Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1614 E. 2023/2472 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtar usulü↗ zorunlu hasım↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ bildirim yükümlülüğü↗ ihtar tebliği↗ re'sen gözetilme↗ re'sen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ tebligat kanunu m.35↗ vekalet ücreti takdiri↗ kamu düzenine aykırılık↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ kamu düzeni↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ anonim şirket↗ ihtar↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilan↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/677 E., 2022/97 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurumun Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından tanzim edilen soruşturma raporuna istinaden dava dışı YNY İnş. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine oluşan kamu zararı nedeni ile alacak davası açtıklarını, dosyada karar aşamasına gelindiğinde davalı şirketin ticaret sicilinden 03.02.2015 tarihinde re'sen terkin edildiğini öğrendiklerini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihyası talep edilen şirketin sermayesini kanunda öngörülen miktara ihtar edilmesine rağmen çıkartmadığı için yasal prosedür çerçevesindeki ihtar ve ilan sonrasında sicilden terkin edildiğini, şirketin son adresine tebliğe çıkarılan tebligatın iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini bildirmekle yükümlü olduğunu, davanın açılış tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, müdürlüğün ihyası istenen şirket aleyhine açılan davayı bilmesinin mümkün olmadığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi gereği ek tasfiyesine ve ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak tasfiye memuru atanmasına davacının açmış olduğu davayı bilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddi ile aksi kabulde yasal ve zorunlu hasım konumunda olmaları nedeniyle aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilmemesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen terkin olunan limited şirketin ihyası istemiyle açılan davada; aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, diğer taraftan anılan hükümde Ticaret Sicil Müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin Ticaret Sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, "ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda ilan tarihinden itibaren 30. günün akşamı itibariyle 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği" aynı maddenin 11 inci bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin ünvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiş olmasına rağmen bu prosedüre de uymaksızın ihyası talep olunan şirketin sicilden terkin edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/38 E. sayılı dava dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine vekalet ücreti takdirine, dava konusu şirketin ticaret sicilinden davalının ihtarına rağmen yasal sermaye arttırımını süresinde yapmaması sebebiyle terkin edildiği dikkate alındığında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye gerektirdiğinden tasfiye memuru olarak şirketin önceki tasfiye memurunun görevlendirilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince ek tasfiyeye ve tasfiye memuru atanmasına karar verildiğini, ancak temsilcisi olduğu Müdürlük aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak sicilden re'sen terkin edildiğini, davanın aynı madde gereğince 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, ihyası istenen şirkete tebliğe çıkarılan ihtarın tebliğ edilemeyip iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini bildirmekle yükümlü olduğunu, ihtarın usulüne uygun olarak ilan yoluyla tebliğ edildiğini, şirketin derdest davalarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili zorunlu hasım olduğundan aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürmüş ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilen anonim şirketin ihyası istemin istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1434 E. 2017/2666 K.
Ortak:ihtar usulü · re'sen terkin · şirketin ihyası · ihya · ihtar · limited şirket · yargılama gideri · tebligat · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… ECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'«sen terkin» olunan «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada; aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, diğer taraftan anılan hükümde Ticaret Sicil Müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin Ticaret Sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, "ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda ilan tarihinden itibaren 30. günün akşamı itibariyle 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği" aynı maddenin 11 inci bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin ünvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiş olmasına rağmen bu prosedüre de uymaksızın ihyası talep olunan şirketin «sicilden terkin» edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin Ankara 6.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin sermayesini kanunda öngörülen miktara «ihtar» edilmesine rağmen çıkartmadığı için yasal prosedür çerçevesindeki ihtar ve «ilan» sonrasında «sicilden terkin» edildiğini, şirketin «son» adresine tebliğe çıkarılan «tebligatın» iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini «bildirmekle yükümlü» olduğunu, davanın açılış tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, müdürlüğün ihyası istenen şirket aleyhine açılan davayı bilmesinin mümkün olmadığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi gereği ek tasfiyesine ve ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak «tasfiye memuru atanmasına» davacının açmış olduğu davayı bilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddi ile aksi kabulde yasal ve «zorunlu hasım» konumunda olmaları nedeniyle aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince ek tasfiyeye ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verildiğini, ancak «temsilcisi» olduğu Müdürlük aleyhine «yargılama giderine» ve «vekalet ücretine» hükmedildiğini, oysa şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak sicilden re'«sen terkin» edildiğini, davanın aynı madde gereğince 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, «ihyası» istenen şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın tebliğ» edilemeyip iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini «bildirmekle yükümlü» olduğunu, ihtarın usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla tebliğ edildiğini, şirketin «derdest» davalarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili «zorunlu hasım» olduğundan aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürmüş ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaDava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, «ihyası» istenen şirketin, 5174 sayılı Kanunu gereğince «münfesih» sayıldığından bahisle 23/01/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 01/07/2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve «limited şirketlerin» re'«sen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · yasal hasım · yargılama giderleri · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «terkin» işleminin yasal düzenlemeye uygun gerçekleştirildiği, ihyası istenen şirket aleyhine davacı tarafından ortaklıktan ayrılma talepli dava açıldığı ve yargılamanın devam ettiği, işbu davanın taraf teşkilindeki eksikliğin giderilmesi amacıyla açıldığı, bu nedenle şirketin ihyasının gerektiği, davalı ... «yasal hasım» olduğundan ve bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile sayılı dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir. ./..
Sicil Müdürlüğü'nün davanın açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmamasına karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, şirketin 5174 sayılı gereğince «münfesih» sayıldığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı Sicil Müdürlüğü'nce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin yayınlandığı ancak, «ihyası» istenen şirkete ya da şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Sicil Müdürlüğü'nün davanın açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10331 E. 2010/10332 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10290 E. 2016/7954 K.
Ortak:ihtar usulü · re'sen terkin · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · ihya · ihtar · limited şirket
İncelediğiniz kararda… ECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'«sen terkin» olunan «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada; aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, diğer taraftan anılan hükümde Ticaret Sicil Müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin Ticaret Sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, "ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda ilan tarihinden itibaren 30. günün akşamı itibariyle 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği" aynı maddenin 11 inci bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin ünvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiş olmasına rağmen bu prosedüre de uymaksızın ihyası talep olunan şirketin «sicilden terkin» edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin Ankara 6.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin sermayesini kanunda öngörülen miktara «ihtar» edilmesine rağmen çıkartmadığı için yasal prosedür çerçevesindeki ihtar ve «ilan» sonrasında «sicilden terkin» edildiğini, şirketin «son» adresine tebliğe çıkarılan «tebligatın» iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini «bildirmekle yükümlü» olduğunu, davanın açılış tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, müdürlüğün ihyası istenen şirket aleyhine açılan davayı bilmesinin mümkün olmadığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi gereği ek tasfiyesine ve ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak «tasfiye memuru atanmasına» davacının açmış olduğu davayı bilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddi ile aksi kabulde yasal ve «zorunlu hasım» konumunda olmaları nedeniyle aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince ek tasfiyeye ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verildiğini, ancak «temsilcisi» olduğu Müdürlük aleyhine «yargılama giderine» ve «vekalet ücretine» hükmedildiğini, oysa şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak sicilden re'«sen terkin» edildiğini, davanın aynı madde gereğince 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, «ihyası» istenen şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın tebliğ» edilemeyip iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini «bildirmekle yükümlü» olduğunu, ihtarın usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla tebliğ edildiğini, şirketin «derdest» davalarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili «zorunlu hasım» olduğundan aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürmüş ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMüdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece şirkete veya şirket yetkililerine tebliğ edilmeksizin doğrudan ... «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu bu nedenle, dava konusu «terkin» işleminin hukuka uygun olmadığı gözetilerek; davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · münfesihlik · resen terkin · ticaret sicilinden terkin · olağanüstü genel kurul · ihtarname · dava sebebi
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta; şirketin aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmadığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması, yani şirket genel kurul toplantısının yapılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin ... yayınlandığı ancak, «ihyası» istenen şirkete ya da şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı maddenin 1. fıkrasının d bendi uyarınca aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması «terkin» «sebebi» olarak sayılmış olup, anılan maddenin 4. fıkrasının a bendi ile ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1614 E. , 2023/2472 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1122 Esas, 2022/1658 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/677 E., 2022/97 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurumun Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından tanzim edilen soruşturma raporuna istinaden dava dışı YNY İnş. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine oluşan kamu zararı nedeni ile alacak davası açtıklarını, dosyada karar aşamasına gelindiğinde davalı şirketin ticaret sicilinden 03.02.2015 tarihinde re'sen terkin edildiğini öğrendiklerini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihyası talep edilen şirketin sermayesini kanunda öngörülen miktara ihtar edilmesine rağmen çıkartmadığı için yasal prosedür çerçevesindeki ihtar ve ilan sonrasında sicilden terkin edildiğini, şirketin son adresine tebliğe çıkarılan tebligatın iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini bildirmekle yükümlü olduğunu, davanın açılış tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, müdürlüğün ihyası istenen şirket aleyhine açılan davayı bilmesinin mümkün olmadığını, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi gereği ek tasfiyesine ve ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak tasfiye memuru atanmasına davacının açmış olduğu davayı bilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddi ile aksi kabulde yasal ve zorunlu hasım konumunda olmaları nedeniyle aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilmemesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen terkin olunan limited şirketin ihyası istemiyle açılan davada; aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, diğer taraftan anılan hükümde Ticaret Sicil Müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin Ticaret Sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, "ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda ilan tarihinden itibaren 30.
günün akşamı itibariyle 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği" aynı maddenin 11 inci bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin ünvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiş olmasına rağmen bu prosedüre de uymaksızın ihyası talep olunan şirketin sicilden terkin edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/38 E. sayılı dava dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine vekalet ücreti takdirine, dava konusu şirketin ticaret sicilinden davalının ihtarına rağmen yasal sermaye arttırımını süresinde yapmaması sebebiyle terkin edildiği dikkate alındığında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye gerektirdiğinden tasfiye memuru olarak şirketin önceki tasfiye memurunun görevlendirilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince ek tasfiyeye ve tasfiye memuru atanmasına karar verildiğini, ancak temsilcisi olduğu Müdürlük aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak sicilden re'sen terkin edildiğini, davanın aynı madde gereğince 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, ihyası istenen şirkete tebliğe çıkarılan ihtarın tebliğ edilemeyip iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini bildirmekle yükümlü olduğunu, ihtarın usulüne uygun olarak ilan yoluyla tebliğ edildiğini, şirketin derdest davalarının müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili zorunlu hasım olduğundan aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürmüş ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilen anonim şirketin ihyası istemin istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932685700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz