Gerçeği yansıtmayan mali tabloya dayanan ibra ve bilanço onayı iptal edilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4680 E. 2023/313 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilgi alma ve inceleme hakkı (TTK 437)↗ ibra↗ bilanço onayı↗ dürüst resim ilkesi↗ kâr payı dağıtılmaması↗ ispat yükü↗ olağanüstü yedek akçe↗ oydan yoksunluk (TTK 436)↗ huzur hakkı↗
Gerekçe özeti
Şirketin mali tabloları gerçeği yansıtmıyor ve ortakların bilgi alma/inceleme hakkı (TTK 437) ihlal edilmişse, bu tablolara dayanan bilanço onayı ile ibra kararları dürüstlük kuralına aykırı olup iptal edilir. Kâr payı hakkının ihlal edilmediğini somut delille ispat yükü şirkette olup soyut açıklama yetmez; kârın gerekçesiz yedek akçeye ayrılması iyi niyete aykırıdır. Buna karşılık ibra edilmeme/bilanço onaylanmama yönetim kurulunun yeniden seçimine engel değildir ve YK seçiminde özel oydan yoksunluk hâli yoktur (TTK 436); şirketin büyüklüğüyle orantılı huzur hakkı iptal edilmez.
Ele alınan sorunlar
Bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkin kararın iptali (bilgi alma hakkının ihlali) → kabul
İddia: Davalı, kasa hesabı kayıtları nedeniyle mali tabloların gerçeği yansıtmadığı görüşünün yerinde olmadığını, salt kasa kayıtları nedeniyle bilanço onayının iptal edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin defter ve kayıtlarında kasa kayıtları gerçeği yansıtmamakta, kasa defterinde kayıtlı bedeller gerçekte kasada bulunmamakta ve bu kasa açığı bilançoda açıklanmamış, genel kurulda ortaklara bilgi verilmemiştir. Bu nedenle sunulan bilanço ve gelir tablosu gerçeği yansıtmamakta olup, ortakların TTK 437'de düzenlenen bilgi alma ve inceleme hakkı ihlal edilmiştir. Bilgi alma hakkı ihlal edilen ortakların bilançonun onaylanmasında gerekli incelemeyi yaparak oy kullandığından söz edilemeyeceğinden bilanço onayı kararı iptal edilmelidir (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi).
Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın iptali → kabul
İddia: Davalı, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı oy çokluğuyla ibra edildiğini, bilançoların kabulünden bağımsız açık bir ibra kararı bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Mali tabloların gerçeği yansıtmadığı ve ortaklara gerekli açıklama yapılmayarak bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan, ortaklar mali tabloları inceleyip değerlendirdikten sonra ibra yönünde oy kullanabilecekken bu eksiklikler üzerine alınan ibra kararı dürüstlük kurallarına uygun değildir ve iptali gerekir (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi).
Kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararın iptali (ispat yükü) → kabul
İddia: Davalı, şirketin kâr payı dağıtmasının kanunen zorunlu olmadığını, kâr payı dağıtılmamasına ilişkin 7 numaralı kararın hukuka uygun olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Kâr payı hakkının ihlal edilmediğinin ispat yükü davalı şirkettedir. Kârın olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa dahi, davalının bunu yargılama sırasında açıklayıp somut delillerle ispat etmesi gerekirken davalı yalnızca soyut beyanlarla açıklama yapmıştır. Bu durumda kâr payının dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararı kanun, ana sözleşme ve özellikle iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığından iptali gerekir (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi).
Yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçimine ilişkin kararın iptali → ret
İddia: Davacılar, şirketi zarara uğratan yöneticilerin yeniden seçilmesinin hukuka aykırı olduğunu, TTK 393 uyarınca menfaat çatışması hâlinde oy kullanamayacaklarını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Önceki yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemiş ve şirket bilanço/hesaplarının onaylanmamış olması, bu üyelerin yeniden seçilmesine engel teşkil etmez; ibra edilmeme ve bilanço onaylanmama, üyelerin şirketi zarara uğrattığı ve hukuki sorumluluklarının doğduğu sonucunu doğurmaz. Oydan yoksunluk hâlleri TTK 436'da düzenlenmiş olup yönetim kurulu üyeliği seçiminde özel bir oydan yoksunluk hâli düzenlenmediğinden ortaklar kendi seçimlerinde oydan yoksun değildir; kaldı ki seçilen ortaklar oy kullanmasa dahi olumlu oyların oranı dikkate alındığında karar yeter sayısına ulaşılmıştır.
Yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkının iptali → ret
İddia: Davacılar, yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkının şirketin kârı dikkate alındığında fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin büyüklüğü, kârı, cirosu, takdir edilen huzur hakkı ile yönetim kurulu üyelerinin harcadığı mesai ve aldığı sorumluluk dikkate alındığında huzur hakkı makul olup iptalini gerektiren bir yön bulunmamaktadır (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi).
Emsal değeri
Gerçeği yansıtmayan mali tabloya dayanan bilanço onayı ve ibranın iptali, kâr dağıtmamada ispat yükünün şirkette olması ve ibra edilmemenin yeniden seçime engel olmaması yönünde onanan gerekçe emsal değer taşır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararının iptali | Özel denetçi tayini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6419 E. 2023/818 K.
Ortak:huzur hakkı · ibra
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurulda kanun ve ana sözleşmede öngörülen toplantı ve karar «nisaplarına» uygun oylama sonucunda karar alındığı, 6102 sayılı Kanun'da ve şirket ana sözleşmesinde söz konusu kararlar için ağırlaştırılmış karar «nisabı» öngörülmediği, önceki «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemesi ve şirket bilanço ve hesaplarının onaylanmamış olmasının, önceki yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine engel teşkil etmediği, bilançonun onaylanmaması ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesinin, önceki yönetim kurulu üyelerinin «şirketi zarara» uğrattığı ve hukuki sorumluluklarının doğduğu sonucununu doğurmayacağı, «oydan yoksunluk» hâllerinin 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinde düzenlendiği, yönetim kurulu üyeliklerinin seçiminde özel oydan yoksunluk hâli düzenlenmediği, buna göre şirket ortakları kendilerinin yönetim kurulu üyeliklerine seçiminde oydan yoksun olmadığı, kaldı ki «toplantı tutanağına» göre yönetim kurulu üyeliklerine seçilen ortaklar oy kullanmasa bile olumlu oy kullanan pay sahiplerinin oranı dikkate alındığında karar yeter sayısına ulaşıldığı, şirketin büyüklüğü, şirketin karı, cirosu, takdir edilen «huzur hakkı», yönetim kurulu üyelerinin harcadığı mesai ve sorumluluk dikkate alındığında huzur hakkının makul olduğu, davalı şirketin «defter» ve kayıtlarının incelenmesinde kasa kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, kasa defterlerinde kayıtlı olan bedellerin gerçekte şirket kasasında bulunmadığı, bu «kasa açığının» bilançoda açıklamasının yapılmadığı, genel kurulda bu konuda ortaklara bilgi verilmediği, mali tablolara doğru yansıtılmadığı, bu nedenle genel kurul toplantısına sunulan bilançonun ve gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığı, bu konuda genel kurulda açıklama yapılarak ortaklara bilgi verilmediğinden 6102 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinde belirtilen bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği, genel kurula katılarak oy kullanan ortakların bilgi alma ve inceleme hakları ihlal edildiğinden ortakların bilançonun onaylanmasında gerekli incelemeleri yaparak oy kullandıklarından bahsedilemeyeceği, mali tabloların gerçeği yansıtmadığı, bu konuda genel kurulda ortaklara gerekli açıklama yapılarak bilgi de verilmediği, ortakların bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan ortaklar mali tabloları inceleyerek değerlendirme sonucuna göre yönetim kurulu üyelerinin ibra edilip edilmemesine ilişkin oy kullanacaklarından, söz konusu eksiklikler üzerine alınan ibra kararının «dürüstlük kurallarına» uygun olmadığı, «kar payı hakkının» ihlal edilmediğinin «ispat yükünün» davalı şirkette olduğu, kârın, olağanüstü «yedek akçeye» ayrılmasına ilişkin karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerektiği, davalının soyut beyanlarla kâr «payı dağıtılmaması» kararının gerekçelerini açıkladığı, bu durumda, kâr payının dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının Kanun, ana sözleşme ve özellikle iyi niyet kuralla …
… unun onaylanmasına ilişkin (4) numaralı kararının iptali gerektiği, mali tabloların gerçeği yansıtmadığı hususunun sabit olduğu, bu tablolara göre yönetim kurulunun «ibrası» söz konusu olamayacağından gerçeğe uygun düzenlenmiş mali tabloların incelenip değerlendirilmesinden sonra yönetim kurulunun ibrasının değerlendirilmesi gerekeceğinden (5) numaralı kararın iptali gerektiği, «yönetim kurulu» seçimi konusunda davalı şirket «esas sözleşmesinde» ağırlaştırıcı «nisap» öngörülmediği, yine sözleşmede azınlıkta kalan pay sahiplerine yönetim kuruluna «temsilci» seçtirme imkanı verecek bir grup imtiyazı da öngörülmediği, bu durumda «anonim şirketler» hukukuna hakim olan çoğunluk ilkesi gereği karar çoğunluk oylarıyla alınacağından yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin 31.12.2016 tarihi itibariyle 5.657.523,12 TL «dağıtılmamış» geçmiş yıllar kârı, 2016 yılına ait ise 368.057,44 TL kârı bulunduğunun tespit edildiği, şirketin 2013, 2014, 2015 yıllarında kâr dağıtmadığı, yönetim kurulu iç ve dış ekonomik koşulları ve şirket menfaatlerini ileri sürerek kâr dağıtmama önerisinde bulunduğu, şirketin mali durumunun ve likiditesinin kâr dağıtımı yapmaya elverişli olduğu, davacıların sermaye şirketinde ortak olmakla öncelikli amaçlarının kâr elde etmek olduğu, şirkete uzun yıllardır kâr «payı» dağılmamasının hak, adalet ve hukuka uygun olmayacağı, genel kurulun kâr dağıtmama yönündeki (5) numaralı kararının iptalinin gerektiği, şirketin bilanço ve gelir …
İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «şirketi zarara» uğratan faaliyette bulunan şirket yöneticilerinin yeniden seçilmesine ilişkin kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 393 üncü maddesi uyarınca yöneticilerin «menfaat çatışması» olması hâlinde oylamaya katılamayacaklarının düzenlendiğini, «yönetim kurulu» üyelerine «huzur hakkı» tanınmasının dürüstlük ve eşit işlem ilkeleriyle bağdaşmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar veri …
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurulun 5 inci maddesinde oylaması yapılan hususun «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin olduğunu, «ibra» oylamasında «oydan yoksunluğun» 6102 sayılı Kanun’un 436 ncı maddesine dayandığını ve «emredici» nitelikte olduğunu, bu nedenle müvekkilin «muhalefet şerhi» olsun ya da olmasın dava dilekçesinde bu yönde yapılan itirazların ve iptal sebeplerinin Mahkemece incelenmesi ve ibra oylaması için gerekli «nisabın» sağlanıp sağlanamadığı hususlarının araştırılması gerektiğini, muhalefet şerhi bulunmadığından bahisle davanın reddine ilişkin gerekçenin doğru olmadığını, muhasebe ilkelerine ve vergi mevzuatına aykırı, gerçek durumu yansıtmayan bir bilanço söz konusu olduğundan işbu bilanço ve sair finansal tablolara istinaden alınan ibra kararının «mutlak butlanla» batıl olduğunu, her ne kadar oy çokluğu ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiş ise de söz konusu karar bilançoların gerçeği yansıtmaması ve davalı şirket hesaplarında yapılan usulsüzlükler nedeniyle «geçersiz» olduğunu, gündemin 4 üncü maddesinin sondan bir paragraf öncesi incelendiğinde ...'ın karara şerh düştüğünü, karar aleyhine oy kullanan pay sahibinin kim olduğu açıkça «toplantı tutanağından» anlaşıldığı durumlarda ayrıca karara muhalif olunduğunun yazılmasının gerekmediğini, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:oydan yoksunluk · genel kurul kararının butlanı · bilgi alma hakkı · mutlak butlan · özel denetçi · karar nisabı · toplantı tutanağı · muhalefet şerhi
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurulun 5 inci maddesinde oylaması yapılan hususun «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin olduğunu, «ibra» oylamasında «oydan yoksunluğun» 6102 sayılı Kanun’un 436 ncı maddesine dayandığını ve «emredici» nitelikte olduğunu, bu nedenle müvekkilin «muhalefet şerhi» olsun ya da olmasın dava dilekçesinde bu yönde yapılan itirazların ve iptal sebeplerinin Mahkemece incelenmesi ve ibra oylaması için gerekli «nisabın» sağlanıp sağlanamadığı hususlarının araştırılması gerektiğini, muhalefet şerhi bulunmadığından bahisle davanın reddine ilişkin gerekçenin doğru olmadığını, muhasebe ilkelerine ve vergi mevzuatına aykırı, gerçek durumu yansıtmayan bir bilanço söz konusu olduğundan işbu bilanço ve sair finansal tablolara istinaden alınan ibra kararının «mutlak butlanla» batıl olduğunu, her ne kadar oy çokluğu ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiş ise de söz konusu karar bilançoların gerçeği yansıtmaması ve davalı şirket hesaplarında yapılan usulsüzlükler nedeniyle «geçersiz» olduğunu, gündemin 4 üncü maddesinin sondan bir paragraf öncesi incelendiğinde ...'ın karara şerh düştüğünü, karar aleyhine oy kullanan pay sahibinin kim olduğu açıkça «toplantı tutanağından» anlaşıldığı durumlarda ayrıca karara muhalif olunduğunun yazılmasının gerekmediğini, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tüm bu maddelerin oylanması sırasında davacının sadece «olumsuz» oy kullandığı, «muhalefet şerhini» tutanağa geçirtmediği, sadece 4 numaralı gündem maddesi görüşülür iken «bilgi alma hakkını» ve şirket iş ve işlemlerinin denetlenmesi için «özel denetçi» atanmasını talep ettiğini bildirdiği, her ne kadar davacı tarafından 5 inci maddenin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmesi talep edilmiş olup «genel kurul kararının butlanla» batıl olduğunu ileri sürmek için toplantıda muhalefet şerhi konulması zorunlu değil ise de 5 inci madde iptale tabi kararlardan olup batıl kararlardan olmadığı, davacının genel kurul toplantısında bizzat hazır olduğu, iptalini istediği maddeler yönünden olumsuz oy kullanmasına rağmen ilgili maddelere dair muhalefet şerhini tutanağa geçirmediği, davacının 6102 sayılı Kanun'un 437 ve 438 inci madde kapsamında bilgi alma ve inceleme hakkı ve özel denetim isteme hakkının alınan kararlara muhalefet olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bizzat katıldığı 12.10.2017 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 numaralı karar 2016 yılı hesap dönemine ilişkin finansal tabloların okunması, müzakeresi ve onaylanmasına ilişkin olup davacının oylama öncesi söz alarak «bilgi alma hakkını» ileri sürerek «özel denetçi» atanmasını talep ettiği; ancak davacının «muhalefet şerhinin» bulunmadığı, 5 numaralı karar «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin olup davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 6 numaralı karar 2016 yılına ait kârın ortaklara «dağıtımına» ilişkin olup davacının yukarıdaki sorularının cevaplanmasını talep ettiği; ancak muhalefet şerhinin bulunmadığı, 7 numaralı karar yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olup davacının üyelik talebinin oy çokluğuyla reddedildiği, davacının söz alarak yukarıda belirttiği hususlara ilişkin haklarını saklı tuttuğu; ancak davacının bu karara katılarak olumlu oy kullandığı, 8 numaralı karar ise yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarının tespitine ilişkin olup davacının her üyenin aynı bedeli alması gerektiğini ifade ettiği; ancak davacının bu karara yönelik de muhalefet şerhinin bulunmadığı, bu kapsamda davalı şirket genel kurulunda alınan ve dava konusu olan 4 numaralı kararda davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 5 numaralı kararda davacının muhalefet şerhi bulunmadığı gibi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oyalamada yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığının da anlaşılmasına göre oy «nisabına» ilişkin bir eksiklik ve bu nedenle «butlan» koşullarının bulunmadığı, 6 numaralı kararda davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı, 7 numaralı kararda davacının olumlu oy kullanması nedeniyle dava şartı mevcut olmadığı gibi kararda kanun ve ana sözleşme hükümlerine de bir aykırılık bulunmadığı, 8 numaralı kararda ise davacının muhalefet şerhi bulunmadığından dava konusu 4, 6, ve 8 numaralı kararlar yönünden dava «şartı yokluğu» nedeniyle, 5 ve 7 numaralı kararlar yönünden ise butlan ve iptal koşulları mevcut olmadığından davanın reddi gerekirken, tüm kararlar yönünden davanın dava şartı y …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin olağan genel kuruluna katılarak alınan kararlara «olumsuz» oy kullanarak muhalif kaldığını, kaldı ki alınan kararların batıl olması halinde «muhalefet şerhinin» tutanağa geçirilip geçirilmediğinin bir öneminin bulunmadığını, alınan kararların batıl olup olmadığı değerlendirilmeden karar verildiğini, 4 üncü maddede alınan k …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4663 E. 2019/4105 K.
Ortak:ibra · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… unun onaylanmasına ilişkin (4) numaralı kararının iptali gerektiği, mali tabloların gerçeği yansıtmadığı hususunun sabit olduğu, bu tablolara göre yönetim kurulunun «ibrası» söz konusu olamayacağından gerçeğe uygun düzenlenmiş mali tabloların incelenip değerlendirilmesinden sonra yönetim kurulunun ibrasının değerlendirilmesi gerekeceğinden (5) numaralı kararın iptali gerektiği, «yönetim kurulu» seçimi konusunda davalı şirket «esas sözleşmesinde» ağırlaştırıcı «nisap» öngörülmediği, yine sözleşmede azınlıkta kalan pay sahiplerine yönetim kuruluna «temsilci» seçtirme imkanı verecek bir grup imtiyazı da öngörülmediği, bu durumda «anonim şirketler» hukukuna hakim olan çoğunluk ilkesi gereği karar çoğunluk oylarıyla alınacağından yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin 31.12.2016 tarihi itibariyle 5.657.523,12 TL «dağıtılmamış» geçmiş yıllar kârı, 2016 yılına ait ise 368.057,44 TL kârı bulunduğunun tespit edildiği, şirketin 2013, 2014, 2015 yıllarında kâr dağıtmadığı, yönetim kurulu iç ve dış ekonomik koşulları ve şirket menfaatlerini ileri sürerek kâr dağıtmama önerisinde bulunduğu, şirketin mali durumunun ve likiditesinin kâr dağıtımı yapmaya elverişli olduğu, davacıların sermaye şirketinde ortak olmakla öncelikli amaçlarının kâr elde etmek olduğu, şirkete uzun yıllardır kâr «payı» dağılmamasının hak, adalet ve hukuka uygun olmayacağı, genel kurulun kâr dağıtmama yönündeki (5) numaralı kararının iptalinin gerektiği, şirketin bilanço ve gelir …
… konusu genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkin 4 sayılı kararın iptali gerektiği yönünde görüş bildirdiğini, bu görüşün yerinde olmadığını, «yönetim kurulu» üyelerinin her birinin oyçokluğuyla «ibra» edildiğini, kararın usule ve yasaya uygun olduğunu, bilirkişi kurulu 4 numaralı kararın iptali gerektiği yönünde görüş bildirdiğinden 5 numaralı ibra kararının da bundan etkileneceğini, bu nedenle 5 numaralı kararın da iptali gerektiğini bildirdiğini, bilançoların kabulü kararlarından ayrı olarak «pay sahipleri» çoğunluğunun aldığı açık bir ibra kararı bulunduğunu, toplantıya katılan çoğunluğu oluşturan pay sahiplerinin özgür iradelerinin ibra yönünde olduğunu, genel kurul toplantısının da usule ve yasaya uygun olarak yapıldığını, kâr «payı dağıtılmamasına» ilişkin 7 numaralı genel kurul kararının da iptali gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, kâr payı dağıtılmamasına ilişkin 7 numaralı genel kurul kararının 6102 s …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurulda kanun ve ana sözleşmede öngörülen toplantı ve karar «nisaplarına» uygun oylama sonucunda karar alındığı, 6102 sayılı Kanun'da ve şirket ana sözleşmesinde söz konusu kararlar için ağırlaştırılmış karar «nisabı» öngörülmediği, önceki «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemesi ve şirket bilanço ve hesaplarının onaylanmamış olmasının, önceki yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine engel teşkil etmediği, bilançonun onaylanmaması ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesinin, önceki yönetim kurulu üyelerinin «şirketi zarara» uğrattığı ve hukuki sorumluluklarının doğduğu sonucununu doğurmayacağı, «oydan yoksunluk» hâllerinin 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinde düzenlendiği, yönetim kurulu üyeliklerinin seçiminde özel oydan yoksunluk hâli düzenlenmediği, buna göre şirket ortakları kendilerinin yönetim kurulu üyeliklerine seçiminde oydan yoksun olmadığı, kaldı ki «toplantı tutanağına» göre yönetim kurulu üyeliklerine seçilen ortaklar oy kullanmasa bile olumlu oy kullanan pay sahiplerinin oranı dikkate alındığında karar yeter sayısına ulaşıldığı, şirketin büyüklüğü, şirketin karı, cirosu, takdir edilen «huzur hakkı», yönetim kurulu üyelerinin harcadığı mesai ve sorumluluk dikkate alındığında huzur hakkının makul olduğu, davalı şirketin «defter» ve kayıtlarının incelenmesinde kasa kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, kasa defterlerinde kayıtlı olan bedellerin gerçekte şirket kasasında bulunmadığı, bu «kasa açığının» bilançoda açıklamasının yapılmadığı, genel kurulda bu konuda ortaklara bilgi verilmediği, mali tablolara doğru yansıtılmadığı, bu nedenle genel kurul toplantısına sunulan bilançonun ve gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığı, bu konuda genel kurulda açıklama yapılarak ortaklara bilgi verilmediğinden 6102 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinde belirtilen bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği, genel kurula katılarak oy kullanan ortakların bilgi alma ve inceleme hakları ihlal edildiğinden ortakların bilançonun onaylanmasında gerekli incelemeleri yaparak oy kullandıklarından bahsedilemeyeceği, mali tabloların gerçeği yansıtmadığı, bu konuda genel kurulda ortaklara gerekli açıklama yapılarak bilgi de verilmediği, ortakların bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan ortaklar mali tabloları inceleyerek değerlendirme sonucuna göre yönetim kurulu üyelerinin ibra edilip edilmemesine ilişkin oy kullanacaklarından, söz konusu eksiklikler üzerine alınan ibra kararının «dürüstlük kurallarına» uygun olmadığı, «kar payı hakkının» ihlal edilmediğinin «ispat yükünün» davalı şirkette olduğu, kârın, olağanüstü «yedek akçeye» ayrılmasına ilişkin karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerektiği, davalının soyut beyanlarla kâr «payı dağıtılmaması» kararının gerekçelerini açıkladığı, bu durumda, kâr payının dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının Kanun, ana sözleşme ve özellikle iyi niyet kuralla …
Benzer bu kararda… l tabloların okunmadığı gerekçesiyle gündemin ... ve .... maddeleri gereğince alınan kararların iptalinin talep edildiği, Türk Ticaret Kanunu’nun 409.maddesine göre «faaliyet raporlarının», 437. maddesine göre ise finansal tabloların okunmasının değil, müzakere edilmesinin zorunlu olduğu, davacı pay sahibinin faaliyet raporları ve finansal tabloların birer suretini alarak incelediği, genel kurul toplantısında davacı şirket «temsilcilerinin» faaliyet raporları ve finansal tablolarla ilgili olarak çeşitli sorular sordukları ve bu soruların davalı şirket yetkilileri tarafından cevaplandırıldığı böylece faaliyet raporlarının ve «finansal tabloların müzakere» edildiği buna göre finansal tabloların ve faaliyet raporlarının okunmamasının kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı, davacı tarafça «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin gündemin .... maddesi uyarınca alınan kararın, finansal tabloların müzakere edilmemesi ve «ibra» kararlarının ...'nın 436/.... maddesinde düzenlenen «oydan yoksunluk» hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle iptalinin talep edildiği, genel kurulda «pay sahipleri» oy çokluğuyla «finansal tabloları onayladıklarından» yönetim kurulu kararlarının ibrasına ilişkin olarak alınan kararın finansal tabloların müzakere edilmediği veya onaylanmadığı gerekçesiyle iptali yönündeki davacı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:finansal tabloların onaylanması · finansal tabloların müzakeresi · oydan yoksunluk · faaliyet raporu · taleple bağlılık · esas sözleşme · pay sahipliği · kâr mahrumiyeti
Benzer bu kararda… l tabloların okunmadığı gerekçesiyle gündemin ... ve .... maddeleri gereğince alınan kararların iptalinin talep edildiği, Türk Ticaret Kanunu’nun 409.maddesine göre «faaliyet raporlarının», 437. maddesine göre ise finansal tabloların okunmasının değil, müzakere edilmesinin zorunlu olduğu, davacı pay sahibinin faaliyet raporları ve finansal tabloların birer suretini alarak incelediği, genel kurul toplantısında davacı şirket «temsilcilerinin» faaliyet raporları ve finansal tablolarla ilgili olarak çeşitli sorular sordukları ve bu soruların davalı şirket yetkilileri tarafından cevaplandırıldığı böylece faaliyet raporlarının ve «finansal tabloların müzakere» edildiği buna göre finansal tabloların ve faaliyet raporlarının okunmamasının kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı, davacı tarafça «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin gündemin .... maddesi uyarınca alınan kararın, finansal tabloların müzakere edilmemesi ve «ibra» kararlarının ...'nın 436/.... maddesinde düzenlenen «oydan yoksunluk» hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle iptalinin talep edildiği, genel kurulda «pay sahipleri» oy çokluğuyla «finansal tabloları onayladıklarından» yönetim kurulu kararlarının ibrasına ilişkin olarak alınan kararın finansal tabloların müzakere edilmediği veya onaylanmadığı gerekçesiyle iptali yönündeki davacı …
Fıkrası gereğince pay sahibi olan «yönetim kurulu» üyesi Raif Ali Dönçkök vekili tarafından pay sahibine ait ....000 adet paydan ... oy hakkı kullanılmadığı gibi ...'nın 436. maddesine göre hakim şirketin «oydan yoksunluğuna» dair bir hüküm bulunmadığı, davacı tarafça, yönetim kurulu üyelerine ...'nın 395 ve 396.maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine ilişkin gündemin ....maddesi uyarınca alınan kararın, oydan «mahrumiyet» kuralına aykırı davranıldığı gerekçesiyle iptalinin istendiği, pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi Raif Ali Dinçkök vekili tarafından pay sahibine ait ....000 adet paydan ... oy hakkı kullanılmadığı gibi ...'nın 436.maddesine göre hakim şirketin oydan yoksunluğuna dair bir hüküm bulunmadığı, ancak yönetim kurulu üyesi Nilüfer Dinçkök Çiftçi'ye kazanç «payı» verilmesine ilişkin gündemin ....maddesinin kazanç payının sadece bir kişiye «dağıtılmasının» «dürüstlük kuralına» ve eşit işlem kuralına aykırı olduğu gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; ... ....
Mahkemece alınan kararlarda kanuna, iyi niyet kurallarına, «dürüstlük kuralına», «esas sözleşmeye» aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Davacı tarafça ... nolu kararın kazanç «payının» «yönetim kurulu» üyesi Nilüfer Dinçkök Çiftçi'ye «dağıtılmasına» ilişkin bölümünün iptali talep edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da karar yerinde ... nolu kararın bu kısmına ilişkin değerlendirmeler yapılarak, kazanç dağıtımının eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirlenmiş ancak kararın hüküm bölümünde 6100 sayılı HMK’nın .... maddesinde düzenlenen «taleple bağlılık» ilkesini ihlal edecek şekilde ... nolu kararın tamamının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek ger …
-
Oydan yoksunluk, ibra nisabı ve kâr dağıtım oranının yargısal denetimi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4050 E. 2020/2455 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4680 E. , 2023/313 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların ortağı olduğu davalı şirketin 10.07.2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında genel kurulca kabul edilen 2016 yılı bilanço ve gelir tablosunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) uygun düzenlenmediğini, kasa bakiyesinin fiktif olduğunu, banka kredilerinin nerede kullanıldığının anlaşılmadığını, bilançoda yer alan bir çok hususun gerçeği yansıtmadığını, sıralı ve sistematik, hileli ve usulsüz işlemlerle bilançoya müdahale eden yönetim kurulu üyelerinin ibrasının hukuka aykırı olduğunu, ibra edilmemesi gereken yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinin objektif iyi niyet kuralına aykırı olduğunu, şirketin kâr dağıtmama kararının davacıların nispi nitelikteki kazanılmış kar payı alma hakkını zedeleyeceğini, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı adı altında ödenecek tutarın şirketin kârı dikkate alındığında fahiş olduğunu ileri sürerek davalı şirketin olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya ait bilanço ve gelir tablolarının genel kurul toplantısından on beş gün önce pay sahiplerinin incelemesine hazır tutulduğunu, ticari defter ve kayıtların muhasebe ilke ve standartlarına uygun tutulduğunu, şirketin mali ve ticari faaliyetlerini doğru şekilde yansıttığını, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı yapılan oylama sonucunda ibra edildiğini, şirketin kâr payı dağıtmasının 6102 sayılı Kanun hükümleri gereği zorunlu olmadığını, yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkının yüksek olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fiktif kasa oluşmasının nedeninin başta işçilik giderleri olmak üzere işletmenin belgelendiremediği giderlerden oluştuğu, ilgili yılda 590.000,00 TL harcamanın mali tablolara doğru yansıtılmadığı ve ortaklara doğru sunulmadığının tespit edildiği, genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkin (4) numaralı kararının iptali gerektiği, mali tabloların gerçeği yansıtmadığı hususunun sabit olduğu, bu tablolara göre yönetim kurulunun ibrası söz konusu olamayacağından gerçeğe uygun düzenlenmiş mali tabloların incelenip değerlendirilmesinden sonra yönetim kurulunun ibrasının değerlendirilmesi gerekeceğinden (5) numaralı kararın iptali gerektiği, yönetim kurulu seçimi konusunda davalı şirket esas sözleşmesinde ağırlaştırıcı nisap öngörülmediği, yine sözleşmede azınlıkta kalan pay sahiplerine yönetim kuruluna temsilci seçtirme imkanı verecek bir grup imtiyazı da öngörülmediği, bu durumda anonim şirketler hukukuna hakim olan çoğunluk ilkesi gereği karar çoğunluk oylarıyla alınacağından yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin 31.12.2016 tarihi itibariyle 5.657.523,12 TL dağıtılmamış geçmiş yıllar kârı, 2016 yılına ait ise 368.057,44 TL kârı bulunduğunun tespit edildiği, şirketin 2013, 2014, 2015 yıllarında kâr dağıtmadığı, yönetim kurulu iç ve dış ekonomik koşulları ve şirket menfaatlerini ileri sürerek kâr dağıtmama önerisinde bulunduğu, şirketin mali durumunun ve likiditesinin kâr dağıtımı yapmaya elverişli olduğu, davacıların sermaye şirketinde ortak olmakla öncelikli amaçlarının kâr elde etmek olduğu, şirkete uzun yıllardır kâr payı dağılmamasının hak, adalet ve hukuka uygun olmayacağı, genel kurulun kâr dağıtmama yönündeki (5) numaralı kararının iptalinin gerektiği, şirketin bilanço ve gelir tablosu kalemleri, çalıştırdığı personel sayısı dikkate alındığında yönetim kurulu üyelerine ödenen ücretin şirketin büyüklüğü, yönetim kurulu üyelerinin harcadığı mesai ve aldıkları sorumluluk göz önüne alındığında makul olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin genel kurulunda alınan 4, 5 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketi zarara uğratan faaliyette bulunan şirket yöneticilerinin yeniden seçilmesine ilişkin kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 393 üncü maddesi uyarınca yöneticilerin menfaat çatışması olması hâlinde oylamaya katılamayacaklarının düzenlendiğini, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı tanınmasının dürüstlük ve eşit işlem ilkeleriyle bağdaşmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararını bilirkişi görüşü doğrultusunda verdiğini, kasa hesabı kayıtları nedeniyle şirket bilanço ve gelir tablolarının gerçeği yansıtmadığının bilirkişi kurulu tarafından tespit edildiğini ve salt kasa hesabı kayıtları nedeniyle dava konusu genel kurulun bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkin 4 sayılı kararın iptali gerektiği yönünde görüş bildirdiğini, bu görüşün yerinde olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin her birinin oyçokluğuyla ibra edildiğini, kararın usule ve yasaya uygun olduğunu, bilirkişi kurulu 4 numaralı kararın iptali gerektiği yönünde görüş bildirdiğinden 5 numaralı ibra kararının da bundan etkileneceğini, bu nedenle 5 numaralı kararın da iptali gerektiğini bildirdiğini, bilançoların kabulü kararlarından ayrı olarak pay sahipleri çoğunluğunun aldığı açık bir ibra kararı bulunduğunu, toplantıya katılan çoğunluğu oluşturan pay sahiplerinin özgür iradelerinin ibra yönünde olduğunu, genel kurul toplantısının da usule ve yasaya uygun olarak yapıldığını, kâr payı dağıtılmamasına ilişkin 7 numaralı genel kurul kararının da iptali gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, kâr payı dağıtılmamasına ilişkin 7 numaralı genel kurul kararının 6102 sayılı Kanun'a, ana sözleşmeye, dürüstlük kuralları ve eşit işlem ilkesine uygun olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurulda kanun ve ana sözleşmede öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uygun oylama sonucunda karar alındığı, 6102 sayılı Kanun'da ve şirket ana sözleşmesinde söz konusu kararlar için ağırlaştırılmış karar nisabı öngörülmediği, önceki yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesi ve şirket bilanço ve hesaplarının onaylanmamış olmasının, önceki yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine engel teşkil etmediği, bilançonun onaylanmaması ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesinin, önceki yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğrattığı ve hukuki sorumluluklarının doğduğu sonucununu doğurmayacağı, oydan yoksunluk hâllerinin 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinde düzenlendiği, yönetim kurulu üyeliklerinin seçiminde özel oydan yoksunluk hâli düzenlenmediği, buna göre şirket ortakları kendilerinin yönetim kurulu üyeliklerine seçiminde oydan yoksun olmadığı, kaldı ki toplantı tutanağına göre yönetim kurulu üyeliklerine seçilen ortaklar oy kullanmasa bile olumlu oy kullanan pay sahiplerinin oranı dikkate alındığında karar yeter sayısına ulaşıldığı, şirketin büyüklüğü, şirketin karı, cirosu, takdir edilen huzur hakkı, yönetim kurulu üyelerinin harcadığı mesai ve sorumluluk dikkate alındığında huzur hakkının makul olduğu, davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesinde kasa kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, kasa defterlerinde kayıtlı olan bedellerin gerçekte şirket kasasında bulunmadığı, bu kasa açığının bilançoda açıklamasının yapılmadığı, genel kurulda bu konuda ortaklara bilgi verilmediği, mali tablolara doğru yansıtılmadığı, bu nedenle genel kurul toplantısına sunulan bilançonun ve gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığı, bu konuda genel kurulda açıklama yapılarak ortaklara bilgi verilmediğinden 6102 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinde belirtilen bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği, genel kurula katılarak oy kullanan ortakların bilgi alma ve inceleme hakları ihlal edildiğinden ortakların bilançonun onaylanmasında gerekli incelemeleri yaparak oy kullandıklarından bahsedilemeyeceği, mali tabloların gerçeği yansıtmadığı, bu konuda genel kurulda ortaklara gerekli açıklama yapılarak bilgi de verilmediği, ortakların bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan ortaklar mali tabloları inceleyerek değerlendirme sonucuna göre yönetim kurulu üyelerinin ibra edilip edilmemesine ilişkin oy kullanacaklarından, söz konusu eksiklikler üzerine alınan ibra kararının dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, kar payı hakkının ihlal edilmediğinin ispat yükünün davalı şirkette olduğu, kârın, olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerektiği, davalının soyut beyanlarla kâr payı dağıtılmaması kararının gerekçelerini açıkladığı, bu durumda, kâr payının dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının Kanun, ana sözleşme ve özellikle iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin alacak ve borç kalemlerinin araştırılması gereken bir durum olması karşısında şirkete kayyım atanması gerektiğini, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirketin genel kurulunda alınan dava konusu kararların hukuka ve şirket ana sözleşmesine uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 418, 421, 436, 394, 437 ve 523 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906226000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz