Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7508 E. 2023/1523 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imzaların istiklali ilkesi↗ ciro zinciri↗ ciro ve teslim↗ iyiniyetli hamil↗ imza sahteliği↗ şahsi def'i↗ istinaf karar harcı↗ çek ile ödeme↗ borçtan kurtulma↗ çek istirdadı↗ ödeme yasağı↗ çek hamili↗ meşru hamil↗ ciro silsilesi↗ ticari defter incelemesi↗ el koyma↗ istirdat davası↗ sahtelik↗ bekletici mesele↗ yetkili hamil↗ ciranta↗ hırsızlık↗ ispat külfeti↗ uyap↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ iyiniyet↗ cy/cy şerhi↗ ciro↗ oy yasağı↗ kötü niyet tazminatı↗ def'i↗ hamil↗ keşideci↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ istirdat↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ geçersizlik↗ iflas↗ sulh↗ çek↗ kötüniyet↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1191 E. - 2018/471 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/449 E.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen dosya davacıları vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl dava davacısı vekili dava dilekçesinde; ... tarafından müvekkili lehine düzenlenen 20.11.2015 tarihli ve 150.000,00 bedelli çeki dava dışı ...-İçkale Kereste fabrikasına cirolayarak teslim ettiğini, 23.08.2015 tarihinde dava dışı işletmede gerçekleşen hırsızlıkta çekin çalınması üzerine dava dışı işletme tarafından ödeme yasağı kararı alındığını, savcılıkta başlatılan soruşturma neticesinde çeke ilişkin el koyma kararı verildiğini, dava dışı şirket tarafından davalı şirket hakkında istirdat davası açıldığını, davalı tarafından da müvekkili aleyhine dava konusu çeke dayanılarak icra takibi başlatıldığını, davacının davalıya borcunun olmadığını ileri sürerek İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2015/34027 sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava davacısı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Babaoğlu şirketine Vakıfbank İzmit şubesine ait 20.11.2015 tarihli 150.000,00 TL bedelli çek keşide edildiğini, çekin zayiinden dolayı çek hakkında ödeme yasağı konulduğunu, ayrıca Sulh Ceza Mahkemesince el koyma kararı verildiğini, çekin, el koyma kararından sonra bankaya ibraz edilmesi üzerine usulsuz işlem yapılarak banka memurlarınca çekin hamile iade edildiğini ve bu şekilde takibe konu edildiğini ileri sürerek takibe konu çek ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; cirantanın kendi imzasını reddetmediği sürece çekten dolayı borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, müvekkilinin dava konusu senette meşru ve iyiniyetli hamil olduğunu belirterek, davanı reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu çekte meşru ve iyi niyetli hamil olup davacının ileri sürdüğü def'ilerin çeki ciro ve teslim yoluyla teslim alan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi delaleti ile uygulanması gereken 677 nci maddesine göre senetteki herhangi bir imzanın sahteliğinin dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum lehtarı ve keşideciyi sorumluluktan kurtarmadığı, geçersiz imzaların ciro zincirini koparmadığı, hamilin ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra cirantasını takip etme gibi yasal bir zorunluluğunun bulunmadığı, somut olayda senet metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmadığı, davacılar senedin dava dışı ...'a verildiğini savunmuş iseler de ...'ın ciro silsilesinde dahi bulunmadığı, dava dışı ... tarafından açılan istirdat davasının bekletici mesele yapılması davacılar tarafından istenilmişse de imzaların istiklali ilkesi dikkate alındığında ...'ın meşru hamil olduğu iddiası davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından ve davacıların ciro silsilesine göre hamil olan davalıya karşı yükümlü olduğu, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu borçtan kurtulmuş olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacağından istirdat davası sonucunda çekin meşru hamilinin ... olduğuna karar verilse bile bu kişinin senet bedelini ödeyen ve bu suretle senedi alan senet borçlusuna değil, yetkisiz hamil olarak senet bedelini tahsil eden davalıya müracaat edeceği ya da senedin isirdadına ilişkin davanın bedel istirdadına dönüşeceği, bu nedenlerle istirdat davasının beklenilmesi talebinin yerinde görülmediği, senetle bağları kesine davacıların hamile karşı sorumlu oldukları, bu noktada 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, borçluların temel ilişkiye dayanan şahsi def'ilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebileceği, somut durumda ise davacıların herhangi bir şahsi def'iye dayanmadığı, senet üzerinde hak
iddia eden dava dışı ...'ın iddiasına dayandıkları, davacıların görünüşte düzgün olan ciro silsilesine göre hamile karşı sorumlu oldukları ve dava dışı ... ile hamil arasındaki davanın davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, kendi imzaları geçerli olan davacıların hamile karşı ödeme yükümlülüklerinin devam ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin çekteki cironun kopuk olmadığına dair tespitinin yerinde olmadığını, davalının çeki hırsızlık sonucu kötü niyetle eline geçirdiğini, kendisinden önceki cirantayla arasında ticari ilişki bulunmamasının araştırılmadığını, istirdat davasının bekletici mesele yapılmasını istedikleri halde bu talebin kabul görmediğini, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/17720 sayılı soruşturma dosyasında yapılan araştırmada davalı şirketin adresine ve yetkililerine ulaşılamadığını, buna göre davalı şirketin de hırsızlık olayına dahil olan kişilerle bağlantılı olduğunun açıkça görüldüğünü, davalı vekilinin çekte cirosu bulunan Çelaş İnş. Tur. Teks. firmasının da vekili olduğunu, davalının çeki ne şekilde iktisap ettiğinin dikkate alınmadığını, ...'ın açtığı istirdat davasının kabulü halinde çekin meşru hamilinin ... olacağı bu durumda ise bedelin davalıya ödenmesiyle mağduriyet yaşanacağını, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde müvekkilinden sonra gelen ciroların hileli ve paravan ciro işlemleri olduğunun anlaşılacağını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165 inci maddesinde öngörülen bekletici mesele hususunun dikkate alınmadığı belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, konuyla ilgili hazırlık soruşturmasının devam ettiğini, ayrıca çek yönünden el koyma kararı verildiğini, el koyma kararı 10.11.2015 tarihli olup çekin 20.11.2015'te ibraz edildiğini, dolayısıyla banka görevlisinin bu karara aykırı olarak çeki iade ettiğini, müvekkilinin yasal hamilin belli olmaması nedeniyle ödemeden kaçındığını, sadece yetkili hamile ödeme yapılmak istediğini müvekkilinin üzerine düşeni yerine getirdiğini, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalının meşru hamil olmadığına yönelik iddia ileri sürüldüğünden ispat külfetinin davacıda olduğu, davacının 25.06.2019 tarihli dilekçesiyle istirdat davasının kabulüne karar verildiğini belirttiği, UYAP ortamında yapılan araştırmada dava dışı ... tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1203 E. sayılı dosyasında açılan çek istirdadı davasının yapılan yargılaması sonunda 05.07.2018 tarihinde davanın kabulü ile çekin davalıdan alınıp davacıya iadesine karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve davalı tarafça istinaf harcı yatırılmadığından istinaf talebinin reddine karar verilerek kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince de kararın 18.04.2019 tarihinde kesinleştiğine dair 17.06.2019 tarihinde kesinleşme şerhi verildiği, bu ilamın içeriğine göre dava konusu çekin meşru hamilinin dava dışı ... olduğu ve çekin davalıdan alınıp ...'a iadesine karar verildiği, bu durumda mahkemece kesinleşen dosya içeriğine göre davalının çekin meşru hamili olmadığı gözetilerek her bir dava yönünden menfi tespit talebinin kabulü gerekirken, çek istirdadı davasının sonucu beklenmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davacı vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre, asıl ve birleşen davaların kabulüne, davacı Babaoğul Turz. Nak. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ve davacı ... Başkanlığının dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, imzaların istiklali ilkesi gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, bekletici mesele yapılması davacılarca talepo edilen istirdat davasının işbu dava ile bir alakasının olmadığını, dava dışı ...'ın ciro silsilesinde bulunmadığını ve dava tarihinde çek hamili olmadığını, istirdat davası esas alınarak menfi tespit davasında karar verilemeyeceğini, çekteki imzalara itiraz olmadığından çekin geçerli olduğunu, keşideci ve ilk ciranta davacının çekten sorumlu olduğunu, davacıların herhangi bir şahsi def'i ileri sürmediklerini dava dışı ...'ın iddiasına dayandıklarını, davalının ise bu iddiaları araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 791 inci maddesinin olayda uygulanma imkanının olmadığını, işbu menfi tespit davasında senedin iadesi talebinde bulunulmadığını, istinaf mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek kararını bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, davacılar aleyine çeke dayalı icra takibi başlatan davalının yetkili hamil olmadığından bahisle borçlu olmadıklarının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 677 ve 687 nci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7457 E. 2023/105 K.
Ortak:ciro zinciri · şahsi def'i · ciro silsilesi · sahtelik · bekletici mesele · hırsızlık · lehtar · ciro
İncelediğiniz kararda… caret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi delaleti ile uygulanması gereken 677 nci maddesine göre senetteki herhangi bir «imzanın sahteliğinin» dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum «lehtarı» ve «keşideciyi» sorumluluktan kurtarmadığı, «geçersiz» imzaların «ciro zincirini» koparmadığı, «hamilin» ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra «cirantasını» takip etme gibi yasal bir zorunluluğunun bulunmadığı, somut olayda senet metnine göre «ciro silsilesinde» şeklen bir kopukluk bulunmadığı, davacılar senedin dava dışı ...'a verildiğini savunmuş iseler de ...'ın ciro silsilesinde dahi bulunmadığı, dava dışı ... tarafından açılan «istirdat» davasının «bekletici mesele» yapılması davacılar tarafından istenilmişse de «imzaların istiklali ilkesi» dikkate alındığında ...'ın «meşru hamil» olduğu iddiası davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından ve davacıların ciro silsilesine göre hamil olan davalıya karşı yükümlü olduğu, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu «borçtan kurtulmuş» olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacağından «istirdat davası» sonucunda çekin meşru hamilinin ... olduğuna karar verilse bile bu kişinin senet bedelini ödeyen ve bu suretle senedi alan senet borçlusuna değil, «yetkisiz» hamil olarak senet bedelini tahsil eden davalıya müracaat edeceği ya da senedin isirdadına ilişkin davanın bedel istirdadına dönüşeceği, bu nedenlerle istirdat davasının beklenilmesi talebinin yerinde görülmediği, senetle bağları «kesine» davacıların hamile karşı sorumlu oldukları, bu noktada 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, borçluların temel ilişkiye dayanan «şahsi def»'ilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebileceği, somut durumda ise davacıların herhangi bir şahsi def'iye dayanmadığı, senet üzer …
Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, «imzaların istiklali ilkesi» gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, «bekletici mesele» yapılması davacılarca talepo edilen «istirdat» davasının işbu dava ile bir alakasının olmadığını, dava dışı ...'ın «ciro silsilesinde» bulunmadığını ve dava tarihinde «çek hamili» olmadığını, «istirdat davası» esas alınarak «menfi tespit» davasında karar verilemeyeceğini, çekteki imzalara itiraz olmadığından çekin geçerli olduğunu, «keşideci» ve ilk «ciranta» davacının çekten sorumlu olduğunu, davacıların herhangi bir «şahsi def»'i ileri sürmediklerini dava dışı ...'ın iddiasına dayandıklarını, davalının ise bu iddiaları araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 791 inci …
İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin çekteki «cironun» kopuk olmadığına dair tespitinin yerinde olmadığını, davalının çeki «hırsızlık» sonucu kötü niyetle eline geçirdiğini, kendisinden önceki «cirantayla» arasında ticari ilişki bulunmamasının araştırılmadığını, «istirdat» davasının «bekletici mesele» yapılmasını istedikleri halde bu talebin kabul görmediğini, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/17720 sayılı soruşturma dosyasında yapılan araştırmada davalı şirketin adresine ve yetkililerine ulaşılamadığını, buna göre davalı şirketin de hırsızlık olayına «dahil» olan kişilerle bağlantılı olduğunun açıkça görüldüğünü, davalı vekilinin çekte cirosu bulunan Çelaş İnş.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının «geçersiz» olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamayacağı», imzaların istiklali ilkesinin, «ciro zincirinde» bulunan imzalardan birinin veya bazılarının «sahteliğine» dayanılarak «menfi tespit davası» açılmasına olanak tanımayacağı, geçersiz bir imza sahibini bağlamamasına karşın ciro zincirini de koparmayacağı, somut olayda davacı «keşideci», dava konusu çekteki kendi imzasını inkar etmediği, bu durumda «imzaların istiklali prensibi» gözetilerek davacı keşidecinin, dava dışı «çek» «lehtarının» çekteki ciro imzasının sahteliğini ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «lehdarın» imzasının sahte olması nedeniyle «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesinin davalının «kötü niyetini» ispata dair delillerini dikkate almadan karar verdiğini ve bu delillerin gerekçeli kararda tartışılmadığını, dava konusu çeke ilişkin olarak «hırsızlık» iddiasıyla davacının yaptığı «şikayetin» kovuşturmasının devam ettiğini, ceza soruşturmasının «bekletici mesele» yapılmadığını, davalı şirket yetkilisinin dava dışı bir başka çeke ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıla …
… arafından icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak çekin davacı tarafından dava dışı ...’ye keşide edildiğini, çekin kargo ile gönderilmesi sırasında çalındığını, «ciro silsilesindeki» ilk imza olan «lehdar» ...’nin imzasının sahte olduğunu, «ciro zincirinde» kopukluk bulunduğunu, davacı şirketin adresinde «ihtiyati haciz» kararına istinaden fiili haciz yapılması nedeniyle davalıya 79.«257»,00 TL ödendiğini ileri sürerek takibin iptalini, ödenen tutarın «istirdadını» ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:imzaların istiklali prensibi · kötü niyetli iktisap · takibin durdurulması · sorumluluktan kurtulma · lehdar · menfi tespit davası · i̇i̇k 257 · şikayet
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının «geçersiz» olduğunu ileri sürerek kambiyo «sorumluluğundan kurtulamayacağı», imzaların istiklali ilkesinin, «ciro zincirinde» bulunan imzalardan birinin veya bazılarının «sahteliğine» dayanılarak «menfi tespit davası» açılmasına olanak tanımayacağı, geçersiz bir imza sahibini bağlamamasına karşın ciro zincirini de koparmayacağı, somut olayda davacı «keşideci», dava konusu çekteki kendi imzasını inkar etmediği, bu durumda «imzaların istiklali prensibi» gözetilerek davacı keşidecinin, dava dışı «çek» «lehtarının» çekteki ciro imzasının sahteliğini ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… arafından icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak çekin davacı tarafından dava dışı ...’ye keşide edildiğini, çekin kargo ile gönderilmesi sırasında çalındığını, «ciro silsilesindeki» ilk imza olan «lehdar» ...’nin imzasının sahte olduğunu, «ciro zincirinde» kopukluk bulunduğunu, davacı şirketin adresinde «ihtiyati haciz» kararına istinaden fiili haciz yapılması nedeniyle davalıya 79.«257»,00 TL ödendiğini ileri sürerek takibin iptalini, ödenen tutarın «istirdadını» ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «lehdarın» imzasının sahte olması nedeniyle «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesinin davalının «kötü niyetini» ispata dair delillerini dikkate almadan karar verdiğini ve bu delillerin gerekçeli kararda tartışılmadığını, dava konusu çeke ilişkin olarak «hırsızlık» iddiasıyla davacının yaptığı «şikayetin» kovuşturmasının devam ettiğini, ceza soruşturmasının «bekletici mesele» yapılmadığını, davalı şirket yetkilisinin dava dışı bir başka çeke ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıla …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin incelenmesinde «ciro silsilesinde» herhangi bir kopukluk olmadığının anlaşıldığı, davanın tarafları ile cirosu bulunanlar arasında taraf «ticari defterlerine» göre herhangi bir ticari ilişki bulunmaması, davalı tarafın çeki kötü niyetli ve ağır kusurlu olarak iktisap etmiş olduğu anlamına gelmeyeceği, «lehtarın» ciro imzasının sahte olduğu alınan bilirkişi raporu ile sabit ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 677 nci maddesinde, «imzaların istiklali prensibi» benimsenmiş olduğu, ciro imzalarından biri sahte bile olsa da düzgün ciro silsilesine göre çeki iktisap edenin, çeki iktisapta ağır kusurunun bulunduğunun ayrıca kanıtlanması gerektiği, davalının çekin çalınması olayına ilişkin ceza yargılamasının tarafı olmadığı, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre tazminatına hükmedebilmek için borçlunun mahkemeden «ihtiyati tedbir» kararı alarak «takibi durdurması» ve bu kararın tatbiki nedeniyle davalının alacağını geç almış olması gerektiği, somut olayda ise icra takibi neticesinde davacı tarafça ödeme yapıldığından ve alac …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11355 E. 2015/10641 K.
Ortak:ciro silsilesi · ciranta · ciro · hamil · keşideci
İncelediğiniz kararda… caret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi delaleti ile uygulanması gereken 677 nci maddesine göre senetteki herhangi bir «imzanın sahteliğinin» dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum «lehtarı» ve «keşideciyi» sorumluluktan kurtarmadığı, «geçersiz» imzaların «ciro zincirini» koparmadığı, «hamilin» ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra «cirantasını» takip etme gibi yasal bir zorunluluğunun bulunmadığı, somut olayda senet metnine göre «ciro silsilesinde» şeklen bir kopukluk bulunmadığı, davacılar senedin dava dışı ...'a verildiğini savunmuş iseler de ...'ın ciro silsilesinde dahi bulunmadığı, dava dışı ... tarafından açılan «istirdat» davasının «bekletici mesele» yapılması davacılar tarafından istenilmişse de «imzaların istiklali ilkesi» dikkate alındığında ...'ın «meşru hamil» olduğu iddiası davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından ve davacıların ciro silsilesine göre hamil olan davalıya karşı yükümlü olduğu, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu «borçtan kurtulmuş» olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacağından «istirdat davası» sonucunda çekin meşru hamilinin ... olduğuna karar verilse bile bu kişinin senet bedelini ödeyen ve bu suretle senedi alan senet borçlusuna değil, «yetkisiz» hamil olarak senet bedelini tahsil eden davalıya müracaat edeceği ya da senedin isirdadına ilişkin davanın bedel istirdadına dönüşeceği, bu nedenlerle istirdat davasının beklenilmesi talebinin yerinde görülmediği, senetle bağları «kesine» davacıların hamile karşı sorumlu oldukları, bu noktada 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, borçluların temel ilişkiye dayanan «şahsi def»'ilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebileceği, somut durumda ise davacıların herhangi bir şahsi def'iye dayanmadığı, senet üzer …
Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, «imzaların istiklali ilkesi» gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, «bekletici mesele» yapılması davacılarca talepo edilen «istirdat» davasının işbu dava ile bir alakasının olmadığını, dava dışı ...'ın «ciro silsilesinde» bulunmadığını ve dava tarihinde «çek hamili» olmadığını, «istirdat davası» esas alınarak «menfi tespit» davasında karar verilemeyeceğini, çekteki imzalara itiraz olmadığından çekin geçerli olduğunu, «keşideci» ve ilk «ciranta» davacının çekten sorumlu olduğunu, davacıların herhangi bir «şahsi def»'i ileri sürmediklerini dava dışı ...'ın iddiasına dayandıklarını, davalının ise bu iddiaları araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 791 inci …
CEVAP Asıl davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; «cirantanın» kendi imzasını reddetmediği sürece çekten dolayı borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, müvekkilinin dava konusu senette meşru ve «iyiniyetli hamil» olduğunu belirterek, davanı reddine ve «kötüniyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan inceleme sonucunda; çekte «ciro silsilesinin» kopuk olduğu en «son hamilin» «keşideci» şirket olduğunu ve bu kişinin önceki «cirantaya» ve bankaya kambiyo hukukuna dayalı başvurma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son hamil · ihtiyati haciz · haciz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece yapılan inceleme sonucunda; çekte «ciro silsilesinin» kopuk olduğu en «son hamilin» «keşideci» şirket olduğunu ve bu kişinin önceki «cirantaya» ve bankaya kambiyo hukukuna dayalı başvurma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15875 E. 2014/9265 K.
Ortak:imza sahteliği · meşru hamil · çek hamili · ciro silsilesi · sahtelik · yetkili hamil · ciranta · lehtar
İncelediğiniz kararda… caret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi delaleti ile uygulanması gereken 677 nci maddesine göre senetteki herhangi bir «imzanın sahteliğinin» dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum «lehtarı» ve «keşideciyi» sorumluluktan kurtarmadığı, «geçersiz» imzaların «ciro zincirini» koparmadığı, «hamilin» ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra «cirantasını» takip etme gibi yasal bir zorunluluğunun bulunmadığı, somut olayda senet metnine göre «ciro silsilesinde» şeklen bir kopukluk bulunmadığı, davacılar senedin dava dışı ...'a verildiğini savunmuş iseler de ...'ın ciro silsilesinde dahi bulunmadığı, dava dışı ... tarafından açılan «istirdat» davasının «bekletici mesele» yapılması davacılar tarafından istenilmişse de «imzaların istiklali ilkesi» dikkate alındığında ...'ın «meşru hamil» olduğu iddiası davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından ve davacıların ciro silsilesine göre hamil olan davalıya karşı yükümlü olduğu, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu «borçtan kurtulmuş» olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacağından «istirdat davası» sonucunda çekin meşru hamilinin ... olduğuna karar verilse bile bu kişinin senet bedelini ödeyen ve bu suretle senedi alan senet borçlusuna değil, «yetkisiz» hamil olarak senet bedelini tahsil eden davalıya müracaat edeceği ya da senedin isirdadına ilişkin davanın bedel istirdadına dönüşeceği, bu nedenlerle istirdat davasının beklenilmesi talebinin yerinde görülmediği, senetle bağları «kesine» davacıların hamile karşı sorumlu oldukları, bu noktada 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, borçluların temel ilişkiye dayanan «şahsi def»'ilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebileceği, somut durumda ise davacıların herhangi bir şahsi def'iye dayanmadığı, senet üzer …
Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, «imzaların istiklali ilkesi» gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, «bekletici mesele» yapılması davacılarca talepo edilen «istirdat» davasının işbu dava ile bir alakasının olmadığını, dava dışı ...'ın «ciro silsilesinde» bulunmadığını ve dava tarihinde «çek hamili» olmadığını, «istirdat davası» esas alınarak «menfi tespit» davasında karar verilemeyeceğini, çekteki imzalara itiraz olmadığından çekin geçerli olduğunu, «keşideci» ve ilk «ciranta» davacının çekten sorumlu olduğunu, davacıların herhangi bir «şahsi def»'i ileri sürmediklerini dava dışı ...'ın iddiasına dayandıklarını, davalının ise bu iddiaları araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 791 inci …
CEVAP Asıl davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; «cirantanın» kendi imzasını reddetmediği sürece çekten dolayı borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, müvekkilinin dava konusu senette meşru ve «iyiniyetli hamil» olduğunu belirterek, davanı reddine ve «kötüniyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin «meşru hamilinin» davacı olduğu ve davacının hakimiyet alanında iken çalındığı, bu haliyle dava konusu çekin «haksız fiil» suretiyle elden çıkmış bir «çek» olduğu, çekte «lehtar» olarak görünen davacı şirketin «ciro» imzasının davacı şirketin yetkililerinin eli mahsulü olmadığının anlaşıldığı ve çekte ciro imzasının sahte olması nedeniyle «ciro silsilesinin» kopuk olduğu, «sahtelik iddiası» karşısında HUMK'nın 317. maddesi gereğince ve bilahare yargılama sırasında yürürlüğe giren HMK'nın 209/1 maddesi gereğince bu konuda bir karar verilinceye kadar herhangi bir işleme esas alınamayacağı, sahteliğin varlığı kanıtlandığında, sahtelik iddiasının çekte iyi niyetli olsun olmasın bütün hak sahiplerine karşı ve sonuçta çeki elinde bulunduran hamile karşı da ileri sürülebileceği, ciro silsilesine göre «son» «cirantanın» davalılardan Ş..
Ancak, 6762 sayılı TTK'nın 730. maddesi delaletiyle uyuşmazlığa uygulanması gereken aynı Yasa'nın 598. maddesi hükümleri uyarınca çekin «yetkili hamili» olunabilmesi için hak sahipliğinin müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla ispat edilmesi gerekli ve yeterli olup, somut uyuşmazlıkta da görüldüğü üzere «lehtar» davacıya ait «imzanın sahteliği» «ciro silsilesini» koparmadığı gibi, mümeyyiz davalının yetkili hamil olmadığı sonucunu doğurmaz.
E..'ın eline geçtiği ve savcılık soruşturması sırasında onun da elinde iken el konularak savcılık emanetine alındığı, bu hususun cevap dilekçesiyle de teyit edildiği, davacının «meşru hamil» sıfatıyla «çekin istirdadına» talep edebileceği, davalılardan Ş..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik iddiası · çekin istirdadı · son hamil · haksız fiil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin «meşru hamilinin» davacı olduğu ve davacının hakimiyet alanında iken çalındığı, bu haliyle dava konusu çekin «haksız fiil» suretiyle elden çıkmış bir «çek» olduğu, çekte «lehtar» olarak görünen davacı şirketin «ciro» imzasının davacı şirketin yetkililerinin eli mahsulü olmadığının anlaşıldığı ve çekte ciro imzasının sahte olması nedeniyle «ciro silsilesinin» kopuk olduğu, «sahtelik iddiası» karşısında HUMK'nın 317. maddesi gereğince ve bilahare yargılama sırasında yürürlüğe giren HMK'nın 209/1 maddesi gereğince bu konuda bir karar verilinceye kadar herhangi bir işleme esas alınamayacağı, sahteliğin varlığı kanıtlandığında, sahtelik iddiasının çekte iyi niyetli olsun olmasın bütün hak sahiplerine karşı ve sonuçta çeki elinde bulunduran hamile karşı da ileri sürülebileceği, ciro silsilesine göre «son» «cirantanın» davalılardan Ş..
E..'ın elinde iken çeke el konulduğu ve bu durumda çekin en «son hamilinin» bu davalı olduğu anlaşıldığından, davacının davalı H..
E..'ın eline geçtiği ve savcılık soruşturması sırasında onun da elinde iken el konularak savcılık emanetine alındığı, bu hususun cevap dilekçesiyle de teyit edildiği, davacının «meşru hamil» sıfatıyla «çekin istirdadına» talep edebileceği, davalılardan Ş..
E..'ın elinde iken onun tarafından «ibrazı» üzerine çeke el konulduğu anlaşıldığından ve «istirdat» talebi çeki en «son» elinde bulundurana karşı açılabileceğinden bu davalı hakkında açılan davanın reddine, dava konusu çekin davalı H..
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5455 E. 2014/14238 K.
Ortak:çek istirdadı · meşru hamil · ciro silsilesi · yetkili hamil · hırsızlık · ciro · hamil · istirdat
İncelediğiniz kararda… caret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi delaleti ile uygulanması gereken 677 nci maddesine göre senetteki herhangi bir «imzanın sahteliğinin» dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum «lehtarı» ve «keşideciyi» sorumluluktan kurtarmadığı, «geçersiz» imzaların «ciro zincirini» koparmadığı, «hamilin» ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra «cirantasını» takip etme gibi yasal bir zorunluluğunun bulunmadığı, somut olayda senet metnine göre «ciro silsilesinde» şeklen bir kopukluk bulunmadığı, davacılar senedin dava dışı ...'a verildiğini savunmuş iseler de ...'ın ciro silsilesinde dahi bulunmadığı, dava dışı ... tarafından açılan «istirdat» davasının «bekletici mesele» yapılması davacılar tarafından istenilmişse de «imzaların istiklali ilkesi» dikkate alındığında ...'ın «meşru hamil» olduğu iddiası davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından ve davacıların ciro silsilesine göre hamil olan davalıya karşı yükümlü olduğu, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu «borçtan kurtulmuş» olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacağından «istirdat davası» sonucunda çekin meşru hamilinin ... olduğuna karar verilse bile bu kişinin senet bedelini ödeyen ve bu suretle senedi alan senet borçlusuna değil, «yetkisiz» hamil olarak senet bedelini tahsil eden davalıya müracaat edeceği ya da senedin isirdadına ilişkin davanın bedel istirdadına dönüşeceği, bu nedenlerle istirdat davasının beklenilmesi talebinin yerinde görülmediği, senetle bağları «kesine» davacıların hamile karşı sorumlu oldukları, bu noktada 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, borçluların temel ilişkiye dayanan «şahsi def»'ilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebileceği, somut durumda ise davacıların herhangi bir şahsi def'iye dayanmadığı, senet üzer …
Teks. firmasının da vekili olduğunu, davalının çeki ne şekilde iktisap ettiğinin dikkate alınmadığını, ...'ın açtığı «istirdat» davasının kabulü halinde çekin «meşru hamilinin» ... olacağı bu durumda ise bedelin davalıya ödenmesiyle mağduriyet yaşanacağını, müvekkilinin «ticari defterleri incelendiğinde» müvekkilinden sonra gelen ciroların hileli ve paravan «ciro» işlemleri olduğunun anlaşılacağını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165 inci maddesinde öngörülen «bekletici mesele» hususunun dikkate alınmadığı belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalının «meşru hamil» olmadığına yönelik iddia ileri sürüldüğünden «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının 25.06.2019 tarihli dilekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verildiğini belirttiği, UYAP ortamında yapılan araştırmada dava dışı ... tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1203 E. sayılı dosyasında açılan «çek istirdadı» davasının yapılan yargılaması sonunda 05.07.2018 tarihinde davanın kabulü ile çekin davalıdan alınıp davacıya iadesine karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve davalı tarafça «istinaf harcı» yatırılmadığından istinaf talebinin reddine karar verilerek kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince de kararın 18.04.2019 tarihinde kesinleştiğine dair 17.06.2019 tarihinde kesinleşme «şerhi» verildiği, bu ilamın içeriğine göre dava konusu çekin meşru hamilinin dava dışı ... olduğu ve çekin davalıdan alınıp ...'a iadesine karar verildiği, bu durumda mahkemece kesinleşen dosya içeriğine göre davalının çekin meşru hamili olmadığı gözetilerek her bir dava yönünden «menfi tespit» talebinin kabulü gerekirken, çek istirdadı davasının sonucu beklenmeksizin «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davacı vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, buna göre, asıl ve birleşen davaların kabulüne, davacı Babaoğul Turz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, gerek çekin «hırsızlık» olayından sonra davalı tarafından «ibraz» edilmesi gerekse davacılar ile davalı arasındaki ticari ilişkinin mevcut olmaması ve «çek» arkasındaki «ciro silsilesinin» akamete uğraması nedeniyle davalının «meşru hamil» kabul edilmeyeceği, davalının meşru hamil olmaması, hırsızlık olayından sonra çekin davalının eline geçmiş olması, çek arkasındaki ciro silsilesini takip eden ciro silsilesinde yer alan kişilerle davacı ve davalının ticari ilişkisinin olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, dava konusu çekin davalıdan «istirdadına», birleşen davanın kabulü ile dava konusu çekten ve takipten dolayı davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
1- Asıl dava «çek istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile dava konusu çekin davalıdan istirdadına karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nun 704. (6102 Sayılı TTK'nun 792. maddesi) maddesine göre, «çek» eline geçmiş bulunan yeni «hamil», ancak «kötüniyetle iktisap» etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması halinde «yetkili hamil» sayılmaması ve çeki iade ile yükümlü tutulması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyetli iktisap · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nun 704. (6102 Sayılı TTK'nun 792. maddesi) maddesine göre, «çek» eline geçmiş bulunan yeni «hamil», ancak «kötüniyetle iktisap» etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması halinde «yetkili hamil» sayılmaması ve çeki iade ile yükümlü tutulması gerekir.
G. ve «son» olarak davalı M..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/987 E. 2017/1520 K.
Ortak:meşru hamil · hamil · keşideci · çek · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalının «meşru hamil» olmadığına yönelik iddia ileri sürüldüğünden «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının 25.06.2019 tarihli dilekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verildiğini belirttiği, UYAP ortamında yapılan araştırmada dava dışı ... tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1203 E. sayılı dosyasında açılan «çek istirdadı» davasının yapılan yargılaması sonunda 05.07.2018 tarihinde davanın kabulü ile çekin davalıdan alınıp davacıya iadesine karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve davalı tarafça «istinaf harcı» yatırılmadığından istinaf talebinin reddine karar verilerek kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince de kararın 18.04.2019 tarihinde kesinleştiğine dair 17.06.2019 tarihinde kesinleşme «şerhi» verildiği, bu ilamın içeriğine göre dava konusu çekin meşru hamilinin dava dışı ... olduğu ve çekin davalıdan alınıp ...'a iadesine karar verildiği, bu durumda mahkemece kesinleşen dosya içeriğine göre davalının çekin meşru hamili olmadığı gözetilerek her bir dava yönünden «menfi tespit» talebinin kabulü gerekirken, çek istirdadı davasının sonucu beklenmeksizin «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davacı vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, buna göre, asıl ve birleşen davaların kabulüne, davacı Babaoğul Turz.
… caret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi delaleti ile uygulanması gereken 677 nci maddesine göre senetteki herhangi bir «imzanın sahteliğinin» dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum «lehtarı» ve «keşideciyi» sorumluluktan kurtarmadığı, «geçersiz» imzaların «ciro zincirini» koparmadığı, «hamilin» ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra «cirantasını» takip etme gibi yasal bir zorunluluğunun bulunmadığı, somut olayda senet metnine göre «ciro silsilesinde» şeklen bir kopukluk bulunmadığı, davacılar senedin dava dışı ...'a verildiğini savunmuş iseler de ...'ın ciro silsilesinde dahi bulunmadığı, dava dışı ... tarafından açılan «istirdat» davasının «bekletici mesele» yapılması davacılar tarafından istenilmişse de «imzaların istiklali ilkesi» dikkate alındığında ...'ın «meşru hamil» olduğu iddiası davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından ve davacıların ciro silsilesine göre hamil olan davalıya karşı yükümlü olduğu, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu «borçtan kurtulmuş» olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacağından «istirdat davası» sonucunda çekin meşru hamilinin ... olduğuna karar verilse bile bu kişinin senet bedelini ödeyen ve bu suretle senedi alan senet borçlusuna değil, «yetkisiz» hamil olarak senet bedelini tahsil eden davalıya müracaat edeceği ya da senedin isirdadına ilişkin davanın bedel istirdadına dönüşeceği, bu nedenlerle istirdat davasının beklenilmesi talebinin yerinde görülmediği, senetle bağları «kesine» davacıların hamile karşı sorumlu oldukları, bu noktada 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, borçluların temel ilişkiye dayanan «şahsi def»'ilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebileceği, somut durumda ise davacıların herhangi bir şahsi def'iye dayanmadığı, senet üzer …
Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, «imzaların istiklali ilkesi» gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, «bekletici mesele» yapılması davacılarca talepo edilen «istirdat» davasının işbu dava ile bir alakasının olmadığını, dava dışı ...'ın «ciro silsilesinde» bulunmadığını ve dava tarihinde «çek hamili» olmadığını, «istirdat davası» esas alınarak «menfi tespit» davasında karar verilemeyeceğini, çekteki imzalara itiraz olmadığından çekin geçerli olduğunu, «keşideci» ve ilk «ciranta» davacının çekten sorumlu olduğunu, davacıların herhangi bir «şahsi def»'i ileri sürmediklerini dava dışı ...'ın iddiasına dayandıklarını, davalının ise bu iddiaları araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 791 inci …
Benzer bu karardaAncak «çek iptali» davasını «meşru hamilin» açması gerekmekte olup, davacı hesap sahibi ve «keşideci» şirketin yöneticisi olduğuna göre gerçekten çekin meşru hamili olup olmadığının tespiti bakımından davacıdan delilleri istenilerek, delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, karar bu sebeple bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Dava konusu çekte, gerçek «keşideci» şirket «tüzel kişiliğidir», davacı ise keşideci şirketin «temsilcisi» durumundadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle çek iptali · çek iptali · zayi · tüzel kişilik · temsil
Benzer bu karardaDava, «zayi nedeniyle çek iptali» istemine ilişkindir.
Dava konusu çekte, gerçek «keşideci» şirket «tüzel kişiliğidir», davacı ise keşideci şirketin «temsilcisi» durumundadır.
Ancak «çek iptali» davasını «meşru hamilin» açması gerekmekte olup, davacı hesap sahibi ve «keşideci» şirketin yöneticisi olduğuna göre gerçekten çekin meşru hamili olup olmadığının tespiti bakımından davacıdan delilleri istenilerek, delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, karar bu sebeple bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4276 E. 2024/6607 K.
Ortak:imzaların istiklali ilkesi · imza sahteliği · istinaf karar harcı · ödeme yasağı · meşru hamil · ciro silsilesi · sahtelik · yetkili hamil
İncelediğiniz kararda… caret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi delaleti ile uygulanması gereken 677 nci maddesine göre senetteki herhangi bir «imzanın sahteliğinin» dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum «lehtarı» ve «keşideciyi» sorumluluktan kurtarmadığı, «geçersiz» imzaların «ciro zincirini» koparmadığı, «hamilin» ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra «cirantasını» takip etme gibi yasal bir zorunluluğunun bulunmadığı, somut olayda senet metnine göre «ciro silsilesinde» şeklen bir kopukluk bulunmadığı, davacılar senedin dava dışı ...'a verildiğini savunmuş iseler de ...'ın ciro silsilesinde dahi bulunmadığı, dava dışı ... tarafından açılan «istirdat» davasının «bekletici mesele» yapılması davacılar tarafından istenilmişse de «imzaların istiklali ilkesi» dikkate alındığında ...'ın «meşru hamil» olduğu iddiası davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından ve davacıların ciro silsilesine göre hamil olan davalıya karşı yükümlü olduğu, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu «borçtan kurtulmuş» olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacağından «istirdat davası» sonucunda çekin meşru hamilinin ... olduğuna karar verilse bile bu kişinin senet bedelini ödeyen ve bu suretle senedi alan senet borçlusuna değil, «yetkisiz» hamil olarak senet bedelini tahsil eden davalıya müracaat edeceği ya da senedin isirdadına ilişkin davanın bedel istirdadına dönüşeceği, bu nedenlerle istirdat davasının beklenilmesi talebinin yerinde görülmediği, senetle bağları «kesine» davacıların hamile karşı sorumlu oldukları, bu noktada 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, borçluların temel ilişkiye dayanan «şahsi def»'ilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebileceği, somut durumda ise davacıların herhangi bir şahsi def'iye dayanmadığı, senet üzer …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalının «meşru hamil» olmadığına yönelik iddia ileri sürüldüğünden «ispat külfetinin» davacıda olduğu, davacının 25.06.2019 tarihli dilekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verildiğini belirttiği, UYAP ortamında yapılan araştırmada dava dışı ... tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1203 E. sayılı dosyasında açılan «çek istirdadı» davasının yapılan yargılaması sonunda 05.07.2018 tarihinde davanın kabulü ile çekin davalıdan alınıp davacıya iadesine karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve davalı tarafça «istinaf harcı» yatırılmadığından istinaf talebinin reddine karar verilerek kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince de kararın 18.04.2019 tarihinde kesinleştiğine dair 17.06.2019 tarihinde kesinleşme «şerhi» verildiği, bu ilamın içeriğine göre dava konusu çekin meşru hamilinin dava dışı ... olduğu ve çekin davalıdan alınıp ...'a iadesine karar verildiği, bu durumda mahkemece kesinleşen dosya içeriğine göre davalının çekin meşru hamili olmadığı gözetilerek her bir dava yönünden «menfi tespit» talebinin kabulü gerekirken, çek istirdadı davasının sonucu beklenmeksizin «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davacı vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, buna göre, asıl ve birleşen davaların kabulüne, davacı Babaoğul Turz.
Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, «imzaların istiklali ilkesi» gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, «bekletici mesele» yapılması davacılarca talepo edilen «istirdat» davasının işbu dava ile bir alakasının olmadığını, dava dışı ...'ın «ciro silsilesinde» bulunmadığını ve dava tarihinde «çek hamili» olmadığını, «istirdat davası» esas alınarak «menfi tespit» davasında karar verilemeyeceğini, çekteki imzalara itiraz olmadığından çekin geçerli olduğunu, «keşideci» ve ilk «ciranta» davacının çekten sorumlu olduğunu, davacıların herhangi bir «şahsi def»'i ileri sürmediklerini dava dışı ...'ın iddiasına dayandıklarını, davalının ise bu iddiaları araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 791 inci …
Benzer bu kararda… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf isteminin süresinde olduğu, davalının birleşen davaya ilişkin «istinaf harcını tamamladığı», birleşen davanın19.12.2017 keşide tarihli ve 145.000,00 TL tutarlı «çekin istirdadı» istemine yönelik olduğu, «imzaların istiklali ilkesi» gereğince davacı «keşideci» Mudo A.Ş.'nin çekteki sorumluluğunun devam ettiği, çekteki «ciro silsilesinin» görüşüşte düzgün olduğu, davalı «hamil» ...'nin şekli anlamda meşru düzgün cilo silsilesine dayanarak çeki iktisap ettiğinin ve iyi niyetli hamil olduğunun aksinin çekin istirdadını isteyen davacı ...
A.Ş. yetkilisinin ofis olarak kullanığı evinde 30.09.2017 tarihinde gerçekleşen «hırsızlık» olayı neticesinde müvekkili şirkete ait bir çok değerli eşya ve işbu dava konusu «çek» de çalındığını, bu sürece ilişkin gerekli hukuki süreç başlatılıp «ödeme yasağı» kararı alındığı ve savcılık «şikayetleri» yapıldığını, ilk cirosunun sahte olması sebebiyle «ciro silsilesi» kopuk olan çekin «kambiyo senedi vasfını» yitirdiği de gözetilerek müvekkillerinin davalılara borçlu olmadığına karar verilmesi gerektiğini, davalıların kötü niyetli olduklarını ileri sürerek anılan çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davalılara alacağın %20'sinden az olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin «meşru hamil» olduğunu, «kötü niyetinin» ispatlanması gerektiğini, «ciro silsilesinin» düzgün olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf harcının tamamlanmaması · ödemeden men yasağı · imzaların istiklali prensibi · çekin istirdadı · ödemeden men kararı · katılma yoluyla istinaf · kambiyo senedi vasfı · harç tamamlama
Benzer bu karardaA.Ş.'ye atfen kaşe üzerine atılmış imzanın mevcut mukayese imzalara kıyasla şirket yetkilisi ... eli ürünü olmadığının belirlendiği, davacı «keşideci» Mudo A.Ş.'nin kendi imzasına itiraz etmediği, «imzaların istiklali prensibi» gereği kendi imzasından ve borcundan dolayı sorumluluğu devam edeceği, davaya konu «çek» üzerinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2017 tarihli tedbir kararı ile «ödemeden men yasağının» işlendiği, çekin davalı tarafından bankaya sorulduğu 19.12.2017 tarihinde tedbir kararı nedeniyle işlem yapılamadığının muhatap bankaca çeke «şerh» düşüldüğü, takibin tedbir kararının öğrenildiği bu tarihten sonra yapılması nedeniyle davalı tarafın çekin davacının «rızası» dışında çıktığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle asıl davanın davacı ...Ş. yönünden reddine, asıl ve birleşen davanın davacı ...Ş. yönünden kabulü ile adı …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf isteminin süresinde olduğu, davalının birleşen davaya ilişkin «istinaf harcını tamamladığı», birleşen davanın19.12.2017 keşide tarihli ve 145.000,00 TL tutarlı «çekin istirdadı» istemine yönelik olduğu, «imzaların istiklali ilkesi» gereğince davacı «keşideci» Mudo A.Ş.'nin çekteki sorumluluğunun devam ettiği, çekteki «ciro silsilesinin» görüşüşte düzgün olduğu, davalı «hamil» ...'nin şekli anlamda meşru düzgün cilo silsilesine dayanarak çeki iktisap ettiğinin ve iyi niyetli hamil olduğunun aksinin çekin istirdadını isteyen davacı ...
Taraflar arasındaki «menfi tespit» asıl, «çekin istirdadı» birleşen davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş. yetkilisinin ofis olarak kullanığı evinde 30.09.2017 tarihinde gerçekleşen «hırsızlık» olayı neticesinde müvekkili şirkete ait bir çok değerli eşya ve işbu dava konusu «çek» de çalındığını, bu sürece ilişkin gerekli hukuki süreç başlatılıp «ödeme yasağı» kararı alındığı ve savcılık «şikayetleri» yapıldığını, ilk cirosunun sahte olması sebebiyle «ciro silsilesi» kopuk olan çekin «kambiyo senedi vasfını» yitirdiği de gözetilerek müvekkillerinin davalılara borçlu olmadığına karar verilmesi gerektiğini, davalıların kötü niyetli olduklarını ileri sürerek anılan çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davalılara alacağın %20'sinden az olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7508 E. , 2023/1523 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/3094 Esas - 2021/1024 Karar
BİRLEŞEN DAVADA
HÜKÜM
Dava kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1191 E. - 2018/471 K.
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/449 E.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen dosya davacıları vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl dava davacısı vekili dava dilekçesinde; ... tarafından müvekkili lehine düzenlenen 20.11.2015 tarihli ve 150.000,00 bedelli çeki dava dışı ...-İçkale Kereste fabrikasına cirolayarak teslim ettiğini, 23.08.2015 tarihinde dava dışı işletmede gerçekleşen hırsızlıkta çekin çalınması üzerine dava dışı işletme tarafından ödeme yasağı kararı alındığını, savcılıkta başlatılan soruşturma neticesinde çeke ilişkin el koyma kararı verildiğini, dava dışı şirket tarafından davalı şirket hakkında istirdat davası açıldığını, davalı tarafından da müvekkili aleyhine dava konusu çeke dayanılarak icra takibi başlatıldığını, davacının davalıya borcunun olmadığını ileri sürerek İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2015/34027 sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava davacısı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Babaoğlu şirketine Vakıfbank İzmit şubesine ait 20.11.2015 tarihli 150.000,00 TL bedelli çek keşide edildiğini, çekin zayiinden dolayı çek hakkında ödeme yasağı konulduğunu, ayrıca Sulh Ceza Mahkemesince el koyma kararı verildiğini, çekin, el koyma kararından sonra bankaya ibraz edilmesi üzerine usulsuz işlem yapılarak banka memurlarınca çekin hamile iade edildiğini ve bu şekilde takibe konu edildiğini ileri sürerek takibe konu çek ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; cirantanın kendi imzasını reddetmediği sürece çekten dolayı borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, müvekkilinin dava konusu senette meşru ve iyiniyetli hamil olduğunu belirterek, davanı reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu çekte meşru ve iyi niyetli hamil olup davacının ileri sürdüğü def'ilerin çeki ciro ve teslim yoluyla teslim alan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi delaleti ile uygulanması gereken 677 nci maddesine göre senetteki herhangi bir imzanın sahteliğinin dahi yalnızca imza sahibini ilgilendiren bir durum olup bu durum lehtarı ve keşideciyi sorumluluktan kurtarmadığı, geçersiz imzaların ciro zincirini koparmadığı, hamilin ciro yoluyla senedi devraldıktan sonra cirantasını takip etme gibi yasal bir zorunluluğunun bulunmadığı, somut olayda senet metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmadığı, davacılar senedin dava dışı ...'a verildiğini savunmuş iseler de ...'ın ciro silsilesinde dahi bulunmadığı, dava dışı ...
tarafından açılan istirdat davasının bekletici mesele yapılması davacılar tarafından istenilmişse de imzaların istiklali ilkesi dikkate alındığında ...'ın meşru hamil olduğu iddiası davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından ve davacıların ciro silsilesine göre hamil olan davalıya karşı yükümlü olduğu, senet bedelinin ödenmesi halinde senedi alan borçlu borçtan kurtulmuş olacağından kendisine yeniden başvurulması da söz konusu olmayacağından istirdat davası sonucunda çekin meşru hamilinin ... olduğuna karar verilse bile bu kişinin senet bedelini ödeyen ve bu suretle senedi alan senet borçlusuna değil, yetkisiz hamil olarak senet bedelini tahsil eden davalıya müracaat edeceği ya da senedin isirdadına ilişkin davanın bedel istirdadına dönüşeceği, bu nedenlerle istirdat davasının beklenilmesi talebinin yerinde görülmediği, senetle bağları kesine davacıların hamile karşı sorumlu oldukları, bu noktada 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığı, borçluların temel ilişkiye dayanan şahsi def'ilerini bile bile borçlunun zararına hareket eden hamile karşı ileri sürebileceği, somut durumda ise davacıların herhangi bir şahsi def'iye dayanmadığı, senet üzerinde hak
iddia eden dava dışı ...'ın iddiasına dayandıkları, davacıların görünüşte düzgün olan ciro silsilesine göre hamile karşı sorumlu oldukları ve dava dışı ... ile hamil arasındaki davanın davacıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, kendi imzaları geçerli olan davacıların hamile karşı ödeme yükümlülüklerinin devam ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin çekteki cironun kopuk olmadığına dair tespitinin yerinde olmadığını, davalının çeki hırsızlık sonucu kötü niyetle eline geçirdiğini, kendisinden önceki cirantayla arasında ticari ilişki bulunmamasının araştırılmadığını, istirdat davasının bekletici mesele yapılmasını istedikleri halde bu talebin kabul görmediğini, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/17720 sayılı soruşturma dosyasında yapılan araştırmada davalı şirketin adresine ve yetkililerine ulaşılamadığını, buna göre davalı şirketin de hırsızlık olayına dahil olan kişilerle bağlantılı olduğunun açıkça görüldüğünü, davalı vekilinin çekte cirosu bulunan Çelaş İnş. Tur.
Teks. firmasının da vekili olduğunu, davalının çeki ne şekilde iktisap ettiğinin dikkate alınmadığını, ...'ın açtığı istirdat davasının kabulü halinde çekin meşru hamilinin ... olacağı bu durumda ise bedelin davalıya ödenmesiyle mağduriyet yaşanacağını, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde müvekkilinden sonra gelen ciroların hileli ve paravan ciro işlemleri olduğunun anlaşılacağını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165 inci maddesinde öngörülen bekletici mesele hususunun dikkate alınmadığı belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, konuyla ilgili hazırlık soruşturmasının devam ettiğini, ayrıca çek yönünden el koyma kararı verildiğini, el koyma kararı 10.11.2015 tarihli olup çekin 20.11.2015'te ibraz edildiğini, dolayısıyla banka görevlisinin bu karara aykırı olarak çeki iade ettiğini, müvekkilinin yasal hamilin belli olmaması nedeniyle ödemeden kaçındığını, sadece yetkili hamile ödeme yapılmak istediğini müvekkilinin üzerine düşeni yerine getirdiğini, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalının meşru hamil olmadığına yönelik iddia ileri sürüldüğünden ispat külfetinin davacıda olduğu, davacının 25.06.2019 tarihli dilekçesiyle istirdat davasının kabulüne karar verildiğini belirttiği, UYAP ortamında yapılan araştırmada dava dışı ... tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1203 E. sayılı dosyasında açılan çek istirdadı davasının yapılan yargılaması sonunda 05.07.2018 tarihinde davanın kabulü ile çekin davalıdan alınıp davacıya iadesine karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve davalı tarafça istinaf harcı yatırılmadığından istinaf talebinin reddine karar verilerek kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince de kararın 18.04.2019 tarihinde kesinleştiğine dair 17.06.2019 tarihinde kesinleşme şerhi verildiği, bu ilamın içeriğine göre dava konusu çekin meşru hamilinin dava dışı ...
olduğu ve çekin davalıdan alınıp ...'a iadesine karar verildiği, bu durumda mahkemece kesinleşen dosya içeriğine göre davalının çekin meşru hamili olmadığı gözetilerek her bir dava yönünden menfi tespit talebinin kabulü gerekirken, çek istirdadı davasının sonucu beklenmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davacı vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre, asıl ve birleşen davaların kabulüne, davacı Babaoğul Turz. Nak. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ve davacı ... Başkanlığının dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen dosyalar davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, imzaların istiklali ilkesi gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, bekletici mesele yapılması davacılarca talepo edilen istirdat davasının işbu dava ile bir alakasının olmadığını, dava dışı ...'ın ciro silsilesinde bulunmadığını ve dava tarihinde çek hamili olmadığını, istirdat davası esas alınarak menfi tespit davasında karar verilemeyeceğini, çekteki imzalara itiraz olmadığından çekin geçerli olduğunu, keşideci ve ilk ciranta davacının çekten sorumlu olduğunu, davacıların herhangi bir şahsi def'i ileri sürmediklerini dava dışı ...'ın iddiasına dayandıklarını, davalının ise bu iddiaları araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 791 inci maddesinin olayda uygulanma imkanının olmadığını, işbu menfi tespit davasında senedin iadesi talebinde bulunulmadığını, istinaf mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek kararını bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, davacılar aleyine çeke dayalı icra takibi başlatan davalının yetkili hamil olmadığından bahisle borçlu olmadıklarının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 677 ve 687 nci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931022100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz