Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4566 E. 2019/6110 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza inkarı↗ zimmet↗ rehin↗ şikayet↗ ara karar↗ ipotek↗ kefalet↗ sebepsiz zenginleşme↗ bono↗ taahhütname↗ kusur↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/328-2012/349 sayılı dosyasında davalı ...'ın da katılan ve sanığın davacı bankanın müdür yardımcısı olduğu, sanığın zimmet suçundan yargılandığı, beraatine dair verilen kararın Yargıtay ceza dairesince bozulduğu, mahkemece bu kez de "sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu" gerekçesi ile eylem sabit görüldüğü ancak suçun zamanaşımına uğraması nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, mahkemece ilk aşamada ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine karar verilmişse de dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu, Yargıtay ceza dairesinin önceki bozma ilamında oluşacak suçun basit zimmet suçu olacağına işaret ettiği, dosyanın 2. kez temyizi üzerine Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesinin davaya etki etmeyeceğinden ara karardan vazgeçildiği, ceza yargılamasında aldırılan 07/11/2000 tarihli bilirkişi heyeti raporunda “......'a 6.100,00TL ödendiğine ilişkin belge mevcut olmadığı, alınan taahhütname ve üst kısmı boş bononun sonradan düzenlenmiş belgeler olduğu, krediye teminat olarak kefalet, rehin ve ipotek alınmasının mevzuat gereği olduğu, ancak alınmamış olduğu, sahte belgelerle bankanın zarar uğratıldığının tespit edildiği” nin belirtildiği, bankanın kendi kayıtlarında yer almayan davalıdan alınan belgenin sahte olduğu, bu belge uyarınca bankanın zarara uğratıldığı ancak bu zarardan davalının kusurlu bir eylemi olmadığı ve oluşturulan bu sahte belge uyarınca alacak talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı bankanın kredi müşterisi olan dava dışı Sertelli Grubuna dahil Ser-Gıda Mad..Ltd.Şti., Sertelli LPG...Ltd.Şti., Trakya Nakl...Ltd.Şti. üzerinden banka şube müdürünün de yolsuzluk yapmak suretiyle 3. kişilere kredi kullandırıldığı ve davalının da borcu ödeyeceği yönünde taahhüt ve senet verdiği iddiasına dayalı alacak davasıdır.
Mahkemece önce verilen 05.07.2010 tarihli karar, Dairemiz’in 09.05.2012 tarih 2010/16143-2012/7396 sayılı ilamı ile dava dayanağı belgenin sıhhatinin ceza davası sonucu ortaya çıkacağından ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, ceza mahkemesince eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğunun sabit görüldüğü, ancak suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu, Yargıtay ceza dairesinin önceki bozma ilamında oluşacak suçun basit zimmet suçu olacağına işaret edildiği, bu nedenle ceza dosyasının Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesinin davaya etki etmeyeceği, davalı tarafından verildiği iddia edilen yazılı taahhüt ve senedin banka kayıtlarında bulunmadığı, davalıdan alınan belgelerin sahte olduğu, bu belgeler kullanılarak bankanın zarara uğratıldığı, ancak zararın oluşmasında davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı banka tarafından düzenlenen idari soruşturma raporu incelendiğinde, dava dışı Sertelli Grubu’nun kredilerinden davalıya da nakit ödemesi yapıldığı ve davalının da Sertelli Grubu’nun borcu için bankaya “40 mia” ödeme yaptığı belirtilmiştir. Yargılama aşamasında da davalı tarafından, yazılı taahhüt ve senet altındaki imza inkar edilmemiş, ancak taahhüt verdikten sonra 1 ay içinde taahhüdün kendisinden zorla alındığına dair C.Savcılığına şikayette bulunduğu yönünde savunma bulunmuştur.
Bu halde, Sertelli Grubu üzerinden kredi kullandırılmış ve kullandırılan kredi Sertelli Grubu’na değil de banka müdürünün eylemiyle 3. kişilere ödenmişse ve davalı taraf da bu şekilde kredi kullandırılan kişilerden ise davacı banka aleyhine sebepsiz zenginleşmiş olunacağından, gerek dava dışı banka müdür yardımcısının yargılandığı ceza dosyasındaki beyan ve deliller ve gerekse taahhüt ve senet altındaki imzanın kendisinden zorla alındığına yönelik davalı şikayet akıbetinin araştırılıp, dosya içinde bulunan idari soruşturma raporu ile tüm beyan ve deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına da uyulmasına rağmen eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5782 E. 2023/277 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hava taşıması · bekletici mesele · kötü niyet · iltibas
Benzer bu kararda… rılık bulunmadığı, davacı tarafın başvurusuna konu "SERTEL" ibaresi ile davalı şirketlerin itirazlarına mesnet markaları arasında 39 uncu sınıftaki " Kara, deniz ve «hava taşımacılığı» hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» bulunduğu, davalıların tescilli markanın sağladığı korumadan yararlanmaları ve bu itibarla kendilerine yasal düzenlemeler ile tanınmış “itiraz hakkını” kullanmalarının «kötü niyet» olarak nitelendirilemeyeceği, öncelik hakkının iş bu davada tartışılamayacağı, davanın YİDK kararının iptaline ilişkin bulunması nedeni ile Denizli 3.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markalar arasında 39 uncu sınıf olan; "Kara, deniz ve «hava taşımacılığı» hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının aynı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığı, bununla birlikte tanınmışlığın dava sonucuna etkisinin bulunmadığı, davacının aynı KHK'nın 8 inci maddesinin üç ve beşinci fıkraları kapsamındaki iddialarının dava sonucuna etkisi bulunmadığından ayrıca inceleme yapmaya gerek olmadığı, davalıların dava konusu marka başvurusuna itiraz haklarını kullanmalarının «kötü niyet» kapsamında değerlendirilemeyeceği, YİDK kararının iptali koşullarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ü niyetle hareket eden davalı şirketlerin itirazlarının değerlendirilmemesinin gerektiğini, bu markanın müvekkillerinin olmadığını bilmemelerinin mümkün olmadığını, «bekletici mesele» yapılması istenilen davada karar verildiğini ve davalı ...'in markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davanın kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkeme …
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan hükümsüzlük davasının «bekletici mesele» yapılmamasında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15969 E. 2013/22692 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAğır Ceza Mahkemesi’nin 2012/328-2012/349 sayılı dosyasında davalı ...'ın da katılan ve sanığın davacı bankanın müdür yardımcısı olduğu, sanığın «zimmet» suçundan yargılandığı, beraatine dair verilen kararın Yargıtay ceza dairesince bozulduğu, mahkemece bu kez de "sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu" gerekçesi ile eylem sabit görüldüğü ancak suçun «zamanaşımına» uğraması nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, mahkemece ilk aşamada ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine karar verilmişse de dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu, Yargıtay ceza dairesinin önceki bozma ilamında oluşacak suçun basit zimmet suçu olacağına işaret ettiği, dosyanın 2. kez temyizi üzerine Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesinin davaya etki etmeyeceğinden «ara» karardan vazgeçildiği, ceza yargılamasında aldırılan 07/11/2000 tarihli bilirkişi heyeti raporunda “......'a 6.100,00TL ödendiğine ilişkin belge mevcut olmadığı, alınan «taahhütname» ve üst kısmı boş «bononun» sonradan düzenlenmiş belgeler olduğu, krediye «teminat» olarak «kefalet», «rehin» ve «ipotek» alınmasının mevzuat gereği olduğu, ancak alınmamış olduğu, sahte belgelerle bankanın zarar uğratıldığının tespit edildiği” nin belirtildiği, bankanın kendi kayıtla …
… ortaya çıkacağından ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, ceza mahkemesince eyleminin basit «zimmet» suçunu oluşturduğunun sabit görüldüğü, ancak suçun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu, Yargıtay ceza dairesinin önceki bozma ilamında oluşacak suçun basit zimmet suçu olacağına işaret edildiği, bu nedenle ceza dosyasının Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesinin davaya etki etmeyeceği, davalı tarafından verildiği iddia edilen yazılı «taahhüt» ve senedin banka kayıtlarında bulunmadığı, davalıdan alınan belgelerin sahte olduğu, bu belgeler kullanılarak bankanın zarara uğratıldığı, ancak zararın oluşmasında davalının «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8.
… sinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en «son» gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı, paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın «ıslah» edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacılar v …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolandırıcılık · ıslah · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… sinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en «son» gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı, paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın «ıslah» edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacılar v …
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4566 E. , 2019/6110 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22/01/2016 tarih ve 2013/84-2016/220 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı bankanın ...Şubesi kredi müşterileri olan dava dışı Ser-Gıda Mad... Ltd. Şti., Sertelli LPG....Ltd. Şti. ve Trakya Nak Ltd. Şti. üzerinden davalının kredi kullandığını, bu durumun davalının kendi beyanları, taahhütname ve senet üzerindeki kendi el yazısı ve imzasından açıkça anlaşıldığını, davalıya 17.12.1999 tarihinde hesap kat ihtarnamesi keşide ve tebliğ edildiğini ancak kredinin ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 6.100,00 TL alacağın hesap kat tarihinden itibaren %180 faizi ve faizin %5 BSMV’ si ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından kendisine gönderilen ihtarnameye itiraz ettiğini, davacının kendi personelinin suç teşkil eden fiillerinden dolayı zarara uğradığını, banka müdür yardımcısı aleyhinde suç duyurusunda bulunduklarını, kredinin davalıya ödendiğine ilişkin belge bulunmadığını, davacı tarafından dayanılan belgelerin sahte olduğunu, taahhütname altındaki imzanın davacının kandırılması suretiyle alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/328-2012/349 sayılı dosyasında davalı ...'ın da katılan ve sanığın davacı bankanın müdür yardımcısı olduğu, sanığın zimmet suçundan yargılandığı, beraatine dair verilen kararın Yargıtay ceza dairesince bozulduğu, mahkemece bu kez de "sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu" gerekçesi ile eylem sabit görüldüğü ancak suçun zamanaşımına uğraması nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, mahkemece ilk aşamada ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine karar verilmişse de dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu, Yargıtay ceza dairesinin önceki bozma ilamında oluşacak suçun basit zimmet suçu olacağına işaret ettiği, dosyanın 2.
kez temyizi üzerine Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesinin davaya etki etmeyeceğinden ara karardan vazgeçildiği, ceza yargılamasında aldırılan 07/11/2000 tarihli bilirkişi heyeti raporunda “......'a 6.100,00TL ödendiğine ilişkin belge mevcut olmadığı, alınan taahhütname ve üst kısmı boş bononun sonradan düzenlenmiş belgeler olduğu, krediye teminat olarak kefalet, rehin ve ipotek alınmasının mevzuat gereği olduğu, ancak alınmamış olduğu, sahte belgelerle bankanın zarar uğratıldığının tespit edildiği” nin belirtildiği, bankanın kendi kayıtlarında yer almayan davalıdan alınan belgenin sahte olduğu, bu belge uyarınca bankanın zarara uğratıldığı ancak bu zarardan davalının kusurlu bir eylemi olmadığı ve oluşturulan bu sahte belge uyarınca alacak talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı bankanın kredi müşterisi olan dava dışı Sertelli Grubuna dahil Ser-Gıda Mad..Ltd.Şti., Sertelli LPG...Ltd.Şti., Trakya Nakl...Ltd.Şti. üzerinden banka şube müdürünün de yolsuzluk yapmak suretiyle 3. kişilere kredi kullandırıldığı ve davalının da borcu ödeyeceği yönünde taahhüt ve senet verdiği iddiasına dayalı alacak davasıdır.
Mahkemece önce verilen 05.07.2010 tarihli karar, Dairemiz’in 09.05.2012 tarih 2010/16143-2012/7396 sayılı ilamı ile dava dayanağı belgenin sıhhatinin ceza davası sonucu ortaya çıkacağından ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, ceza mahkemesince eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğunun sabit görüldüğü, ancak suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğu, Yargıtay ceza dairesinin önceki bozma ilamında oluşacak suçun basit zimmet suçu olacağına işaret edildiği, bu nedenle ceza dosyasının Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesinin davaya etki etmeyeceği, davalı tarafından verildiği iddia edilen yazılı taahhüt ve senedin banka kayıtlarında bulunmadığı, davalıdan alınan belgelerin sahte olduğu, bu belgeler kullanılarak bankanın zarara uğratıldığı, ancak zararın oluşmasında davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı banka tarafından düzenlenen idari soruşturma raporu incelendiğinde, dava dışı Sertelli Grubu’nun kredilerinden davalıya da nakit ödemesi yapıldığı ve davalının da Sertelli Grubu’nun borcu için bankaya “40 mia” ödeme yaptığı belirtilmiştir. Yargılama aşamasında da davalı tarafından, yazılı taahhüt ve senet altındaki imza inkar edilmemiş, ancak taahhüt verdikten sonra 1 ay içinde taahhüdün kendisinden zorla alındığına dair C.Savcılığına şikayette bulunduğu yönünde savunma bulunmuştur.
Bu halde, Sertelli Grubu üzerinden kredi kullandırılmış ve kullandırılan kredi Sertelli Grubu’na değil de banka müdürünün eylemiyle 3. kişilere ödenmişse ve davalı taraf da bu şekilde kredi kullandırılan kişilerden ise davacı banka aleyhine sebepsiz zenginleşmiş olunacağından, gerek dava dışı banka müdür yardımcısının yargılandığı ceza dosyasındaki beyan ve deliller ve gerekse taahhüt ve senet altındaki imzanın kendisinden zorla alındığına yönelik davalı şikayet akıbetinin araştırılıp, dosya içinde bulunan idari soruşturma raporu ile tüm beyan ve deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına da uyulmasına rağmen eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 02/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/545780200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz