6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Derdest davadan sicile bildirim yapılmaması ihya davasında yargı giderinden sorumluluğu etkilemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2417 E. 2023/159 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Şirketin ihyasıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketlerŞirketin ihyası

Davacının nitelemesi: Yargı Gideri ve Vekalet Ücreti İtirazı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

TTK geçici 7. madde, madde metninde sınırlı olarak sayılan hâllerin tespiti durumunda TTK'daki tasfiye usulüne uyulmaksızın uygulanabilecek istisnai ve geçici bir düzenlemedir; bu hâller genişletici yoruma tabi tutulamaz. 5174 sayılı Kanun'un 10. maddesine dayalı oda kaydının silinmesi nedeniyle yapılan ticaret sicil terkini, TTK geçici 7. maddede sayılan hâllerden değildir; bunu bu kapsama dahil eden ikincil düzenleme (tebliğ), dayandığı kanun hükmüne aykırı olduğundan uygulanamaz. Kanunda öngörülmeyen bir nedenle yapılan terkin işlemi hukuka aykırıdır ve bu aykırılık nedeniyle açılan ihya davasında, terkin işlemini yapan sicil müdürlüğünün derdest davadan haberdar olup olmamasının veya bunu tespit edecek bir sistem bulunup bulunmamasının, yargı giderinden sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Ele alınan sorunlar

TTK geçici 7. madde kapsamı dışında yapılan terkinin hukuka aykırılığı ve yargı giderinden sorumluluk → ret

İddia: Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü, derdest davanın kendisine bildirilmediğini, bunu tespit edecek bir entegrasyonun bulunmadığını ileri sürerek aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: 5174 sayılı Kanun'un 10. maddesi, adres ve durumu tespit edilemeyen üyelerin oda kaydının silinmesini ve bu durumun ticaret sicil memurluğuna bildirilerek sicil kaydının silinmesini düzenlemektedir. 30.12.2012 tarihli Tebliğ'in 1/d maddesi, 5174 sayılı Kanun'un 10. ve 322. maddelerine göre adres/durumu tespit edilemeyen ve oda kaydı silinen şirketleri de TTK geçici 7. madde kapsamına dahil etmiştir; ancak bu, kanunda öngörülmeyen bir hususun tebliğ ile düzenlenmesidir. TTK geçici 7. maddesi, 1/7/2015 tarihine kadar madde metninde sayılan hâllerin tespiti hâlinde TTK'daki tasfiye usulüne uyulmaksızın özel bir tasfiye yöntemi getirmiştir; maddenin geçici ve istisnai niteliği gözetildiğinde sayılan hâller sınırlıdır ve genişletici yorumla uygulama alanı genişletilemez. İkincil düzenlemeler (tebliğ), dayandıkları kanun maddesine aykırı olamaz; çelişki hâlinde kanun hükmü uygulanır. Somut olayda kanunda öngörülmeyen bir nedenle (5174 sayılı Kanun'a dayalı adres tespiti) terkin işlemi yapılmış, ayrıca şirket yetkilisine ve şirkete ihtar yapıldığı da belgelenmemiştir. Derdest davanın sicil müdürlüğüne bildirilip bildirilmediği veya bunu tespit edecek bir sistemin bulunup bulunmaması, terkin işleminin hukuka aykırı olarak yapılmış bulunması karşısında sonucu değiştirmez; bu nedenle HMK 326. madde gereği davalının yargı giderinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK geçici 7. maddenin uygulama alanının sınırlı ve istisnai olduğu, 5174 sayılı Kanun'a dayalı oda kaydı silinmesi nedeniyle yapılan terkinlerin bu madde kapsamına ikincil düzenlemeyle (tebliğ) dahil edilemeyeceği yönündeki tespit, benzer terkin/ihya davalarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası ticaret sicilinden re'sen terkin TTK geçici 7. madde 5174 sayılı Kanun ikincil düzenlemenin kanuna aykırılığı yargı giderinden sorumluluk

Atıf yapılan mevzuat: 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu — 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu 105174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu 322 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK geçici 7 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 326

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2417

KARAR NO 2023/159

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/04/2022

NUMARASI 2022/60 Esas 2022/293 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/01/2023

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı şirkete ait Dudullu Organize Sanayide üretim yeri işçilerinden ...'ın 30.09.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi'nin 2013/850 Esas sayılı dosyası rücuen alacak davası açıldığını, davalı şirketin ticaret sicilindeki adresine T.K nın 35. maddesi uyarınca tebliğ yapıldığını, Ticaret Sicil Memurluğu ile yapılan yazışma neticesinde şirketin usulüne uyulmadan ve kurumlarının alacağı gözetilmeden kaza sonrasında tasfiyenin sonlandırıldığının saptandığını, her ne kadar tasfiye ticaret sicilinde ilan edilmiş ise de alacakları gözetilmediğinden tasfiyenin gerçek olarak tamamlanmadığını, bu sebeple ihya davası açma zarureti doğduğunu iddia ederek, şirketin tasfiyesinin ihyası ve tasfiye memuru tayinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili, ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... San.ve Tic. Ltd Şti'nin re’sen terkin işlemini “TTK nın Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı TTK nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında "vergi kaydının terkin edildiği" ve "adresinin tespit edilemediği"nin belirlenmesinin ardından, re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 19.02.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğini;şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğu halde şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini,davacının re'sen terkin işlemini eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddiasının olmadığını, ilgili şirket hakkında devam eden davaya ilişkin davalıya intikal eden bir bildirim bulunmadığını, aleyhlerine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; ihyası istenilen şirketle ilgili yapılan işlem dosyası ticaret sicilinden celp edilmiş olup, gelen belge örneklerine göre, ihyası istenen davalı şirketin TTK geçici 7.maddesi kapsamında kaldığının belirlenmesi üzerine terkin kapsamına alındığı, ihtar ve ilân prosedürlerinin tamamlanmasının ardından sicil kaydının 19/02/2015 tarihinde resen terkin edildiği, ancak terkin tarihinde ihya istemine konu şirketle ilgili devam eden bir dava bulunduğu, bu nedenle terkin işleminin hukuka aykırı olduğu, ayrıca davacının terkin işleminden sonra haklı bir neden ileri sürerek işbu şirketin ihyasını talep ettiği anlaşılmakla İstanbul Ticaret Sicilinin ... Sicil numarasında kayıtlı ... Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti'nin İstanbul Anadolu 20.

İş Mahkemesinin 2013/850 esas sayılı dosyasındaki işlemler ile sınırlı olmak üzere ihyasına, davalı sicilin keyfiyeti öğrendikten sonra ilk duruşmaya kadar davayı kabul ettiğini bildirmediğinden ve HMK'nin 312/2. maddesindeki koşulların bulunmaması nedeniyle, yargı giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili; her ne kadar terkin tarihinden önce açılan bir dava mevcut ise de müvekkili Müdürlüğe bu hususta bir bildirimde bulunulmadığından ve müvekkili Müdürlüğün bu hususu tesbit etmesinin mümkün olmamasına karşın ve son olarak davanın kabul edilmemiş olması gerekçe gösterilerek (aksi yönde içtihad bulunmasına rağmen) müvekkili Müdürlük aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda müvekkili sicil aleyhine yargı giderri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticaret sicilinden TTK'nin geçici 7. Maddesine göre terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili hükmü davalı aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle istinaf etmiştir. İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi'nin 2013/850 esas sayılı dosyasındaki dava 11.7.2013 tarihinde açıldığı ve halen derdest olduğu halde bu davanın devamı sırasında 2015 yılında 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Kanunu gereğince kaydının "adresin tesbit edilmemesi" nedeniyle silindiği anlaşılmaktadır. 5174 Sayılı kanunun 10.maddesinde "Odalara kayıt zorunluluğu bulunanlar, durumlarında meydana gelen ve Türk Ticaret Kanununa göre tescil ve ilânı gereken her türlü değişikliği, gerçekleşmesinden itibaren bir ay içinde, kayıtlı oldukları odalara bildirmek zorundadır.

Ticaret siciline tescili zorunlu olup da yasal şekil ve sürede tescil ettirilmemiş olan bir hususu haber alan ilgili oda, bu yasal zorunluluğu yerine getirmeyenlerin durumlarını gerekli sicil değişikliklerinin yapılması için ilgili ticaret sicil memurluğuna bildirir. Ticaret sicil memurluğu, bu bildirim üzerine gerekli işlemleri yapmakla yükümlüdür. İçinde bulunulan yıldan önceki iki yıldan itibaren adresleri ve durumları tespit edilemeyenler ile bu süre zarfında aidat ödemeyen üyelerin isimleri, oda yönetim kurulu kararıyla, meslek grupları ve seçmen listelerinden silinir; aidat tahakkukları durdurulur. Bu fıkra hükmünün gereğinin her yılın ocak ayı içinde yerine getirilmesinden oda yönetim kurulu sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıdaki fıkrada anılan oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemezler." hükmünü içermektedir.

30. 12.2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler...in Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10. ve 322'nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir.

TTK’nın geçici 7. Maddesinde "1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilerek,maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle kanunda öngörülen haller dışındaki durumlarda geçici 7. Maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacaktır.

Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin sınırlı sayıldığı ve genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. İkincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Somut olayda ;davalı vekili derdest davanın müvekkili Sicil Müdürlüğüne bildirilmediği, derdest davayı tesbit edecek entegrasyonun mevcut olmadığını ileri sürerek müvekkili aleyhine yargı gideri hükmedilemeyeceğini ileri sürmektedir.Ancak kanunda öngörülmeyen bir nedenle terkin işleminin yapıldığı ,şirket yetkilisine ve şirkete ihtar yapıldığının belgelenmediği anlaşılmakla HMK 326.madde gereği davalının yargı giderinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; istinaf sebebi yerinde olmayan davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20-TL harcın davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yapılan 163-TL istinaf yargı giderinin davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden alınarak davacıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/87936 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2231 E. 2023/2452 K. · Onandı

Adres tespit edilemediği için terkinde sicil giderden sorumlu olur

Gerekçe özeti

Şirketin ticaret sicilinden terkini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen sebeplere değil, adresin tespit edilememesi gibi başka bir düzenlemeye dayandırılmışsa ve şirket ile şirket yetkilisine ihtar yapıldığı belgelenmemişse terkin usulsüzdür; bu hâlde ihya davasında terkini yapan sicil aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi yerindedir.

Emsal değeri

Geçici 7 nci madde kapsamı dışında bir düzenlemeye dayanan ve ihtarı belgelenmeyen terkin işlemi nedeniyle sicilin ihya davasının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması yönündeki benimsenen tespit açısından emsal değeri taşır.

Kavramlar: şirketin ihyası re'sen terkin ticaret sicili yargılama giderlerinden sorumluluk ek tasfiye memuru

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/2231 E.  ,  2023/2452 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2417 Esas, 2023/159 Karar

HÜKÜM

Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/60 E., 2022/293 K.

Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete ait Dudullu Organize Sanayide üretim yeri işçilerinden ...'ın 30.09.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2013/850 E. sayılı dosyası rücuen alacak davası açıldığını, Ticaret Sicil Memurluğu ile yapılan yazışma neticesinde şirketin usulüne uyulmadan ve kurumlarının alacağı gözetilmeden kaza sonrasında sonlandırıldığının saptandığını, her ne kadar tasfiye ticaret sicilinde ilan edilmiş ise de tasfiyenin gerçek olarak tamamlanmadığını, bu sebeple ihya davası açma zarureti doğduğunu ileri sürerek şirketin ihyası ve tasfiye memuru tayinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, Sinergy Day. Tüketim Malları San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin re’sen terkin işleminin şirketin vergi kaydının terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediğinin belirlenmesinin ardından yapıldığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 19.02.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, şirkete, gerekli ihtarlar yapıldığı halde şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının re'sen terkin işlemini eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddiasının olmadığını, ilgili şirket hakkında devam eden davaya ilişkin davalıya intikal eden bir bildirim bulunmadığını, terkinin usulüne uygun olduğunu, yasal hasım olduklarını savunarak aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmemesini istemiştir.

2.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketle ilgili yapılan işlem dosyası ticaret sicilinden celp edilmiş olup, gelen belge örneklerine göre, ihyası istenen davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının belirlenmesi üzerine terkin kapsamına alındığı, ihtar ve ilân prosedürlerinin tamamlanmasının ardından sicil kaydının 19.02.2015 tarihinde re'sen terkin edildiği, ancak terkin tarihinde ihya istemine konu şirketle ilgili devam eden bir dava bulunduğu, bu nedenle terkin işleminin hukuka aykırı olduğu, ayrıca davacının terkin işleminden sonra haklı bir neden ileri sürerek işbu şirketin ihyasını talep ettiği, davalı sicilin keyfiyeti öğrendikten sonra ilk duruşmaya kadar davayı kabul ettiğini bildirmediği gerekçesiyle Sinergy Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti.'nin İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2013/850 E. sayılı dosyasındaki işlemler ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirketin eski temsilcisinin ek tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına, davalı şirket bakımından pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, yargılama giderinin davalı kuruma yükletilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar terkin tarihinden önce açılan bir dava mevcut ise de müvekkili Müdürlüğe bu hususta bir bildirimde bulunulmadığı ve müvekkili Müdürlüğün bu hususu tespit etmesinin mümkün olmamasına karşın müvekkili Müdürlük aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda müvekkili sicil aleyhine yargı giderri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi gereğince adresin tespit edilmemesi nedeniyle terkin edildiği, 6102 sayılı Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinde öngörülmeyen bir nedenle terkin işleminin yapıldığı, şirket yetkilisine ve şirkete ihtar yapıldığının belgelenmediği gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; anılan kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğunu, davacının terkinin usulüne uygun olmadığı gibi bir iddiasının bulunmadığını, davacının üçüncü kişi olması nedeniyle zaten bunu iddia edemeyeceğini, buna dayanılarak hüküm kurulamayacağına ilişkin emsal kararların bulunduğunu, kanunda öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğunu, müdürlüğün derdest davayı tespit edemeyeceğini, davanın reddini talep etmediklerini, etseler bile yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, terkin usulüne uygun olduğunu, yasal hasım olduklarını, davaya kurumun neden olmadığını, davalı şirketin ayakta tutulmasına yönelik bir iradenin bulunmadığını belirterek kararın vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, şirket ihyası istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi

3. 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi

3. Değerlendirme ve Sonuç

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.