Şirket zararının sektörel daralmadan kaynaklanması ve yönetici kusurunun kanıtlanamaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6465 E. 2023/1225 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yönetici sorumluluğu tazminatında, şirket zararının kötü yönetimden değil sektörel daralma ve dava dışı borçluların ödememesinden kaynaklandığı, yöneticinin iflasa sürüklenmedeki kusuru ile faaliyet kaydırma/rekabet yasağı ihlali iddiaları kanıtlanamadığından sorumluluğun koşulları oluşmaz ve dava reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Şirket müdürünün özen/sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak şirketi zarara uğrattığı ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasına dayalı sorumluluk tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davacı, davalı müdürün şirketi kasten zarara uğrattığını, faaliyet ve emeği ortağı olduğu diğer şirkete kaydırdığını, imzasını taklit ettiğini, şirketin içini boşaltıp iflasa sürüklediğini ve rekabet yasağını ihlal ettiğini, bilirkişi/ceza dosyalarında kusurlu bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin 2008 yılına kadar kâr etmesine rağmen sonrasındaki zararı kötü yönetimden değil sektörel daralmadan kaynaklanmış olup, bu husus operatörden alınan yazı, davalının davacıya gönderdiği e-posta ve ceza dosyasındaki bilirkişi kurulu raporuyla doğrulanmıştır; borca batıklık dava dışı şirketlerin ödenmeyen borçlarından ileri gelmiş, yöneticinin iflasa sürüklenmede kusuru kanıtlanamamıştır; diğer şirketin faaliyet alanı farklı olduğundan iş ve faaliyetlerin oraya kaydırıldığı ve rekabet yasağının ihlal edildiği, şirketin içinin boşaltılıp müşteri/demirbaş/eleman aktarıldığı iddiaları delillendirilememiş; bekletici mesele yapılmasında da yarar görülmemiştir. Bu nedenle tazminat davasının reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Şirket zararının sektörel nedenlerden kaynaklandığı ve yönetici kusuru ile rekabet yasağı ihlalinin ispatlanamadığı durumda sorumluluk tazminatının reddi yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu↗ özen ve sadakat yükümlülüğü↗ rekabet yasağı↗ kusur ve zararın ispatı↗ sektörel daralma↗ borca batıklık↗ bekletici mesele↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2201 E. 2020/526 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi · ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca «iltibas» değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda yapılan değerlendirme sonucunda davalının "şekil+moBiLimo mobilya alışveriş merkezi" ibareli başvuru markasıyla davacının "mobiliyum" ibareli markaları arasında görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki iltibasın oluştuğunun belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı şirket v …
… amına göre; davalının "şekil+moBiLimo mobilya alışveriş merkezi" ibareli başvuru markasıyla davacının "mobiliyum" ibareli markaları arasında görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesindeki koşulların oluştuğu, bu nedenle bilirkişi raporunun iltibas yoktur değerlendirmesin …
Markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b. maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların «ayırt edicilik» gücü de dikkate alınmalıdır.
Esasen tanımlayıcı olmakla birlikte, KHK'nın 7/«son» maddesi uyarınca kullanım sonucu ayırt edici kılınmakla marka olarak tescili sağlanan ibarelerin, sadece tescilin sağlandığı gerekçesiyle, kullanım tekeli kimseye bırakılamaz.
-
Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/223 E. 2024/3634 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · erişimin engellenmesi · sicilden terkin · hakkaniyet · ticaret unvanı · iptal davası · marka hakkına tecavüz · terkin
Benzer bu kararda… ınıfta yer alan "Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)" başvurunun kapsamından resen reddedilerek geriye kalan hizmetler için «ilan» edildiğini, müvekkili tarafından davalının dava konusu marka başvurusunun yayınına itiraz edildiğini, müvekkilinin itirazı üzerine dava konusu marka başvurusunun kapsamından Markalar Dairesi Başkanlığının kararı ile 37.04 ve 37.05. alt sınıflarda yer alan hizmetlerin dava konusu marka başvurusunun kapsamından çıkarılmasına karar verildiğini, bu karara yönelik itirazın da reddine karar verildiğini, müvekkili adına tescilli mobil ibareli markaların bulunduğunu, markasının tanınmış marka olarak T/00232 sayısı ile markalar siciline kayıtlı olduğunu, davalının dava konusu marka başvurusunun tümden reddi gerektiğini, davaya konu uyuşmazlığa benzer emsal davalarda verilen kararların davacı lehine kesinleştiğini, davalı şahsın mobililaclama.com alan adının sahibi olduğunu ve www.mobililaclama.com internet sitesinde fiilen markayı kullanmakta olduğunu, davalı şahsın söz konusu kullanımlarının müvekkilinin markalarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 21.09.2018 tarih ve 2018/M-7824 sayılı kararının iptali ile davalının 2017/64328 sayılı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini, davalı şahsın kullanımının davacının marka ve «ticaret unvanına tecavüz» ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile fiili kullanımının durdurulması ve önlenmesini, bu amaçla iş evrakı ve sairlere el konulması, davalı şahsa ait mobililaçlama.com alan adının davacının markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile web sayfasına «erişimin engellenmesini» talep etmiştir.
… markaları ile tescili talep edilen hizmetlerin tamamı yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, 2017/64328 sayılı “mobil ilaçlama & peyzaj” ibareli marka açısından, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının oluştuğu, 2017/64328 numaralı davalı markasının, «kötüniyetli» olarak başvurulduğuna ait dosya içinde delil bulunmadığı, 2017/64328 sayılı davalı şahıs markası açısından hükümsüzlük nedenlerinin oluştuğu, davalı eyleminin 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi kapsamında sayılacağı, «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2018/M-7824 sayılı kararının «iptaline, davaya» konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının davaya konu markayı kullanmasının, davacıya ait markaya ve ticari unvan hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine, fiili kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine, davalının üzerinde davaya konu marka ibaresinin bulunduğu iş evrakı, katalog, ürün ve araçlar ile her türlü tanıtım vasıtasına görüldükleri yerde el konularak imhasına, davalıya ait mobililaclama.com alan adının davacıya ait marka ve ticari unvan hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve www.mobililaclama.com web sitesine «erişimin engellenmesine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini», markaya ve ticari ünvan hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, fiili kullanımının durdurulması ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü, «sicilden terkini», markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» tespiti, fiili kullanımın durdurulması ve önlenmesi istemine ilişkindir.
-
Marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3148 E. 2024/5516 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · ortalama tüketici · iltibas
Benzer bu kararda… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, dava konusu "mobilistock" ibareli markanın «ortalama tüketici» nezdinde "mobil-istock" olarak algılanmayacağı, bir bütün olarak "mobilistock" olarak algılanacağı, kaldı ki görsel olarak markanın "mobili stock" şeklinde "stock" …
… en kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "mobilistock” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "İSTOÇ" asıl unsurlu m …
… aşvurusuna anılan markalara dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa markaları ile dava konusu başvurunun «iltibasa» yol açacak düzeyde benzer olduğu gibi marka kapsamlarında yer alan malların da aynı bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan başvurunun 6769 sayılı …
CEVAP Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6465 E. , 2023/1225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/872 Esas, 2021/890 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2013/646 E., 2018/1364 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Mobilink İletişim Hizm. Tic. Ltd. Şti'nin (Mobilink) %50 ortağı olduğunu, şirketin diğer %50 payının ise dava dışı AMVG Uluslararası İnternet ve Telk. Hizm. Ltd. Şti.'ye (AMVG) ait olup davalının her iki şirketin müdürü ve aynı zamanda AMVG'nin ortağı olduğunu, her iki şirketin aynı iştigal sahasında çalıştıklarını, davalının Mobilink şirketine zarar verdiğini, bu bağlamda davalının şirketi zarara uğratarak iflas durumuna getirdiğini, davalının, müvekkilinin imzasını taklit ederek aleyhine kararlar aldığını, şirketin tüm faaliyet konularını ve emeğini AMGV şirketine kaydırdığını, bu nedenle AMVG şirketinin yüksek kazançlar elde etmeye başladığını, Mobilink şirketinin feshi davasında alınan bilirkişi raporunda davalının kusurlu bulunduğunu, davalı tarafından şirket çalışanlarının AMVG bünyesine dahil edildiğini, hatta demirbaşlarının da bu şirkete devredildiğini, Mobilink'in kâr payının yok edildiğini, davalının müdürlük maaşını istediği gibi tayin ettiğini, şirketin içini boşalttığını, müvekkilinin şikayeti üzerine Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/37796 sayılı dosyası ile hakkında tahkikat başlatıldığını, özenli bir yönetici gibi hareket etmeyip rekabet yasağı yükümlülüğüne uymadığını ileri sürerek şimdilik 400.000,00 TL tazminatın zarar tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile Mobilink şirketine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2003-2009 döneminde oluştuğu iddia edilen zarar için 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309 uncu maddesi gereğince zaman aşımı süresinin dolduğunu, davalının 2008-2009 yıllarında müdürlük yaptığı ve önceki dönemler için kusur atfedilemeyeceğini, davalının Mobilink kuruluşundan önce de AMVG'de müdür olup davacının da bu durumu baştan beri bildiğini, davacının, davalının müdür olmasına uzun yıllar hiçbir itirazda bulunmadığını, şirketin zarar etmesinin en önemli nedeninin davacının ortağı olduğu üçüncü bir şirketin borcunu ödememesi olduğunu, AMVG şirketinin altyapı ve yazılım, Mobilink'in ise içerik ve servis alanında iştigal etiğini, şirketin gelirinin son yıllarda düşmesinin sektörel daralmadan kaynaklandığını, cep telefonlarına içerik indirmenin artık ücretsiz hale geldiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/7441 sayılı dosyasında müvekkili yönünden takipsizlik kararı verilerek kararın kesinleştiğini, Kadıköy 1.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/503 E. sayılı dosyasının davalı şirketin fesih ve tasfiyesi, olmazsa iflasına ilişkin olduğunu, davanın kabulü için şirket müdürünün kusurlu bir eylemi ve eylem sonunda oluşan bir zararın oluşması gerektiğini, oysa ne kusurlu bir davranışın ne de bir zararın söz konusu olduğunu, bu davanın açılmasının sebebinin davacı ve babasına ait borçlu üçüncü şirket aleyhine Mobilink tarafından yasal işlem başlatılıp haklı bulunması olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek 24.05.2016 tarihli raporda belirlenen hususlar ve beraatle sonuçlanan 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/494 E., 2016/220 K. sayılı dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporundan; davalı şirket müdürünün Mobilink şirketini kasten zarara uğratmadığı, davalının sorumluluğunu gerektirecek kusurlu bir davranışın da bulunmadığı, AMVG şirketine menfaat sağladığı, Mobilink şirketinin içinin boşaltıldığı, Mobilink şirketinin müşteri ve demirbaşlarının AMVG şirketine geçirildiği, elemanlarının diğer şirkete yönlendirildiği şeklindeki iddiaların ticari defter ve kayıtlar ile teyit edilmediği, Mobilink şirketinin davalının kötü yönetimi sonunda iflas etmediği, sektörel daralma sebebiyle borca batık hale geldiği, bu çerçevede davalı yönetici tarafından şirkete verilen ve tazmini gereken bir miktarın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, ibraz ettikleri deliller ve itirazlarının dikkate alınmadığını, davalının sorumluluğuna ilişkin İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğünün 2013/50 E. sayılı dosyasında düzenlenen raporun dikkate alınmadığını, ayrıca şirketin feshi için açılan İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/105 E. sayılı dosyasında davalının kusurlu bulunduğunu, davalı tarafından müvekkiline gönderildiği söylenen mailin ispat aracı olamayacağını, 2006 yılında alınan 3 ortaklar kurulu kararındaki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığını, takipsizlik kararı verilmiş olsa da tek başına müdür olan davalının sahte imzadan haberdar olmamasının mümkün olmadığını,şirketin 2009 ve 2010 yıllarında üst üste zarar etmesinin sadece sektörel daralma ile açıklanamayacağını, İstanbul Anadolu 4.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/401 E. sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mobilink şirketinin 2008 yılına kadarki dönemde her yıl kâr etmesine rağmen, 2008 yılından itibaren sürekli zarar ettiği, ancak zararın şirketin kötü yönetiminden değil, genel olarak sektörel daralmadan kaynaklandığının tespit edildiği, yargılama sırasında mahkemece Turkcell'den alınan yazı cevabının da şirketin iştigal alanı olan mobil oyun ve melodi servislerinde özellikle 2009 yılından itibaren yıllar itibariyle meydana gelen daralmayı doğruladığı, davalı tarafından davacıya gönderilen e-postada da bu durumun teyit edilerek çıkış yolu arandığı, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/401 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi kurulu raporunda da piyasanın daralması ve teknolojinin değişmesi sonucunda şirket gelirlerinin azaldığı, şirketin borca batıklığının, 2004 yılından beri süregelen Kanal 6'nın şirkete olan borcu ile Tele Mesaj şirketinin borcunun tahsil edilememesinden kaynaklandığının tespit edildiği, şirketin iflasa sürüklenmesinde davalı yöneticinin kusurunun bulunduğunun kanıtlanamadığı gibi davacının ortağı bulunduğu şirketin de borcunu ödememesi olduğunun belirlendiği, davacının yetkilisi bulunduğu AMVG şirketinin faaliyet alanı ağırlıklı olarak mobil yazılım geliştirme ve teknik destek hizmetlerine ilişkin olmakla, Mobilink şirketiyle farklı olması nedeniyle şirket iş ve faaliyetlerinin AMVG şirketine kaydırıldığı ve rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddiasının kanıtlanamadığı, şirketin içinin boşaltıldığı, müşteri ve demirbaşlarının AMVG şirketine aktarıldığı, elemanlarının bu şirkete yönlendirildiği hususlarında da delil bulunmadığı, İstanbul Anadolu 4.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/401 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasında da bir yarar bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesindeki beyanları ile kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931067200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz