6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket ortağı/temsilcisi için eş rızası istisnasının kefalet tarihinde yürürlükte olmaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8144 E. 2023/2404 K. · · İlk derece: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Şirket ortağı ve temsilcisi olan kefil için eş rızasını aranmaz kılan 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesi kefalet tarihinden sonra yürürlüğe girmişse zaman bakımından uygulanamaz; bu durumda geçerli kefalet için eş rızası gerekir ve eş rızası bulunmayan kefalet nedeniyle kefil yönünden dava reddedilir. Ayrıca reddedilen kısım istinaf kesinlik sınırı içinde kalıyorsa o yönden istinaf başvurusu usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Eş rızası bulunmayan kefaletin geçerliliği (istisna hükmünün zaman bakımından uygulanması) → ret

İddia: Davacı, davalı kefilin icra dairesine ve cevap dilekçesine kefalete ilişkin bir itiraz ileri sürmediğini, kefilin şirket ortağı olması nedeniyle eş rızasının aranmayacağını ileri sürerek davanın kefil yönünden reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı kefil, kefalet tarihi itibarıyla davalı şirketin ortağı ve temsilcisi olup aynı zamanda evlidir. Şirket ortakları ve temsilcileri için eş rızasının gerekmediğine ilişkin 6455 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi, kefalet tarihi olan 26.03.2013'ten sonra 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut olayda uygulanamaz; dolayısıyla geçerli bir kefaletten söz edilebilmesi için kefilin eşinin rızası gereklidir. Sözleşme ve eki belgelerin incelenmesinde eşin kefalete ilişkin rızasının bulunmadığı anlaşıldığından, bu davalı yönünden davanın reddine ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Davalı şirket yönünden reddedilen kısmın kesinlik sınırı içinde kalması → ret

İddia: Davacı, alacak taleplerinin tümü yönünden davanın kabulü gerekirken kısmen kabulünün ve temerrüt faiz oranının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirket yönünden davanın reddedilen kısmı 1.396,78 TL olup, bu miktara ilişkin hüküm istinaf kesinlik sınırı içinde bulunduğundan, davalı şirket yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Şirket ortağı/temsilcisi kefil için eş rızası istisnasının (6455 sK m.77) kefalet tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması halinde uygulanamayacağı ve eş rızası yoksa kefaletin geçersiz sayılacağı yönünden emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalette eş rızası kanunun geçmişe yürümezliği kefaletin geçerlilik koşulu istinaf kesinlik sınırı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6455 sayılı Kanun — 6455 sayılı Kanun 77 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4336 E. 2024/510 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati Haciz Talebi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8155 E. 2013/11444 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/8144 E.  ,  2023/2404 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1091 Esas, 2021/1339 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/424 E., 2019/54 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile davalı asıl borçlu Seramar Gıda Tük. Mal. Dağ. Paz. Ltd. Şti. arasında 26.03.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalı ...'ın sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı borçlular hakkında İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2018/7579 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali, takibin devamı ile davalılar aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; icra takibindeki asıl alacak, faiz oranı ve işlemiş faizlere ilişkin taleplerin fahiş ve haksız olduğunu, alacağın likit olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne, davalı Seramar Gıda Tük. Mal. Dağ. Paz. Ltd. Şti.'nin İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2018/7579 E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 240.798,08 TL asıl alacak, 17.337,43 TL işlemiş faiz, 866,87 TL %5 BSMV, 232,51 TL masraf ve 485,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti, 7,06 TL asıl alacak (çek kredisi), 0,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 259.727,30 TL üzerinden iptaline, takibin takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %40,80 temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden işletilecek %5 gider vergisi ile devamına, davalı şirket aleyhine tazminata hükmedilmesine, davalı ...'ın imzalamış olduğu kefalet sözleşmesine ilişkin eş muvafakatının bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerlilik koşulları oluşmadığından bu davalı yönünden davanın reddine verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından icra dairesine sunulan itiraz dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde kefalete ve kefaletin geçerlilik koşullarına ilişkin bir itirazın söz konusu olmadığını, bu nedenle davanın bu yönden reddinin hatalı olduğunu, davalı ...'ın şirket ortağı olması sebebiyle kefalet için eş rızasının aranmayacağını, müvekkili aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin de kaldırılması gerektiğini, alacak taleplerinin tümü yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, temerrüt faiz oranı olarak sözleşme ile belirlenen ve kat ihtarında geçen %44,40 oranında faiz uygulanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın kefalet tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı, temsilcisi ve aynı zamanda evli olduğu, şirket ortakları ve temsilcileri için eş rızasının gerek olmadığına dair Gümrük Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6455 sayılı Kanun'un (6455 sayılı Kanun) 77 nci maddesi, kefalet tarihi olan 26.03.2013 tarihinden sonra 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut olayda geçerli bir kefaletten söz edilebilmesi için davalı ...'ın eşinin rızasının bulunması gerektiği, sözleşmenin ve eki belgelerin incelenmesinde davalı ...'ın eşinin kefalete ilişkin bir rızasının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde ve davacı aleyhinde vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı şirket yönünden davanın reddedilen kısmı 1.396,78 TL olup, istinafa ilişkin hükmün kesinlik sınırı içinde bulunduğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafca ne icra dairesine sunulan itiraz dilekçesinde ne de yerel mahkemeye sunulan davaya cevap dilekçesinde kefalete, kefaletin geçerlilik koşullarına dair bir itiraz mevcut olmadığından davanın kefil bakımından reddi yönünde hüküm tesisinin hatalı olduğu, kefil sözleşmenin akdedildiği tarihte şirket ortağı olduğundan eş muvafakatının alınmasına gerek olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6455 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932754600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1091 E. 2021/1339 K. · Diğer usuli işlem

Eşin yazılı rızası olmadan verilen kefaletin geçersizliği

Gerekçe özeti

6455 sayılı Kanun'un TBK 584. maddesine eklediği ve 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren ek fıkra, ticaret siciline kayıtlı ticari işletme sahibi veya şirketin ortak yöneticisi tarafından işletme/şirketle ilgili verilecek kefaletlerde eşin rızasını aramamaktadır; ancak bu istisna yalnızca yürürlük tarihinden sonra kurulan kefaletlere uygulanır. Kefalet tarihi bu tarihten önce ise, kefil şirket ortağı/yöneticisi de olsa, geçerli bir kefaletten söz edilebilmesi için TBK 584/1 uyarınca eşin yazılı rızasının bulunması şarttır; rıza yoksa kefalet geçersizdir. Ayrıca, malvarlığı davalarında kararın kesinlik sınırı (HMK 341/2, Ek m.1) içinde kalan kısmına ilişkin istinaf başvurusu usulden reddedilir.

Emsal değeri

6455 sayılı Kanun ile TBK 584'e eklenen ve şirket ortağı/yöneticisinin kefaletinde eş rızası şartını kaldıran ek fıkranın, yalnızca 11/04/2013 yürürlük tarihinden SONRA kurulan kefaletlere uygulanacağı; bu tarihten önce kurulan kefaletlerde ortak/yönetici sıfatı bulunsa da eşin yazılı rızasının geçerlilik şartı olduğu yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: kefalet eşin yazılı rızası TBK 584 6455 sayılı Kanun itirazın iptali kesinlik sınırı genel kredi sözleşmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1091

KARAR NO 2021/1339

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/02/2019

NUMARASI 2018/424 Esas- 2019/54 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/09/2021

İlk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacılar vekili; müvekkili banka ile davalı asıl borçlu ... Ltd. Şti. arasında 26/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, davalı ...'ın işbu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılmış olan kredilerin geri ödenmemesi sebebiyle Gebze ... Noterliği'nin 17/01/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesapların kat edildiğini, kalan borcun tahsili amacıyla davalı borçlular hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, söz konusu takibe karşı davalı tarafından borca haksız olarak itiraz edildiğini beyanla davalının haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; müvekkilleri asıl borçlunun ikametgahının Bakırköy olması nedeniyle Bakırköy icra mahkemeleri, müvekkili kefilin adresinin Anadolu yakası olması nedeniyle Anadolu icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı üzere, kefillerin sözleşmedeki kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin sonuçlarından doğan sorumluluğu kapsamında davacı bankanın müvekkilleri aleyhinde ikame ettiği takipteki asıl alacakların, faizlerin, faiz oranlarının, işlemiş faizler ve bunlara dönük taleplerinin fahiş ve haksız olduğunu, alacağın likit olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı ...Ltd. Şti.'nin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu itirazının 240.798,08-TL asıl alacak, 17.337,43-TL işlemiş faiz, 866,87-TL %5 BSMV, 232,51-TL masraf ve 485-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 7,06-TL asıl alacak (çek kredisi), 0,35-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 259.727,30-TL bakımından iptali ile takibin takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %40,80 temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden işletilecek %5 gider vergisi ile devamına, fazlaya ilişkin kısmın reddine, İİK m.67/2 kapsamında 51.945,46 TL tazminatın davalı ... Ltd. Şti'den alınarak davacıya ödenmesine, davalı ... bakımından ise kefalet sözleşmesine eş tarafından verilen muvafakat bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerlilik koşulları oluşmadığından davanın reddine verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından icra dairesine sunulan itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde kefalete ve kefaletin geçerlilik koşullarına ilişkin bir itirazın söz konusu olmadığını, bu nedenle davanın bu yönden reddinin hatalı olduğunu, davalının şirket ortağı olması sebebiyle kefalet için eş rızasının aranmayacağının açık olduğunu, bununla bağlantılı olarak müvekkili aleyhinde hükmedilen vekalet ücretinin de kaldırılması gerektiğini, alacak taleplerinin tümü yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, farkın kaynağının faiz, bsmv ve ihtiyati haciz masraflarından kaynaklı olduğunu, temerrüt faiz oranı olarak sözleşme ile belirlenen ve kat ihtarında geçen % 44,40 oranında faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Davacı banka ile davalı şirket arasında düzenlenen 26/03/2013 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinde diğer davalı kefil olarak yer almaktadır. Mahkemece, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden ise kefaletin geçerli olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka tarafından istinaf edilmiştir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 584/1.maddesinin "eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir;

bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır." şeklindeki hükmü ile eşlerden birinin kefaletinin muteber olması için diğer eşin rızasının yazılı rızasının gerektiği öngörülmüş ise de 6098 sayılı TBK'nun 584.maddesine 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı kanunun 77.maddesiyle "Ticaret siciline kayıtlı, ticari işletmenin sahibi veya ticari şirketin ortak yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler... için eşin rızası aranmaz" şeklindeki ek fıkra eklenmiştir. Bunun sonucunda ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya şirketin ortak yöneticisi tarafından işletme veya şirket için kullanılacak kredilerde ek fıkranın 11/04/2013 olan yürürlük tarihinden itibaren eşin rızasına gerek bulunmayacaktır.

Dosyanın incelenmesinde, davalı ...'ın kefalet tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı ve temsilcisi aynı zamanda evli olduğu anlaşılmaktadır. Şirket ortakları ve temsilcileri için eş rızasının gerek olmadığına dair 6455 sayılı kanunun 77.maddesi, kefalet tarihinden sonra 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut olayda geçerli bir kefaletten söz edilebilmesi için davalı ...'ın eşinin rızasının bulunması şarttır. Sözleşmenin ve eki belgelerinin incelenmesinde davalı ...'ın eşinin kefalete ilişkin bir rızasının bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde ve davacı aleyhinde vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı tarafça, kefaletin geçersizliğinin mahkemece re'sen dikkate alınamayacağı ileri sürülmüş ise de, davalı tarafından cevap dilekçesinde kefalete ilişkin taleplerin haksızlığı ileri sürüldüğünden davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Her ne kadar davacı tarafça kat ihtarnamesinde belirtilen % 44,40 oranındaki temerrüt faiz oranına ve kat ihtarnamesinde belirtilen alacağa itiraz edilmemesi nedeniyle alacağın ve faiz oranının kesinleştiği, alacaklarının eksik hesaplandığı, bu nedenle asıl borçlu şirket yönünden davanın kısmen reddine dair hükmün hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, HMK'nun 341/2, HMK'nun Ek 1. maddesine göre 1.1.2019 tarihinden itibaren miktar veya değeri 4.400,-TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Somut olayda davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilen kısmı 1396,78-TL olup, istinafa ilişkin hükmün kesinlik sınırı içinde bulunduğu anlaşılmakla davalı şirket yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden yerinde görülmediğinden esastan reddine, davalı şirket bakımından ise istinafa ilişkin hükmün kesinlik sınırı içerisinde bulunması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin davalı ... Limited Şirketi hakkındaki istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 maddesi gereği USULDEN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin davalı ... hakkındaki istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.