Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6102 E. 2011/16067 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari kredi sözleşmesi↗ ticari kredi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ ihtisas mahkemesi↗ müteselsil kefil↗ uyuşmazlık konusu↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 24/02/2006 tarihli genel ticari kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığı yönünde savunma yaptığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi' nden alınan rapora göre müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla ... adına atılan imzaların davalının eli ürünü olmadığının belirlendiği, bu nedenle davacı ile davalı arasında bir sözleşme ilişkisinin kurulmadığı ve sözleşmeden dolayı davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyanın temyiz incelenmesi için Dairemize gönderilmesinden sonra davacı vekili dava konusu bedelin ödendiğine ilişkin 11.11.2010 tarihli dilekçesini yerel mahkemeye sunmuş ve dilekçe Dairemize gönderilmiştir.
Uyuşmazlık konusu borcun ödendiğine ilişkin iddia ve savunmanın temyiz aşaması da dahil olmak üzere her aşamada dikkate alınması gerekmekte olup, davacının borcun ödendiğine ve davanın konusuz kaldığına dair dilekçesinin değerlendirilmesi için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6102 E. , 2011/16067 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/03/2010 tarih ve 2008/185-2010/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla 24/02/2006 tarihli genel ticari kredi sözleşmesini imzaladığını, asıl borçlunun sözleşme uyarınca 10.000 TL kredi kullandığını, müvekkili bankaca tüm borçlulara muacceliyet ihbarnamesi tebliğ edildiğini, ancak davalının ve diğer dava dışı borçluların ödeme yapmadıklarını, kredi sözleşmesi gereği borçluların sözleşmenin genel taahhütler kısımlı bölümünü ve her sayfayı paraf ettiklerini, bu nedenle sözleşmenin geçerli olduğunu ve davalının borcunu ödememesi nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7.000,00.TL alacağın kredi tarihinden itibaren işleyecek temerrüd faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediğini, müvekkili ile banka arasında imzalandığı iddia edilen sözleşmeden müvekkilinin haberi olmadığını ve kredi sözleşmesinde ... adına atılan imzaların müvekkiline ait olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 24/02/2006 tarihli genel ticari kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığı yönünde savunma yaptığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi' nden alınan rapora göre müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla ... adına atılan imzaların davalının eli ürünü olmadığının belirlendiği, bu nedenle davacı ile davalı arasında bir sözleşme ilişkisinin kurulmadığı ve sözleşmeden dolayı davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyanın temyiz incelenmesi için Dairemize gönderilmesinden sonra davacı vekili dava konusu bedelin ödendiğine ilişkin 11.11.2010 tarihli dilekçesini yerel mahkemeye sunmuş ve dilekçe Dairemize gönderilmiştir.
Uyuşmazlık konusu borcun ödendiğine ilişkin iddia ve savunmanın temyiz aşaması da dahil olmak üzere her aşamada dikkate alınması gerekmekte olup, davacının borcun ödendiğine ve davanın konusuz kaldığına dair dilekçesinin değerlendirilmesi için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 29.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034584300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz