Korkutma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4298 E. 2022/8726 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
korkutma↗ hmk 222↗ i̇i̇k 258↗ tahrifat↗ aldatma (hile)↗ icra hukuk mahkemesi↗ mutabakat↗ yazılı delil↗ ticari defter kayıtları↗ mirasçılık↗ ticari defter↗ geçersizlik↗ çek↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yanılma, aldatma, veya korkutma yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, hesap bilirkişisinin 04/01/2021 tarihli ek raporuna göre, davacının 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi de göz önüne alınarak sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin açılış kaydı olmasına rağmen kapanış kaydı yapılmadığı, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin sahibi lehine delil vasfının olmadığı, davacının 2015 yılı yevmiye defterinde davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın teslim edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli yazılı delil sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı tarafça icra takiplerine konulan kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece kambiyo senetlerinin dayanağı olan buğday alım-satımına ilişkin faturalar ve ilgili ödemelerin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve birbirini doğruladığı, malın teslim edilmediği hususu ile senetlerin yanılma, aldatma ve korkutma yoluyla imzalandığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece takibe konulan kambiyo senetlerinin temel ilişkiye dayalı olarak taraf defterleri incelemesi sonucu davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında davacılardan ... ile davalı ... arasında 27.12.2016 tarihli "Genel Borç" başlıklı mutabakat metninde davacıların mirasbakanı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda 258.600.- TL genel borcunun bulunduğu, bu miktardaki borca karşılık 38.500.- TL viza ile ödenmesi sonucunda bakiye 220.000.- TL borcun kaldığı, ayrıca 9.280.- TL’de ekstra borçun bulunduğu, başkada borcun bulunmadığı ve verilen çek senetlerin geçersiz olduğu şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davalı tarafından takibe konulan çek ve senetlerin düzenleme tarihlerinin 21.11.2016, 28.10.2016, 09.09.2016, 24.09.2016, 08.09.2016, 07.09.2016, 06.10.2016 olduğu ve bunların tamamının düzenlenme tarihlerinin mutabakat metninden önce olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise 30.12.2019 tarihli cevap dilekçesinde 26.12.2016 tarihli belgede tahrifat yapıldığını "27.12.2016 tarihi itibarıyla... ve mirasçılarının borcu bu kadardır. Başkada borcu kalmamıştır. Verilen çek ve senetlerde geçersizdir" ibaresinin eklendiğini kendilerinin imzaladığı orijinal halin bu şekilde olmadığını belirtip deliller kısmında ise belgelerin Çorum İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/119 Esas sayılı dosyasına sunulduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan gerek kök raporun 5. sayfasında gerekse de 22.11.2020 tarihli bilirkişi ek raporunun 4. sayfasında dava dosyasında iki farklı "Genel Borç" başlıklı fotokopi belge bulunduğu hususunun yer aldığı görülmektedir. Mahkemece taraflar arasında düzenlenen bu belgeler ve bu belgelerle ilgili olarak yapılan iddia ve savunmalar dikkate alınmaksızın sadece taraf ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5060 E. 2024/2798 K.
Ortak:korkutma · tahrifat · i̇i̇k 258 · mutabakat · yazılı delil · ticari defter kayıtları · mirasçılık · ticari defter
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yanılma, aldatma, veya «korkutma» yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, hesap bilirkişisinin 04/01/2021 tarihli ek raporuna göre, davacının 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait «ticari defterlerinin» 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi de göz önüne alınarak sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin açılış «kaydı» olmasına rağmen kapanış kaydı yapılmadığı, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin sahibi lehine delil vasfının olmadığı, davacının 2015 yılı yevmiye defterinde davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın «teslim» edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli «yazılı delil» sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece kambiyo senetlerinin dayanağı olan buğday alım-satımına ilişkin faturalar ve ilgili ödemelerin tarafların «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve birbirini doğruladığı, malın «teslim» edilmediği hususu ile senetlerin yanılma, aldatma ve «korkutma» yoluyla imzalandığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece takibe konulan kambiyo senetlerinin temel ilişkiye dayalı olarak taraf «defterleri» incelemesi sonucu davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında davacılardan ... ile davalı ... arasında 27.12.2016 tarihli "Genel Borç" başlıklı «mutabakat» metninde davacıların mirasbakanı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda «258».600.- TL genel borcunun bulunduğu, bu miktardaki borca karşılık 38.500.- TL viza ile ödenmesi sonucunda bakiye 220.000.- TL borcun kaldığı, ayrıca 9.280.- TL’de ekstra borçun bulunduğu, başkada borcun bulunmadığı ve verilen «çek» senetlerin «geçersiz» olduğu şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2021 tarih, 2019/«308» E., 2021/41 K. sayılı kararıyla davacıların yanılma, aldatma, veya «korkutma» yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, davalının «ticari defterlerinde» de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın «teslim» edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli «yazılı delil» sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… in 06.12.2022 tarih, 2021/4298 E., 2022/8726 K. sayılı kararıyla taraflar arasında davacılardan ... ile davalı ... arasında 27.12.2016 tarihli "Genel Borç" başlıklı «mutabakat» metninde davacıların mirasbakanı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda «258».600,00 TL genel borcunun bulunduğu, bu miktardaki borca karşılık 38.500,00 TL ödenmesi sonucunda bakiye 220.000,00 TL borcun kaldığı, ayrıca 9.280,00 TL’de ekstra borcun bulunduğu, başkada borcun bulunmadığı ve verilen «çek» senetlerin «geçersiz» olduğu şeklinde ifadelerin yer aldığının anlaşıldığı, öte yandan, davalı tarafından takibe konulan çek ve senetlerin düzenleme tarihlerinin 21.11.2016, 28.10.2016, 09.09.2016, 24.09.2016, 08.09.2016, 07.09.2016, 06.10.2016 olduğu ve bunların tamamının düzenlenme tarihlerinin mutabakat metninden önce olduğunun anlaşıldığı, davalı cevap dilekçesinde 26.12.2016 tarihli belgede «tahrifat» yapıldığını "27.12.2016 tarihi itibarıyla ...
… rece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davacılardan ... ile davalı ... arasında 27.12.2016 tarihli "Genel Borç" başlıklı «mutabakat» metninde davacıların mirasbakanı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda «258».600,00 TL genel borcunun bulunduğu, bu miktardaki borca karşılık 38.500,00 TL ödenmesi sonucunda bakiye 220.000,00 TL borcun kaldığı, ayrıca 9.280,00 TL’de ekstra borçun bulunduğu, başkada borcun bulunmadığı ve verilen «çek» senetlerin «geçersiz» olduğu şeklinde ifadelerin yer aldığının anlaşıldığı, öte yandan, davalı tarafından takibe konulan çek ve senetlerin düzenleme tarihlerinin 21.11.2016, 28.10.2016, 09.09.2016, 24.09.2016, 08.09.2016, 07.09.2016, 06.10.2016 olduğu ve bunların tamamının düzenlenme tarihlerinin mutabakat metninden önce olduğunun anlaşıldığı, davalı cevap dilekçesinde 26.12.2016 tarihli belgede «tahrifat» yapıldığını "27.12.2016 tarihi itibarıyla ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şikayet yolu · mutabakat belgesi · malen kaydı · gabin · i̇i̇k 308/b · yemin deliline dayanma · teminat senedi · adi ortaklık
Benzer bu karardaUn ... ortaklığı ile aralarında 2 yılı aşkın bir süre ticaret yapıldığını, senetlerde «malen kaydı» bulunduğunu, davacıların senetlerin «teminat senedi» olduğu, bedellerinin ödendiği, borç bulunmadığı, senetlerin baskı altında alındığı hususlarının da senet kuvvetinde delillerle ispata muhtaç olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesinde «şikayet yolu» ile açılan itirazın iptali davalarında iddiaların subut bulmadığını, aradan 3 yılı geçmiş satışı durdurmak amacı ile bu davayı açtıklarını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinde belirtilen 1 yıllık sürenin davacıların açtığı bu dava içinde geçerli olup, takipten 3 yıl geçtikten sonra açılan davanın süre yönünden de «zamanaşımına» uğradığını, hatta baskı ve «gabin» iddialarına ilişkin olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39 uncu madde ve ilgili maddelerince 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dikkate alınmasını savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2 ayrı ve farklı 27.12.2016 tarihli «mutabakat belgesi» olmadığını, iddia ve savunmaya konu tek bir belge mevcut olup, bu belge aslı üzerinde de «tahrifat» incelemesi yapılmasına engel bir durum olmadığını, belge üzerinde tahrifat incelemesi yapılmadan verilen kararın uyulan Yargıtay bozma kararına ve hukuka aykırı olduğunu, ...'ın şahsi borcuna ilişkin olarak 27.12.2016 tarihli belgenin düzenlendiğini, bu belgenin davaya konu icra dosyalarına müstenit senetlerle ve borç ile hiçbir ilgisi olmadığını, davalının «defterler» üzerinde yapılan incelmelerde de belge tarihi olan 27.12.2016 tarihi itibariyle- ... «adi ortaklığının» ve ...'dan 638,532,00 TL toplam belgeli ve «çek» ve senede dayalı alacağı bulunduğunu, Çorum İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/119 E. sayılı dosyasından ve gerekse bilirkişi raporlarında davacıların adi ortaklığın icraya konusu senetlere istinaden borçlu olduğunu, davacı ... tarafından 27.12.2016 tarihinden sonra yapılan ödemelerin senet ve çekler belirtilerek yapıldığı ve dava konusu icra dosyalarından icraya takibine konu senetlerle ilgili olmadığı sabit olduğunu, kabul etmemekle birlikte müvekkilinin belgenin ekleme yapıldığı halini imzaladığı kabul edilse dahi iş bu belgenin kambiyo senetlerini «geçersiz» kılacak bir vasfının bulunmadığı ve taraflar arasında yapılmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Un ortağı olan ... adına kayıtlı iki adet aracın davalıya «teminat» olarak verildiğini, 2016 yılının 10 uncu ayı başlarında muris ...'ın ölümü üzerine davalının 229.000,00 TL civarında alacağının bulunduğunu bu alacağının «garanti» altına alınması için ... «mirasçıları» olan müvekkillerine gelerek teminat amaçlı senet istediğini ve bu amaçla tarih kısımları boş olarak müvekkillerine baskı altında teminat olduğu söylenerek senetlerin imzalatıldığını, senetler incelendiğinde muris ...'ın ölü olduğu, ölmeden önce yaklaşık 6 ay Ankara'da hastanede tedavi gördüğü dikkate alındığında bu dava konusu senetlerin sonradan alındığının ortaya çıktığını, senetlerde «kefil» olarak yer alan ..., ...'ın işletme ile hiçbir alakası bulunmadığını, bu hususun dahi senetlerin teminat amaçlı ve murisin ölümünden sonra alındığının ispatı olduğunu, davalı tarafın bu senetler karşılığında davacı tarafa herhangi bir mal «teslimi» de yapmadığını, davalı tarafın senetleri aldıktan hemen sonra senetler üzerine birbirine yakın tarihler yazmak suretiyle senetleri işleme koyduğunu, baskı altında kalan davacı müvekkillerinin muris ...'la davalı arasında ne kadarlık bir ticaret olduğunu bilmedikleri için davalının yapmış olduğu icra takiplerine bağlı olarak tüm mal varlıkları üzerine «haciz» konulması karşısında çaresiz kalarak davalı ile uzlaşma yoluna gittiklerini, davacı tarafın kararlaştırılan ödemeleri yaptıktan sonra daha önce davalıya teminat olarak verdikleri iş yeri, araçlar ve «çek», senetlerin kendilerine iade edilmesi için «ihtarname» keşide ettiklerini, ancak davalının icra takiplerini başlattığını, hiçbir borca karşılık gelmeyen ve yalnızca davacı müvekkillerinin «gabin» halinden faydalanan davalının almış olduğu çek senetlerinin «geçersiz» olduğunu, verilen teminatların karşılıksız olduğunu, müvekkili davacılar aleyhine yapılan icra takiplerinin haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek müvekkili davacıların davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere «kötüniyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2021 tarih, 2019/«308» E., 2021/41 K. sayılı kararıyla davacıların yanılma, aldatma, veya «korkutma» yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, davalının «ticari defterlerinde» de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın «teslim» edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli «yazılı delil» sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2 E. 2016/9044 K.
Ortak:korkutma
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yanılma, aldatma, veya «korkutma» yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, hesap bilirkişisinin 04/01/2021 tarihli ek raporuna göre, davacının 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait «ticari defterlerinin» 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi de göz önüne alınarak sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin açılış «kaydı» olmasına rağmen kapanış kaydı yapılmadığı, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin sahibi lehine delil vasfının olmadığı, davacının 2015 yılı yevmiye defterinde davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın «teslim» edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli «yazılı delil» sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece kambiyo senetlerinin dayanağı olan buğday alım-satımına ilişkin faturalar ve ilgili ödemelerin tarafların «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve birbirini doğruladığı, malın «teslim» edilmediği hususu ile senetlerin yanılma, aldatma ve «korkutma» yoluyla imzalandığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK’nın 39/... maddesi uyarınca “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da «korkutulma» sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak ... yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.” Bu itibarla, mahkemece öncelikle deliller toplanmak sureti ile davacının «öğrenme tarihi» belirlenerek bu tarihten itibaren başlayacak olan ... yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı tespit edilip, hak düşürücü süre içerisinde açıldığının tespiti halinde de işin esasına girilmek sureti ile hata ve «hilenin» somut olayda bulunup bulunmadığı husunda inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · öğrenme tarihi · sahtelik · sözleşmenin iptali · hile · hisse devir sözleşmesi · hak düşürücü süre · limited şirket
Benzer bu karardaDava, hata ve «hile» iddiasına dayalı «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin davacıya iadesi istemlerine ilişkindir.
Sözleşmesinin geçerli olduğu, «hile» ve hata iddiasının «hak düşürücü süre» içerisinde ileri sürülmediği ve ispatlanamadığı zira, bizzat tarafların imzalarını «taşıyan» ve herhangi bir şekilde «sahteliği» iddia edilmeyen sözleşme ile şirket hisselerinin bedel karşılığı satılarak devrinin yapıldığı, hilenin bulunmadığı, davanın ispatlanamadığı ve hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 39/... maddesi uyarınca “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da «korkutulma» sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak ... yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.” Bu itibarla, mahkemece öncelikle deliller toplanmak sureti ile davacının «öğrenme tarihi» belirlenerek bu tarihten itibaren başlayacak olan ... yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı tespit edilip, hak düşürücü süre içerisinde açıldığının tespiti halinde de işin esasına girilmek sureti ile hata ve «hilenin» somut olayda bulunup bulunmadığı husunda inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11613 E. 2013/11866 K.
Ortak:mutabakat · e-defter
İncelediğiniz karardaHer ne kadar Mahkemece takibe konulan kambiyo senetlerinin temel ilişkiye dayalı olarak taraf «defterleri» incelemesi sonucu davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında davacılardan ... ile davalı ... arasında 27.12.2016 tarihli "Genel Borç" başlıklı «mutabakat» metninde davacıların mirasbakanı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda «258».600.- TL genel borcunun bulunduğu, bu miktardaki borca karşılık 38.500.- TL viza ile ödenmesi sonucunda bakiye 220.000.- TL borcun kaldığı, ayrıca 9.280.- TL’de ekstra borçun bulunduğu, başkada borcun bulunmadığı ve verilen «çek» senetlerin «geçersiz» olduğu şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yanılma, aldatma, veya «korkutma» yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, hesap bilirkişisinin 04/01/2021 tarihli ek raporuna göre, davacının 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait «ticari defterlerinin» 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi de göz önüne alınarak sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin açılış «kaydı» olmasına rağmen kapanış kaydı yapılmadığı, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin sahibi lehine delil vasfının olmadığı, davacının 2015 yılı yevmiye defterinde davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın «teslim» edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli «yazılı delil» sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece kambiyo senetlerinin dayanağı olan buğday alım-satımına ilişkin faturalar ve ilgili ödemelerin tarafların «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve birbirini doğruladığı, malın «teslim» edilmediği hususu ile senetlerin yanılma, aldatma ve «korkutma» yoluyla imzalandığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve benimsenen kök ve ek bilirkişi raporlarına göre, davacı «defterlerinin» usulüne uygun tutulduğu, davalı yevmiye defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, «cari hesap mutabakat» kartının geçerli olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 85.630,47 TL'nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, davalı yan taraflarca imzalanan «cari hesap mutabakat metnini» «ibraz» ederek yapılan mutabakata göre, davacıya borçlu olmadığının savunmuş, davacı ise delil olarak kendi «defterlerine» dayanmış ve mahkemece taraf defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Bu durumda, davalının yevmiye «defteri» usulüne uygun olmasa dahi «aleyhe delil» teşkil etmekte ise de, bu defterde aleyhe delil olmayıp davacı tarafın yevmiye defterleri dışındaki defterleri usulüne uygun tutulmadığından ve davalının «ibraz» ettiği «mutabakat metninin» aksi de ispat edilmediğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap mutabakatı · mutabakat metni · hesap mutabakatı · aleyhe delil · tasdik kararı · cari hesap · bilirkişi incelemesi · yasal faiz
Benzer bu karardaDava, alacak istemine ilişkin olup, davalı yan taraflarca imzalanan «cari hesap mutabakat metnini» «ibraz» ederek yapılan mutabakata göre, davacıya borçlu olmadığının savunmuş, davacı ise delil olarak kendi «defterlerine» dayanmış ve mahkemece taraf defterleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve benimsenen kök ve ek bilirkişi raporlarına göre, davacı «defterlerinin» usulüne uygun tutulduğu, davalı yevmiye defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, «cari hesap mutabakat» kartının geçerli olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 85.630,47 TL'nin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalının yevmiye «defteri» usulüne uygun olmasa dahi «aleyhe delil» teşkil etmekte ise de, bu defterde aleyhe delil olmayıp davacı tarafın yevmiye defterleri dışındaki defterleri usulüne uygun tutulmadığından ve davalının «ibraz» ettiği «mutabakat metninin» aksi de ispat edilmediğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazl …
Ancak, itibar edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının yevmiye «defterlerinin» kapanış «tasdiki» mevcut ise de, diğer defterlerin kapanış tasdiki bulunmadığından, usulüne uygun tutulmamıştır.
2 benzer karar daha
-
Kooperatif ortaklığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14126 E. 2010/11763 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · hisse devir sözleşmesi · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «aktif husumet ehliyeti» bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, davalı «temsilcisi» temyiz itirazlarında davacının hissesini 11.04.2006 tarihinde dava dışı ...’a devrettiğini, «ortaklık sıfatı» kalmadığını ileri sürmüştür.
Temyiz aşamasında dosya arasına alınan Havran Noterliği’nin 11.04.2006 tarih 01170 yevmiye nolu “kooperatif «hisse devir sözleşmesi»” ile davacı ...’nın davalı kooperatifte sahip olduğu hissesini dava dışı ...’a devrettiği anlaşılmıştır.
Davalı kooperatif «yönetim kurulu» 25.04.2006 tarihli kararı ile bu devir sözleşmesini benimseyerek davacı ...’nın ortaklığının düşürülmesine, ...’ın ortaklığa kabulüne karar vermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9917 E. 2015/8160 K.
Ortak:mutabakat · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yanılma, aldatma, veya «korkutma» yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, hesap bilirkişisinin 04/01/2021 tarihli ek raporuna göre, davacının 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait «ticari defterlerinin» 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi de göz önüne alınarak sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin açılış «kaydı» olmasına rağmen kapanış kaydı yapılmadığı, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin sahibi lehine delil vasfının olmadığı, davacının 2015 yılı yevmiye defterinde davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın «teslim» edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli «yazılı delil» sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece kambiyo senetlerinin dayanağı olan buğday alım-satımına ilişkin faturalar ve ilgili ödemelerin tarafların «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve birbirini doğruladığı, malın «teslim» edilmediği hususu ile senetlerin yanılma, aldatma ve «korkutma» yoluyla imzalandığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece takibe konulan kambiyo senetlerinin temel ilişkiye dayalı olarak taraf «defterleri» incelemesi sonucu davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında davacılardan ... ile davalı ... arasında 27.12.2016 tarihli "Genel Borç" başlıklı «mutabakat» metninde davacıların mirasbakanı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda «258».600.- TL genel borcunun bulunduğu, bu miktardaki borca karşılık 38.500.- TL viza ile ödenmesi sonucunda bakiye 220.000.- TL borcun kaldığı, ayrıca 9.280.- TL’de ekstra borçun bulunduğu, başkada borcun bulunmadığı ve verilen «çek» senetlerin «geçersiz» olduğu şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaDava, gümrükleme «hizmet sözleşmesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce, davalının yevmiye «defteri» usulüne uygun olmasa dahi «aleyhe delil» teşkil etmekte ise de, bu defterde aleyhe delil olmayıp davacı tarafın yevmiye defterleri dışındaki defterleri usulüne uygun tutulmadığından ve davalının «ibraz» ettiği «mutabakat metninin» aksi de ispat edilmediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine işaretle bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi de bir işletmenin «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulduklarından bahsedebilmek için 6762 sayılı TTK'nun 66 ncı maddesinde sayılan defterlerin tamamının «tasdik» işlemlerinin yerine getirilmiş olmasının gerekmesine ve davacı şirketin kebir defterinin kapanış tasdikinin yapılmamış olmasına işaretle de davacı vekilinin karar …
Ancak, anılan Kanunun 71 ncı maddesi hükmü uyarınca «defter» kebirin yalnızca açılış onayının yaptırılmasının yasal zorunluluk olduğu, kapanış «tasdikine» gerek bulunmadığı açıktır.Bu bağlamda davalının «ibraz» ettiği «mutabakat» metnindeki tarihde nazara alındığında taraflar arasındaki ilişkinin «mutabakat metnini» aşar şekilde devam ettiği de bilirkişi raporu ile saptanmıştır.Bu bağlamda davacının defterlerinin usulüne uygun tasdiklerinin bulunduğu dosya kapsamından anlaşılm …
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde taraf «defterleri» değerlendirilerek uyuşmazlık ele alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat metni · aleyhe delil · tasdik kararı · maddi hata · hizmet sözleşmesi · ibraz
Benzer bu karardaDava, gümrükleme «hizmet sözleşmesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce, davalının yevmiye «defteri» usulüne uygun olmasa dahi «aleyhe delil» teşkil etmekte ise de, bu defterde aleyhe delil olmayıp davacı tarafın yevmiye defterleri dışındaki defterleri usulüne uygun tutulmadığından ve davalının «ibraz» ettiği «mutabakat metninin» aksi de ispat edilmediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine işaretle bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi de bir işletmenin «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulduklarından bahsedebilmek için 6762 sayılı TTK'nun 66 ncı maddesinde sayılan defterlerin tamamının «tasdik» işlemlerinin yerine getirilmiş olmasının gerekmesine ve davacı şirketin kebir defterinin kapanış tasdikinin yapılmamış olmasına işaretle de davacı vekilinin karar …
Ancak, anılan Kanunun 71 ncı maddesi hükmü uyarınca «defter» kebirin yalnızca açılış onayının yaptırılmasının yasal zorunluluk olduğu, kapanış «tasdikine» gerek bulunmadığı açıktır.Bu bağlamda davalının «ibraz» ettiği «mutabakat» metnindeki tarihde nazara alındığında taraflar arasındaki ilişkinin «mutabakat metnini» aşar şekilde devam ettiği de bilirkişi raporu ile saptanmıştır.Bu bağlamda davacının defterlerinin usulüne uygun tasdiklerinin bulunduğu dosya kapsamından anlaşılm …
Her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda yapılan açıklamalar ve saptamalar çerçevesinde Dairemiz bozma ilamının «maddi hataya» dayalı ve maddi hatanında usuli kazanılmış hakkın istisnalarından birisi olduğu, bu nedenle maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile usulü kazanılmış hakkın doğmayacağı da aşikardır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4298 E. , 2022/8726 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.02.2021 tarih ve 2019/308 E. - 2021/41 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.04.2021 tarih ve 2021/542 E. - 2021/680 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi...'ın sahibi olduğu ...isimli iş yeri ile davalı arasında belirli bir süre ticari ilişki olduğunu, davalıdan un yapmak üzere buğday satın aldığını, davalının da talep edilen miktarda buğdayı muris...'a gönderdiğini, ancak davalı tarafın muris...'ın son dönemlerdeki hastalığından faydalanarak buğday teslimi yapmadığı halde buğday teslimi yapmış gibi ödeme, hatta teslim edilen buğdayların karşılığı olan ödemeleri de almadığını beyan ederek tekrar ödeme yapmasını talep ettiğini, yine davalının satmış olduğu mala teminat verilmesini istediğini ve bu kapsamda bir adet iş yeri ile yine... ortağı olan ... adına kayıtlı iki adet aracın davalıya teminat olarak verildiğini, 2016 yılının 10.
Ayı başlarında muris...'ın ölümü üzerine davalının 229.000.- TL civarında alacağının bulunduğunu bu alacağının garanti altına alınması için... mirasçıları olan müvekkillerine gelerek teminat amaçlı senet istediğini ve bu amaçla tarih kısımları boş olarak müvekkillerine baskı altında teminat olduğu söylenerek senetlerin imzalatıldığını, senetler incelendiğinde muris...'ın ölü olduğu, ölmeden önce yaklaşık 6 ay Ankara'da hastanede tedavi gördüğü dikkate alındığında bu dava konusu senetlerin sonradan alındığının ortaya çıktığını, senetlerde kefil olarak yer alan ..., ...'ın işletme ile hiçbir alakası bulunmadığını, bu hususun dahi senetlerin teminat amaçlı ve murisin ölümünden sonra alındığının ispatı olduğunu, davalı tarafın bu senetler karşılığında davacı tarafa herhangi bir mal teslimi de yapmadığını, davalı tarafın senetleri aldıktan hemen sonra senetler üzerine birbirine yakın tarihler yazmak suretiyle senetleri işleme koyduğunu, baskı altında kalan davacı müvekkillerinin muris...'la davalı arasında ne kadarlık bir ticaret olduğunu bilmedikleri için davalının yapmış olduğu icra takiplerine bağlı olarak tüm mal varlıkları üzerine haciz konulması karşısında çaresiz kalarak davalı ile uzlaşma yoluna gittiklerini, davacı tarafın kararlaştırılan ödemeleri yaptıktan sonra daha önce davalıya teminat olarak verdikleri iş yeri, araçlar ve çek-senetlerin kendilerine iade edilmesi için ihtarname keşide ettiklerini, ancak davalının icra takiplerini başlattığını, hiçbir borca karşılık gelmeyen ve yalnızca davacı müvekkillerinin gabin halinden faydalanan davalının almış olduğu çek senetlerinin geçersiz olduğunu, verilen teminatların karşılıksız olduğunu, müvekkili davacılar aleyhine yapılan icra takiplerinin haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek müvekkili davacıların davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili davalının Zahirecilik işleri ile uğraşmakta olup...... ... ortaklığı ile aralarında 2 yılı aşkın bir süre ticaret yapıldığını, senetlerde malen kaydı bulunduğunu, davacıların senetlerin teminat senedi olduğu, bedellerinin ödendiği, borç bulunmadığı, senetlerin baskı altında alındığı hususlarının da senet kuvvetinde delillerle ıspata muhtaç olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yolu ile açılan itirazın iptali davalarında iddiaların subut bulmadığını, aradan 3 yılı geçmiş satışı durdurmak amacı ile bu davayı açtıklarını, İ.İ.K.'nın 72 maddesinde belirtilen 1 yıllık sürenin davacıların açtığı bu dava içinde geçerli olup, takipten 3 yıl geçtikten sonra açılan davanın süre yönünden de zamanaşımına uğradığını, hatta baskı ve gabin iddialarına ilişkin olarak B.K.
39 madde ve ilgili maddelerince 1 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle; ön inceleme aşamasında Çorum İcra Hukuk Mahkemesinde görülen dava nedeniyle derdestlik zamanaşımı, hak düşürücü süre ve irade fesadına ilişkin maddeler kapsamında nedenleri ile davanın reddine, iddialara ilişkin somut yazılı delil sunulmayan ve subut bulmayan hukuki mesnetten yoksun ve mesnedi bulunmayan davanın esastan reddine, hiçbir hukuki mesnet ve delile dayanmaksızın sırf alacağı sürüncemede bırakmak nedeni ile açılan dava nedeni %20'den aşağı olmamak üzere tarafları lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesine ve davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yanılma, aldatma, veya korkutma yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, hesap bilirkişisinin 04/01/2021 tarihli ek raporuna göre, davacının 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi de göz önüne alınarak sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin açılış kaydı olmasına rağmen kapanış kaydı yapılmadığı, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin sahibi lehine delil vasfının olmadığı, davacının 2015 yılı yevmiye defterinde davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın teslim edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli yazılı delil sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı tarafça icra takiplerine konulan kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece kambiyo senetlerinin dayanağı olan buğday alım-satımına ilişkin faturalar ve ilgili ödemelerin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve birbirini doğruladığı, malın teslim edilmediği hususu ile senetlerin yanılma, aldatma ve korkutma yoluyla imzalandığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece takibe konulan kambiyo senetlerinin temel ilişkiye dayalı olarak taraf defterleri incelemesi sonucu davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında davacılardan ... ile davalı ... arasında 27.12.2016 tarihli "Genel Borç" başlıklı mutabakat metninde davacıların mirasbakanı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda 258.600.- TL genel borcunun bulunduğu, bu miktardaki borca karşılık 38.500.- TL viza ile ödenmesi sonucunda bakiye 220.000.- TL borcun kaldığı, ayrıca 9.280.- TL’de ekstra borçun bulunduğu, başkada borcun bulunmadığı ve verilen çek senetlerin geçersiz olduğu şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davalı tarafından takibe konulan çek ve senetlerin düzenleme tarihlerinin 21.11.2016, 28.10.2016, 09.09.2016, 24.09.2016, 08.09.2016, 07.09.2016, 06.10.2016 olduğu ve bunların tamamının düzenlenme tarihlerinin mutabakat metninden önce olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı taraf ise 30.12.2019 tarihli cevap dilekçesinde 26.12.2016 tarihli belgede tahrifat yapıldığını "27.12.2016 tarihi itibarıyla... ve mirasçılarının borcu bu kadardır. Başkada borcu kalmamıştır. Verilen çek ve senetlerde geçersizdir" ibaresinin eklendiğini kendilerinin imzaladığı orijinal halin bu şekilde olmadığını belirtip deliller kısmında ise belgelerin Çorum İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/119 Esas sayılı dosyasına sunulduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan gerek kök raporun 5. sayfasında gerekse de 22.11.2020 tarihli bilirkişi ek raporunun 4. sayfasında dava dosyasında iki farklı "Genel Borç" başlıklı fotokopi belge bulunduğu hususunun yer aldığı görülmektedir.
Mahkemece taraflar arasında düzenlenen bu belgeler ve bu belgelerle ilgili olarak yapılan iddia ve savunmalar dikkate alınmaksızın sadece taraf ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 06.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/875832800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz