Şirket ortağı/temsilcisi için eş rızası istisnasının kefalet tarihinde yürürlükte olmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8144 E. 2023/2404 K. · · İlk derece: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirket ortağı ve temsilcisi olan kefil için eş rızasını aranmaz kılan 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesi kefalet tarihinden sonra yürürlüğe girmişse zaman bakımından uygulanamaz; bu durumda geçerli kefalet için eş rızası gerekir ve eş rızası bulunmayan kefalet nedeniyle kefil yönünden dava reddedilir. Ayrıca reddedilen kısım istinaf kesinlik sınırı içinde kalıyorsa o yönden istinaf başvurusu usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Eş rızası bulunmayan kefaletin geçerliliği (istisna hükmünün zaman bakımından uygulanması) → ret
İddia: Davacı, davalı kefilin icra dairesine ve cevap dilekçesine kefalete ilişkin bir itiraz ileri sürmediğini, kefilin şirket ortağı olması nedeniyle eş rızasının aranmayacağını ileri sürerek davanın kefil yönünden reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı kefil, kefalet tarihi itibarıyla davalı şirketin ortağı ve temsilcisi olup aynı zamanda evlidir. Şirket ortakları ve temsilcileri için eş rızasının gerekmediğine ilişkin 6455 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi, kefalet tarihi olan 26.03.2013'ten sonra 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut olayda uygulanamaz; dolayısıyla geçerli bir kefaletten söz edilebilmesi için kefilin eşinin rızası gereklidir. Sözleşme ve eki belgelerin incelenmesinde eşin kefalete ilişkin rızasının bulunmadığı anlaşıldığından, bu davalı yönünden davanın reddine ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Davalı şirket yönünden reddedilen kısmın kesinlik sınırı içinde kalması → ret
İddia: Davacı, alacak taleplerinin tümü yönünden davanın kabulü gerekirken kısmen kabulünün ve temerrüt faiz oranının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı şirket yönünden davanın reddedilen kısmı 1.396,78 TL olup, bu miktara ilişkin hüküm istinaf kesinlik sınırı içinde bulunduğundan, davalı şirket yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Şirket ortağı/temsilcisi kefil için eş rızası istisnasının (6455 sK m.77) kefalet tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması halinde uygulanamayacağı ve eş rızası yoksa kefaletin geçersiz sayılacağı yönünden emsal niteliğindedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalette eş rızası↗ kanunun geçmişe yürümezliği↗ kefaletin geçerlilik koşulu↗ istinaf kesinlik sınırı↗ itirazın iptali↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4336 E. 2024/510 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · çerçeve sözleşme · esnaf · kefalet sözleşmesi · ilamsız icra takibi · rehin · müteselsil kefil · eş rızası
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «kefaletinin» «eşinin rızası» alınmadığı için «geçersiz» olduğunu, davacı ile ... ... arasında 11.11.2013 tarihli «esnaf» yatırım/meslek işletme «kredi sözleşmesi» imzalandığını, müvekkilinin de sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzaladığını, dava dışı ... ...'ın 100.000,00 TL kredi kullanarak bir araç satın aldığını, aracın üzerine davacı banka lehine «rehin» tesis edildiğini, sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin geri ödendiğini, araçtaki rehin de bu sebeple kaldırıldığını, müvekkilinin sadece belirtilen krediye k …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili ile dava dışı asıl borçlu arasında 10.11.2013 tarihinde akdedilen kredi «çerçeve sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığını, anılan «kredi sözleşmesi» kapsamında asıl borçluya kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine müvekkilince davalı aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 11.11.2013 tarihli «kredi sözleşmesinin» davalı tarafından «müteselsil kefil» olarak imzalandığını, müvekkilinin edimlerine yerine getirdiğini ancak davalının ve asıl borçlunun yerine getirmediğini, 6455 sayılı Kanun'un 77 ... maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde değişiklik yapıldığını, söz konusu düzenleme uyarınca eş rızasının olmamasının «kefalet sözleşmesinin» geçerliliğini etkilemeyeceğini, kararın hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… ARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 11.11.2013 tarihinde akdedilen «kredi sözleşmesini» «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı, mevcut nüfus kayıtlarına göre davalının 25.10.1999 tarihinden beri evli olduğu ancak kredi sözleşmesinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8155 E. 2013/11444 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · kefalet sözleşmesi · eş rızası · kefalet · muvafakat · ihtiyati haciz · kefil · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun «kefalet sözleşmelerini» düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla «kefil» olunabileceği, bu «rızanın» ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını «geçerlilik şartı» olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın dü …
Mahkemece, borçlulardan ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının «geçerlilik şartı» olduğu ancak anılan kefilin eşinin «kefalet» akdine «muvafakatinin» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen «kefalet» akdinin hatalı olarak «geçersiz» sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Oysa, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı tarafından dosyaya sunulan ve borçlu ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı 27.02.2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin «son» sayfasında kefilin eşi olan ...'ın yine 27.02.2013 tarihi ile imzası bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8144 E. , 2023/2404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1091 Esas, 2021/1339 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/424 E., 2019/54 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile davalı asıl borçlu Seramar Gıda Tük. Mal. Dağ. Paz. Ltd. Şti. arasında 26.03.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalı ...'ın sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı borçlular hakkında İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2018/7579 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali, takibin devamı ile davalılar aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; icra takibindeki asıl alacak, faiz oranı ve işlemiş faizlere ilişkin taleplerin fahiş ve haksız olduğunu, alacağın likit olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne, davalı Seramar Gıda Tük. Mal. Dağ. Paz. Ltd. Şti.'nin İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2018/7579 E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 240.798,08 TL asıl alacak, 17.337,43 TL işlemiş faiz, 866,87 TL %5 BSMV, 232,51 TL masraf ve 485,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti, 7,06 TL asıl alacak (çek kredisi), 0,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 259.727,30 TL üzerinden iptaline, takibin takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %40,80 temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden işletilecek %5 gider vergisi ile devamına, davalı şirket aleyhine tazminata hükmedilmesine, davalı ...'ın imzalamış olduğu kefalet sözleşmesine ilişkin eş muvafakatının bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerlilik koşulları oluşmadığından bu davalı yönünden davanın reddine verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından icra dairesine sunulan itiraz dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde kefalete ve kefaletin geçerlilik koşullarına ilişkin bir itirazın söz konusu olmadığını, bu nedenle davanın bu yönden reddinin hatalı olduğunu, davalı ...'ın şirket ortağı olması sebebiyle kefalet için eş rızasının aranmayacağını, müvekkili aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin de kaldırılması gerektiğini, alacak taleplerinin tümü yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, temerrüt faiz oranı olarak sözleşme ile belirlenen ve kat ihtarında geçen %44,40 oranında faiz uygulanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın kefalet tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı, temsilcisi ve aynı zamanda evli olduğu, şirket ortakları ve temsilcileri için eş rızasının gerek olmadığına dair Gümrük Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6455 sayılı Kanun'un (6455 sayılı Kanun) 77 nci maddesi, kefalet tarihi olan 26.03.2013 tarihinden sonra 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut olayda geçerli bir kefaletten söz edilebilmesi için davalı ...'ın eşinin rızasının bulunması gerektiği, sözleşmenin ve eki belgelerin incelenmesinde davalı ...'ın eşinin kefalete ilişkin bir rızasının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde ve davacı aleyhinde vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı şirket yönünden davanın reddedilen kısmı 1.396,78 TL olup, istinafa ilişkin hükmün kesinlik sınırı içinde bulunduğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafca ne icra dairesine sunulan itiraz dilekçesinde ne de yerel mahkemeye sunulan davaya cevap dilekçesinde kefalete, kefaletin geçerlilik koşullarına dair bir itiraz mevcut olmadığından davanın kefil bakımından reddi yönünde hüküm tesisinin hatalı olduğu, kefil sözleşmenin akdedildiği tarihte şirket ortağı olduğundan eş muvafakatının alınmasına gerek olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6455 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932754600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz