Kurum kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5724 E. 2023/326 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil değerlendirmesi↗ ticaret unvanı↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ ortalama tüketici↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istediği işaretler arasında ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığı, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu marka ile müvekkilinin markalarının benzer olduğunu, müvekkili şirketin, saraypen ve saray esas unsurlu ve tescilli seri markaları üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, bu esas unsurlu markaların uzun yıllardan beri nizasız ve fasılasız kullanıldığını, davaya konu markanın ise müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, mal ve hizmet sınıflarının bir kısmının benzediği, bir kısmının benzemediği şeklindeki rapora dayalı hüküm kurulmasının hatalı bulunduğunu, yüksek Mahkemenin kabul ettiği kriterler somut olaya uygulandığında müvekkiline ait marka ile davalının markaları arasında tüm hizmet ve emtia grupları açısından iltibas oluşturacağı aşikar iken yerel Mahkemenin söz konusu kriterlere riayet etmeksizin kurduğu hükmün hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, toplumun ilgili kesiminde tanınırlığının mevcut olduğunu, davalı markasının tüm mal ve hizmet sınıfları açısından reddine karar verilmesi gerektiğini ve yine tüm mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğu, başvuru kapsamında 06 ncı ve 19 uncu sınıfta yer alan mallar ile bu malların bir mağaza ortamında satılmasına ilişkin 35 inci sınıfta yer alan hizmetlerin itiraza mesnet markalar kapsamında bulunan mallarla aynı veya aynı tür olduğu, belirtilen mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerle tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu YİDK kararının kararda tek tek gösterilen 06 ncı, 19 uncu ve 35 inci sınıftaki bir takım mal ve hizmetler bakımından iptaline ve başvuruya konu markanın zikredilen mal ve hizmetler bakımından kısmen hükümsüz kılınmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinde markalar kapsamındaki mal ve hizmetler konusunda uzman bir sektör bilirkişisinin yer almadığını, bu nedenle mal ve hizmetlerin benzerliği hususunda yapılan incelemenin yetersiz olduğunu, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin mesnet markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı veya benzer olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin bu husustaki gerekçesinin isabetli olmadığını, müvekkili markalarının tanınmış olduğuna dair sundukları deliller değerlendirilmeksizin karar verildiğini, müvekkiliyle aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmamasının imkansız olduğunu, marka başvurusunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından istifade etmek ve müşteri çevresini ele geçirmek için kötü niyetle yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığını, “Saray” ibaresinin günlük hayatta çok yoğun bir şekilde kullanılan jenerik bir ifade olmaması sebebiyle davacının itiraza mesnet markalarının zayıf marka olduğunu ve koruma kapsamının dar tutulması gerektiğini, başvuru markasının zayıf marka niteliğinde olan davacı markaları karşısında yeterince ayırt edici olduğunu ve iltibas oluşmayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının itiraza mesnet gösterdiği markaların zayıf marka niteliğinde olduğunu, başvuru markasının iltibas ihtimalini bertaraf edecek şekilde mesnet markalardan farklı olduğunu, müvekkili Kurum kararı usul ve yasaya uygun olup yazılı gerekçeyle iptaline karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci, beşinci, altıncı ve dokuzuncu fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6309 E. 2011/9238 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istediği işaretler arasında «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığı, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… u, yüksek Mahkemenin kabul ettiği kriterler somut olaya uygulandığında müvekkiline ait marka ile davalının markaları arasında tüm hizmet ve emtia grupları açısından «iltibas» oluşturacağı aşikar iken yerel Mahkemenin söz konusu kriterlere riayet etmeksizin kurduğu hükmün hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzer olduğu, başvuru kapsamında 06 ncı ve 19 uncu sınıfta yer alan mallar ile bu malların bir mağaza ortamında satılmasına ilişkin 35 inci sınıfta yer alan hizmetlerin itiraza mesnet markalar kapsamında bulunan mallarla aynı veya aynı tür olduğu, belirtilen mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerle tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeni …
Benzer bu kararda… davalı tarafından sunulan malı veya hizmeti, almayı yahut yararlanmayı düşündüğü davacıya ait ürün veya hizmet zannedebileceği, davacının “SARAY” ibareli markasını «taşıyan» ürün ve hizmetler için tüketiciler ve yararlanıcılar nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlıktan davalının haksız olarak istifade etmesi sonucunu doğuracağı, başvuru kapsamında bulunan 35/8. sınıf hizmetler için, TPE’ nin davacı itirazını 556 sayılı KHK’ nin 7/b ve 8/b maddeleri uyarınca kabul edip, davalı başvurusunu reddetmesi gerekirken, itirazı kabul etmemesinin hukuka uygun bulunmadığı, davacının “SARAYLI” ibareli markası 35/8. sınıf hizmetleri içermese de bu sınıf hizmetler ile aynı türden olduğu ve her iki kelimenin görsel, anlamsal ve sescil manada «iltibas» yaratabilecek derecede benzer olduğu anlaşıldığından, davacı itirazlarının reddine dair YİDK kararının hukuka uygun bulunmadığı ve davacının bu kararın iptali ile …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan
Benzer bu kararda… davalı tarafından sunulan malı veya hizmeti, almayı yahut yararlanmayı düşündüğü davacıya ait ürün veya hizmet zannedebileceği, davacının “SARAY” ibareli markasını «taşıyan» ürün ve hizmetler için tüketiciler ve yararlanıcılar nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlıktan davalının haksız olarak istifade etmesi sonucunu doğuracağı, başvuru kapsamında bulunan 35/8. sınıf hizmetler için, TPE’ nin davacı itirazını 556 sayılı KHK’ nin 7/b ve 8/b maddeleri uyarınca kabul edip, davalı başvurusunu reddetmesi gerekirken, itirazı kabul etmemesinin hukuka uygun bulunmadığı, davacının “SARAYLI” ibareli markası 35/8. sınıf hizmetleri içermese de bu sınıf hizmetler ile aynı türden olduğu ve her iki kelimenin görsel, anlamsal ve sescil manada «iltibas» yaratabilecek derecede benzer olduğu anlaşıldığından, davacı itirazlarının reddine dair YİDK kararının hukuka uygun bulunmadığı ve davacının bu kararın iptali ile …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/692 E. 2024/4415 K.
Ortak:ticaret unvanı · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istediği işaretler arasında «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığı, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzer olduğu, başvuru kapsamında 06 ncı ve 19 uncu sınıfta yer alan mallar ile bu malların bir mağaza ortamında satılmasına ilişkin 35 inci sınıfta yer alan hizmetlerin itiraza mesnet markalar kapsamında bulunan mallarla aynı veya aynı tür olduğu, belirtilen mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerle tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeni …
… u, yüksek Mahkemenin kabul ettiği kriterler somut olaya uygulandığında müvekkiline ait marka ile davalının markaları arasında tüm hizmet ve emtia grupları açısından «iltibas» oluşturacağı aşikar iken yerel Mahkemenin söz konusu kriterlere riayet etmeksizin kurduğu hükmün hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka …
Benzer bu kararda… markaları ile aynı veya benzer, bağlantılı sınıflar için marka olarak kullanmak istemesinin hukuka aykırı olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, «ortalama tüketicinin» davalı markasını müvekkilinin markalarının türevi olarak göreceğini ve karıştıracağını, davalının, müvekkilinin markalarıyla «iltibas» yaratacak birden çok benzer marka başvurusu yaparak müvekkilinin markaları ile görünüş, yazı fontu, yazı karakteri ve okunuş ile karışıklık yaratıp müvekkili şirke …
… enzerlik ve başvurunun kapsadığı "17/01, 17/02, 17/03, 17/04 sınıf mal ve hizmetler ile bu malların satışına özgülenmiş 35. sınıf perakendecilik hizmetleri yönünden «iltibas» tehlikesi bulunduğu, başvurunun kapsadığı 35. sınıftaki diğer hizmetler bakımından emtia listeleri farklı olduğundan karıştırılma ihtimali bulunmadığı, "SARAY" markasının “alüminyum” sektöründe tanınmış marka olduğu, bu tanınmışlığın 17. sınıftaki mallar ile bu malların perakende satış hizmetleri bakımından iltibas ihtimalini güçlendirdiği; ancak davalının marka başvurusunun kapsadığı 35. sınıftaki diğer hizmetler bakımından 6769 sayılı Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında sayılan koşulların gerçekleşmediği, davacının SARAYPVC ibaresi üzerinde 17. sınıftaki mallar ile 35. sınıftaki hizmetler bakımından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tescilsiz marka kullanımına dayalı üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı, davacının «ticaret unvanının», SARAYPVC markasının 17. sınıftaki mallar ile bu malların satış hizmetleri bakımından, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası anlamında tescil engel …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik
Benzer bu kararda… de karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, taraf markalarının asli unsurunun "SARAY" ibaresinden oluştuğu ve bu ibarenin başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden «ayırt ediciliğinin» zayıf bulunduğunun söylenemeyeceği, davacının markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle, dava konusu başvurunun kapsamından çıkarılan 17. sınıf mallar ve bu …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1598 E. 2023/4876 K.
Ortak:ticaret unvanı · bilirkişi incelemesi · iltibas
İncelediğiniz kararda2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığını, “Saray” ibaresinin günlük hayatta çok yoğun bir şekilde kullanılan jenerik bir ifade olmaması sebebiyle davacının itiraza mesnet markalarının zayıf marka olduğunu ve koruma kapsamının dar tutulması gerektiğini, başvuru markasının zayıf marka niteliğinde olan davacı markaları karşısında yeterince ayırt edici olduğunu ve «iltibas» oluşmayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istediği işaretler arasında «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığı, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… u, yüksek Mahkemenin kabul ettiği kriterler somut olaya uygulandığında müvekkiline ait marka ile davalının markaları arasında tüm hizmet ve emtia grupları açısından «iltibas» oluşturacağı aşikar iken yerel Mahkemenin söz konusu kriterlere riayet etmeksizin kurduğu hükmün hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka …
Benzer bu kararda… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "LINE" ibaresinin, başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6 ve 19 uncu sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan 17 inci sınıftaki mallar arasında da benzerliğin bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirlerini ikame eden, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer «dağıtım» kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, yine davacının bu mal ve hizmetler yönünden aynı Kanun'un sekizinci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca «ticaret unvanına» dayalı olarak da davalı markasının tescilini engelleyebileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairece bu konuda yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına da gerek görülmediği, Yargıtay 11.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iptal davası · kâr dağıtımı · ayırt edicilik · dahili dava
Benzer bu kararda… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "LINE" ibaresinin, başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6 ve 19 uncu sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan 17 inci sınıftaki mallar arasında da benzerliğin bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirlerini ikame eden, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer «dağıtım» kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, yine davacının bu mal ve hizmetler yönünden aynı Kanun'un sekizinci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca «ticaret unvanına» dayalı olarak da davalı markasının tescilini engelleyebileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairece bu konuda yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına da gerek görülmediği, Yargıtay 11.
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının markalarında koruma kapsamının salt altıncı sınıfta olduğunu, müvekkilin bu alanlarda faaliyetinin olmadığı gibi davacının marka korumasının 17, 19, 35 inci sınıflara «dahil» bulunmadığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, marka sınıfları farklı olan ürünlerde markaların karışmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
… anlamında “karıştırılma ihtimali” ve tescil engeli bulunduğu, davacı tarafından tescilsiz kullanım ile ilgili herhangi bir delil sunulmadığı, bu nedenle YİDK kararı «iptali davası» bakımından mülga 556 sayılı KHK'nın sekizinci maddesinin üçüncü fıkrası açısından değerlendirme yapılabilmesi imkânının bulunmadığı, davacının markalarının tanınmı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5724 E. , 2023/326 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin “Saray” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2017/05469 sayılı “İstanbul Sarayline” ibareleri marka başvurusuna, önceki tarihli markaya ve ticaret unvanına iltibas, tanınmışlık, kötü niyet ve gerçek hak sahipliği vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davalı Kurum kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında gerek işaret gerekse de mal ve hizmetler yönünden benzerlik bulunmadığını ve davacı markalarının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istediği işaretler arasında ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığı, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu marka ile müvekkilinin markalarının benzer olduğunu, müvekkili şirketin, saraypen ve saray esas unsurlu ve tescilli seri markaları üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, bu esas unsurlu markaların uzun yıllardan beri nizasız ve fasılasız kullanıldığını, davaya konu markanın ise müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, mal ve hizmet sınıflarının bir kısmının benzediği, bir kısmının benzemediği şeklindeki rapora dayalı hüküm kurulmasının hatalı bulunduğunu, yüksek Mahkemenin kabul ettiği kriterler somut olaya uygulandığında müvekkiline ait marka ile davalının markaları arasında tüm hizmet ve emtia grupları açısından iltibas oluşturacağı aşikar iken yerel Mahkemenin söz konusu kriterlere riayet etmeksizin kurduğu hükmün hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, toplumun ilgili kesiminde tanınırlığının mevcut olduğunu, davalı markasının tüm mal ve hizmet sınıfları açısından reddine karar verilmesi gerektiğini ve yine tüm mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretlerin ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğu, başvuru kapsamında 06 ncı ve 19 uncu sınıfta yer alan mallar ile bu malların bir mağaza ortamında satılmasına ilişkin 35 inci sınıfta yer alan hizmetlerin itiraza mesnet markalar kapsamında bulunan mallarla aynı veya aynı tür olduğu, belirtilen mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerle tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu YİDK kararının kararda tek tek gösterilen 06 ncı, 19 uncu ve 35 inci sınıftaki bir takım mal ve hizmetler bakımından iptaline ve başvuruya konu markanın zikredilen mal ve hizmetler bakımından kısmen hükümsüz kılınmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinde markalar kapsamındaki mal ve hizmetler konusunda uzman bir sektör bilirkişisinin yer almadığını, bu nedenle mal ve hizmetlerin benzerliği hususunda yapılan incelemenin yetersiz olduğunu, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin mesnet markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı veya benzer olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin bu husustaki gerekçesinin isabetli olmadığını, müvekkili markalarının tanınmış olduğuna dair sundukları deliller değerlendirilmeksizin karar verildiğini, müvekkiliyle aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmamasının imkansız olduğunu, marka başvurusunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından istifade etmek ve müşteri çevresini ele geçirmek için kötü niyetle yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığını, “Saray” ibaresinin günlük hayatta çok yoğun bir şekilde kullanılan jenerik bir ifade olmaması sebebiyle davacının itiraza mesnet markalarının zayıf marka olduğunu ve koruma kapsamının dar tutulması gerektiğini, başvuru markasının zayıf marka niteliğinde olan davacı markaları karşısında yeterince ayırt edici olduğunu ve iltibas oluşmayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının itiraza mesnet gösterdiği markaların zayıf marka niteliğinde olduğunu, başvuru markasının iltibas ihtimalini bertaraf edecek şekilde mesnet markalardan farklı olduğunu, müvekkili Kurum kararı usul ve yasaya uygun olup yazılı gerekçeyle iptaline karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci, beşinci, altıncı ve dokuzuncu fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/892697000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz