Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/153 E. 2022/1861 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
peşin harç↗ ödeme emri tebliği↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ aciz vesikası↗ hmk 150↗ ödeme emri↗ başvurma harcı↗ işlemden kaldırma↗ zamanaşımı def'i↗ derdestlik↗ açılmamış sayılma↗ yenileme↗ def'i↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗ harç↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine aciz vesikası temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise (son işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin zamanaşımı def'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı şekilde, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1). Alacaklı, bir yıllık süre içinde haciz talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise, takip dosyası işlemden kaldırılır (İİK. M.78/IV) ancak icra takibi düşmez. İcra Hukukunda takibin açılmamış sayılmasına dair HMK m. 150 anlamında bir kurum bulunmadığından icra takibi derdest kalmaya devam eder. Bu halde alacaklı bir süreyle bağlı olmaksızın yenileme talebinde bulunmak suretiyle aynı takip dosyasında haciz isteyebilir (İİK. m. 78/V). Takip ilama dayalı değil ise, yeniden başvurma harcı ve peşin harç alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez. Hemen belirtmek gerekir ki, bu durumda borçluya yenileme tebliğ edilir. Yeniden ödeme emri tebliğ edilmez. Yenileme emri tebliği borçluya itiraz hakkı vermez. Kesinleşen takibe devam edilir (HGK’nın 18.09.2013 gün ve 2013/15-169 E., 2013/1365 K. sayılı ilamı).
Somut olayda; davacının, alacak istemli bu davayı açmadan önce aynı alacak için davalı aleyhine icra takibine giriştiği, icra takibinin İİK. m.78/2 uyarınca 1 yıllık süre boyunca işlemsiz bırakılması nedeniyle işlemden kaldırıldığı, ancak takip derdest kalmaya devam ettiğinden ve icra takibinin başlatıldığı tarihte sözleşmeye dayalı alacaklar yönünden öngörülen zamanaşımı süresi kesileceğinden, icra takibinin zamanaşımı süresini kesmesi işlevi hükümsüz kalmaz. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin zaman aşımının dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış bu nedenle mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | Sözleşmenin geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2379 E. 2022/6543 K.
Ortak:peşin harç · ödeme emri tebliği · dosyanın işlemden kaldırılması · ödeme emri · başvurma harcı · işlemden kaldırma · derdestlik · açılmamış sayılma · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaHaciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Alacaklı, bir yıllık süre içinde «haciz» talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise, takip «dosyası işlemden kaldırılır» (İİK.
Takip ilama dayalı değil ise, yeniden «başvurma harcı» ve «peşin harç» alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez.
Benzer bu karardaHaciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Alacaklı, bir yıllık süre içinde «haciz» talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise, takip «dosyası işlemden kaldırılır» (İİK.
Takip ilama dayalı değil ise, yeniden «başvurma harcı» ve «peşin harç» alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk ücreti · arabuluculuk · takipsizlik kararı · kefalet sözleşmesi · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · hakkın kötüye kullanılması · müteselsil kefil
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de; davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda «zamanaşımını» kesen bir etkisi bulunmadığı, borcun «muacceliyet» tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 25/04/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 14/06/2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, TBK’nın 152. maddesi uyarınca buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, öte yandan sözleşmede davalılar ... ve ...'un «müteselsil kefil» olarak yer aldıkları, eski Borçlar Kanunu'nda kefilin sorumluluğu için bir süre ön görülmemiş olduğu halde yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 598. maddesinde gerçek kişi kefilin sorumluluğunu on yıl ile sınırlı tuttulduğu, bu sürenin, «kefalet sözleşmesinin» meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için de kesilme ve durma da söz konusu olmadığı, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği) ortadan kalktığı gerekçesiyle bu davalılar yönünden bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. bendi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan «arabuluculuk ücretinin» re'sen «yargılama gideri» olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve «yargılama giderlerinden» sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması yerinde görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, davalı ... yönünde …
… banka tarafından davalılara yönelik Batman İcra Dairesi'nde 2009/55 E. sayılı icra takibi başlatıldığı ve alacaklı tarafından takibi ilerletmek amacıyla yapılan en «son» işlemin davalı borçlulara gönderilen ödeme emirleri olduğu, borçluların usulüne uygun olarak ve süresinde takibe itiraz etmiş ve bu itirazın alacaklı bankaya usulüne uygun bildirilmiş olmasına rağmen 1 yıllık yasal süre içerisinde «itirazın iptali davası» açılmadığından takiplerin düştüğü, alacağın sözleşmeden kaynaklanmış olması nedeniyle 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, icra takibini ilerleten son işlem 02/07/2009 tarihinde yapıldığı, davanın ise 14/06/2019 tarihinde 10 yıllık süre dolmadan açıldığı, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının salt işleyen zamanaşımı süresini kesmek ve kanunun kendisine tanımış olduğu «hakkı kötüye kullanmak» amacıyla yapıldığı ve bu takibin alacak hakkına kavuşmak amacıyla yapılmamış olduğu, takip kötü niyetli olduğundan zamanaşımı süresinin kesilmeyeceği ve alacağın 2 …
Mahkemece, alacağın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu alacak nedeniyle yapılan icra takibi «takipsizlik» nedeniyle düşümüş olduğundan icra takibinin ve icra işlemlerinin zamanaşımı süresini kesmediğinden asıl borçlu yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/154 E. 2022/1985 K.
Ortak:aciz vesikası · ödeme emri · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… samına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine «aciz vesikası» temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin «zamanaşımı def»'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı şekilde, alacağın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan «tebligatın» iade dönmesine rağmen «aciz vesikasının» gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, «usulüne uygun tebliğ» edilmemiş bir «ödeme emri» söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda usulüne uygun bir «aciz vesikası» bulunmadığı ve davacı alacağının «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · hukuki yarar · tebligat
Benzer bu kararda… ya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan «tebligatın» iade dönmesine rağmen «aciz vesikasının» gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, «usulüne uygun tebliğ» edilmemiş bir «ödeme emri» söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının açmış olduğu davada 17.05.2016 tarihli «aciz vesikasının» bulunduğu, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemenin verdiği 17.05.2016 tarihli kararda, dava «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karar davalı tarafından gerekçeden temyiz edilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4106 E. 2020/2254 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · aciz vesikası · ödeme emri · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… samına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine «aciz vesikası» temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin «zamanaşımı def»'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Haciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Yeniden «ödeme emri tebliğ» edilmez.
Benzer bu karardaYine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca İİK’nın 143. maddesine göre, alacaklı, «aciz vesikasını» aldığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde borçluya yeniden «ödeme emri» göndermeden borçluya karşı takip yaparak borçlunun yeni bulunan mallarının hemen haczedilmesini isteyebilir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar · iptal davası
Benzer bu karardaBorçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
İİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan 2007/83 E. sayılı icra takibi neticesinde davalı hakkında borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlenerek alacaklıya verildiği, bu hali ile alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davacı tarafından bu yönde bir talepte bulunması ve davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11899 E. 2017/4421 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · aciz vesikası · ödeme emri · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… samına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine «aciz vesikası» temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin «zamanaşımı def»'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Haciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Yeniden «ödeme emri tebliğ» edilmez.
Benzer bu karardaYine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca İİK’nın 143. maddesine göre, alacaklı, «aciz vesikasını» aldığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde borçluya yeniden «ödeme emri» göndermeden borçluya karşı takip yaparak borçlunun yeni bulunan mallarının hemen haczedilmesini isteyebilir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar · iptal davası
Benzer bu karardaBorçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
İİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11893 E. 2017/4417 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · aciz vesikası · ödeme emri · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… samına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine «aciz vesikası» temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin «zamanaşımı def»'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Haciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Yeniden «ödeme emri tebliğ» edilmez.
Benzer bu karardaYine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca İİK’nın 143. maddesine göre, alacaklı, «aciz vesikasını» aldığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde borçluya yeniden «ödeme emri» göndermeden borçluya karşı takip yaparak borçlunun yeni bulunan mallarının hemen haczedilmesini isteyebilir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar · iptal davası
Benzer bu karardaBorçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
İİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11898 E. 2017/4420 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · aciz vesikası · ödeme emri · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… samına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine «aciz vesikası» temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin «zamanaşımı def»'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Haciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Yeniden «ödeme emri tebliğ» edilmez.
Benzer bu karardaYine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca İİK’nın 143. maddesine göre, alacaklı, «aciz vesikasını» aldığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde borçluya yeniden «ödeme emri» göndermeden borçluya karşı takip yaparak borçlunun yeni bulunan mallarının hemen haczedilmesini isteyebilir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar · iptal davası
Benzer bu karardaBorçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
İİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11669 E. 2017/4406 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · aciz vesikası · ödeme emri · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… samına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine «aciz vesikası» temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin «zamanaşımı def»'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Haciz isteme hakkı, «ödeme emrinin tebliği» tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1).
Yeniden «ödeme emri tebliğ» edilmez.
Benzer bu karardaYine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca İİK’nın 143. maddesine göre, alacaklı, «aciz vesikasını» aldığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde borçluya yeniden «ödeme emri» göndermeden borçluya karşı takip yaparak borçlunun yeni bulunan mallarının hemen haczedilmesini isteyebilir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar · iptal davası
Benzer bu karardaBorçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
İİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/153 E. , 2022/1861 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.05.2019 tarih ve 2018/45 E. - 2019/64 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01/01/2000 tarihinde tarımsal kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının söz konusu kredinin 0,01 TL ana para 8.780,00 TL faizi olmak üzere toplam 8.780,01 TL'lik kısmını ödemediğini, kredi sözleşmesinde uygulanacak temerrüt faizi oranının %30 olarak belirlendiğini ileri sürerek 8.780,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek %30 temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı; alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine 2007/83 Esas sayılı icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak bu dosyada ... aleyhine aciz vesikası temin edilmediği, 2007/89 Esas sayılı takip dosyasında ise takibin 31 sözleşme numaralı, 18/10/1999 tarihli sözleşmeye dayalı başlatıldığı anlaşılmış, işbu dava bakımından mevcut bir aciz vesikasından bahsedilemeceği gibi dava konusu yapılan alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise (son işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, davalı vekilinin zamanaşımı def'i yerinde olup 09/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı şekilde, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK. m.78/II.C.1). Alacaklı, bir yıllık süre içinde haciz talebinde bulunmaz veya bir yıl içinde yaptığı haciz talebini geri alıp da bir yıllık süre içinde yeniden haciz talebinde bulunmaz ise, takip dosyası işlemden kaldırılır (İİK. M.78/IV) ancak icra takibi düşmez. İcra Hukukunda takibin açılmamış sayılmasına dair HMK m. 150 anlamında bir kurum bulunmadığından icra takibi derdest kalmaya devam eder. Bu halde alacaklı bir süreyle bağlı olmaksızın yenileme talebinde bulunmak suretiyle aynı takip dosyasında haciz isteyebilir (İİK. m. 78/V). Takip ilama dayalı değil ise, yeniden başvurma harcı ve peşin harç alınır ve bu harçlar borçluya yükletilemez.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu durumda borçluya yenileme tebliğ edilir. Yeniden ödeme emri tebliğ edilmez. Yenileme emri tebliği borçluya itiraz hakkı vermez. Kesinleşen takibe devam edilir (HGK’nın 18.09.2013 gün ve 2013/15-169 E., 2013/1365 K. sayılı ilamı).
Somut olayda; davacının, alacak istemli bu davayı açmadan önce aynı alacak için davalı aleyhine icra takibine giriştiği, icra takibinin İİK. m.78/2 uyarınca 1 yıllık süre boyunca işlemsiz bırakılması nedeniyle işlemden kaldırıldığı, ancak takip derdest kalmaya devam ettiğinden ve icra takibinin başlatıldığı tarihte sözleşmeye dayalı alacaklar yönünden öngörülen zamanaşımı süresi kesileceğinden, icra takibinin zamanaşımı süresini kesmesi işlevi hükümsüz kalmaz. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin zaman aşımının dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış bu nedenle mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/773957300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz