Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7456 E. 2022/8570 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
irsaliye↗ satış sözleşmesi↗ ispat yükü↗ menfi tespit↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, malın teslimini gerçekleştiren nakliyecilerin celbi için çağrı kağıdı çıkarıldığı, kayıtlı adreslerinde dinlenmeleri için talimat yazıldığı, bir kısım nakliyecinin ise yeterli kimlik bilgileri bulunmadığı ve irsaliyede açıklık olmadığı için celbi sağlanamadığı, anılan nedenler ve uyuşmazlığa konu teslim olgusunun üzerinden geçen süre nazara alındığında bozma ilamının gereği yerine getirilemediği, öte yandan, İstanbul Ağaç... A.Ş.'ye yazı cevabı içeriğine göre, davacı Alkoç İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. firmasının toplam 16.797,40 m2 hazır rulo çim temini ve imalatı yaptığı görüldüğü, imalatın dava dışı bir şirketten tedarik edilen hazır rulo çim ile yapıldığı iddia edilmemiş olup, davalı tarafından en az bu tutarda rulo çimin davacıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 17.000 m2 hazır rulo çim teslim edilmesi ve karşılığında 78.234.- TL ödenmesi kararlaştırıldığı, davalının 74.552,40 TL tutarında hazır rulo çimin teslim edildiğini savunduğu, 3.681,60 TL yönünden davayı kabul ettiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 30.05.2010 tarihli satış sözleşmesi ile davalı tarafından davacıya 17.000 m2 çim teslim edileceği hususunda anlaşmaya varılmıştır. Davacı 18.234.- TL karşılığı çimin teslim edilmediğini belirterek bu miktar yönünden borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ancak bozma ilamının gereğinin yerine getirilemediği açıklanarak davacının ticari ilişki içinde olduğu dava dışı firmaya yazılan müzekkere cevabı dikkate alınarak teslimin gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Teslimi ispat yükü davalıda olup dava dışı şirketin beyanları teslimin ispatına elverişli değildir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalının teslimi ispat edemediği dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4210 E. 2023/4871 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · zorunlu hasım · resen terkin · re'sen terkin · ihya davası · yasal hasım · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2022/13 esasına kayden yapılan yargılamada söz konusu şirketin «kaydının» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) Geçici 10 uncu maddesi uyarınca 03.02.2015 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiği öğrenildiğinden mahkemece «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek, Tek-Çim İnşaat Malzemeleri Deri ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketinin ihyasına, «ticaret siciline» kaydedilmesine ve şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
… ted Şirketinin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesi kapsamında şirket sermayesini 10.000,00 TL'ye çıkarmadığı için, Geçici 7 nci maddedeki usule uygun olarak «resen terkin» edildiğini, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, şirketin 03.02.2015 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, işbu davanın açılış tarihinin 21.03.2022 olduğunu, «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «yasal hasım» olduklarını savunarak aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin yapılan «ihtara» rağmen sermayesini artırmadığından 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki düzenlemeye göre 03.02.2015 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, Ankara 37.
İş Mahkemesinin 2016/984 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, «ticaret siciline tescil» ve «ilan» edilmesine, şirketin «terkin» öncesi yetkilisi ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davalı «zorunlu hasım» olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden davacı tarafın yapmış olduğu «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4527 E. 2019/3828 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 234.000.-TL «maddi tazminat» ile 50.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/764 E. 2018/6433 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın kabulüyle davacının 4.000,00 TL alacağının 27/09/1999, 3.114,00 TL alacağının 08/11/1999 tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalı ...den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Davacı dava dilekçesiyle, 8.234,25 TL'nin 08/02/2000 tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece 7.114.00 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda dava kısmen reddedilmiş olup, reddedilen miktar üzerinden davalı banka lehine avukatlık ücretine ve kabul red oranı göz önüne alınarak «yargılama giderine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7772 E. 2023/1939 K.
Ortak:irsaliye · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, malın «teslimini» gerçekleştiren nakliyecilerin celbi için çağrı kağıdı çıkarıldığı, kayıtlı adreslerinde dinlenmeleri için talimat yazıldığı, bir kısım nakliyecinin ise yeterli kimlik bilgileri bulunmadığı ve «irsaliyede» açıklık olmadığı için celbi sağlanamadığı, anılan nedenler ve uyuşmazlığa konu teslim olgusunun üzerinden geçen süre nazara alındığında bozma ilamının gereği yerin …
… görüldüğü, imalatın dava dışı bir şirketten tedarik edilen hazır rulo çim ile yapıldığı iddia edilmemiş olup, davalı tarafından en az bu tutarda rulo çimin davacıya «teslim» edildiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 17.000 m2 hazır rulo çim teslim edilmesi ve karşılığında 78.234.- TL ödenmesi kararlaştırıldığı …
Taraflar arasındaki 30.05.2010 tarihli «satış sözleşmesi» ile davalı tarafından davacıya 17.000 m2 çim «teslim» edileceği hususunda anlaşmaya varılmıştır.
Benzer bu karardaŞti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu faturaların «irsaliye fatura» niteliğinde olduğunu, bu irsaliyelerde hizmeti «teslim» alanın imzasını taşıması gerektiğini, müvekkilinin söz konusu hazır beton hizmetini aldığına dair herhangi bir imzalı irsaliye bulunmadığını, bu haliyle söz konusu irsaliyelerin söz konusu hizmetin verildiğine ilişkin «delil niteliği» taşımadığını, yerel mahkemece verilen kabul kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle kaldırılmasını istemiştir.
Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu faturaların ve «irsaliyelerin» imzasız olduğunu, «ticari defterlerin» «kesin delil» olmadığını, mükelleflerin «teslim» ettikleri mal/hizmetler neticesinde düzenledikleri faturalarda imzalarının bulunması gerektiğini, imzalarının bulunmaması durumunda ise faturanın hiç düzenlenmemiş sayılacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Şti. uhdesinde olduğu anlaşıldığından, davalı «defterleri» «ibraz» etmesi veya yerini bildirmesi durumunda bilirkişi marifetiyle inceleme yapılması, davalı iş ortaklığının «ticari defterlerinin» eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yapılmış ise ve iş ortaklığının defterlerinde ilgili hususta hiç bir ticari kayıt bulunmadığı veya davacının defter kayıtlarına aykırı olması halinde davacının ticari defterleri tek başına delil olamayacağından, bu kez davacı tarafından dava konusu mallara ilişkin ibraz edilen «sevk irsaliyelerinde» «teslim» alan kişilerin davalılar çalışanı olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece davacı defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibrazdan kaçınma · yazılı şekil şartı · irsaliyeli fatura · cari hesap sözleşmesi · ticari defter ibrazı · geçerlilik şartı · faturaya itiraz · aleyhe delil
Benzer bu kararda… , davacı tarafça açılan itirazın iptalinin icra dosyasının incelenmesinde 1 yıl sürenin geçmiş olduğunu, davanın reddi gerekmekte olduğunu, iddia edilen faturaların «zamanaşımına» uğradığını, davacı şirket tarafından düzenlenen müvekkili şirketin «temsile» yetkili kimsenin imzasının olmadığını sadece tarafın imzası «taşıyan» faturalarla icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkili şirketin bu faturalardaki iddia edilen borçtan sorumlu olmaması nedeniyle icra takibine ve dolayısıyla «faturalara itiraz» etmiş olduğunu, faturalardaki hizmeti almamış olduğunu, davacı tarafın müvekkili firmanın da ortağı olduğu iş ortaklığıyla aralarında «cari hesap sözleşmesinin» bulunduğunu iddia etmiş ise de cari hesap sözleşmesinin «yazılı şekil şartı» «geçerlilik şartı» olup aksi halde cari hesap sözleşmesinin kurulmamış olduğunu, müvekkili şirketin veya herhangi «dahil» olduğu bir işortaklığı tarafından davacı tarafla cari hesap sözleşmesi imzalanmamış olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu faturaların «irsaliye fatura» niteliğinde olduğunu, bu irsaliyelerde hizmeti «teslim» alanın imzasını taşıması gerektiğini, müvekkilinin söz konusu hazır beton hizmetini aldığına dair herhangi bir imzalı irsaliye bulunmadığını, bu haliyle söz konusu irsaliyelerin söz konusu hizmetin verildiğine ilişkin «delil niteliği» taşımadığını, yerel mahkemece verilen kabul kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle kaldırılmasını istemiştir.
… alacak bakımından taraflar arasındaki ticari ilişkilerini gösterir 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca usulüne uygun olarak tutulmuş tüm «ticari defter, kayıtların» 2 haftalık «kesin süre» içerisinde sunulması, aksi halde 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesi uyarınca «aleyhe delil» sayılma sonucuna göre davaya devam olunacağının «ihtar» edilmiş, davalı İş Çim Makine İnş Hazır Beton Elk.
2.Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanunu’nun 222 nci maddesinde «münhasıran» «ticari defterlere» ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır.
-
Bilirkişi raporunun denetime elverişliliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4330 E. 2024/6087 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporunun denetime elverişliliği · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda… si uyarınca tasarımlar arasında birebir aynılık olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, diğer davalının itirazlarının dikkate alınmadığını, Mahkemece alınan «bilirkişi raporunun denetime elverişli» bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
… razlarında ileri sürdüğü hem de dava dilekçesinde dayandığı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmadığının belirlendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» bulunduğu, diğer taraftan tasarım başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve tasarımın hükümsüzlüğü istemli iş bu davada 6769 sayılı Kanun'un 59 un …
2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; «bilirkişi incelemesinin» fotoğraflar üzerinden yapıldığını belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7456 E. , 2022/8570 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16.03.2021 tarih ve 2014/1538 E. - 2021/312 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 17.000 M2 rulo çimin 78.234.- TL bedelle satışı için sözleşme imzalandığını, davalının 18.234 TL lik malı teslim etmediğini, müvekkilinin satın aldığı çimlere karşılık aleyhine yapılan icra takibinden önce 25.000.- TL ve icra takibinden sonra 35.000.- TL olmak üzere toplam 60.000.- TL ödeme yaptığını, bu nedenle davalı şirkete borcunun bulunmadığını belirterek müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yaptığı ödemelerin doğru olduğunu, sehven sözleşmedeki miktarın tamamı üzerinden icra takibi yapıldığını, oysa davacıya 74.552,40 TL'lik 16.200 m2 rulo çimin gönderildiğini, bu nedenle açılan davanın 3.681,60 TL'lik kısmını kabul etmekte olduklarını belirterek bu miktar dışında kalan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, malın teslimini gerçekleştiren nakliyecilerin celbi için çağrı kağıdı çıkarıldığı, kayıtlı adreslerinde dinlenmeleri için talimat yazıldığı, bir kısım nakliyecinin ise yeterli kimlik bilgileri bulunmadığı ve irsaliyede açıklık olmadığı için celbi sağlanamadığı, anılan nedenler ve uyuşmazlığa konu teslim olgusunun üzerinden geçen süre nazara alındığında bozma ilamının gereği yerine getirilemediği, öte yandan, İstanbul Ağaç... A.Ş.'ye yazı cevabı içeriğine göre, davacı Alkoç İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. firmasının toplam 16.797,40 m2 hazır rulo çim temini ve imalatı yaptığı görüldüğü, imalatın dava dışı bir şirketten tedarik edilen hazır rulo çim ile yapıldığı iddia edilmemiş olup, davalı tarafından en az bu tutarda rulo çimin davacıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 17.000 m2 hazır rulo çim teslim edilmesi ve karşılığında 78.234.- TL ödenmesi kararlaştırıldığı, davalının 74.552,40 TL tutarında hazır rulo çimin teslim edildiğini savunduğu, 3.681,60 TL yönünden davayı kabul ettiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 30.05.2010 tarihli satış sözleşmesi ile davalı tarafından davacıya 17.000 m2 çim teslim edileceği hususunda anlaşmaya varılmıştır. Davacı 18.234.- TL karşılığı çimin teslim edilmediğini belirterek bu miktar yönünden borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ancak bozma ilamının gereğinin yerine getirilemediği açıklanarak davacının ticari ilişki içinde olduğu dava dışı firmaya yazılan müzekkere cevabı dikkate alınarak teslimin gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Teslimi ispat yükü davalıda olup dava dışı şirketin beyanları teslimin ispatına elverişli değildir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalının teslimi ispat edemediği dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/875904300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz