6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6464 E. 2023/1187 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
araç rehni kefalet sözleşmesinin şekli kefaletin kapsamı şekle aykırılık taşınır rehni kefalet tarihi rehnin paraya çevrilmesi şekil şartı kefalet sözleşmesi savunma hakkı ilamsız icra takibi hakkın kötüye kullanılması müteselsil sorumluluk rehin müteselsil kefil kefalet genel kredi sözleşmesi kefil ihtar yargılama gideri geçersizlik kredi sözleşmesi icra inkar tazminatı inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması yükleten (shipper) teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 162TBK 583TBK 586 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların kefalet sözleşmesinin şekle aykırı olduğunu savunduğu, ancak davalıların asıl borçlu şirketin kurucusu ve ortağı olduğu, şirket adına kullandırılan kredilere kefil oldukları, şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte davalıların şirket ortağı olduğu, davalı ...’nin icraya verdiği itiraz dilekçesinde genel kredi altındaki imzanın kendisine ait olabileceğini belirttiği, bu nedenle kefalet beyanlarına ilişkin yazıların davalıların eli ürünü olmamasına ilişkin rapora itibar edilmediği, banka alacağının araç rehni ile teminat altına alındığı, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların müteselsil sorumluluk gereği borcun tamamından sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 162 nci maddesine göre, birden çok borçludan her birinin, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu bulunduğunu, aynı Kanun'un 163 üncü maddesine göre alacaklının, borcu hepsinden veya dilerse birisinden isteyebileceğini, rehinlerin asıl borçlunun borcunu teminen verildiğini, kefaleti kapsamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerin kefaletinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde aranılan şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, nitekim yapılan inceleme sonucunda, kefalet beyanında yer alan ifadelerin imza dışında müvekkillerine ait olmadığının tespit edildiğini, müvekkillerin şekle aykırılık savunmasının hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesinin isabetli olmadığını, dava reddedildiği halde müvekkillerince yapılan yargılama giderlerinin hüküm altına alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesine göre asıl borçlu yönünden gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması durumunda, rehin paraya çevrilmeden kefilin takip edilebileceği, kaldı ki dosyada mevcut rehinlerin de kefillerin kefaletini kapsamadığı, bu nedenle Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında davalılarca yapılan yargılama giderlerinin hüküm altına alınmamasın da isabetsiz olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefaletin tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda,

bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesinin şart olduğu, somut olayda Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda, sözleşmedeki kefalete ilişkin yazıların davalıların eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden davalıların kefaletinin geçerli olmadığı, Mahkemece davalıların şekle aykırılık savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, Mahkemece davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların asıl borçlu şirketin kurucu ortakları olduğunu, kefil olma iradesiyle ve üstlendikleri sorumluluğun bilincinde olarak kefalet sözleşmesini imzaladıklarını, asıl borçlu şirkete davalıların kefaleti sayesinde kredi açıldığını ve şirketin de kredileri kullandığını, davalıların şekle aykırılık savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, nitekim doktrinde de bu gibi hallerde şekle aykırılık savunmasının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun kabul edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalıların kefaletinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi anlamında şeklen geçerli olup olmadığı ve asıl borçlu şirketin ortakları olan davalı kefillerin şekle aykırılık savunmasını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin birinci fıkrası

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati haciz kararının kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9170 E. 2015/9977 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18087 E. 2014/911 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17183 E. 2013/22102 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17931 E. 2015/954 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati Haciz Talebi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5443 E. 2013/7561 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9389 E. 2014/12806 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati Haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14592 E. 2016/97 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati Haciz Talebi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16378 E. 2013/21250 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6464 E.  ,  2023/1187 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurularak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan muhtelif tarihli genel kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlunun kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edilerek davalı kefiller hakkında

ilamsız icra takibi yapıldığını, takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin kefaletinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde aranılan şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, kefalet tarihinde evli olan müvekkillerinin eş rızasının alınmadığını, davacı alacağının taşınır rehni ile teminat altına alındığını, davacının rehinleri paraya çevirmediğinden kefillere başvurmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların kefalet sözleşmesinin şekle aykırı olduğunu savunduğu, ancak davalıların asıl borçlu şirketin kurucusu ve ortağı olduğu, şirket adına kullandırılan kredilere kefil oldukları, şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte davalıların şirket ortağı olduğu, davalı ...’nin icraya verdiği itiraz dilekçesinde genel kredi altındaki imzanın kendisine ait olabileceğini belirttiği, bu nedenle kefalet beyanlarına ilişkin yazıların davalıların eli ürünü olmamasına ilişkin rapora itibar edilmediği, banka alacağının araç rehni ile teminat altına alındığı, 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların müteselsil sorumluluk gereği borcun tamamından sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 162 nci maddesine göre, birden çok borçludan her birinin, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu bulunduğunu, aynı Kanun'un 163 üncü maddesine göre alacaklının, borcu hepsinden veya dilerse birisinden isteyebileceğini, rehinlerin asıl borçlunun borcunu teminen verildiğini, kefaleti kapsamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerin kefaletinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde aranılan şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, nitekim yapılan inceleme sonucunda, kefalet beyanında yer alan ifadelerin imza dışında müvekkillerine ait olmadığının tespit edildiğini, müvekkillerin şekle aykırılık savunmasının hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesinin isabetli olmadığını, dava reddedildiği halde müvekkillerince yapılan yargılama giderlerinin hüküm altına alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesine göre asıl borçlu yönünden gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması durumunda, rehin paraya çevrilmeden kefilin takip edilebileceği, kaldı ki dosyada mevcut rehinlerin de kefillerin kefaletini kapsamadığı, bu nedenle Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, bunun yanında davalılarca yapılan yargılama giderlerinin hüküm altına alınmamasın da isabetsiz olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefaletin tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda,

bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesinin şart olduğu, somut olayda Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda, sözleşmedeki kefalete ilişkin yazıların davalıların eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden davalıların kefaletinin geçerli olmadığı, Mahkemece davalıların şekle aykırılık savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, Mahkemece davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların asıl borçlu şirketin kurucu ortakları olduğunu, kefil olma iradesiyle ve üstlendikleri sorumluluğun bilincinde olarak kefalet sözleşmesini imzaladıklarını, asıl borçlu şirkete davalıların kefaleti sayesinde kredi açıldığını ve şirketin de kredileri kullandığını, davalıların şekle aykırılık savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, nitekim doktrinde de bu gibi hallerde şekle aykırılık savunmasının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun kabul edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalıların kefaletinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi anlamında şeklen geçerli olup olmadığı ve asıl borçlu şirketin ortakları olan davalı kefillerin şekle aykırılık savunmasını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin birinci fıkrası

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/899721300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.