Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7590 E. 2022/8297 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik ilişkisi↗ ihbar tazminatı↗ hmk 115/3↗ vekalet sözleşmesi↗ belirsiz alacak davası↗ teminat senedi↗ tefrik↗ acente↗ sözleşmeden doğan dava↗ kanun yolu↗ acentelik↗ hizmet sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ alacak davası↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ ihbar↗ görevsizlik kararı↗ teminat↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, eldeki davada teminat senedi yönünden bir talebin bulunmadığı, iş ilişkisinden kaynaklı alacakların talep edildiği, arada iş ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve davacının işilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususunu tartışmada İş Mahkemelerinin görevli olduğu, davacının taleplerinin acentelik ilişkisi kapsamında olmadığı, davaya bakmaya İş Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 01.12.1989 tarihinden sözleşmesinin haksız feshedildiği 07.06.2012 tarihine kadar davalı şirketin Fenerbahçe Şubesinde çeşitli pozisyonlarda çalıştığını, 31.08.2010 tarihinde kendisine vekalet sözleşmesi adı altında bir sözleşme dayatıldığını, hizmet sözleşmesinden doğan hakları ödenmeden iş akdinin feshedildiğini bildirerek dava dilekçesinde açıkladığı alacak kalemlerinin tahsiline karar verilmesi istemi ile belirsiz alacak davası açmıştır.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin yerel mahkemenin 04.09.2014 tarihli kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/32559 Esas, 2016/6205 Karar sayı 16.03.2016 tarihli kararı ile “...davacının işçi olarak çalıştığı 01.08.1997 tarihine kadar ki dönem için kıdem ve ihbar tazminatı ile kötü niyet tazminatı dışındaki alacaklar açısından değerlendirme yapılması, acenta olduğu tarihten sonraki talepler için ise tefrik kararı verilerek bu dönem için ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği” gerekçesi ile bozulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2016/374 Esas sayılı dosyasında bozma ilamına uyularak “davacının acente olduğu 01.08.1997 tarihinden sonraki talepler yönünden dosyanın tefrikine karar verilerek bu talepler yönünden Mahkemenin 2016/676 Esas sayılı dosyada yargılamaya devam edilmiş, Mahkemenin 2016/676 Esas, 2017/388 Karar sayı ve 06.07.2017 tarihli kararı ile “davacının 01.08.1997 tarihinden sonraki talepleri yönünden Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
Kesinleşen görevsizlik kararı üzerine, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 27.04.2021 gün ve 2020/20 Esas, 2021/354 sayılı kararı ile “İş Mahkemesinin görevli olması nedeniyle Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde yargı merciinin tayini için dosyanın Yargıtay’a gönderilmesine” karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 23/2. maddesinde “Bölge Adliye Mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararların davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi de bağlayacağı” düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davanın açıldığı İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 01.08.1997 tarihinden sonraki talepler yönünden Ticaret Mahkemesinin Görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyan yerel mahkemece Görevsizlik kararı verilmiş, kesinleşen görevsizlik kararı üzerine Asliye Ticaret Mahkemesince yargılamaya devam edilmiştir.
Bu halde, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi kesinleştiğinden, davacının 01.08.1997 tarihinden sonraki talepleri yönünden uyuşmazlığın esasının incelerek esasa yönelik bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde HMK 23/2 maddesi hükümlerinin gözardı edilerek Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5406 E. 2024/2892 K.
Ortak:acentelik ilişkisi · ihbar tazminatı · vekalet sözleşmesi · belirsiz alacak davası · teminat senedi · tefrik · acente · sözleşmeden doğan dava · dava şartı · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz kararda… n sözleşmesinin haksız feshedildiği 07.06.2012 tarihine kadar davalı şirketin Fenerbahçe Şubesinde çeşitli pozisyonlarda çalıştığını, 31.08.2010 tarihinde kendisine «vekalet sözleşmesi» adı altında bir sözleşme dayatıldığını, «hizmet sözleşmesinden doğan» hakları ödenmeden iş akdinin feshedildiğini bildirerek dava dilekçesinde açıkladığı alacak kalemlerinin tahsiline karar verilmesi istemi ile «belirsiz alacak davası» açmıştır.
Hukuk Dairesinin 2014/32559 Esas, 2016/6205 Karar sayı 16.03.2016 tarihli kararı ile “...davacının işçi olarak çalıştığı 01.08.1997 tarihine kadar ki dönem için kıdem ve «ihbar tazminatı» ile «kötü niyet tazminatı» dışındaki alacaklar açısından değerlendirme yapılması, «acenta» olduğu tarihten sonraki talepler için ise «tefrik» kararı verilerek bu dönem için ticaret mahkemesine «görevsizlik» kararı verilmesi gerektiği” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, eldeki davada «teminat senedi» yönünden bir talebin bulunmadığı, iş ilişkisinden kaynaklı alacakların talep edildiği, arada iş ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve davacının işilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususunu tartışmada İş Mahkemelerinin «görevli» olduğu, davacının taleplerinin «acentelik ilişkisi» kapsamında olmadığı, davaya bakmaya İş Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliğine», 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2682 E. 2021/2306 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart
Benzer bu kararda… göre, davanın kısmen kabulü ile, 5.500,00 TL tazminatın 15/07/1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000 USD «cezai şartın» faiziyle davalı ...'den tahsiline, sair hususlarda daha önce verilen karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen kararın davalı .. …
-
Ortaklar Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14645 E. 2017/528 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararının iptali · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın kabulü ile 08.05.2000 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptaline», birleşen davada ise tasfiyeye ilişkin usulüne uygun olarak alınan 13.06.1997 tarihli kararın tescili isteminin reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle, Ticaret Sicil Müdürlüğünün red işleminin iptaline dair verilen kararın davalılar vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10096 E. 2011/10912 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devrinin tescili · pay defterine tescil · limited şirket pay devri · pay devri · satış sözleşmesi · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının 24.01.1997 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile noterde 24 hissesini davalılara devrettiği, devir işlemine diğer ortakların «muvafakat» ettikleri, davalıların «pay devrinin tescil» ve «ilanı» için yükümlülüklerini yerine getirmeyi «taahhüt» ettikleri, noterlikçe pay devrine ilişkin düzenlenen «satış sözleşmesi» sırasında bütün ortakların bulunduğu gerekçesiyle, pay devrinin kanuna ve usule uygun olarak yapıldığının tespitine, devrin şirket «pay defterine tescili» ile ticaret sicilince «masrafı» davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ilanına karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketteki pay devrinin tescil» ve «ilanına» ilişkindir.
-
Patent tecavüzü - Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10308 E. 2018/5514 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, TR 1997/01266 sayılı patent yönünden «menfi tespit» talebinin reddine ve davacının ürünlerinin davalıların diğer patentlerine tecavüz oluşturmadığının tespitine dair verilen karar, davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7590 E. , 2022/8297 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27.04.2021 tarih ve 2020/20 E. - 2021/354 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin işçisi olarak uzun müddet çalıştığını, daha sonra muvazaalı olarak davalı tarafından kendisine imzalatılan vekalet sözleşmesi ile davacının ayrı bir işyeri sahibi gibi gösterildiğini, ancak bu dönemde de davacının işçi statüsünün devam ettiğini, daha sonra davalının haksız ve kötüniyetle vekalet sözleşmesini sona erdirdiğini, gerçekte ise iş ilişkisinin sona erdirilmiş olduğunu belirterek belirsiz alacak davasına ilişkin HMK’nın 107/2 hükmü saklı kalmak üzere, işçilik alacağı olarak toplamda 14.000,00 TL’nin, kazandırılan müşteri tazminatı olarak en az 1.000,00 TL’nin, manevi tazminat olarak 50.000,00 TL’nin tahsilinin, SGK ve vergi yapılandırma taksitlerinin bozulmasından ötürü görülen maddi zararlara karşılık 1.000,00 TL’nin ödenmesine ve tüm bu borçlardan sorumlu olunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, yargılama aşamasında davanın tefrik edildiğini ileri sürerek davacının, 01.08.1997 tarihinden sonraki ilişkilerinin acentelik şeklinde uygulanan vekalet ilişkisi olduğunu, işbu dava yönünden bu tarihten sonraki 500,00 TL kıdem tazminatı, 500,00 TL ihbar tazminatı, 500,00 TL yıllık izin, 500,00 TL kötü niyet tazminatı, 500,00 TL fazla mesai, 500,00 TL haftasonu çalışma ve 500,00 TL dini ve resmi bayramlarda çalışma alacaklarını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendisinin acentesi olduğunu, iş ilişkilerinin bulunmadığını, taleplerinin haksız olduğunu, teminat senedinin açık olarak alındığını ve acentelik ilişkisinden doğacak zararların teminatı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, eldeki davada teminat senedi yönünden bir talebin bulunmadığı, iş ilişkisinden kaynaklı alacakların talep edildiği, arada iş ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve davacının işilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususunu tartışmada İş Mahkemelerinin görevli olduğu, davacının taleplerinin acentelik ilişkisi kapsamında olmadığı, davaya bakmaya İş Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 01.12.1989 tarihinden sözleşmesinin haksız feshedildiği 07.06.2012 tarihine kadar davalı şirketin Fenerbahçe Şubesinde çeşitli pozisyonlarda çalıştığını, 31.08.2010 tarihinde kendisine vekalet sözleşmesi adı altında bir sözleşme dayatıldığını, hizmet sözleşmesinden doğan hakları ödenmeden iş akdinin feshedildiğini bildirerek dava dilekçesinde açıkladığı alacak kalemlerinin tahsiline karar verilmesi istemi ile belirsiz alacak davası açmıştır.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin yerel mahkemenin 04.09.2014 tarihli kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/32559 Esas, 2016/6205 Karar sayı 16.03.2016 tarihli kararı ile “...davacının işçi olarak çalıştığı 01.08.1997 tarihine kadar ki dönem için kıdem ve ihbar tazminatı ile kötü niyet tazminatı dışındaki alacaklar açısından değerlendirme yapılması, acenta olduğu tarihten sonraki talepler için ise tefrik kararı verilerek bu dönem için ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği” gerekçesi ile bozulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2016/374 Esas sayılı dosyasında bozma ilamına uyularak “davacının acente olduğu 01.08.1997 tarihinden sonraki talepler yönünden dosyanın tefrikine karar verilerek bu talepler yönünden Mahkemenin 2016/676 Esas sayılı dosyada yargılamaya devam edilmiş, Mahkemenin 2016/676 Esas, 2017/388 Karar sayı ve 06.07.2017 tarihli kararı ile “davacının 01.08.1997 tarihinden sonraki talepleri yönünden Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
Kesinleşen görevsizlik kararı üzerine, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 27.04.2021 gün ve 2020/20 Esas, 2021/354 sayılı kararı ile “İş Mahkemesinin görevli olması nedeniyle Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde yargı merciinin tayini için dosyanın Yargıtay’a gönderilmesine” karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 23/2. maddesinde “Bölge Adliye Mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararların davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi de bağlayacağı” düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davanın açıldığı İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 01.08.1997 tarihinden sonraki talepler yönünden Ticaret Mahkemesinin Görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyan yerel mahkemece Görevsizlik kararı verilmiş, kesinleşen görevsizlik kararı üzerine Asliye Ticaret Mahkemesince yargılamaya devam edilmiştir.
Bu halde, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi kesinleştiğinden, davacının 01.08.1997 tarihinden sonraki talepleri yönünden uyuşmazlığın esasının incelerek esasa yönelik bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde HMK 23/2 maddesi hükümlerinin gözardı edilerek Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 24.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/881777000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz