6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali | Kararın kaldırılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5736 E. 2023/285 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf başvurusunun reddi uyuşmazlık konusu kaldırma ve yeniden hüküm kâr dağıtımı ortalama tüketici ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması eksik inceleme yükleten (shipper) iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacı şirketin “fit” ibareli markaları arasında iltibas oluşacak düzeyde benzerlik olmadığı, tüketicilerin bu markalar arasında ilişki kurma riskinin mevcut olmadığı, davacı şirketçe “fit” ibareli markalarının 556 sayılı Markalar Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 nci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık vasfını haiz olduğunun ispatlanamadığı, somut dava yönünden 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanabilirliğinin bulunmadığı ayrıca markalar arasında iltibas bulunmadığından kötü niyetten de bahsedilemeyeceği, dava konusu başvuru yönünden hükümsüzlük ve YİDK kararının iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına davacı vekilince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; fit ibaresinin gıda emtiası bakımından zayıf bir ibare olmayıp ayırt ediciliği yüksek olduğunu, markanın esas unsurunun müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın ise müvekkili adına tescilli “fit” ibaresini aynen içeren ve arkasına hiçbir ayırt ediciliği olmayan active kelimesinin eklenmesi ile oluşturulan “sek fit active” şeklinde olduğunu, sek ve active ibarelerinin işbu davada yapılacak iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, markalar arasında iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, Mahkeme kararında markaların tescil sınıflarının benzerliğinin iltibası arttırmaya yönelik etkisine değinilmemesi eksik inceleme niteliğinde olduğunu, Mahkemece iltibas incelemesi yapılırken ortalama tüketici kriterinin yanlış yorumlandığını, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başvurusunun "SEK FIT & ACTIVE"+şekil ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise "Fit" asıl unsurundan oluştuğu, davalının"sek fıt actıve şekil" ibareli markasında, Sek markasının çatı marka olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağı, davacının itirazına mesnet markasının aynen davalının başvurusu içerisinde bulunduğu, taraf markaları arasında ibareler yönünden de 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde görsel ve işitsel benzerliğinin bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, davalı Şirket adına tescil edilen 2016/106486 sayılı "SEK FIT & ACTIVE"+Şekil ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markalarındaki ibareler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak şekilde bir benzerliğin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince davalı başvuru markasında bulunan SEK ibaresinin çatı marka olduğu, başvurudaki FİT ibaresinin esas unsur olduğunu, esas unsurlarında benzer olması nedeniyle karıştırılma ihtimali oluşacağı şeklindeki tespitine katılmadıklarını, başvuru markasının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, FİT ibaresinin çekişmeli mallar bakımından piyasada çok sayıda firma tarafından yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenle ayırt ediciliği son derece düşük zayıf bir ibare olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin başvuru markasındaki esas unsurun SEK ibaresi olduğunu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markalar arasında bu nedenle ilk bakışta iltibasa neden olacak bir benzerliğin bulunmadığını, müvekkili markasının süt sektöründe tanınmış bir marka olup TürkPatent nezdinde tanınmış marka olarak yayınlandığını, müvekkili firmanın markası şekil ve birden fazla kelimeden ibaret olduğundan, Yargıtay kararlarında da kabul olunduğu üzere, bu tür markaların diğer markalar ile karışıp karışmadığı hususu irdelenirken markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerektiğini, bu itibarla müvekkiline ait marka ile davacı markası arasında, iltibasa sebebiyet verecek derecede, görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın yönleri nazara alınarak ve bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini, müvekkil firmanın SEK FİTAKİ ibareli markasının hükümsüzlüğü talebi ile açılmış olan davada da Mahkemece dava konusu YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını belirtilerek davanın reddine karar verildiği ve Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/1174 E. ve 2021/417 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, bu davanın da yukarıda belirtilen dava ile aynı mahiyette olup davacının talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, YDİK kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ziya

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6467 E. 2023/1426 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8687 E. 2023/2846 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4168 E. 2024/6586 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/5736 E.  ,  2023/285 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ...Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Kabul

Taraflar arasındaki, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 2016/106486 sayılı ve "SEK FIT & ACTIVE" ibareli marka tescil başvurusunun 12.01.2017 tarih ve 268 sayılı bültendeki yayınına, bu markanın müvekkilinin "FİT" ibareli markaları ile iltibasa neden olacağı ve aynı sınıfta tescili istendiği için itiraz edildiğini; ancak itirazının Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, müvekkili adına yayına itirazın yeniden incelenmesi için yapılan 15.09.2017 tarihli ek itiraz neticesinde ise YİDK tarafından "... uyuşmazlık konusu markaların bütünüyle bıraktığı görsel, işitsel ve kavramsal izlenimin de birbirinden önemli ölçüde farklılaşmış olması gibi hususlar birlikte dikkate alındığında, markalar arasındaki farklılıkların benzerliklere göre daha belirleyici rol oynadığı ve söz konusu farklılıkların markalar arasında karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek etkide olduğu kanaatine varılmıştır." denilerek itirazın reddine karar verildiğini, davalı Kurumun gerekçesinin hukuki sebeplerden uzak olduğunu ileri sürerek 2016/106486 sayılı "SEK FIT & ACTIVE"+şekil markasının tesciline ilişkin 2017/M-8667 sayılı YİDK kararının iptaline, tescil halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve kanuna uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın tescilini talep ettiği "sek fit&active şekil" ibaresinde sek ibareli şeklin esaslı unsur olduğunu ve davaya konu markaların ilk bakışta kolaylıkla ayırt edilebildiğini, markaların iltibasa neden olacak bir benzerlik taşımadıklarının açıkça ortada olduğunu, müvekkili firmanın, süt sektörünün en eski ve en tanınan markalarından olan SEK markası ile süt ürünleri üretimini gerçekleştirdiğini ve ürünlerini tüm Türkiye çapında satış ve dağıtımın gerçekleştirdiğini, SEK markasının tanınmış marka olarak yayınlandığını ve SEK markasının ayrıca sektörel tanınmış olarak da kabul olunduğunu, Türkiye'de süt sektörünün en eski markalarından olan ve Sek markasının başka bir markanın tanınmışlığından istifade edeceği yönündeki beyanların yerinde olmadığını, markanın bir bütün olarak ele alınması ve marka bölünmeksizin markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacı şirketin “fit” ibareli markaları arasında iltibas oluşacak düzeyde benzerlik olmadığı, tüketicilerin bu markalar arasında ilişki kurma riskinin mevcut olmadığı, davacı şirketçe “fit” ibareli markalarının 556 sayılı Markalar Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 nci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık vasfını haiz olduğunun ispatlanamadığı, somut dava yönünden 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanabilirliğinin bulunmadığı ayrıca markalar arasında iltibas bulunmadığından kötü niyetten de bahsedilemeyeceği, dava konusu başvuru yönünden hükümsüzlük ve YİDK kararının iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına davacı vekilince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; fit ibaresinin gıda emtiası bakımından zayıf bir ibare olmayıp ayırt ediciliği yüksek olduğunu, markanın esas unsurunun müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın ise müvekkili adına tescilli “fit” ibaresini aynen içeren ve arkasına hiçbir ayırt ediciliği olmayan active kelimesinin eklenmesi ile oluşturulan “sek fit active” şeklinde olduğunu, sek ve active ibarelerinin işbu davada yapılacak iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, markalar arasında iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, Mahkeme kararında markaların tescil sınıflarının benzerliğinin iltibası arttırmaya yönelik etkisine değinilmemesi eksik inceleme niteliğinde olduğunu, Mahkemece iltibas incelemesi yapılırken ortalama tüketici kriterinin yanlış yorumlandığını, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başvurusunun "SEK FIT & ACTIVE"+şekil ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise "Fit" asıl unsurundan oluştuğu, davalının"sek fıt actıve şekil" ibareli markasında, Sek markasının çatı marka olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağı, davacının itirazına mesnet markasının aynen davalının başvurusu içerisinde bulunduğu, taraf markaları arasında ibareler yönünden de 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde görsel ve işitsel benzerliğinin bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, davalı Şirket adına tescil edilen 2016/106486 sayılı "SEK FIT & ACTIVE"+Şekil ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markalarındaki ibareler arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak şekilde bir benzerliğin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince davalı başvuru markasında bulunan SEK ibaresinin çatı marka olduğu, başvurudaki FİT ibaresinin esas unsur olduğunu, esas unsurlarında benzer olması nedeniyle karıştırılma ihtimali oluşacağı şeklindeki tespitine katılmadıklarını, başvuru markasının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, FİT ibaresinin çekişmeli mallar bakımından piyasada çok sayıda firma tarafından yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenle ayırt ediciliği son derece düşük zayıf bir ibare olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin başvuru markasındaki esas unsurun SEK ibaresi olduğunu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markalar arasında bu nedenle ilk bakışta iltibasa neden olacak bir benzerliğin bulunmadığını, müvekkili markasının süt sektöründe tanınmış bir marka olup TürkPatent nezdinde tanınmış marka olarak yayınlandığını, müvekkili firmanın markası şekil ve birden fazla kelimeden ibaret olduğundan, Yargıtay kararlarında da kabul olunduğu üzere, bu tür markaların diğer markalar ile karışıp karışmadığı hususu irdelenirken markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerektiğini, bu itibarla müvekkiline ait marka ile davacı markası arasında, iltibasa sebebiyet verecek derecede, görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın yönleri nazara alınarak ve bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini, müvekkil firmanın SEK FİTAKİ ibareli markasının hükümsüzlüğü talebi ile açılmış olan davada da Mahkemece dava konusu YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını belirtilerek davanın reddine karar verildiği ve Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/1174 E.

ve 2021/417 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, bu davanın da yukarıda belirtilen dava ile aynı mahiyette olup davacının talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, YDİK kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906953100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.