Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7385 E. 2023/1946 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin hüküm sonucu↗ illetten mücerretlik↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ mücerretlik↗ vade tarihi↗ lehdar↗ icra hukuk mahkemesi↗ ihtisas mahkemesi↗ sahtecilik↗ vekâlet ücreti↗ kambiyo senedi↗ denetime elverişlilik↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ havale↗ esastan ret↗ iflas↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/420 E., 2020/79 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu senette yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı ile aralarında bono verilmesini gerektiren bir ilişki bulunmadığını ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
2.Davalı vekili 10.10.2018 havale tarihli dilekçesinde; ceza davasında müvekkilinin beraatine karar verildiğini, İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davanın da reddedildiğini, imzanın davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek ceza yargılamasında gerekse icra mahkemesinde ve bu dosyada Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından düzenlenen raporlarda bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafın sahtecilik iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine, icra takibinde vezneye girecek paranın ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği için alacağın %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının bonoya ilişkin iddialarının hayal ürünü olduğunu, taraflar arasında herhangi bir alışveriş olmasının mümkün olmadığını, bazı bilirkişi raporlarında bonodaki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığının belirlendiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğu, davalının ceza davasından beraat ettiği ve kararın kesinleştiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, yeterli teknik inceleme ve bilgiyi içerdiği, kambiyo senedinin illetten mücerret olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Uyuşmazlık bonoda keşideciye atfen atılan imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu 72 nci madde.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6102 E. 2011/16067 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kefil · kredi sözleşmesi · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 24/02/2006 tarihli genel «ticari kredi sözleşmesindeki» imzanın kendisine ait olmadığı yönünde savunma yaptığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi' nden alınan rapora göre «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla ... adına atılan imzaların davalının eli ürünü olmadığının belirlendiği, bu nedenle davacı ile davalı arasında bir sözleşme ilişkisinin kurulmadığı ve sö …
Uyuşmazlık konusu borcun ödendiğine ilişkin iddia ve savunmanın temyiz aşaması da «dahil» olmak üzere her aşamada dikkate alınması gerekmekte olup, davacının borcun ödendiğine ve davanın konusuz kaldığına dair dilekçesinin değerlendirilmesi için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
-
Borçlu olmadığının tespiti | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4282 E. 2024/357 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · denetime elverişlilik · keşideci · bono · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu senette yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı ile aralarında «bono» verilmesini gerektiren bir ilişki bulunmadığını ileri sürerek «menfi tespit» isteminde bulunmuştur.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonodaki «keşideci» imzasının davacıya ait olduğu, davalının ceza davasından beraat ettiği ve kararın kesinleştiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» olduğu, yeterli teknik inceleme ve bilgiyi içerdiği, «kambiyo senedinin» «illetten mücerret» olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bonoya» dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından takip borçlusu- davacı aleyhine «keşidecisi» davacı, «lehtarı» ... ... olan 139.200,00 TL bedelli «bono» nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatıldığı ve «takibin kesinleştiği», «imza inkarı» bulunduğundan imzanın borçlunun ... ürünü olup olmadığının kanıtlama yükümlülüğünün davalıda bulunduğu, Mahkemece borçlunun imza ve paraf örneklerinin alındığı, çok sayıda kurumdan bononun düzenleme tarihinden önceki imza ve yazı örnekleri getirtilerek bonodaki keşideci imzasının davacının ... ürünü olup olmadığı hususunun araştırıldığı, Adli Tıp Kurumu Fizik «ihtisas» dairesinin raporunda söz konusu imzanın kuvvetle muhtemel davacının ... ürünü olduğunun bildirildiği, davacının itirazı sonucu bu defa «grafoloji bilirkişileriden» oluşan heyetten rapor alındığı, bu raporda davacı imzaları ile bonodaki imza arasında farklar bulunduğu, senet aslında davacıya atfen atılan borçlu imzasının davacının ... ürünü olmadığı, bu imzanın davacının hakiki (kısa «form» imzalarına) benzetilerek yapılandırıldığının belirtildiği, iki rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle bu kez ...
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine «bonoya» dayalı icra takibi başlattığını, takibe konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek takip nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:grafolog bilirkişi · eksik araştırma · takibin kesinleşmesi · imza inkarı · yazılı delil · ba formu · kötüniyet tazminatı · lehtar
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından takip borçlusu- davacı aleyhine «keşidecisi» davacı, «lehtarı» ... ... olan 139.200,00 TL bedelli «bono» nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatıldığı ve «takibin kesinleştiği», «imza inkarı» bulunduğundan imzanın borçlunun ... ürünü olup olmadığının kanıtlama yükümlülüğünün davalıda bulunduğu, Mahkemece borçlunun imza ve paraf örneklerinin alındığı, çok sayıda kurumdan bononun düzenleme tarihinden önceki imza ve yazı örnekleri getirtilerek bonodaki keşideci imzasının davacının ... ürünü olup olmadığı hususunun araştırıldığı, Adli Tıp Kurumu Fizik «ihtisas» dairesinin raporunda söz konusu imzanın kuvvetle muhtemel davacının ... ürünü olduğunun bildirildiği, davacının itirazı sonucu bu defa «grafoloji bilirkişileriden» oluşan heyetten rapor alındığı, bu raporda davacı imzaları ile bonodaki imza arasında farklar bulunduğu, senet aslında davacıya atfen atılan borçlu imzasının davacının ... ürünü olmadığı, bu imzanın davacının hakiki (kısa «form» imzalarına) benzetilerek yapılandırıldığının belirtildiği, iki rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle bu kez ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddi ile tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Kriminal Laboratuvarından rapor alındığı, raporda, bonodaki imzanın davacının ... ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği, dava konusu «bono» altındaki imzanın paraf tabir edilen kısa imza tarzında olup hernekadar ATK raporunda borçlu imzası ile benzerlik gösterdiği ve kuvvetle muhtemel borçlunun ... ürünü olduğu bildirilmiş ise de alınan diğer iki bilirkişi raporunda imzaların davacının ... ürünü olmadığı çok ciddi farklılıklar gösterdiği, borçlunun imzasına benzetilerek yapılandırıldığının anlaşıldığı, bu suretle bono altındaki imzanın davacının ... ürünü olmadığının kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının icra takip dosyasında takibe konu edilen bono ve bonoya ilişkin takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip alacaklısının «kötüniyeti» ispatlanmadığından «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «eksik araştırma» ile hüküm kurulduğunu, Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurumu dışında oluşturulan bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor arasında açık çelişki mevcut iken çelişkinin Adli Tıp Üst Kurulu'nca ilgili «ihtisas» dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenerek giderilmesi gerektiğini, bu yöndeki taleplerinin gerekçesiz şekild …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7385 E. , 2023/1946 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/839 Esas, 2021/1198 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/420 E., 2020/79 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu senette yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı ile aralarında bono verilmesini gerektiren bir ilişki bulunmadığını ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
2.Davalı vekili 10.10.2018 havale tarihli dilekçesinde; ceza davasında müvekkilinin beraatine karar verildiğini, İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davanın da reddedildiğini, imzanın davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek ceza yargılamasında gerekse icra mahkemesinde ve bu dosyada Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından düzenlenen raporlarda bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafın sahtecilik iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine, icra takibinde vezneye girecek paranın ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği için alacağın %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının bonoya ilişkin iddialarının hayal ürünü olduğunu, taraflar arasında herhangi bir alışveriş olmasının mümkün olmadığını, bazı bilirkişi raporlarında bonodaki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığının belirlendiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğu, davalının ceza davasından beraat ettiği ve kararın kesinleştiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, yeterli teknik inceleme ve bilgiyi içerdiği, kambiyo senedinin illetten mücerret olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Uyuşmazlık bonoda keşideciye atfen atılan imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu 72 nci madde.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, keşidecisi davacı, lehdarı davalı, tanzim tarihi 12.08.2014, vade tarihi 28.08.2014, bedeli 650.000,00 TL olan bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava konusu bono, İcra Hukuk Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi ve eldeki dosyada açılan davalara konu edilmiş olup, bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda düzenlenen ve dosyaya ibraz edilen muhtelif raporlar arasında çelişki bulunmaktadır.
15.07.2018 tarih ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16/2 maddesinde, Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporlarının Adli Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamayacağı, bu Dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması halinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporların ilgili ihtisas Dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince inceleneceği ve kesin olarak karara bağlanacağı düzenlenmiştir.
Bu durumda dosyadaki Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas dairesi ile diğer kurum, kuruluş ve kişilerden alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, uyuşmazlığın kesin bir sonuca bağlanması için Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Genişletilmiş uzmanlar kurulundan rapor alınmak üzere kararın bozulması gerekirken yazılı gerekçe ile sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda onanmasına karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931179200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz