YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5782 E. 2023/277 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hava taşıması↗ bekletici mesele↗ ticaret unvanı↗ iptal davası↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markalar arasında 39 uncu sınıf olan; "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının aynı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığı, bununla birlikte tanınmışlığın dava sonucuna etkisinin bulunmadığı, davacının aynı KHK'nın 8 inci maddesinin üç ve beşinci fıkraları kapsamındaki iddialarının dava sonucuna etkisi bulunmadığından ayrıca inceleme yapmaya gerek olmadığı, davalıların dava konusu marka başvurusuna itiraz haklarını kullanmalarının kötü niyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, YİDK kararının iptali koşullarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Sertel markasının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, kötü niyetle hareket eden davalı şirketlerin itirazlarının değerlendirilmemesinin gerektiğini, bu markanın müvekkillerinin olmadığını bilmemelerinin mümkün olmadığını, bekletici mesele yapılması istenilen davada karar verildiğini ve davalı ...'in markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davanın kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafın başvurusuna konu "SERTEL" ibaresi ile davalı şirketlerin itirazlarına mesnet markaları arasında 39 uncu sınıftaki " Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas bulunduğu, davalıların tescilli markanın sağladığı korumadan yararlanmaları ve bu itibarla kendilerine yasal düzenlemeler ile tanınmış “itiraz hakkını” kullanmalarının kötü niyet olarak nitelendirilemeyeceği, öncelik hakkının iş bu davada tartışılamayacağı, davanın YİDK kararının iptaline ilişkin bulunması nedeni ile Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, başvuru konusu marka ile redde mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, davacının markayı daha önce kullanmasının öncelik hakkı verip vermediği, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4566 E. 2019/6110 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:imza inkarı · zimmet · rehin · şikayet · ara karar · ipotek · kefalet · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi’nin 2012/328-2012/349 sayılı dosyasında davalı ...'ın da katılan ve sanığın davacı bankanın müdür yardımcısı olduğu, sanığın «zimmet» suçundan yargılandığı, beraatine dair verilen kararın Yargıtay ceza dairesince bozulduğu, mahkemece bu kez de "sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu" gerekçesi ile eylem sabit görüldüğü ancak suçun «zamanaşımına» uğraması nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, mahkemece ilk aşamada ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine karar verilmişse de dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu, Yargıtay ceza dairesinin önceki bozma ilamında oluşacak suçun basit zimmet suçu olacağına işaret ettiği, dosyanın 2. kez temyizi üzerine Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesinin davaya etki etmeyeceğinden «ara» karardan vazgeçildiği, ceza yargılamasında aldırılan 07/11/2000 tarihli bilirkişi heyeti raporunda “......'a 6.100,00TL ödendiğine ilişkin belge mevcut olmadığı, alınan «taahhütname» ve üst kısmı boş «bononun» sonradan düzenlenmiş belgeler olduğu, krediye «teminat» olarak «kefalet», «rehin» ve «ipotek» alınmasının mevzuat gereği olduğu, ancak alınmamış olduğu, sahte belgelerle bankanın zarar uğratıldığının tespit edildiği” nin belirtildiği, bankanın kendi kayıtla …
Yargılama aşamasında da davalı tarafından, yazılı «taahhüt» ve senet altındaki «imza inkar» edilmemiş, ancak taahhüt verdikten sonra 1 ay içinde taahhüdün kendisinden zorla alındığına dair C.Savcılığına «şikayette» bulunduğu yönünde savunma bulunmuştur.
… di Sertelli Grubu’na değil de banka müdürünün eylemiyle 3. kişilere ödenmişse ve davalı taraf da bu şekilde kredi kullandırılan kişilerden ise davacı banka aleyhine «sebepsiz zenginleşmiş» olunacağından, gerek dava dışı banka müdür yardımcısının yargılandığı ceza dosyasındaki beyan ve deliller ve gerekse «taahhüt» ve senet altındaki imzanın kendisinden zorla alındığına yönelik davalı «şikayet» akıbetinin araştırılıp, dosya içinde bulunan idari soruşturma raporu ile tüm beyan ve deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına da uyulmasına rağmen «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… ortaya çıkacağından ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, ceza mahkemesince eyleminin basit «zimmet» suçunu oluşturduğunun sabit görüldüğü, ancak suçun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu, Yargıtay ceza dairesinin önceki bozma ilamında oluşacak suçun basit zimmet suçu olacağına işaret edildiği, bu nedenle ceza dosyasının Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesinin davaya etki etmeyeceği, davalı tarafından verildiği iddia edilen yazılı «taahhüt» ve senedin banka kayıtlarında bulunmadığı, davalıdan alınan belgelerin sahte olduğu, bu belgeler kullanılarak bankanın zarara uğratıldığı, ancak zararın oluşmasında davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Marka Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6555 E. 2023/6025 K.
Ortak:hava taşıması · ticaret unvanı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markalar arasında 39 uncu sınıf olan; "Kara, deniz ve «hava taşımacılığı» hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının aynı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığı, bununla birlikte tanınmışlığın dava sonucuna etkisinin bulunmadığı, davacının aynı KHK'nın 8 inci maddesinin üç ve beşinci fıkraları kapsamındaki iddialarının dava sonucuna etkisi bulunmadığından ayrıca inceleme yapmaya gerek olmadığı, davalıların dava konusu marka başvurusuna itiraz haklarını kullanmalarının «kötü niyet» kapsamında değerlendirilemeyeceği, YİDK kararının iptali koşullarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rılık bulunmadığı, davacı tarafın başvurusuna konu "SERTEL" ibaresi ile davalı şirketlerin itirazlarına mesnet markaları arasında 39 uncu sınıftaki " Kara, deniz ve «hava taşımacılığı» hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» bulunduğu, davalıların tescilli markanın sağladığı korumadan yararlanmaları ve bu itibarla kendilerine yasal düzenlemeler ile tanınmış “itiraz hakkını” kullanmalarının «kötü niyet» olarak nitelendirilemeyeceği, öncelik hakkının iş bu davada tartışılamayacağı, davanın YİDK kararının iptaline ilişkin bulunması nedeni ile Denizli 3.
Benzer bu kararda… iği, bilirkişi kurulundan alınan 28.02.2022 tarihli ek rapor ile 35 inci sınıftaki hizmetin müşavirlik hizmeti olduğu, 39 uncu sınıftaki hizmetin ise kara, deniz ve «hava taşımacılığı» hizmetleri ve kara hava ve deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama ve kurye hizmetler …
… olarak yoğun kullanımından söz edilemeyeceğini, reklam faaliyetlerinin çok yoğun olmadığını, faturalar, sözleşmeler ve broşürlerde davacı şirket "TURMAR" ibaresinin «ticaret unvanı» olarak kullanıldığı, markasal kullanımına rastlanmadığı hususlarının sabit olmasına rağmen Mahkemece hatalı değerlendirme ile verildiğini, Mahkemece vekâlet ücreti …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · infaz
Benzer bu kararda… 39 uncu sınıfta sayılan ve taşımacılık hizmetine ilişkin hangi hizmetlerin hükümsüzlüğüne karar verildiği kararda açıkça sayılmak suretiyle belirtilmesi gerekirken «infazda tereddüte» neden olabilecek şekilde genel bir ifadeyle "39. sınıf taşımacılık hizmetleri yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne" karar verilmesi doğru görülmediğine işaret …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5782 E. , 2023/277 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin "SERTEL" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınlandığını, davalıların 2002/25721, 2010/85011, 2002/24574, 2010/84975, 2011/38608, 2011/38612, 2012/59342, 2013/47498, 2014/34287 sayılı/başvuru numaralı ve "sertelli", "sertelli", "sertelli şekil", "sertelli group", "sertelli group", "srtll", "sertelli lojistik", "ercansertel", "serteltrans" ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabul edilerek başvurularının reddine karar verildiğini, bu ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin bu kez 2017-M-6193 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkillerinin 25 yıldır kullandığı SERTEL markasının tescili için 2015/103436 başvuru numarası ile tescil talebinde bulunduğunu, müvekkillerinin SERTEL markasının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, ticaret unvanının da ana unsuru olduğunu, 2013/47498 sayılı ...
markası için Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/581 E. sayılı dosyası ile hükümsüzlük davası açıldığını ve bunun beklenilmesi gerektiğini, dava dışı ...'in davacı şirketin grup şirketlerinden birinin ortağı iken payını devrederek ortaklıktan ayrılmasını müteakip davalı şirketi kurduğunu, davalıların kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2017-M-6193 sayılı kararının iptali ile marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) vekili cevap dilekçesinde; somut olayda redde mesnet markalardan en yeni olanının başvuru tarihinin 24.05.2013 olduğunu, tescili talep edilen işaretin başvuru tarihinin ise 16.12.2015 olduğunu, bu hâlde söz konusu markalar arasında öncelik sonralık ilişkisinin bulunduğunu, dava konusu markalar kapsamında 39 uncu sınıf hizmetlerin aynı/aynı tür olarak yer aldığını, başvuru konusu işaretin SERTEL ibaresi olduğunu ve bütünüyle redde mesnet markalarda yer aldığını, bu itibarla dava konusu markalar arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, davacı vekilinin iddiaları kapsamında yer alan eskiye dayalı kullanımın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında reddedilmesi gereken bir marka başvurusunun istisnasını oluşturmadığını, davacının bu yöndeki iddialarını ispatlar nitelikte yeterli delil de sunmadığını, davacının Denizli 3.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığını bildirdiği hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılması talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, uyuşmazlığın çözümü bakımından yersiz olduğunu, iş bu davanın YİDK kararının iptali davası olması ve YİDK karar tarihinde kesinleşmiş bir hüküm bulunmaması sebebiyle redde mesnet markalar hükümsüz kılınsa bile kararın verildiği tarihteki hukuki duruma göre inceleme yapan YİDK kararının hukuka aykırı hâle gelmeyeceğini, davacının başvurunun tesciline karar verilmesi talebinin, tescil işlemi Mahkemenin yetkisinde olmadığından salt bu nedenle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Mad. Loj. ve Den. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; SERTEL ibaresinin davacı adına tescilli bir marka olmadığını, tanınmışlık kaydının da bulunmadığını, davacının SERTEL ibaresini tek başına kullanmak istediğini, oysa dava dilekçelerinde de belirtildiği üzere SERTELLOG ve SRT LOJİSTİK markalarını tescil ettirmelerine karşın bu markaların serisi niteliğinde olduğunu ifade ettikleri SERTEL işaretini tescil ettirmediklerini, davacı tarafından SERTELLOJİSTİK, SRT SERTEL LOJİSTİK ve SERTEL markaları için yaptıkları başvuruların reddedildiğini, çünkü davacıdan çok daha önceki tarihte tescili alınmış SERTELLİ firması bulunduğunu ve bu markaya dayalı itirazlar sebebiyle başvurunun reddine karar verildiğini, davacının SERTEL markasını tescil ettirip içinde SERTEL geçen bütün markalara kötü niyetli, haksız rekabet oluşturacak şekilde baskı kurma çabası içinde olduğunu, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı Sertelli Lpg ve Dayanıklı Tüketim Mal. Tic. Ltd. Şti. cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markalar arasında 39 uncu sınıf olan; "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının aynı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığı, bununla birlikte tanınmışlığın dava sonucuna etkisinin bulunmadığı, davacının aynı KHK'nın 8 inci maddesinin üç ve beşinci fıkraları kapsamındaki iddialarının dava sonucuna etkisi bulunmadığından ayrıca inceleme yapmaya gerek olmadığı, davalıların dava konusu marka başvurusuna itiraz haklarını kullanmalarının kötü niyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, YİDK kararının iptali koşullarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Sertel markasının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, kötü niyetle hareket eden davalı şirketlerin itirazlarının değerlendirilmemesinin gerektiğini, bu markanın müvekkillerinin olmadığını bilmemelerinin mümkün olmadığını, bekletici mesele yapılması istenilen davada karar verildiğini ve davalı ...'in markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davanın kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafın başvurusuna konu "SERTEL" ibaresi ile davalı şirketlerin itirazlarına mesnet markaları arasında 39 uncu sınıftaki " Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas bulunduğu, davalıların tescilli markanın sağladığı korumadan yararlanmaları ve bu itibarla kendilerine yasal düzenlemeler ile tanınmış “itiraz hakkını” kullanmalarının kötü niyet olarak nitelendirilemeyeceği, öncelik hakkının iş bu davada tartışılamayacağı, davanın YİDK kararının iptaline ilişkin bulunması nedeni ile Denizli 3.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, başvuru konusu marka ile redde mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, davacının markayı daha önce kullanmasının öncelik hakkı verip vermediği, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/885063500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz