mirasçıların ortaklığa kabul etmeme yetkisinin olmadığı ve payların kime devredileceğine ilişkin yetkesinin de bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesinde üç aylık süre zarfında sermaye payının geçişinin askıda olduğunun belirtildiğini ifade ettikten sonra esas sermaye payını iktisap eden kişinin adının pay defterine kaydedilmesi halinde şirketin satın alma hakkından feragat etmiş sayılacağı, iktisap edilmekle iktisap eden ortak sıfatını ve buna bağlı haklan iktisap etmiş olacağından pay defterine kaydının yapılması gerekeceği, bu kaydın yapılması şirketin red hakkından feragat anlamına gelmediği, esasen red hakkı genel kurula ait olduğundan müdürler tarafından yapılacak pay defterine kaydın genel kurulun red hakkını ortadan kaldıracak bir etkisi bulunmadığı, mirasçıların paylarının hükmen tescilini önünde de bir engel de bulunmadığından karşı davanın da kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davalılarca gönderilen cevabi ihtarname ile hisse devri yapılmasının kabul edildiğini,cevabi ihtarname ile bu bildirmeleri nedeniyle beyanlarının kendilerini bağladığını ve hisse devri taahhüdü oluştuğunu, taraflar arasındaki tek anlaşmazlığın hisse bedeli olduğunu, mahkemece bu husus dikkate alınmadığını, mahkemede bunun aksine olan beyanlarının kötü niyetin açık göstergesi olduğunu ve kötü niyetin korunmayacağını, dosyaya sunulan oldukları karar defteri örneğinden buna ilişkin karar alındığının açık olduğu, muris ...'e ait hisselerin ortaklardan ... tarafından alınmasına yönelik kararın, diğer ortak ...ün katılımı ile alındığını, diğer ortağın ise vefat ettiğini, başkaca karara katılacak birinin de bulunmadığını, ayrıca diğer ortak ...ün, muris ...'in vefatından sonra tüm süreçlerde bizzat bulunduğunu, sürenin yasa gereği öğrenmeden itibaren başlayacağını, asıl dava yönünden gerekli incelemeler yapılmadan karşı davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararda yanlış değerlendirme ile davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine mahkemenin murise ait payı gerekçeli kararda %99,9 olarak kabul etmesinin de hatalı olup, murise ait payın %45 gibi azınlık bir pay olduğunu, mahkemece dava dosyası ile alakası olmayan bir pay oranı varsayılarak ret gerekçesine konu edilmesinin hatalı olduğunu belirterek, davanın kabulü ile muris ... adına olan ve davalılara intikal eden %45 hisseye tekabül eden tutarın tespitine, muris ... adına olan ve davalılara intikal eden %45 hissenin mahkemece belirlenen bedel karşılığında müvekkili ...'e devrine, mahkemece belirlenen bedelin ödenmesi için süre verilmesi ve taksitli ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacılar karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar karşı davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava, limited şirketi ortağının vefatı sonrası, ortaklığa mirasçıların kabul edilmediği gerekçesine istinaden miraççılara intikal eden şirket paylarının davacı gerçek kişi adına tescili, pay devir bedelinin tespiti, karşı dava ise şirket ortağının vefatı ile intikal eden şirket paylarının mirasçılar adına tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371, 596 ve 623 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar karşı davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/903 E. 2015/3495 K.
Ortak:mirasçılık · e-defter
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; davacılara gönderilen cevabi «ihtarnamede» hisselerinin ancak 500.000,00 TL bedelle ve 7 gün içinde devredebilecekleri, aksi takdirde paydaşlıklarını «pay defterine» işlenerek tescilinin «ihtar» edildiğini, bu süre içinde ve ihtar edilen bedelle devrin gerçekleştirilmediğini, «mirasçıların» paydaşlıklarının reddine ilişkin kararın, şirketin karar organı olan şirket genel kurulu tarafından vefatın öğrenilmesinden itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» içinde alınması gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünde yaptıkları araştırma neticesinde ve davacı yanın dosyaya sunduğu deliler arasında böyle bir genel kurul kararı bulunmadığını, müvekkillerinin paydaşlığının, 3 aylık süre içinde şirket genel kurulu tarafından ret yönünde geçerli bir karar alınmaması nedeniyle artık kesinleştiğini, ayrıca bir «limited şirket ortağının» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca paydaşlığının reddi dışında bir sebeple ortaklıktan çıkartılmasına karar verilebilmesi için, önce o ortağın pay defterine işlenmiş bir ortak olması ve akabinde 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesi gereğince o ortağın çıkartılması için dava açılması yönünde 2/3 «nitelikli çoğunlukla» alınmış bir genel kurul kararı alınması gerektiğini, işbu davanın konusunun ise «ortaklıktan çıkarma» değil, henüz paydaşlığa kabul edilmemiş olan müvekkillerinin, 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi gereğince paydaşlıklarının reddedildiği iddiası ile paylarının gerçek değeri üzerinden şirket ortağı davacı ...’e devri talebi olduğunu, paydaşlıklarının doğduğunu belirterek, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile, müvekkillerinin Ticaret Sicilinde paydaş olarak hükmen tescil ve «ilanına», hükmen davacı şirket pay defterine paydaş olarak işlenmelerine karar verilmesini talep istemiştir.
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar karşı davacıların ortak olarak kabul edilmediğine ilişkin «ihtarnamenin» «şirket müdürü» tarafından düzenlendiği, «ortaklar kurulu» tarafından, 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi gereğince alınan bir karar bulunmadığı, asıl davada ortaklığa katılması onaylanmayanların «payının» kime devredileceğine ilişkin üçüncü ortak Kudret'in bir kararı bulunmadığı, ortaklığa kabul edip etmeme hususunun 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yönetimsel «yetki» kapsamında kalmadığı, pay sahibinin ölümü halinde müdürün «mirasçıların» ortaklığa kabul etmeme «yetkisinin» olmadığı ve payların kime devredileceğine ilişkin yetkesinin de bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesinde üç aylık süre zarfında sermaye payının geçişinin askıda olduğunun belirtildiğini ifade ettikten sonra esas sermaye payını iktisap eden kişinin adının «pay defterine» kaydedilmesi halinde şirketin satın alma hakkından «feragat» etmiş sayılacağı, iktisap edilmekle iktisap eden ortak sıfatını ve buna bağlı haklan iktisap etmiş olacağından «pay defterine kaydının» yapılması gerekeceği, bu kaydın yapılması şirketin red hakkından feragat anlamına gelmediği, esasen red hakkı genel kurula ait olduğundan müdürler tarafından yapıl …
Taraflar arasındaki asıl dava pay devir bedelinin tespiti, karşı dava ise şirket ortağının vefatı ile intikal eden şirket paylarının «mirasçılar» adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 2001 ve 2002 yılları «ticari defterlerinde», davacının paydaşı olduğu taşınmaza ilişkin kira gelirlerinin kayıtlı olduğu, 2003 yılında ise söz konusu kira gelirinin, davacının hissesi oranında ortaklara borçlar hesabına kaydedildiği ancak gerek davacının şirkete karşı hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçundan mahkum edilmesi gerekse de taşınmazın diğer paydaşının «mirasçıları» tarafından kira parasının tahsili için bu davanın davacısana karşı açılan davada verilen kabul kararı gözetildiğinde, kira gelirlerinin şirket kayıtlarına fiilen a …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emniyeti suistimal · ticari defter · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 2001 ve 2002 yılları «ticari defterlerinde», davacının paydaşı olduğu taşınmaza ilişkin kira gelirlerinin kayıtlı olduğu, 2003 yılında ise söz konusu kira gelirinin, davacının hissesi oranında ortaklara borçlar hesabına kaydedildiği ancak gerek davacının şirkete karşı hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçundan mahkum edilmesi gerekse de taşınmazın diğer paydaşının «mirasçıları» tarafından kira parasının tahsili için bu davanın davacısana karşı açılan davada verilen kabul kararı gözetildiğinde, kira gelirlerinin şirket kayıtlarına fiilen a …
2-Ancak, yargılama sırasında davalı taraf vekille «temsil» edilmediği halde davanın reddi nedeniyle davalı taraf yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1651 E. , 2023/2473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2004 Esas, 2021/1363 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/1154 E. - 2019/742 K.
Taraflar arasındaki asıl dava pay devir bedelinin tespiti, karşı dava ise şirket ortağının vefatı ile intikal eden şirket paylarının mirasçılar adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı karşı davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi karar davacı karşı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar karşı davalılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin üç hissedarı olduğunu, müvekkili ...'in %45, Kurdet Öz'ün %10, ...'in ise hissesinin %45 olduğunu, ...'in vefat ettiğini, ...'in mirasçılarının diğer davalılar ... ve ... olduğunu, mirasçılar ile de diğer ortakların ciddi sorunlar yaşadıklarını, vefatın diğer ortaklarca öğrenilmesinden sonra, mirasçılara davalılara muris ...'in hisselerinin geçmesi nedeniyle ortaklığa mirasçıların kabul edilmediği belirtilerek hisse devri için 20.06.2018 tarihli ihtarname gönderildiğini, davalılar tarafından 15.10.2018 tarihli cevabi ihtarnamesi ile devri talebinin kabul edildiğinin belirtildiğini, fakat davalılar tarafından fahiş miktar talep edilerek kötü niyetli hareket edildiğini, davalıların hissesine düşen tutar belirlenmesi hususunda taraflar arasında bir anlaşmaya varılamadığını, muris ...'e ait hisselerin ortaklardan ...
tarafından alınmasına yönelik karar alındığını belirterek, ...'in adına olan ve davalılara intikal eden %45 hisseye tekamül eden tutarın tespitine, %45 hissenin belirlenen bedel karşılığında müvekkili ...'e devrine, belirlenen bedelin ödenmesi için süre verilmesi ve taksitli ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; davacılara gönderilen cevabi ihtarnamede hisselerinin ancak 500.000,00 TL bedelle ve 7 gün içinde devredebilecekleri, aksi takdirde paydaşlıklarını pay defterine işlenerek tescilinin ihtar edildiğini, bu süre içinde ve ihtar edilen bedelle devrin gerçekleştirilmediğini, mirasçıların paydaşlıklarının reddine ilişkin kararın, şirketin karar organı olan şirket genel kurulu tarafından vefatın öğrenilmesinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde alınması gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünde yaptıkları araştırma neticesinde ve davacı yanın dosyaya sunduğu deliler arasında böyle bir genel kurul kararı bulunmadığını, müvekkillerinin paydaşlığının, 3 aylık süre içinde şirket genel kurulu tarafından ret yönünde geçerli bir karar alınmaması nedeniyle artık kesinleştiğini, ayrıca bir limited şirket ortağının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca paydaşlığının reddi dışında bir sebeple ortaklıktan çıkartılmasına karar verilebilmesi için, önce o ortağın pay defterine işlenmiş bir ortak olması ve akabinde 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesi gereğince o ortağın çıkartılması için dava açılması yönünde 2/3 nitelikli çoğunlukla alınmış bir genel kurul kararı alınması gerektiğini, işbu davanın konusunun ise ortaklıktan çıkarma değil, henüz paydaşlığa kabul edilmemiş olan müvekkillerinin, 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi gereğince paydaşlıklarının reddedildiği iddiası ile paylarının gerçek değeri üzerinden şirket ortağı davacı ...’e devri talebi olduğunu, paydaşlıklarının doğduğunu belirterek, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile, müvekkillerinin Ticaret Sicilinde paydaş olarak hükmen tescil ve ilanına, hükmen davacı şirket pay defterine paydaş olarak işlenmelerine karar verilmesini talep istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar karşı davacıların ortak olarak kabul edilmediğine ilişkin ihtarnamenin şirket müdürü tarafından düzenlendiği, ortaklar kurulu tarafından, 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi gereğince alınan bir karar bulunmadığı, asıl davada ortaklığa katılması onaylanmayanların payının kime devredileceğine ilişkin üçüncü ortak Kudret'in bir kararı bulunmadığı, ortaklığa kabul edip etmeme hususunun 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yönetimsel yetki kapsamında kalmadığı, pay sahibinin ölümü halinde müdürün mirasçıların ortaklığa kabul etmeme yetkisinin olmadığı ve payların kime devredileceğine ilişkin yetkesinin de bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesinde üç aylık süre zarfında sermaye payının geçişinin askıda olduğunun belirtildiğini ifade ettikten sonra esas sermaye payını iktisap eden kişinin adının pay defterine kaydedilmesi halinde şirketin satın alma hakkından feragat etmiş sayılacağı, iktisap edilmekle iktisap eden ortak sıfatını ve buna bağlı haklan iktisap etmiş olacağından pay defterine kaydının yapılması gerekeceği, bu kaydın yapılması şirketin red hakkından feragat anlamına gelmediği, esasen red hakkı genel kurula ait olduğundan müdürler tarafından yapılacak pay defterine kaydın genel kurulun red hakkını ortadan kaldıracak bir etkisi bulunmadığı, mirasçıların paylarının hükmen tescilini önünde de bir engel de bulunmadığından karşı davanın da kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davalılarca gönderilen cevabi ihtarname ile hisse devri yapılmasının kabul edildiğini,cevabi ihtarname ile bu bildirmeleri nedeniyle beyanlarının kendilerini bağladığını ve hisse devri taahhüdü oluştuğunu, taraflar arasındaki tek anlaşmazlığın hisse bedeli olduğunu, mahkemece bu husus dikkate alınmadığını, mahkemede bunun aksine olan beyanlarının kötü niyetin açık göstergesi olduğunu ve kötü niyetin korunmayacağını, dosyaya sunulan oldukları karar defteri örneğinden buna ilişkin karar alındığının açık olduğu, muris ...'e ait hisselerin ortaklardan ... tarafından alınmasına yönelik kararın, diğer ortak ...ün katılımı ile alındığını, diğer ortağın ise vefat ettiğini, başkaca karara katılacak birinin de bulunmadığını, ayrıca diğer ortak ...ün, muris ...'in vefatından sonra tüm süreçlerde bizzat bulunduğunu, sürenin yasa gereği öğrenmeden itibaren başlayacağını, asıl dava yönünden gerekli incelemeler yapılmadan karşı davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararda yanlış değerlendirme ile davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine mahkemenin murise ait payı gerekçeli kararda %99,9 olarak kabul etmesinin de hatalı olup, murise ait payın %45 gibi azınlık bir pay olduğunu, mahkemece dava dosyası ile alakası olmayan bir pay oranı varsayılarak ret gerekçesine konu edilmesinin hatalı olduğunu belirterek, davanın kabulü ile muris ...
adına olan ve davalılara intikal eden %45 hisseye tekabül eden tutarın tespitine, muris ... adına olan ve davalılara intikal eden %45 hissenin mahkemece belirlenen bedel karşılığında müvekkili ...'e devrine, mahkemece belirlenen bedelin ödenmesi için süre verilmesi ve taksitli ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacılar karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar karşı davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava, limited şirketi ortağının vefatı sonrası, ortaklığa mirasçıların kabul edilmediği gerekçesine istinaden miraççılara intikal eden şirket paylarının davacı gerçek kişi adına tescili, pay devir bedelinin tespiti, karşı dava ise şirket ortağının vefatı ile intikal eden şirket paylarının mirasçılar adına tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371, 596 ve 623 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar karşı davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932770900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz