YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7234 E. 2023/1371 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi kabul↗ denetime elverişlilik↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/497 E., 2019/339 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2006/18500 sayılı "RUZ" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “RUZ” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvuruda bulunduğunu, 2017/114128 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin YİDK tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 35 inci sınıftaki bir kısım emtianın çıkartılarak kalan emtia yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, oysa davalı markasının hiçbir ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliği bulunmadığını ve davalı şirketin dava konusu markanın tescili bakımından üstün hakkının olmadığını, davalı başvurusunun müvekkilinin markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yararlanacağını, davalı yanın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde tüm sınıflar yönünden markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet olarak gösterdiği markanın aynı ibareden oluştuğunu; ancak dava konusu markanın ve itiraza gerekçe markanın kapsadıkları mal ve hizmtler bakımından tam bir uyuşmanın olmadığını, YİDK tarafından verilen kısmi kabul kararının yerinde olduğunu, davacının tanınmışlık iddialarının isabetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/114128 sayılı "RUZ" ibareli marka başvurusu ile davacının 2006/18500 sayılı "RUZ" ibareli markaları arasında ayniyete varan benzerlik olmakla birlikte dava konusu başvuru kapsamında kalan 19, 35, 36, 37, 39, 42 ve 43 üncü sınıf mal ve hizmetler ile davacının 2006/18500 sayılı markasının kapsamındaki 18, 20 ve 28 inci sınıf mallar arasında benzerlik olmadığı, anılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, davalı şirket tarafından tescili talep edilen başvurunun, müvekkilinin markasının esaslı unsurlarının tamamını ihtiva ettiğini, müvekkilinin markasının tüm unsurlarını içerecek şekilde benzer telaffuz ile aynı-benzer mal ve hizmetler yönünden tescil için başvuru yapıldığını, bu şekli ile “RUZ” ibareli markanın tescil edilmesi durumunda tüketiciler nezdinde müvekkilinin markası ile karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin tanınmışlığından haksız avantaj sağlayacağını, müvekkilinin marka ve işletmesinin zarara uğrayacağını, taraf markalarının mal ve hizmet sınıfları bakımından uyuşmadıkları iddia edilebilecek olsa da söz konusu sınıfların yol gösterici nitelikte olduklarını, davalı şirketin müvekkilinin markasının bilinirliğinden yararlanma gayreti içerisinde olduğunu, başvurunun kötü niyetli yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetlerle davacının itirazına mesnet markanın kapsamında kalan mallar arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacının itirazına mesnet markanın tanınmış olduğu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığı iddialarının ise ispat edilemediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, üçüncü, beşinci ve dokuzuncu fıkraları
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/671 E. 2015/6317 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 258 · kesinleşen ilam · istirdat davası · mevduat hesabı · istirdat · havale · ıslah · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/287 esas sayılı dosyasında davalının hesabından yapılan usulsüz «havale» nedeniyle davalının 18500 TL alacaklı olduğunun hüküm altına alındığı, «kesinleşen ilam» nedeniyle davalının davacıya net 36.567,46 TL ödeme yaptığı, bu meblağın mahsubuyla davacının davalıdan 39.328,58 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle iki defa «ıslah» mümkün olmadığından 02.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınmayarak ve taleple bağlı kalınarak 39.«258»,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, haksız mal iktisabına dayalı «istirdat davası» niteliğinde olup, mahkemece açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacının, davalı banka nezdindeki hesabından 3. kişilerce çekilen 18500 TL'nin içinde, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca bankaca açılan kredi çerçevesinde hesaba geçirilmiş bulunan 13866 TL'nin varlığı kuşkusuzdur.
Mahkemece iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kredili «mevduat hesabının» eksiye düşmesi sebebiyle davalının davacıdan 47.042,53 TL faiz ve BSMV adı altında para tahsil ettiği, bankanın tahsil ettiği faize tahakkuk eden faizin 27.823,52 …
Bu durumda, davacının, söz konusu tutar için davalı bankaya «kredi sözleşmesi» hükümleri çerçevesinde faiz ve fer'ilerini ödemek durumunda bulunduğu açık olup, sözkonusu hesaptan bankaca alınan faizlerin, davalının haksız iktisapları olarak düşünülmesi yerinde olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18500 E. 2013/19345 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davadan feragat · feragat · dosya masrafı · haksız rekabet · vekalet ücreti · kesin hüküm
Benzer bu kararda… dosya Dairemize gönderilmiş olup, bu aşamada davacı vekillerinden Av. ...'ın yerel mahkemenin 22.08.2013 tarihli yazısı ekinde gönderilen aynı tarihli dilekçesiyle «davadan feragat» ettiklerini bildirdikleri, davalı vekili Av. ...'nin ise feragat nedeniyle «masraf» ve «vekalet ücreti» talep etmediklerini beyan ettiği gözlenmiş olmakla, dosya re'sen ele alındı, gereği düşünüldü: Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davadan feragat hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Davacı vekilinin «davadan feragate» ilişkin beyanının, vekaletnamelerinde bu yolda özel yetkilerinin bulunduğu ve yazılı beyanın usulen tevsik olunduğu gözlenmekle, HMK'nın 307 vd.
Maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış, Yargıtay İBK'nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK'nun 21.11.1981 gün ve 1981/2- 551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle, «davadan feragate» ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Dava, «haksız rekabetin» tespiti ve meni, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile ilam istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7234 E. , 2023/1371 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1532 Esas, 2021/828 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/497 E., 2019/339 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2006/18500 sayılı "RUZ" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “RUZ” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvuruda bulunduğunu, 2017/114128 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin YİDK tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 35 inci sınıftaki bir kısım emtianın çıkartılarak kalan emtia yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, oysa davalı markasının hiçbir ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliği bulunmadığını ve davalı şirketin dava konusu markanın tescili bakımından üstün hakkının olmadığını, davalı başvurusunun müvekkilinin markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yararlanacağını, davalı yanın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde tüm sınıflar yönünden markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet olarak gösterdiği markanın aynı ibareden oluştuğunu; ancak dava konusu markanın ve itiraza gerekçe markanın kapsadıkları mal ve hizmtler bakımından tam bir uyuşmanın olmadığını, YİDK tarafından verilen kısmi kabul kararının yerinde olduğunu, davacının tanınmışlık iddialarının isabetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/114128 sayılı "RUZ" ibareli marka başvurusu ile davacının 2006/18500 sayılı "RUZ" ibareli markaları arasında ayniyete varan benzerlik olmakla birlikte dava konusu başvuru kapsamında kalan 19, 35, 36, 37, 39, 42 ve 43 üncü sınıf mal ve hizmetler ile davacının 2006/18500 sayılı markasının kapsamındaki 18, 20 ve 28 inci sınıf mallar arasında benzerlik olmadığı, anılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, davalı şirket tarafından tescili talep edilen başvurunun, müvekkilinin markasının esaslı unsurlarının tamamını ihtiva ettiğini, müvekkilinin markasının tüm unsurlarını içerecek şekilde benzer telaffuz ile aynı-benzer mal ve hizmetler yönünden tescil için başvuru yapıldığını, bu şekli ile “RUZ” ibareli markanın tescil edilmesi durumunda tüketiciler nezdinde müvekkilinin markası ile karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin tanınmışlığından haksız avantaj sağlayacağını, müvekkilinin marka ve işletmesinin zarara uğrayacağını, taraf markalarının mal ve hizmet sınıfları bakımından uyuşmadıkları iddia edilebilecek olsa da söz konusu sınıfların yol gösterici nitelikte olduklarını, davalı şirketin müvekkilinin markasının bilinirliğinden yararlanma gayreti içerisinde olduğunu, başvurunun kötü niyetli yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetlerle davacının itirazına mesnet markanın kapsamında kalan mallar arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacının itirazına mesnet markanın tanınmış olduğu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığı iddialarının ise ispat edilemediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, üçüncü, beşinci ve dokuzuncu fıkraları
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931155300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz