İhtiyati Haciz Talebi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8155 E. 2013/11444 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 584↗ geçerlilik şartı↗ ticari kredi sözleşmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ ticari kredi↗ eş rızası↗ kefalet↗ muvafakat↗ tbk 99↗ ihtiyati haciz↗ kefil↗ geçersizlik↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun kefalet sözleşmelerini düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olunabileceği, bu rızanın ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını geçerlilik şartı olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın düzenlediği şekilde bir beyan bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle ... yönünden talebin reddine, diğer borçlular bakımından talebin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Talep, ihtiyati hacze ilişkindir. Mahkemece, borçlulardan ...'ın kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının geçerlilik şartı olduğu ancak anılan kefilin eşinin kefalet akdine muvafakatinin bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Oysa, ihtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından dosyaya sunulan ve borçlu ...'ın kefil sıfatıyla imzaladığı 27.02.2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin son sayfasında kefilin eşi olan ...'ın yine 27.02.2013 tarihi ile imzası bulunmaktadır. Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen kefalet akdinin hatalı olarak geçersiz sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3663 E. 2022/7076 K.
Ortak:kefalet sözleşmesi · eş rızası · kefalet · muvafakat · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun «kefalet sözleşmelerini» düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla «kefil» olunabileceği, bu «rızanın» ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını «geçerlilik şartı» olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın dü …
Mahkemece, borçlulardan ...'ın «kefil» sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının «geçerlilik şartı» olduğu ancak anılan kefilin eşinin «kefalet» akdine «muvafakatinin» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen «kefalet» akdinin hatalı olarak «geçersiz» sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, «genel kredi sözleşmesinde» «kefil» olan davalının, «kefalet sözleşmesinde» «eşinin rızası» bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmadığı iddaisına dayanan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının kullanılan krediden sorumluluğuna esas «kredi sözleşmesinin» eki niteliğindeki 15.04.2014 tarihli eş «rıza» belgesindeki imzanın davacının eşinin eli ürünü olmadığı, «kefalete» ilişkin eş rızası bulunmadığından kefaletin «geçersiz» olduğu, daha sonra borcun yapılandırılması «sebebi» ile 05.05.2016 tarihinde alınan ve inkar edilmeyen eş rıza belgesindeki imzanın başlangıçtaki geçersizliği telafi etmesi, geçerli hale getirmesi de mümkün olmadığı, TBK’nın 584/1. maddesine göre eş rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şart olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının «genel kredi sözleşmesindeki» kefaletten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
… arar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, diğer taraftan, kredi borcunun yapılandırması üzerine davacının eşi ...'dan 05.05.2016 tarihinde yeni bir «muvafakatname» alındığı, bu belgedeki «imzaya itiraz» edilmediği, 05.05.2016 tarihli kredi yeniden «yapılandırma protokolü» yeni bir «kredi sözleşmesi» niteliğinde olmadığından TBK’nın 584/1. maddesi gereği 15.04.2014 tarihli kredi sözleşmesi ve davacının aynı tarihli «kefaletine» ilişkin bu eş rızasının sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesi gerektiği, 15.04.2014 tarihli eş rızasındaki imzanın davacının eşi ...'a ait olmadığı böylece davacının kefaletinin geçerli olmadığı, bu nedenle davalının, 05.05.2016 tarihli belgenin kefaleti geçerli kıldığı iddiasının baştaki «geçersizliği» ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · yapılandırma protokolü · imzaya itiraz · hakkın kötüye kullanılması · kötüniyet tazminatı · genel kredi sözleşmesi · protokol · kötüniyet
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının kullanılan krediden sorumluluğuna esas «kredi sözleşmesinin» eki niteliğindeki 15.04.2014 tarihli eş «rıza» belgesindeki imzanın davacının eşinin eli ürünü olmadığı, «kefalete» ilişkin eş rızası bulunmadığından kefaletin «geçersiz» olduğu, daha sonra borcun yapılandırılması «sebebi» ile 05.05.2016 tarihinde alınan ve inkar edilmeyen eş rıza belgesindeki imzanın başlangıçtaki geçersizliği telafi etmesi, geçerli hale getirmesi de mümkün olmadığı, TBK’nın 584/1. maddesine göre eş rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şart olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının «genel kredi sözleşmesindeki» kefaletten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
… arar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, diğer taraftan, kredi borcunun yapılandırması üzerine davacının eşi ...'dan 05.05.2016 tarihinde yeni bir «muvafakatname» alındığı, bu belgedeki «imzaya itiraz» edilmediği, 05.05.2016 tarihli kredi yeniden «yapılandırma protokolü» yeni bir «kredi sözleşmesi» niteliğinde olmadığından TBK’nın 584/1. maddesi gereği 15.04.2014 tarihli kredi sözleşmesi ve davacının aynı tarihli «kefaletine» ilişkin bu eş rızasının sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesi gerektiği, 15.04.2014 tarihli eş rızasındaki imzanın davacının eşi ...'a ait olmadığı böylece davacının kefaletinin geçerli olmadığı, bu nedenle davalının, 05.05.2016 tarihli belgenin kefaleti geçerli kıldığı iddiasının baştaki «geçersizliği» ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacının «kefalet sözleşmesini» imzaladığı sırada eşi ...'un, kefalet sözleşmesine «rıza» gösterdiğine dair geçerli bir imzası yoksa da daha sonra davalı banka ile yapılan 05.05.2016 tarihli yeniden «yapılandırma protokolü» sırasında alınan 05.05.2016 tarihli belgede davacının eşinin davalı banka ile yaptığı sözleşmeye muvavafakat ettiğini beyan etmesi karşısında sözleşmenin başlagıcındaki eş rızasına dair imza eksikliğini ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi anlamında «hakkın kötüye kullanılması» olup, mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozu …
Dava, «genel kredi sözleşmesinde» «kefil» olan davalının, «kefalet sözleşmesinde» «eşinin rızası» bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmadığı iddaisına dayanan «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8155 E. , 2013/11444 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.04.2013 tarih ve 2013/200-2013/200 D İş. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, vadesi geçmiş iki adet senet bedelinin borçlular tarafından ödenmediğini, vadesi gelmiş alacakların rehinle de teminat altına alınmadığını ileri sürerek ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun kefalet sözleşmelerini düzenleyen TBK'nın 584/1 maddesi uyarınca evli olanların kefaletinin geçerli olabilmesi için mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadığı veya yasal olarak eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmadığı taktirde diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olunabileceği, bu rızanın ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasını geçerlilik şartı olarak düzenlendiği, borçlulardan ...'ın evli olduğu, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerekli olduğu, bu rızanın verildiğine dair yasanın düzenlediği şekilde bir beyan bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle ...
yönünden talebin reddine, diğer borçlular bakımından talebin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Talep, ihtiyati hacze ilişkindir. Mahkemece, borçlulardan ...'ın kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşmede 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 584/1 maddesi uyarınca eşinin rızasının bulunmasının geçerlilik şartı olduğu ancak anılan kefilin eşinin kefalet akdine muvafakatinin bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Oysa, ihtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından dosyaya sunulan ve borçlu ...'ın kefil sıfatıyla imzaladığı 27.02.2013 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin son sayfasında kefilin eşi olan ...'ın yine 27.02.2013 tarihi ile imzası bulunmaktadır. Mahkemece, yasaya uygun olarak düzenlenen kefalet akdinin hatalı olarak geçersiz sayılması ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/450705800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz