Alacak | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/102 E. 2023/562 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
peşin harç↗ arabuluculuk başvurusu↗ cebri icra↗ ödeme emri tebliği↗ zamanaşımının kesilmesi↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ arabuluculuk↗ ödeme emri↗ takipsizlik kararı↗ kefalet sözleşmesi↗ başvurma harcı↗ işlemden kaldırma↗ itirazın iptali davası↗ ilamsız icra takibi↗ hakkın kötüye kullanılması↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ muacceliyet↗ derdestlik↗ açılmamış sayılma↗ kefalet↗ yenileme↗ kamu düzeni↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ haciz↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu alacağın 04.09.2006 tarihli şözleşmeden kaynaklandığı ve bu alacak için davacı banka tarafından davalılara yönelik icra takibi başlatıldığı, alacaklı tarafından takibi ilerletmek amacıyla yapılan en son işlemin davalı borçlulara gönderilen ödeme emirleri olduğu, borçluların usulüne uygun olarak ve süresinde takibe itiraz ettiği, bu itirazın alacaklı bankaya usulüne uygun olarak bildirilmesine rağmen 1 yıllık yasal süre içerisinde itirazın iptali davası açılmadığından takiplerin düştüğü, alacağın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, icra takibini ilerleten son işlemin 09.06.2009 tarihinde yapıldığı, davanın ise 17.06.2019 tarihinde açıldığı, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının işleyen zamanaşımı süresini kesmek olduğu, takip kötü niyetli olduğundan zamanaşımı süresinin kesilmeyeceği, alacak 2006 yılında doğmasına rağmen 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalılar arasında akdedilen sözleşmeler ve sözleşme içeriğinde bulunan kredi geri ödeme tablosuna göre ilk iki yıl ödemesiz sonrasında her yıl belirtilen taksit miktarı üzerinden ödemelerin yapılacağını, taksit tarihinde herhangi bir ödeme yapılmadığı andan itibaren asıl alacak ve ferilerinin muaccel hale geleceğini, alacak muaccel hale geldikten sonra müvekkili tarafından haklı olarak cebri icra yoluna başvurulduğunu, icra takibi ile zamanaşımının kesildiğini ve yeni bir süre işlemeye başladığını, itirazın iptali davasının alacağın tahsili amacıyla gidilebilecek tek yol olmadığını, müvekkili bankanın genel hükümler çerçevesinde dava yolunu tercih ettiğini, yasadan doğan hakkın zamanaşımı süresi içerisinde kullanılabileceğini, bunun hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığını, muaccel olduğu tarih itibarıyla icra takibine konu olduğunu, yasal süreler içerisinde dava açıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak için ilamsız icra takibi yapılmış ise de davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda zamanaşımını kesen bir etkisinin bulunmadığı, borcun muacceliyet tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 26.04.2019 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurulduğu ve 17.06.2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşmede davalılar ... ve ...'nun müteselsil kefil olarak yer aldıkları, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunun on yıl ile sınırlı tuttulduğu, bu sürenin, kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğünün kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalktığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddine, kamu düzeni yönünden resen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kanunda öngörülen yasal sorumluluk süresi dolduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı bankanın davalılardan alacaklı olup olmadığı, dava konusu alacak nedeniyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 355 vd. maddeleri
3.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 78 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve 04.09.2006 tarihli kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza atan borçlular yönünden 6098 sayılı Kanun’un 598 inci maddesindeki 10 yıllık sorumluluk süresinin uygulanmasında isabetsizlik bulunmamasına ve bu sürenin zamanaşımı süresi olmadığından durma ve kesilmenin söz konusu olmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu alacak nedeniyle yapılan icra takibi takipsizlik nedeniyle düşmüş olduğundan icra takibinin ve icra işlemlerinin zamanaşımı süresini kesmediğinden asıl borçlu yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
3. Haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Alacaklı, bir yıllık süre içinde haciz talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise takip dosyası işlemden kaldırılır (2004 sayılı Kanun'un 78 inci maddesinin dördüncü fıkrası) ancak icra takibi düşmez. İcra hukukunda takibin açılmamış sayılmasına dair 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi anlamında bir kurum bulunmadığından icra takibi derdest kalmaya devam eder. Bu halde alacaklı zamanaşımı boyunca yenileme talebinde bulunmak suretiyle aynı takip dosyasından haciz isteyebilir (2004 sayılı Kanun’un 78 inci maddesinin beşinci fıkrası). Takip ilama dayalı değil ise yeniden başvurma harcı ve peşin harç alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez. Hemen belirtmek gerekir ki bu durumda borçluya yenileme tebliğ edilir. Yeniden ödeme emri tebliğ edilmez. Yenileme emri tebliği borçluya itiraz hakkı vermez. Kesinleşen takibe devam edilir.
4.Somut olayda, davacının, alacak istemli bu davayı açmadan önce aynı alacak için davalılar aleyhine icra takibine giriştiği, icra takibinin 2004 sayılı Kanun'un 78 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir yıllık süre boyunca işlemsiz bırakılması nedeniyle işlemden kaldırıldığı; ancak takip derdest kalmaya devam ettiğinden ve icra takibinin başlatıldığı tarihte ve icra dosyasındaki takibi ilerleten her bir icra işlemi tarihinde takibe konu alacak yönünden öngörülen zamanaşımı süresi kesileceğinden, icra takibinin zamanaşımı süresini kesmesi işlevi hüküm ifade etmeye devam eder. Dava konusu 04.09.2006 tarihli ortaklar sözleşmesine dayanarak 27.05.2009 tarihinde icra takibi başlatılmış olup zamanaşımı kesilmiştir. Davacı banka vekili icra takip dosyasında en son 16.06.2009 tarihinde işlem yapmıştır. 6098 sayılı Kanun'un 157 nci maddesi uyarınca zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı için davacı-alacaklı tarafından icra dosyasında yapılan en son işlem tarihi olan 16.06.2009 tarihinde zamanaşımı kesilerek yeniden işlemeye başladığından arabulucuya başvurma tarihi olan 26.04.2019'dan sonra 17.06.2019 tarihinde temel ilişkiye dayalı olarak açılan alacak davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda Mahkemece işin esasına girilip ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde asıl borçlu yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | Sözleşmenin geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2379 E. 2022/6543 K.
Ortak:peşin harç · ödeme emri tebliği · dosyanın işlemden kaldırılması · arabuluculuk · ödeme emri · takipsizlik kararı · kefalet sözleşmesi · başvurma harcı · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda «zamanaşımını» kesen bir etkisinin bulunmadığı, borcun «muacceliyet» tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 26.04.2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 17.06.2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşmede davalılar ... ve ...'nun «müteselsil kefil» olarak yer aldıkları, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunun on yıl ile sınırlı tuttulduğu, bu sürenin, «kefalet sözleşmesinin» meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğünün kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalktığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddine, «kamu düzeni» yönünden resen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kanunda öngörülen …
Haciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Takip ilama dayalı değil ise yeniden «başvurma harcı» ve «peşin harç» alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de; davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda «zamanaşımını» kesen bir etkisi bulunmadığı, borcun «muacceliyet» tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 25/04/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 14/06/2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, TBK’nın 152. maddesi uyarınca buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, öte yandan sözleşmede davalılar ... ve ...'un «müteselsil kefil» olarak yer aldıkları, eski Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 598. maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunu on yıl ile sınırlı tuttulduğu, bu sürenin, «kefalet sözleşmesinin» meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalktığı gerekçesiyle bu davalılar yönünden bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. bendi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan «arabuluculuk ücretinin» re'sen «yargılama gideri» olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve «yargılama giderlerinden» sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması yerinde görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, davalı ... yönünde …
Haciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Takip ilama dayalı değil ise, yeniden «başvurma harcı» ve «peşin harç» alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk ücreti · yargılama giderleri · yargılama gideri
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de; davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda «zamanaşımını» kesen bir etkisi bulunmadığı, borcun «muacceliyet» tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 25/04/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 14/06/2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, TBK’nın 152. maddesi uyarınca buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, öte yandan sözleşmede davalılar ... ve ...'un «müteselsil kefil» olarak yer aldıkları, eski Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 598. maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunu on yıl ile sınırlı tuttulduğu, bu sürenin, «kefalet sözleşmesinin» meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalktığı gerekçesiyle bu davalılar yönünden bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. bendi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan «arabuluculuk ücretinin» re'sen «yargılama gideri» olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve «yargılama giderlerinden» sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması yerinde görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, davalı ... yönünde …
-
Alacak | Sözleşmenin geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2396 E. 2022/6884 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · ödeme emri · kefalet sözleşmesi · işlemden kaldırma · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · hakkın kötüye kullanılması · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda «zamanaşımını» kesen bir etkisinin bulunmadığı, borcun «muacceliyet» tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 26.04.2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 17.06.2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşmede davalılar ... ve ...'nun «müteselsil kefil» olarak yer aldıkları, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunun on yıl ile sınırlı tuttulduğu, bu sürenin, «kefalet sözleşmesinin» meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğünün kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalktığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddine, «kamu düzeni» yönünden resen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kanunda öngörülen …
6098 sayılı Kanun'un 157 nci maddesi uyarınca «zamanaşımı», icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı için davacı-alacaklı tarafından icra dosyasında yapılan en «son» işlem tarihi olan 16.06.2009 tarihinde zamanaşımı kesilerek yeniden işlemeye başladığından «arabulucuya başvurma» tarihi olan 26.04.2019'dan sonra 17.06.2019 tarihinde temel ilişkiye dayalı olarak açılan alacak davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.
… meden kaynaklandığı ve bu alacak için davacı banka tarafından davalılara yönelik icra takibi başlatıldığı, alacaklı tarafından takibi ilerletmek amacıyla yapılan en «son» işlemin davalı borçlulara gönderilen ödeme emirleri olduğu, borçluların usulüne uygun olarak ve süresinde takibe itiraz ettiği, bu itirazın alacaklı bankaya usulüne uygun olarak bildirilmesine rağmen 1 yıllık yasal süre içerisinde «itirazın iptali davası» açılmadığından takiplerin düştüğü, alacağın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, icra takibini ilerleten son işlemin 09.06.2009 tarihinde yapıldığı, davanın ise 17.06.2019 tarihinde açıldığı, davacı tarafın icra takibini b …
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de; davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda «zamanaşımını» kesen bir etkisi bulunmadığı, borcun «muacceliyet» tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 25/04/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 10/06/2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, TBK’nın 152. maddesi uyarınca buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, öte yandan sözleşmede davalılar ... ve ...'un «müteselsil kefil» olarak yer aldıkları, eski Borçlar Kanununda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 598. maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunu on yıl ile sınırlı tutulduğu, bu sürenin, «kefalet sözleşmesinin» meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tama …
… ı banka tarafından davalılara yönelik Batman İcra Dairesinde 2009/75 E. sayılı icra takibi başlatıldığı ve alacaklı tarafından takibi ilerletmek amacıyla yapılan en «son» işlemin davalı borçlulara gönderilen ödeme emirleri olduğu, sonrasında ise takibi ilerletmek amacı ile herhangi bir işlem yapılmadığı, borçluların usulüne uygun olarak ve süresinde takibe itiraz etmiş ve bu itirazın alacaklı bankaya usulüne uygun bildirilmiş olmasına rağmen 1 yıllık yasal süre içerisinde «itirazın iptali davası» açılmadığı, bu nedenle takiplerin düştüğü, davaya konu alacağın sözleşmeden kaynaklanmış olması nedeniyle 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, eldeki davanın 17/06/2019 tarihinde açıldığı, davalı tarafça usulüne uygun olarak cevap verme süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, her ne kadar davacı tarafın alacağını takip etmek amacıyla takip başlatmış ve Borçlar Kanunu uyarınca yapılan icra takibi alacak hakkındaki zamanaşımı süresini kesiyor ise de, hakkın kullanımının «dürüstlük kuralına» da uyması gerektiği ve kötüye kullanılan hakkın kanun tarafından korunmayacağı ilkesi karşısında icra takibini ilerleten son işlem 09/06/2009 tarihinde yapıldığı, 31/05/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurularak davanın ise 17/06/2019 tarihinde 10 yıllık süre dolmadan açıldığı, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının salt işleyen zamanaşımı süresini kesmek ve kanunun kendisine tanımış olduğu «hakkı kötüye kullanmak» amacıyla yapıldığı ve bu takibin alacak hakkına kavuşmak amacı ilke yapılmamış olduğu kanaati uyandığı zira; davacı kurumun kredi sağlayan «tacir» niteliğinde olması ve basiretli iş adamı gibi davranması gerektiği oysa ki alacak hakkı «muaccel» olur olmaz hemen icra takibi başlatarak hakkına kavuşmayı düşünen davacının, davalı borçluların takibe itiraz etmeleri üzerine alacağa hemen kavuşmak için itirazın iptali davası açma imkanı var iken bu yola başvurmayarak 10 yıl kadar bir süre beklemiş olmasının yapılan takibin «kötüniyetli» olduğu kanaatini uyandırdığı, itirazın iptali davası açılmamış olması genel mahkemelerde «alacak davası» açmaya engel değil ise de davacının yapmış olduğu takibin kötü niyetli olduğu kanaati ile icra takibinin zamanaşımı süresini hiç kesmemiş olduğu ve alacağın 2006 y …
Mahkemece, alacağın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu alacak nedeniyle «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de, borçlu tarafından takibe itiraz edilmesine rağmen süresi içerisinde «itirazın iptali davası» açılmadığından icra takibinin düştüğü, bu nedenle somut olayda yapılan icra takibinin zamanaşımını kesen bir etkisi bulunmadığı gerekçesiyle asıl borçlu yönünden d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk ücreti · yargılama giderleri · dürüstlük kuralı · alacak davası · yargılama gideri · kötüniyet · tacir
Benzer bu kararda… ı banka tarafından davalılara yönelik Batman İcra Dairesinde 2009/75 E. sayılı icra takibi başlatıldığı ve alacaklı tarafından takibi ilerletmek amacıyla yapılan en «son» işlemin davalı borçlulara gönderilen ödeme emirleri olduğu, sonrasında ise takibi ilerletmek amacı ile herhangi bir işlem yapılmadığı, borçluların usulüne uygun olarak ve süresinde takibe itiraz etmiş ve bu itirazın alacaklı bankaya usulüne uygun bildirilmiş olmasına rağmen 1 yıllık yasal süre içerisinde «itirazın iptali davası» açılmadığı, bu nedenle takiplerin düştüğü, davaya konu alacağın sözleşmeden kaynaklanmış olması nedeniyle 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, eldeki davanın 17/06/2019 tarihinde açıldığı, davalı tarafça usulüne uygun olarak cevap verme süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, her ne kadar davacı tarafın alacağını takip etmek amacıyla takip başlatmış ve Borçlar Kanunu uyarınca yapılan icra takibi alacak hakkındaki zamanaşımı süresini kesiyor ise de, hakkın kullanımının «dürüstlük kuralına» da uyması gerektiği ve kötüye kullanılan hakkın kanun tarafından korunmayacağı ilkesi karşısında icra takibini ilerleten son işlem 09/06/2009 tarihinde yapıldığı, 31/05/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurularak davanın ise 17/06/2019 tarihinde 10 yıllık süre dolmadan açıldığı, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının salt işleyen zamanaşımı süresini kesmek ve kanunun kendisine tanımış olduğu «hakkı kötüye kullanmak» amacıyla yapıldığı ve bu takibin alacak hakkına kavuşmak amacı ilke yapılmamış olduğu kanaati uyandığı zira; davacı kurumun kredi sağlayan «tacir» niteliğinde olması ve basiretli iş adamı gibi davranması gerektiği oysa ki alacak hakkı «muaccel» olur olmaz hemen icra takibi başlatarak hakkına kavuşmayı düşünen davacının, davalı borçluların takibe itiraz etmeleri üzerine alacağa hemen kavuşmak için itirazın iptali davası açma imkanı var iken bu yola başvurmayarak 10 yıl kadar bir süre beklemiş olmasının yapılan takibin «kötüniyetli» olduğu kanaatini uyandırdığı, itirazın iptali davası açılmamış olması genel mahkemelerde «alacak davası» açmaya engel değil ise de davacının yapmış olduğu takibin kötü niyetli olduğu kanaati ile icra takibinin zamanaşımı süresini hiç kesmemiş olduğu ve alacağın 2006 y …
Bendi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca dava şartı olan «arabuluculukta», tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan «arabuluculuk ücretinin» re'sen «yargılama gideri» olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve «yargılama giderlerinden» sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması yerinde görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, davalı ... yönünden «zamanaşımı», diğer davalılar bakımından ise kanunda öngörülen yasal sorumluluk süresi dolduğundan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2377 E. 2022/6698 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · zamanaşımının kesilmesi · arabuluculuk · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · hakkın kötüye kullanılması · muacceliyet · kamu düzeni · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda «zamanaşımını» kesen bir etkisinin bulunmadığı, borcun «muacceliyet» tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 26.04.2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 17.06.2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşmede davalılar ... ve ...'nun «müteselsil kefil» olarak yer aldıkları, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunun on yıl ile sınırlı tuttulduğu, bu sürenin, «kefalet sözleşmesinin» meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğünün kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalktığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddine, «kamu düzeni» yönünden resen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kanunda öngörülen …
… ilk iki yıl ödemesiz sonrasında her yıl belirtilen taksit miktarı üzerinden ödemelerin yapılacağını, taksit tarihinde herhangi bir ödeme yapılmadığı andan itibaren «asıl alacak» ve ferilerinin «muaccel» hale geleceğini, alacak muaccel hale geldikten sonra müvekkili tarafından haklı olarak «cebri icra» yoluna başvurulduğunu, icra takibi ile «zamanaşımının» kesildiğini ve yeni bir süre işlemeye başladığını, itirazın iptali davasının alacağın tahsili amacıyla gidilebilecek tek yol olmadığını, müvekkili bankanın genel hükümler çerçevesinde dava yolunu tercih ettiğini, yasadan doğan hakkın zamanaşımı süresi içerisinde kullanılabileceğini, bunun «hakkın kötüye kullanılması» olarak nitelendirilemeyeceğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığını, muaccel olduğu tarih itibarıyla icra takibine konu olduğunu, yasal süreler içerisin …
6098 sayılı Kanun'un 157 nci maddesi uyarınca «zamanaşımı», icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı için davacı-alacaklı tarafından icra dosyasında yapılan en «son» işlem tarihi olan 16.06.2009 tarihinde zamanaşımı kesilerek yeniden işlemeye başladığından «arabulucuya başvurma» tarihi olan 26.04.2019'dan sonra 17.06.2019 tarihinde temel ilişkiye dayalı olarak açılan alacak davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Benzer bu kararda… atiflere Kullandırılacak Kredilere İlişkin Yönetmek hükümleri uyarınca verilen krediye ilişkin olduğu, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacağın on yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu,dava konusu 04/09/2006 tarihli ortaklar sözleşmesi uyarınca davalı ...'ye 7 yıl vadeli 23.820,00 TL kredi verildiği, sözleşmenin 16. maddesinde kredi geri «ödeme planının» düzenlendiği, geri ödeme tablosu uyarınca 31/08/2007 «vade tarihinin» ödemesiz olduğu, 31/08/2008 vade tarihinde kredi ana para ödemesi olmadığı ancak 1.191,00 TL faiz ödemesi olduğu, sözleşmenin 12. maddesinde de; borçlular, krediyle ilgili 16. maddedeki geri ödeme tablosunda belirtilen ödemesiz dönem faizi, yıllık faiz veya kredi taksitini vadesinde geri ödemeyi, faizlerden veya kredi taksitlerinden herhangi birinin vadesinde veya üç aylık bekleme süresinde ödenmemesi durumunda bütün borçların «muaccel» hale geleceğini ve muaccel hale gelen borçlarını da 3095 sayılı Kanuna göre belirlenen faiz oranı ve diğer «masraflarla» birlikte Ziraat Bankasına ödemeyi «taahhüt» ettiği, bu itibarla, ödemesiz dönem faizi, taksit kabul edilerek işlem yapılacağı öngörüldüğünden, dava konusu sözleşme uyarınca ödeme yapılması gereken ilk vade tarihinin sadece faiz ödemesi öngörülen 31/08/2008 tarihi olduğu ve bu tarihe eklenecek 3 aylık bekleme süresi sonunda borcun muaccel olacağı, bu durumda zamanaşımı süresinin 01/12/2008 tarihinde işlemeye başlayacağı, dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de, davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda zamanaşımını kesen bir etkisi bulunmadığı, borcun muacceliyet tarihinden dava tarihine kadar BK'nın 132 ve 133. (TBK'nın 153 ve 154.) maddelerinde düzenlenen zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 24/04/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 17/06/2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, TBK’nın 152. maddesi uyarınca buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak diğer davalıların sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzalamış olmaları nedeniyle sorumluluklarının TBK'nın 598. maddesi uyarınca 10 yılı geçmekle kendiliğinden ortadan kalkacağı gerekçesi ile davanın reddi gerekirken, mahkemece, bu davalılar yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği, dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan «arabuluculuk ücretinin» re'sen «yargılama gideri» olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davacı vekilince ileri sürülen istinaf nedenlerinin reddine, «kamu düzeni» yönünden re'sen 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle red …
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu alacağın 04.09.2006 tarihli «kredi sözleşmeden» kaynaklandığı ve bu alacak için davacı banka tarafından davalılara yönelik Batman İcra Müdürlüğü'nün 2009/ 78 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, TBK. uyarınca yapılan icra takibi alacak hakkındaki «zamanaşımı» süresini kesiyor ise de, hakkın kullanımının «dürüstlük kuralına» da uyması gerektiği ve kötüye kullanılan hakkın kanun tarafından korunmayacağı, icra takibini ilerleten en «son» işlemin 24.06.2009 tarihinde yapılmış olduğu ve davanın ise 17.06.2019 tarihinde 10 yıllık süre dolmadan açıldığı anlaşılıyor ise de, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının salt işleyen zamanaşımı süresini kesmek amacıyla kanunun kendisine tanımış olduğu «hakkı kötüye kullanmak» amacıyla yapıldığı zira; davacının «tacir» olması ve basiretli iş adamı gibi davranması gerektiği, her ne kadar «itirazın iptali davası» açılmamış olması genel mahkemelerde «alacak davası» açmaya engel değil ise de davacının yapmış olduğu takibin kötü niyetli olduğu ve alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TBK 157. maddesi uyarınca «zamanaşımı», icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı için davacı-alacaklı tarafında icra dosyasında yapılan en «son» işlem tarihi olan 18.06.2009 tarihinde zamanaşımı kesilerek yeniden işlemeye başladığından «arabulucuya başvurma» tarihi olan 24.04.2019 dan sonra 17.06.2019 tarihinde temel ilişkiye dayalı olarak açılan alacak davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk ücreti · ödeme planı · vade tarihi · dürüstlük kuralı · alacak davası · vade · yargılama gideri · taahhütname
Benzer bu kararda… atiflere Kullandırılacak Kredilere İlişkin Yönetmek hükümleri uyarınca verilen krediye ilişkin olduğu, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacağın on yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu,dava konusu 04/09/2006 tarihli ortaklar sözleşmesi uyarınca davalı ...'ye 7 yıl vadeli 23.820,00 TL kredi verildiği, sözleşmenin 16. maddesinde kredi geri «ödeme planının» düzenlendiği, geri ödeme tablosu uyarınca 31/08/2007 «vade tarihinin» ödemesiz olduğu, 31/08/2008 vade tarihinde kredi ana para ödemesi olmadığı ancak 1.191,00 TL faiz ödemesi olduğu, sözleşmenin 12. maddesinde de; borçlular, krediyle ilgili 16. maddedeki geri ödeme tablosunda belirtilen ödemesiz dönem faizi, yıllık faiz veya kredi taksitini vadesinde geri ödemeyi, faizlerden veya kredi taksitlerinden herhangi birinin vadesinde veya üç aylık bekleme süresinde ödenmemesi durumunda bütün borçların «muaccel» hale geleceğini ve muaccel hale gelen borçlarını da 3095 sayılı Kanuna göre belirlenen faiz oranı ve diğer «masraflarla» birlikte Ziraat Bankasına ödemeyi «taahhüt» ettiği, bu itibarla, ödemesiz dönem faizi, taksit kabul edilerek işlem yapılacağı öngörüldüğünden, dava konusu sözleşme uyarınca ödeme yapılması gereken ilk vade tarihinin sadece faiz ödemesi öngörülen 31/08/2008 tarihi olduğu ve bu tarihe eklenecek 3 aylık bekleme süresi sonunda borcun muaccel olacağı, bu durumda zamanaşımı süresinin 01/12/2008 tarihinde işlemeye başlayacağı, dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de, davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda zamanaşımını kesen bir etkisi bulunmadığı, borcun muacceliyet tarihinden dava tarihine kadar BK'nın 132 ve 133. (TBK'nın 153 ve 154.) maddelerinde düzenlenen zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 24/04/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 17/06/2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, TBK’nın 152. maddesi uyarınca buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak diğer davalıların sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzalamış olmaları nedeniyle sorumluluklarının TBK'nın 598. maddesi uyarınca 10 yılı geçmekle kendiliğinden ortadan kalkacağı gerekçesi ile davanın reddi gerekirken, mahkemece, bu davalılar yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği, dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan «arabuluculuk ücretinin» re'sen «yargılama gideri» olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davacı vekilince ileri sürülen istinaf nedenlerinin reddine, «kamu düzeni» yönünden re'sen 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle red …
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu alacağın 04.09.2006 tarihli «kredi sözleşmeden» kaynaklandığı ve bu alacak için davacı banka tarafından davalılara yönelik Batman İcra Müdürlüğü'nün 2009/ 78 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, TBK. uyarınca yapılan icra takibi alacak hakkındaki «zamanaşımı» süresini kesiyor ise de, hakkın kullanımının «dürüstlük kuralına» da uyması gerektiği ve kötüye kullanılan hakkın kanun tarafından korunmayacağı, icra takibini ilerleten en «son» işlemin 24.06.2009 tarihinde yapılmış olduğu ve davanın ise 17.06.2019 tarihinde 10 yıllık süre dolmadan açıldığı anlaşılıyor ise de, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının salt işleyen zamanaşımı süresini kesmek amacıyla kanunun kendisine tanımış olduğu «hakkı kötüye kullanmak» amacıyla yapıldığı zira; davacının «tacir» olması ve basiretli iş adamı gibi davranması gerektiği, her ne kadar «itirazın iptali davası» açılmamış olması genel mahkemelerde «alacak davası» açmaya engel değil ise de davacının yapmış olduğu takibin kötü niyetli olduğu ve alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/153 E. 2022/1861 K.
Ortak:peşin harç · ödeme emri tebliği · dosyanın işlemden kaldırılması · ödeme emri · başvurma harcı · işlemden kaldırma · derdestlik · açılmamış sayılma · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaHaciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Alacaklı, bir yıllık süre içinde «haciz» talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise takip «dosyası işlemden kaldırılır» (2004 sayılı Kanun'un 78 inci maddesinin dördüncü fıkrası) ancak icra takibi düşmez.
İcra hukukunda takibin «açılmamış sayılmasına» dair 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi anlamında bir kurum bulunmadığından icra takibi «derdest» kalmaya devam eder.
Benzer bu karardaHaciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Alacaklı, bir yıllık süre içinde «haciz» talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise, takip «dosyası işlemden kaldırılır» (İİK.
Takip ilama dayalı değil ise, yeniden «başvurma harcı» ve «peşin harç» alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aciz vesikası · zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu kararda… samına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine «aciz vesikası» temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin «zamanaşımı def»'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/102 E. , 2023/562 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddi ile resen İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kanunda öngörülen yasal sorumluluk süresi dolduğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar ile müvekkili arasında 04.09.2006 tarihinde taahütname ve borçlanma sözleşmeleri imzalandığını; ancak borçluların sözleşmede belirlenen tarihlerde üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmediklerini, müvekkilince başlatılan icra takibinin borçluların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 72.875,10 TL toplam alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu imzasız sözleşmenin 04.09.2006 tarihli olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu alacağın 04.09.2006 tarihli şözleşmeden kaynaklandığı ve bu alacak için davacı banka tarafından davalılara yönelik icra takibi başlatıldığı, alacaklı tarafından takibi ilerletmek amacıyla yapılan en son işlemin davalı borçlulara gönderilen ödeme emirleri olduğu, borçluların usulüne uygun olarak ve süresinde takibe itiraz ettiği, bu itirazın alacaklı bankaya usulüne uygun olarak bildirilmesine rağmen 1 yıllık yasal süre içerisinde itirazın iptali davası açılmadığından takiplerin düştüğü, alacağın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, icra takibini ilerleten son işlemin 09.06.2009 tarihinde yapıldığı, davanın ise 17.06.2019 tarihinde açıldığı, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının işleyen zamanaşımı süresini kesmek olduğu, takip kötü niyetli olduğundan zamanaşımı süresinin kesilmeyeceği, alacak 2006 yılında doğmasına rağmen 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalılar arasında akdedilen sözleşmeler ve sözleşme içeriğinde bulunan kredi geri ödeme tablosuna göre ilk iki yıl ödemesiz sonrasında her yıl belirtilen taksit miktarı üzerinden ödemelerin yapılacağını, taksit tarihinde herhangi bir ödeme yapılmadığı andan itibaren asıl alacak ve ferilerinin muaccel hale geleceğini, alacak muaccel hale geldikten sonra müvekkili tarafından haklı olarak cebri icra yoluna başvurulduğunu, icra takibi ile zamanaşımının kesildiğini ve yeni bir süre işlemeye başladığını, itirazın iptali davasının alacağın tahsili amacıyla gidilebilecek tek yol olmadığını, müvekkili bankanın genel hükümler çerçevesinde dava yolunu tercih ettiğini, yasadan doğan hakkın zamanaşımı süresi içerisinde kullanılabileceğini, bunun hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığını, muaccel olduğu tarih itibarıyla icra takibine konu olduğunu, yasal süreler içerisinde dava açıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacak için ilamsız icra takibi yapılmış ise de davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda zamanaşımını kesen bir etkisinin bulunmadığı, borcun muacceliyet tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 26.04.2019 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurulduğu ve 17.06.2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ...
hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşmede davalılar ... ve ...'nun müteselsil kefil olarak yer aldıkları, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunun on yıl ile sınırlı tuttulduğu, bu sürenin, kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğünün kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalktığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddine, kamu düzeni yönünden resen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı ...
yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kanunda öngörülen yasal sorumluluk süresi dolduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı bankanın davalılardan alacaklı olup olmadığı, dava konusu alacak nedeniyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesi
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 355 vd. maddeleri
3.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 78 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve 04.09.2006 tarihli kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza atan borçlular yönünden 6098 sayılı Kanun’un 598 inci maddesindeki 10 yıllık sorumluluk süresinin uygulanmasında isabetsizlik bulunmamasına ve bu sürenin zamanaşımı süresi olmadığından durma ve kesilmenin söz konusu olmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu alacak nedeniyle yapılan icra takibi takipsizlik nedeniyle düşmüş olduğundan icra takibinin ve icra işlemlerinin zamanaşımı süresini kesmediğinden asıl borçlu yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
3. Haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Alacaklı, bir yıllık süre içinde haciz talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise takip dosyası işlemden kaldırılır (2004 sayılı Kanun'un 78 inci maddesinin dördüncü fıkrası) ancak icra takibi düşmez. İcra hukukunda takibin açılmamış sayılmasına dair 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi anlamında bir kurum bulunmadığından icra takibi derdest kalmaya devam eder. Bu halde alacaklı zamanaşımı boyunca yenileme talebinde bulunmak suretiyle aynı takip dosyasından haciz isteyebilir (2004 sayılı Kanun’un 78 inci maddesinin beşinci fıkrası).
Takip ilama dayalı değil ise yeniden başvurma harcı ve peşin harç alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez. Hemen belirtmek gerekir ki bu durumda borçluya yenileme tebliğ edilir. Yeniden ödeme emri tebliğ edilmez. Yenileme emri tebliği borçluya itiraz hakkı vermez. Kesinleşen takibe devam edilir.
4.Somut olayda, davacının, alacak istemli bu davayı açmadan önce aynı alacak için davalılar aleyhine icra takibine giriştiği, icra takibinin 2004 sayılı Kanun'un 78 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir yıllık süre boyunca işlemsiz bırakılması nedeniyle işlemden kaldırıldığı; ancak takip derdest kalmaya devam ettiğinden ve icra takibinin başlatıldığı tarihte ve icra dosyasındaki takibi ilerleten her bir icra işlemi tarihinde takibe konu alacak yönünden öngörülen zamanaşımı süresi kesileceğinden, icra takibinin zamanaşımı süresini kesmesi işlevi hüküm ifade etmeye devam eder. Dava konusu 04.09.2006 tarihli ortaklar sözleşmesine dayanarak 27.05.2009 tarihinde icra takibi başlatılmış olup zamanaşımı kesilmiştir.
Davacı banka vekili icra takip dosyasında en son 16.06.2009 tarihinde işlem yapmıştır. 6098 sayılı Kanun'un 157 nci maddesi uyarınca zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı için davacı-alacaklı tarafından icra dosyasında yapılan en son işlem tarihi olan 16.06.2009 tarihinde zamanaşımı kesilerek yeniden işlemeye başladığından arabulucuya başvurma tarihi olan 26.04.2019'dan sonra 17.06.2019 tarihinde temel ilişkiye dayalı olarak açılan alacak davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda Mahkemece işin esasına girilip ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde asıl borçlu yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920491900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz