Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7587 E. 2023/1813 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibraname↗ rücuen tahsil↗ hile↗ ibra↗ ikrar↗ kefalet↗ temlik↗ kefil↗ esastan ret↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/231 E., 2019/183 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Ziraat Bankası A.Ş.'den kredi çektiğini, ödeyememesi üzerine kendisinin kefil olarak ödeme yapmak zorunda kaldığını, 20.11.2012 tarihli temlik tutanağı ile asıl borçlu davalının tüm borçlarını devir aldığını, borcunu ödediği davalı ...'in borçlarını kendisine ödemeyerek nedensiz zenginleştiğini belirterek 132.163,85 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, 12.06.2015 tarihli ibraname gereğince borcun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıya kefil olduğu kredi nedeniyle Nazilli 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4333 E. sayılı dosyasına ödediği 132.163,85 TL'yi davalıdan talep ettiği ancak bu icra dosyasındaki alacaklarından dolayı davalıyı ibra ettiğine dair imzasını ikrar ettiği ibraname bulunduğu, davaya konu borçtan dolayı alacaklı davacının, borçlu davalıyı ibra ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan belgede yer almayan ve inkarı yapılmamış olan 70.000,00 TL alacağının kısmen kabulünü talep ettiğini, sadece davalı tarafın hile ile kendisinden aldığı beyana itibar edildiğini, Nazilli 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4336 E. sayılı icra takip dosyasında takipte akim kalan 70.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kefalet nedeniyle asıl borçlu lehine yapılan ödemenin rücuen tahsili talebinin haklı olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14096 E. 2013/19877 K.
Ortak:kefil
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Ziraat Bankası A.Ş.'den kredi çektiğini, ödeyememesi üzerine kendisinin «kefil» olarak ödeme yapmak zorunda kaldığını, 20.11.2012 tarihli «temlik» tutanağı ile asıl borçlu davalının tüm borçlarını devir aldığını, borcunu ödediği davalı ...'in borçlarını kendisine ödemeyerek nedensiz zenginleştiğini belirterek 132.163,85 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıya «kefil» olduğu kredi nedeniyle Nazilli 2.
Benzer bu karardaİcra İflas Kanunu'nun «257». maddesinde düzenlenen «ihtiyati haciz» kararı verilebilmesi şartlarından olan «muacceliyet» şartının «hesap kat ihtarnamesi»/muacceliyet ihtarnamesi düzenlenerek, borçlu ve müşterek müteselsil kefillerin bildirilen adreslerine gönderilmesiyle yerine getirildiği, alacağın rehinle «teminat» altına alınmadığı, hesap ekstresinde yer alan borçlunun adı ile aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladıkları «genel kredi sözleşmesindeki» müşterinin (borçlunun) aynı olduğu anlaşılmakta olup mahkemenin gerekçesi bu nedenlerle yerinde bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarnamesi · usul ekonomisi · ipoteğin kaldırılması · kat ihtarnamesi · hesap kat · müşterek borçlu müteselsil kefil · i̇i̇k 257 · müteselsil kefil
Benzer bu karardaİcra İflas Kanunu'nun «257». maddesinde düzenlenen «ihtiyati haciz» kararı verilebilmesi şartlarından olan «muacceliyet» şartının «hesap kat ihtarnamesi»/muacceliyet ihtarnamesi düzenlenerek, borçlu ve müşterek müteselsil kefillerin bildirilen adreslerine gönderilmesiyle yerine getirildiği, alacağın rehinle «teminat» altına alınmadığı, hesap ekstresinde yer alan borçlunun adı ile aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladıkları «genel kredi sözleşmesindeki» müşterinin (borçlunun) aynı olduğu anlaşılmakta olup mahkemenin gerekçesi bu nedenlerle yerinde bulunmamaktadır.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/110 esas sayılı dosyası ile «alacak davası» bulunduğu, ayrıca ihtiyati hacze konu alacakla ilgili «ipotek» bulunduğu ve bu «ipoteğin kaldırılması» için Nazilli 1.
Ne var ki «ihtiyati haciz» talep edilen mahkeme ile asıl davanın görüldüğü mahkeme aynı olduğundan, söz konusu talebin salt bu nedenle reddedilmeyerek, asıl davaya ilişkin ihtiyati haciz talebi olarak nitelendirilmesi ve incelenmesi «usul ekonomisine» uygun düşer.
Ancak bu durumda «ihtiyati haciz» istemini inceleyen mahkemenin sadece ihtiyati haciz sırasında sunulan belgelere göre değil, taraflar arasında devam eden davanın ulaştığı aşama esas alınarak, İİK’nın «257» vd. maddeleri uyarınca alacağın varlığına kanaat getirilmesi hâlinde ihtiyati haciz isteminin kabulüne, aksi hâlde ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7199 E. 2023/362 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını, «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, 12.06.2015 tarihli «ibraname» gereğince borcun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın «hizmet tespit davası» olduğu, hizmet tespit davalarında «zamanaşımı» söz konusu olmadığını, davacının tüm iş yaşamını ve emeklilik durumunu etkileyecek olan hizmet tespit davası yargılamasının yapılabilmesi için taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini bu nedenle «şirketin ihyası» davasının kabulü gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · resen terkin · şirketin ihyası · tespit davası · ihya · hak düşürücü süre · tebligat · ticaret sicili
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 11.06.2014 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, eldeki davanın ise 14.06.2021 tarihinde açıldığı, Ticaret Sicili Müdürlüğünün şirketin «son» yetkili müdürü ile şirkete 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında «tebligatları» ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde gerekli ilanları yaptığı ve terkin işleminin usulüne uygun tamamlandığı, usulüne uygun resen terkin işleminden sonra (5) yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın «hizmet tespit davası» olduğu, hizmet tespit davalarında «zamanaşımı» söz konusu olmadığını, davacının tüm iş yaşamını ve emeklilik durumunu etkileyecek olan hizmet tespit davası yargılamasının yapılabilmesi için taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini bu nedenle «şirketin ihyası» davasının kabulü gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereği sicilden «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7587 E. , 2023/1813 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/318 Esas, 2021/123 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/231 E., 2019/183 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Ziraat Bankası A.Ş.'den kredi çektiğini, ödeyememesi üzerine kendisinin kefil olarak ödeme yapmak zorunda kaldığını, 20.11.2012 tarihli temlik tutanağı ile asıl borçlu davalının tüm borçlarını devir aldığını, borcunu ödediği davalı ...'in borçlarını kendisine ödemeyerek nedensiz zenginleştiğini belirterek 132.163,85 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, 12.06.2015 tarihli ibraname gereğince borcun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıya kefil olduğu kredi nedeniyle Nazilli 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4333 E. sayılı dosyasına ödediği 132.163,85 TL'yi davalıdan talep ettiği ancak bu icra dosyasındaki alacaklarından dolayı davalıyı ibra ettiğine dair imzasını ikrar ettiği ibraname bulunduğu, davaya konu borçtan dolayı alacaklı davacının, borçlu davalıyı ibra ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan belgede yer almayan ve inkarı yapılmamış olan 70.000,00 TL alacağının kısmen kabulünü talep ettiğini, sadece davalı tarafın hile ile kendisinden aldığı beyana itibar edildiğini, Nazilli 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4336 E. sayılı icra takip dosyasında takipte akim kalan 70.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kefalet nedeniyle asıl borçlu lehine yapılan ödemenin rücuen tahsili talebinin haklı olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931242700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz