Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/440 E. 2023/1387 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senedin talili↗ bağımsız borç ikrarı↗ vekil hamil↗ tahsil cirosu↗ taşeron sözleşmesi↗ senede karşı senetle ispat↗ senetle ispat kuralı↗ nakden kaydı↗ illetten mücerretlik↗ kötü niyetli iktisap↗ talil↗ senetle ispat↗ borç ikrarı↗ hakediş↗ yazılı delille ispat↗ mücerretlik↗ bekletici mesele↗ zimmet↗ ceza zamanaşımı↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ yemin↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ikrar↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ kötü niyet↗ yönetim kurulu kararı↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, 2 adet bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
3. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olmakla, illetten mücerrettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. (YHGK 17.12.2003 gün 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamı)
4. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, davaya konu, keşidecisi davacı, lehtarı davalı ... olan, ... tarafından tahsil cirosuyla diğer davalıya devredilen 30.04.2004 vade tarihli, 15.775,00 TL bedelli bonoda "nakden" kaydı bulunmaktadır. Davalı ..., senedin bedelsiz olmadığını, davacıyla aralarında taşeronluk sözleşmesi bulunduğunu, zikredilen bononun bu sözleşme uyarınca tahakkuk edecek hakedişlerinin karşılığı olarak düzenlendiğini savunmuş olup, bu savunmasıyla senedin nakden olan düzenleme sebebini hizmet karşılığı olarak talil etmiş ve ispat külfetini üzerine almıştır. Bu nedenle mahkemenin ispat külfetinin davacıda olduğuna ilişkin gerekçesi isabetli değildir.
5. Öte yandan, mahkemece, davalı ...'ın iyi niyetli hamil konumunda olduğu, keşideci ile lehtar arasındaki defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle adı geçen davalı hakkındaki davanın da reddine karar verilmiş ise de zikredilen davalı, 30.04.2004 vade tarihli, 15.775,00 TL bedelli bonoyu tahsil cirosuyla devralmıştır. Tahsil cirosu, 6102 sayılı Kanun'un 688 inci maddesinde düzenlenmiş olup, tahsil cirosuyla hamil olan davalı ... vekil hamil konumunda bulunmaktadır. Bu nedenle lehtara karşı ileri sürülebilecek olan defilerin vekil hamile karşı da ileri sürülmesi mümkün olup, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi isabetli değildir.
6. Bu itibarla, mahkemece, 30.04.2004 vade tarihli 15.775,00 TL bedelli bono bakımından ispat külfetinin senedin düzenleme nedenini talil eden davalı ...'ta olduğu ve adı geçen davalıya ileri sürülebilecek olan defilerin bonoyu tahsil cirosuyla devralan diğer davalıya karşı da ileri sürülebileceği gözetilerek, davalılar tarafından sunulan delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8450 E. 2015/5664 K.
Ortak:nakden kaydı · talil · ispat külfeti · ispat yükü · keşideci · dava sebebi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaYapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, davaya konu, «keşidecisi» davacı, «lehtarı» davalı ... olan, ... tarafından tahsil cirosuyla diğer davalıya devredilen 30.04.2004 «vade» tarihli, 15.775,00 TL bedelli «bonoda» "«nakden" kaydı» bulunmaktadır.
Davalı ..., senedin «bedelsiz» olmadığını, davacıyla aralarında «taşeronluk sözleşmesi» bulunduğunu, zikredilen «bononun» bu sözleşme uyarınca tahakkuk edecek «hakedişlerinin» karşılığı olarak düzenlendiğini savunmuş olup, bu savunmasıyla senedin nakden olan düzenleme «sebebini» hizmet karşılığı olarak «talil» etmiş ve «ispat külfetini» üzerine almıştır.
Ancak, senede “malen” veya “«nakden” kaydı» yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir.
Benzer bu karardaDava, «keşideci» davacının «lehdar» olan davalıya dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık «ispat külfetinin» hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının savunmasından hareketle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat yükünün» yer değiştirdiği, bu bağlamda ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalının savunmasından hareketle dava konusu senedin düzenleme «sebebinin» «talil» edilmiş olduğu sonucuna varılamayacağı aşikar olup, senedin dahi "«nakden" kaydı» ile düzenlenmesi karşısında «ispat yükünün» davacıda olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, kural olarak «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davalının takibe konu senedin «protokolde» belirtilen senet olmayıp müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğu, böylelikle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, bu durumda borç para verdiğini davalının kanıtlamasının gerekeceği, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:lehdar · protokol
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, kural olarak «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davalının takibe konu senedin «protokolde» belirtilen senet olmayıp müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğu, böylelikle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, bu durumda borç para verdiğini davalının kanıtlamasının gerekeceği, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ka …
Dava, «keşideci» davacının «lehdar» olan davalıya dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık «ispat külfetinin» hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının savunmasından hareketle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat yükünün» yer değiştirdiği, bu bağlamda ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8147 E. 2022/8705 K.
Ortak:senedin talili · bağımsız borç ikrarı · nakden kaydı · illetten mücerretlik · talil · borç ikrarı · mücerretlik · bekletici mesele · zamanaşımı var · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaBono, «bağımsız borç ikrarını» içeren bir senet olmakla, «illetten mücerrettir».
Bu kayıtların aksinin savunulması «senedin talili» (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir.
Ancak, senede “malen” veya “«nakden” kaydı» yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir.
Benzer bu karardaBedelsizlik iddiasına gelince, «bono», «bağımsız borç ikrarını» içeren bir senet olmakla, «illetten mücerrettir».
Bu kayıtların aksinin savunulması «senedin talili» (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda,bozma ilamından sonra «bekletici mesele» yapılan ceza davasının «ceza zamanaşımı» süresinin dolması nedeniyle düşürülmesine karar verildiği ve kararın 11/03/2021 tarihinde kesinleştiği, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden «kesin delil niteliğini» taşıdığı, ancak hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından verilen düşme kararı ile bağlı olmadığı, dosya kapsamındaki tüm delillerin bir bütün halinde incelenmesinden; davacı ile dava dışı Se-Fa Nas Dağıtım Paz Ltd.Şti. arasında «cari hesap sözleşmesi» mahiyetinde bir ticari ilişki bulunduğu, takibe konu senedin bu ticari ilişki kapsamında 05/12/2006 ve 30/12/2006 tarihli faturalı mal satışı nedeniyle boş olarak dava dışı Se-Fa Nas Ltd.Şti'ye verilen senet olduğu, 30/12/2006 tarihli «tahsilat makbuzu» içeriğine göre bedelinin ödenmiş olmasına rağmen, senet aslının davacıya iade edilmeksizin aralarında her hangi bir ticari ilişkin bulunmayan davalı tarafından bir şekilde ele geçirilerek doldurulmak sureti ile takibe konulduğu, keza davalı ceza soruşturmasına yansıyan beyanlarında, senet içeriğinin bizzat davacı şirket «temsilcisi» tarafından doldurulduğunu beyan etmiş ise de yapılan yazı incelemesi neticesinde düzenlenen uzmanlık raporu ile senet üzerinde yer alan ibarelerin davacı şirket temsilcisinin el ürünü olmadığının tespit edildiği, bu hale göre, taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığından söz konusu «bono» nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı ve davacının icra tehdidi altında ödediği 76.568,00 TL’nin «istirdadı» talebinin haklı olduğu, davalının aralarında geçerli bir borç ilişkisi bulunmamasına rağmen davalı hakkında icra takibi yaptığı, haksız yere yapılan bu takibin davacının «ticari itibarını zedelediğinin» kabulü gerektiği ve davacı yanın manevi tazminat talebinin haklı olduğu, bu hususta usuli müktesep hakkın gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, istirdat davasının tamamen, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile, 74.018,00 TL’nin ve 3.000.-TL manevi tazminatın ödeme tarihi olan 22/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihdas nedeni · cari hesap sözleşmesi · ticari itibarın zedelenmesi · tahsilat makbuzu · delil niteliği · organik bağ · kesin delil · ticari itibar
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda,bozma ilamından sonra «bekletici mesele» yapılan ceza davasının «ceza zamanaşımı» süresinin dolması nedeniyle düşürülmesine karar verildiği ve kararın 11/03/2021 tarihinde kesinleştiği, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden «kesin delil niteliğini» taşıdığı, ancak hukuk mahkemesinin ceza mahkemesi tarafından verilen düşme kararı ile bağlı olmadığı, dosya kapsamındaki tüm delillerin bir bütün halinde incelenmesinden; davacı ile dava dışı Se-Fa Nas Dağıtım Paz Ltd.Şti. arasında «cari hesap sözleşmesi» mahiyetinde bir ticari ilişki bulunduğu, takibe konu senedin bu ticari ilişki kapsamında 05/12/2006 ve 30/12/2006 tarihli faturalı mal satışı nedeniyle boş olarak dava dışı Se-Fa Nas Ltd.Şti'ye verilen senet olduğu, 30/12/2006 tarihli «tahsilat makbuzu» içeriğine göre bedelinin ödenmiş olmasına rağmen, senet aslının davacıya iade edilmeksizin aralarında her hangi bir ticari ilişkin bulunmayan davalı tarafından bir şekilde ele geçirilerek doldurulmak sureti ile takibe konulduğu, keza davalı ceza soruşturmasına yansıyan beyanlarında, senet içeriğinin bizzat davacı şirket «temsilcisi» tarafından doldurulduğunu beyan etmiş ise de yapılan yazı incelemesi neticesinde düzenlenen uzmanlık raporu ile senet üzerinde yer alan ibarelerin davacı şirket temsilcisinin el ürünü olmadığının tespit edildiği, bu hale göre, taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığından söz konusu «bono» nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı ve davacının icra tehdidi altında ödediği 76.568,00 TL’nin «istirdadı» talebinin haklı olduğu, davalının aralarında geçerli bir borç ilişkisi bulunmamasına rağmen davalı hakkında icra takibi yaptığı, haksız yere yapılan bu takibin davacının «ticari itibarını zedelediğinin» kabulü gerektiği ve davacı yanın manevi tazminat talebinin haklı olduğu, bu hususta usuli müktesep hakkın gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, istirdat davasının tamamen, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile, 74.018,00 TL’nin ve 3.000.-TL manevi tazminatın ödeme tarihi olan 22/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şti.den alınan malların karşılığı olarak sadece «keşideci» unvanı ve imzası ile bedel hanesi yazılmış bir şekilde düzenlenip bu şirketin pazarlamacısına verildiğini, ancak; bedeli ödenmesine rağmen iade edilmeyip, adı geçen şirket ve bu şirketle arasında «organik bağ» bulunan davalı tarafından «lehtar» hanesine davalının adı yazılmak suretiyle doldurulup, tedavüle konulduğunu ileri sürmüştür.
Davalı, gerek hukuk gerekse de ceza yargılaması sırasındaki beyanlarında, «bonoda» yazılı borcun «sebebinin» davacıya verilen borç para olduğunu belirtmiş bonoda yazılan “nakden” kelimesini, bir başka anlatımla bononun «ihdas nedenini» «talil» etmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · ispat yükü · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDava, 2 adet «bono» nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak «ispat yükü» senedin «bedelsiz» olduğunu ileri süren tarafa aittir.
Bu kayıtların aksinin savunulması «senedin talili» (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kambiyo senedi · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/440 E. , 2023/1387 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2011/276 Esas, 2022/750 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin keşidecisi, davalı ...'un ise lehtarı olduğu iki adet bononun adı geçen lehtar tarafından diğer davalıya tahsil cirosuyla devredildiğini ve söz konusu bonoların bu davalı tarafından iki ayrı icra takibine konu edildiğini ancak müvekkili ile davalı ... arasında bono düzenlenmesini gerektirir bir ilişkinin bulunmadığını, müvekkili kayıtlarında yer almayan bonoların müvekkilinin eski yöneticileri tarafından geriye dönük olarak düzenlendiğini, lehtara karşı ileri sürülebilecek tüm savunmaların bonoları tahsil cirosuyla devralan hamile karşı da ileri sürülebileceğini, davalıların kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davaya konu bonolardan dolayı davalılara borçlu olmadıklarının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu bonoları alacağına istinaden diğer davalıdan devraldığını, iyi niyetli hamil konumunda olup lehtara karşı ileri sürülen defilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin, 17.02.2009 tarih, 2007/139 E., 2009/37 K. sayılı kararı ile davaya konu senetlerin vade tarihlerinde davacı kooperatifin eski yönetim kurulu ile kooperatifi temsil ve ilzama yetkili şahısların değiştiği, davaya konu senetlerin davacı kooperatifin kayıtlarında bulunmadığı gibi davacı ile davalı ... arasında ticari ilişki bulunduğuna dair kaydın olmadığı, davalı ...’un davacı ile arasındaki taşeronluk ilişkisi nedeniyle senetleri aldığını ispatlayamadığı, diğer davalı ...’ın takiplerine konu senetlerde keşideci olarak imzası bulunan ve kooperatifin eski yöneticisi olan İbrahim Şengül’ün işçisi olduğu, bu davalının iyi niyetli olmamasına göre davalı ...’a karşı ileri sürülebilecek iddiaların diğer davalı ...’a karşı ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takiplerine konu senetlerden dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 15.12.2010 tarih, 2010/13170 E., 2010/14328 K. sayılı kararı ile "Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/118 sayılı iddianamesiyle davalılardan ...’un da aralarında bulunduğu kişiler hakkında davaya konu senetlerin düzenlenmesi nedeniyle zimmet ve bu suça yardım etmekten dolayı kamu davası açıldığı, mahkemece, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi uyarınca maddi vakıayı saptayan ceza mahkemesi kararlarının hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek anılan ceza davasının sonucu beklenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davalı ... hakkındaki davaya konu iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, davacı yanca bu yönde delil sunulmadığı gibi bekletici mesele yapılmasına karar verilen ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düşme kararıyla sonuçlandığı, davacı yanca usulünce hatırlatılmış olmasına rağmen yemin deliline de başvurulmadığı, diğer davalının iyi niyetli hamil komununda olduğu, lehtara karşı ileri sürülebilecek defilerin bu davalıya karşı ileri sürüleyemeyeceği, bu kuralın istisnasının kötü niyetle iktisap hali olduğu, davacı yanca kötü niyete dair delil ibraz edilmediği, davacı yanın bu davalıya karşı da yemin deliline başvurmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece, davalıların yargılandığı ceza davasının ceza zamanaşımının dolduğundan bahisle düşürüldüğü gerekçesiyle dikkate alınmamasının doğru olmadığını, davalıların beraatine karar verilmediğini, gerek huzurdaki dava dosyasında gerekse de ceza dosyasında yer alan bilgi ve belgeler gözetildiğinde, davalı ...'un davaya konu senetleri kötü niyetle iktisap ettiğinin açık olduğunu, mahkemece ispat külfeti hususunda yanılgıya düşüldüğünü, adı geçen davalının davaya konu bonoları müvekkiline yaptığı işler karşılığında iktisap ettiğini savunarak ispat külfetini üzerine aldığını ancak iddiasını ispat için herhangi bir delil ibraz edemediğini, diğer davalının davaya konu bonoları tahsil cirosuyla iktisap ettiğini, bu nedenle lehtara karşı ileri sürülebilecek tüm defilerin bu davalıya karşı da ileri sürülebileceğini, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin isabetli olmadığını, bu davalının senedi müvekkili adına keşide eden eski yönetim kurulu başkanının işçisi olduğunu, bu durumun davaya konu senetleri kötü niyetle iktisap ettiğini gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davaya konu senetler nedeniyle davalılara borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü ve 201 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 688 inci maddesi
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davaya konu 05.05.2004 vade tarihli, 19.617,00 TL bedelli bononun davacı tarafından düzenlenen 22.02.2008 tarihli hakediş özetinde yer aldığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava, 2 adet bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
3. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olmakla, illetten mücerrettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. (YHGK 17.12.2003 gün 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamı)
4. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, davaya konu, keşidecisi davacı, lehtarı davalı ... olan, ... tarafından tahsil cirosuyla diğer davalıya devredilen 30.04.2004 vade tarihli, 15.775,00 TL bedelli bonoda "nakden" kaydı bulunmaktadır. Davalı ..., senedin bedelsiz olmadığını, davacıyla aralarında taşeronluk sözleşmesi bulunduğunu, zikredilen bononun bu sözleşme uyarınca tahakkuk edecek hakedişlerinin karşılığı olarak düzenlendiğini savunmuş olup, bu savunmasıyla senedin nakden olan düzenleme sebebini hizmet karşılığı olarak talil etmiş ve ispat külfetini üzerine almıştır. Bu nedenle mahkemenin ispat külfetinin davacıda olduğuna ilişkin gerekçesi isabetli değildir.
5. Öte yandan, mahkemece, davalı ...'ın iyi niyetli hamil konumunda olduğu, keşideci ile lehtar arasındaki defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle adı geçen davalı hakkındaki davanın da reddine karar verilmiş ise de zikredilen davalı, 30.04.2004 vade tarihli, 15.775,00 TL bedelli bonoyu tahsil cirosuyla devralmıştır. Tahsil cirosu, 6102 sayılı Kanun'un 688 inci maddesinde düzenlenmiş olup, tahsil cirosuyla hamil olan davalı ... vekil hamil konumunda bulunmaktadır. Bu nedenle lehtara karşı ileri sürülebilecek olan defilerin vekil hamile karşı da ileri sürülmesi mümkün olup, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi isabetli değildir.
6. Bu itibarla, mahkemece, 30.04.2004 vade tarihli 15.775,00 TL bedelli bono bakımından ispat külfetinin senedin düzenleme nedenini talil eden davalı ...'ta olduğu ve adı geçen davalıya ileri sürülebilecek olan defilerin bonoyu tahsil cirosuyla devralan diğer davalıya karşı da ileri sürülebileceği gözetilerek, davalılar tarafından sunulan delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931168400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz