İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/515 E. 2023/4130 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlantısız bileşik ikrar↗ avans çeki↗ beyaz ciro↗ cari hesap ekstresi↗ ciro silsilesi↗ ticari defter incelemesi↗ nispi vekalet ücreti↗ ciranta↗ vekalet ücreti takdiri↗ ticari defter ve kayıtlar↗ cari hesap↗ satış sözleşmesi↗ lehtar↗ maktu vekalet ücreti↗ yemin↗ ikrar↗ ciro↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ keşideci↗ tüzel kişilik↗ istirdat↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ esastan ret↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut çekin ciro silsilesi incelendiğinde, davacı şirketi temsilen Hüseyin Kısaç'ın lehtar ciranta olarak kaşeli imzasının bulunduğu, kendisine şahsi olarak çeki ciro ettiği, bilahare şahıs olarak çeki davalı ...'e beyaz ciro ile devrettiği, davacı şirket vekilinin dilekçe ekinde sunduğu cari hesap ekstresinde davalı ...'ya avans olarak çekin verildiğinin kaydedildiği, ancak davalının tacir olmadığına dayanarak defter deliline de dayanmadığı, bu nedenle davacının kendi kayıtlarındaki avans iddiasının davalının kayıtları olmadığından teyit edilemediği, çekin niteliği itibariyle kural olarak bir borcun tasfiyesi amacıyla, yani ödeme amacıyla verildiğinden aksini iddia edenin iddiasını ispatla mükellef olduğu, avans çeki iddiasını davacının yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, dava dışı Hüseyin Kısaç ile davalı arasında münasebet bulunması ayrı bir tüzel kişilik olan davacı şirketi bağlayıcı nitelikte olmadığı, dosyadaki mevcut delil ve beyanlar da çekin avans amacıyla verildiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, usulüne uygun yemin merasinin eda edilmesi sonucunda da davalının ticari ilişkiyi ve mal alımını da kabul etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Davalıya çeki veren kişinin müvekkili şirketin tek ortağı ve yetkili müdürü olduğunu, davalının çeki alırken şirket yetkisinin kefaletini istediğinden çekin Hüseyin Kısaç tarafından da ciro edildiğini,
2. Çekin iş makinelerinin tesliminden önce avans olarak verildiğini, bu hususun ticari defter incelemesiyle görüleceğini,
3. Çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, davalının çeki Hüseyin Kısaç'ın kendisine olan borcunun ödenmesi amacıyla verildiğini iddia ederek bağlantısız bileşik ikrarda bulunduğunu, davalının çekin Hüseyin Kısaç'ın aldığı borcun ödenmesi maksadıyla verildiği iddiasını kanıtlaması gerektiğini, ancak davalının bunu kanıtlayamadığını,
4. Maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin Bayyurt Madencilik tarafından keşide edilen 30.03.2015 keşide tarihli ve 250.000,00 TL bedelli çek olduğu, lehtarının Tivoli Maden firması olduğu, çekin sırasıyla lehtar tarafından Hüseyin Kısaç'a, onun tarafından ise davalıya ciro edildiği, akdi ilişkinin davalı tarafından inkar edildiği, taraflar arasında iş makinesi satışına dair bir sözleşme bulunduğunu ve çekin de bu sözleşme gereğince avans olarak verildiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, ancak çekin şirket yetkilisi tarafından davalıya ciro edildiği, bu durumda, doğrudan davacı şirket tarafından ciro edilmeyen çek nedeniyle davacının iddiasını kanıtlayamadığı, davacının ticari defter kayıtlarının da tek başına iddiasını ispata elverişli olmadığı, davacı tarafından teklif edilen yeminin de davalı tarafından usulüne uygun olarak eda edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya avans olarak verildiği iddia olunan takip konusu çekin bedelinin dava dışı çek keşidecisi tarafından davalıya ödenmesinin üzerine, çek bedelinin istirdadına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali şartlarının oluşup oluşmadığı ve vekalet ücreti noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1386 E. 2014/7126 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3890 E. 2013/20764 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut çekin «ciro silsilesi» incelendiğinde, davacı şirketi «temsilen» Hüseyin Kısaç'ın «lehtar» «ciranta» olarak kaşeli imzasının bulunduğu, kendisine şahsi olarak çeki ciro ettiği, bilahare şahıs olarak çeki davalı ...'e «beyaz ciro» ile devrettiği, davacı şirket vekilinin dilekçe ekinde sunduğu «cari hesap ekstresinde» davalı ...'ya avans olarak çekin verildiğinin kaydedildiği, ancak davalının «tacir» olmadığına dayanarak «defter» deliline de dayanmadığı, bu nedenle davacının kendi kayıtlarındaki avans iddiasının davalının kayıtları olmadığından teyit edilemediği, çekin niteliği itibariyle kural olarak bir borcun tasfiyesi amacıyla, yani ödeme amacıyla verildiğinden aksini iddia edenin iddiasını ispatla mükellef olduğu, «avans çeki» iddiasını davacının yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, dava dışı Hüseyin Kısaç ile davalı arasında münasebet bulunması ayrı bir «tüzel kişilik» olan davacı şirketi bağlayıcı nitelikte olmadığı, dosyadaki mevcut delil ve beyanlar da çekin avans amacıyla verildiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, usulüne uygun «yemin» merasinin eda edilmesi sonucunda da davalının ticari ilişkiyi ve mal alımını da kabul etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Çekin iş makinelerinin «tesliminden» önce avans olarak verildiğini, bu hususun «ticari defter incelemesiyle» görüleceğini, 3.
… iye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin Bayyurt Madencilik tarafından keşide edilen 30.03.2015 keşide tarihli ve 250.000,00 TL bedelli «çek» olduğu, «lehtarının» Tivoli Maden firması olduğu, çekin sırasıyla lehtar tarafından Hüseyin Kısaç'a, onun tarafından ise davalıya «ciro» edildiği, akdi ilişkinin davalı tarafından inkar edildiği, taraflar arasında iş makinesi satışına dair bir sözleşme bulunduğunu ve çekin de bu sözleşme gereğince avans olarak verildiğini «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, ancak çekin şirket yetkilisi tarafından davalıya ciro edildiği, bu durumda, doğrudan davacı şirket tarafından ciro edilmeyen çek nedeniyle davacının iddiasını kanıtlayamadığı, davacının «ticari defter kayıtlarının» da tek başına iddiasını ispata elverişli olmadığı, davacı tarafından teklif edilen yeminin de davalı tarafından usulüne uygun olarak eda edildiği gerekçesiyle dava …
Benzer bu kararda1-Birleşen dosyada davacı, davalı şirkette ortaklığının tespitini talep ederken aynı zamanda şirket «pay defterinde» ... adına tescile esas olan «hisse devir sözleşmesindeki» imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş, mahkemece bu yönde inceleme yapılıp yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ek mehil · işlemden kaldırma · hisse senedi · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın taraflarca takip edilmeme nedeniyle «işlemden kaldırıldığı» tarihten itibaren yasal 3 aylık süre içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle, asıl davanın HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise, davalı yanca ileri sürülen nama yazılı «hisse senedi» devrinde kullanılan imzanın davacı eli ürünü olmadığı, hisse senedi devrine ilişkin belgelerin sahte olduğu, bu durumda geçerli bir pay senedi devrinden söz edilem …
1-Birleşen dosyada davacı, davalı şirkette ortaklığının tespitini talep ederken aynı zamanda şirket «pay defterinde» ... adına tescile esas olan «hisse devir sözleşmesindeki» imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş, mahkemece bu yönde inceleme yapılıp yazılı şekilde karar verilmiştir.
Davacıya, ...'na dava açmak üzere «mehil» verilip, açıldığı taktirde o davanın bu dava ile birleştirilerek görülmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik hasımla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4384 E. 2010/11464 K.
Ortak:yemin · istirdat · temsil · e-defter
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut çekin «ciro silsilesi» incelendiğinde, davacı şirketi «temsilen» Hüseyin Kısaç'ın «lehtar» «ciranta» olarak kaşeli imzasının bulunduğu, kendisine şahsi olarak çeki ciro ettiği, bilahare şahıs olarak çeki davalı ...'e «beyaz ciro» ile devrettiği, davacı şirket vekilinin dilekçe ekinde sunduğu «cari hesap ekstresinde» davalı ...'ya avans olarak çekin verildiğinin kaydedildiği, ancak davalının «tacir» olmadığına dayanarak «defter» deliline de dayanmadığı, bu nedenle davacının kendi kayıtlarındaki avans iddiasının davalının kayıtları olmadığından teyit edilemediği, çekin niteliği itibariyle kural olarak bir borcun tasfiyesi amacıyla, yani ödeme amacıyla verildiğinden aksini iddia edenin iddiasını ispatla mükellef olduğu, «avans çeki» iddiasını davacının yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, dava dışı Hüseyin Kısaç ile davalı arasında münasebet bulunması ayrı bir «tüzel kişilik» olan davacı şirketi bağlayıcı nitelikte olmadığı, dosyadaki mevcut delil ve beyanlar da çekin avans amacıyla verildiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, usulüne uygun «yemin» merasinin eda edilmesi sonucunda da davalının ticari ilişkiyi ve mal alımını da kabul etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Çekin iş makinelerinin «tesliminden» önce avans olarak verildiğini, bu hususun «ticari defter incelemesiyle» görüleceğini, 3.
… iye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin Bayyurt Madencilik tarafından keşide edilen 30.03.2015 keşide tarihli ve 250.000,00 TL bedelli «çek» olduğu, «lehtarının» Tivoli Maden firması olduğu, çekin sırasıyla lehtar tarafından Hüseyin Kısaç'a, onun tarafından ise davalıya «ciro» edildiği, akdi ilişkinin davalı tarafından inkar edildiği, taraflar arasında iş makinesi satışına dair bir sözleşme bulunduğunu ve çekin de bu sözleşme gereğince avans olarak verildiğini «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, ancak çekin şirket yetkilisi tarafından davalıya ciro edildiği, bu durumda, doğrudan davacı şirket tarafından ciro edilmeyen çek nedeniyle davacının iddiasını kanıtlayamadığı, davacının «ticari defter kayıtlarının» da tek başına iddiasını ispata elverişli olmadığı, davacı tarafından teklif edilen yeminin de davalı tarafından usulüne uygun olarak eda edildiği gerekçesiyle dava …
Benzer bu karardaSomut olayda, kooperatif karar «defterinden», «yemini» eda eden davalı kooperatif başkanının tek yetkili «temsilci» olmadığı anlaşılmaktadır.
… na göre, davacının davasını ispatlayamadığı, yazılı bir delil bulunmadığı, kooperatif kayıtlarında da iddiayı ispatlayacak bir belgeye rastlanmadığı, davacı tarafın «yemin teklifinin» davalı «temsilcisince» kabul edilerek yemin edildiği, her ne kadar yemin edilmesinden sonra alınan bilirkişi raporunda davacıya ait bir borç olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı bildirilmiş ise de yeminin «kesin delil» olduğu ve davalı temsilcisinin savunmasını «yemin delili» ile kesin olarak ispatladığı, bu sebeple yemin edilmesinden sonraki raporun hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen «yemin», tüzel kişinin yetkili «temsilcisi» tarafından eda edilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin delil · yemin teklifi · yemin delili · kesin hüküm
Benzer bu kararda… na göre, davacının davasını ispatlayamadığı, yazılı bir delil bulunmadığı, kooperatif kayıtlarında da iddiayı ispatlayacak bir belgeye rastlanmadığı, davacı tarafın «yemin teklifinin» davalı «temsilcisince» kabul edilerek yemin edildiği, her ne kadar yemin edilmesinden sonra alınan bilirkişi raporunda davacıya ait bir borç olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı bildirilmiş ise de yeminin «kesin delil» olduğu ve davalı temsilcisinin savunmasını «yemin delili» ile kesin olarak ispatladığı, bu sebeple yemin edilmesinden sonraki raporun hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı tarafa «yemin teklif» etmiş, mahkemece de davalı kooperatif başkanının eda ettiği yemine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu «temsilci», «yemin» konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, «yemin teklif» edildiği zamandaki temsilcidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/515 E. , 2023/4130 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının ikinci el iş makinesinin 450.000,00 TL'ye satışı konusunda sözlü olarak anlaştığını, bu kapsamda davacının müşterisi olan dava dışı Bayyurt Ltd. Şti.'den aldığı 250.000,00 TL bedelli çeki avans olarak davalıya verdiğini, kalan 200.000,00 TL'nin ise iş makinelerinin tesliminden sonra mermer verilmek suretiyle ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının çeki tahsil etmesine rağmen iş makinelerini teslim etmediğini, tahsil edilen çek bedelinin karşılıksız kaldığını, çek bedelinin geri alınması için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, dava konusu çekin de davacı şirket tarafından verilmediğini, dava konusu çekin müvekkiline dava dışı Hüseyin Kısaç tarafından ciro edildiğini, bu kişinin 2015 yılı başında müvekkilinden elden borç aldığını, çekin de bu borcun ödenmesi amacıyla müvekkiline verildiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme de bulunmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut çekin ciro silsilesi incelendiğinde, davacı şirketi temsilen Hüseyin Kısaç'ın lehtar ciranta olarak kaşeli imzasının bulunduğu, kendisine şahsi olarak çeki ciro ettiği, bilahare şahıs olarak çeki davalı ...'e beyaz ciro ile devrettiği, davacı şirket vekilinin dilekçe ekinde sunduğu cari hesap ekstresinde davalı ...'ya avans olarak çekin verildiğinin kaydedildiği, ancak davalının tacir olmadığına dayanarak defter deliline de dayanmadığı, bu nedenle davacının kendi kayıtlarındaki avans iddiasının davalının kayıtları olmadığından teyit edilemediği, çekin niteliği itibariyle kural olarak bir borcun tasfiyesi amacıyla, yani ödeme amacıyla verildiğinden aksini iddia edenin iddiasını ispatla mükellef olduğu, avans çeki iddiasını davacının yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, dava dışı Hüseyin Kısaç ile davalı arasında münasebet bulunması ayrı bir tüzel kişilik olan davacı şirketi bağlayıcı nitelikte olmadığı, dosyadaki mevcut delil ve beyanlar da çekin avans amacıyla verildiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, usulüne uygun yemin merasinin eda edilmesi sonucunda da davalının ticari ilişkiyi ve mal alımını da kabul etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Davalıya çeki veren kişinin müvekkili şirketin tek ortağı ve yetkili müdürü olduğunu, davalının çeki alırken şirket yetkisinin kefaletini istediğinden çekin Hüseyin Kısaç tarafından da ciro edildiğini,
2. Çekin iş makinelerinin tesliminden önce avans olarak verildiğini, bu hususun ticari defter incelemesiyle görüleceğini,
3. Çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, davalının çeki Hüseyin Kısaç'ın kendisine olan borcunun ödenmesi amacıyla verildiğini iddia ederek bağlantısız bileşik ikrarda bulunduğunu, davalının çekin Hüseyin Kısaç'ın aldığı borcun ödenmesi maksadıyla verildiği iddiasını kanıtlaması gerektiğini, ancak davalının bunu kanıtlayamadığını,
4. Maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin Bayyurt Madencilik tarafından keşide edilen 30.03.2015 keşide tarihli ve 250.000,00 TL bedelli çek olduğu, lehtarının Tivoli Maden firması olduğu, çekin sırasıyla lehtar tarafından Hüseyin Kısaç'a, onun tarafından ise davalıya ciro edildiği, akdi ilişkinin davalı tarafından inkar edildiği, taraflar arasında iş makinesi satışına dair bir sözleşme bulunduğunu ve çekin de bu sözleşme gereğince avans olarak verildiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, ancak çekin şirket yetkilisi tarafından davalıya ciro edildiği, bu durumda, doğrudan davacı şirket tarafından ciro edilmeyen çek nedeniyle davacının iddiasını kanıtlayamadığı, davacının ticari defter kayıtlarının da tek başına iddiasını ispata elverişli olmadığı, davacı tarafından teklif edilen yeminin de davalı tarafından usulüne uygun olarak eda edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya avans olarak verildiği iddia olunan takip konusu çekin bedelinin dava dışı çek keşidecisi tarafından davalıya ödenmesinin üzerine, çek bedelinin istirdadına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali şartlarının oluşup oluşmadığı ve vekalet ücreti noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920413400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz