Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4236 E. 2022/8432 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sebepten mücerretlik↗ kambiyo senedi vasfı↗ tanık delili↗ çek hamili↗ yazılı delil başlangıcı↗ temel ilişki↗ delil başlangıcı↗ mücerretlik↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ yazılı delil↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ kambiyo senedi↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ hamil↗ keşideci↗ kötü niyet↗ çek↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ dahili dava↗ ibraz↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davaya konu çeklerin aradaki ticari ilişki sebebiyle verildiğinin ve mal/ hizmet alımının olmadığının ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, ancak bu hususun da davacı tarafça ispat edilemediği, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle sebepten mücerret olduğu gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı takibe dayanak çeklerde keşideci,davalı ise lehtar olup taraflar arasında temel ilişki bulunduğu, söz konusu çeklerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, alacaklının alacağını tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, mahkemece çekin bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle çek vasfını yitirdiği gözetilmeksizin kambiyo senedi gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan alacaklı lehtar tarafından alacağın ispat edilmesi gerektiği, somut olayda davalı alacaklı lehtar tarafından alacağın varlığı ispat edilememiş olduğundan mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, dosya kapsamı itibariyle kötüniyet tazminatının yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01.02.2018 tarih ve 2016/21 Esas, 2018/53 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kabulüne, davacının Nevşehir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2015/6055 ve 2015/6056 sayılı dosyalarında takibe konu edilen Denizbank Altıyol/ İstanbul Şubesi ... IBAN Numaralı hesapta... çek nolu 50.000,00 TL bedelli, 25.05.2015 tarihli ve TEB ... Şubesi ... IBAN nolu hesapta 6951261 çek numaralı 50.000,00 TL bedelli, 25.04.2015 tarihli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, takibe konu kambiyo senedi vasfı bulunmayan çekler nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesinde davaya konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunmuş olup davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kambiyo senedi vasfı bulunmayan ancak yazılı delil başlangıcı niteliğini haiz çekler yönünden alacağın varlığını ispat yükü çek hamili davalıya ait ise de mahkemece davalının bu konudaki delillerinin ve davaya cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış olması nedeni ile tanık listesinin sunulması için davalıya süre verilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4822 E. 2023/6000 K.
Ortak:kambiyo senedi vasfı · tanık delili · çek hamili · yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · yazılı delil · kambiyo senedi
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı takibe dayanak çeklerde «keşideci»,davalı ise «lehtar» olup taraflar arasında «temel ilişki» bulunduğu, söz konusu çeklerin «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olup, alacaklının alacağını tanık «dahil» her türlü delil ile ispat edebileceği, mahkemece çekin bankaya «ibraz» edilmemesi nedeniyle «çek» vasfını yitirdiği gözetilmeksizin «kambiyo senedi» gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan alacaklı lehtar tarafından alacağın ispat edilmesi gerektiği, somut olayda davalı alacaklı lehtar tarafından alacağın varlığı ispat edilememiş olduğundan mahkemece «menfi tespit» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, dosya kapsamı itibariyle «kötüniyet tazminatının» yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Nevşehir 2.
2- Kambiyo senedi vasfı bulunmayan ancak «yazılı delil başlangıcı» niteliğini haiz çekler yönünden alacağın varlığını «ispat yükü» «çek hamili» davalıya ait ise de mahkemece davalının bu konudaki delillerinin ve davaya cevap dilekçesinde «tanık deliline» dayanmış olması nedeni ile tanık listesinin sunulması için davalıya süre verilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar v …
1- Dava, takibe konu «kambiyo senedi vasfı» bulunmayan çekler nedeni ile «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesinde davaya konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunmuş olup davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte «ispat yükünün» hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunduğu, davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte «ispat yükünün» hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmamasının doğru olmadığı, yine «kambiyo senedi vasfı» bulunmayan ancak «yazılı delil başlangıcı» niteliğini haiz çekler yönünden alacağın varlığını ispat yükü «çek hamili» davalıya ait ise de mahkemece davalının bu konudaki delillerinin ve davaya cevap dilekçesinde «tanık deliline» dayanmış olması nedeni ile tanık listesinin sunulması için davalıya süre verilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar v …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli ve 2018/1303 E., 2021/225 K. sayılı kararıyla; çeklerin süresinde bankaya «ibraz» edilmediği için «çek» vasfını yitirdiğini, «kambiyo senedi» gibi gerekçe oluşturulmasının hatalı olduğunu, taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunduğunu, çeklerin «yazılı delil başlangıcı» olduğunu, alacaklı «lehdarın» alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması …
Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile süresinde «ibraz» edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde böyle bir çeke «yazılı delil başlangıcı» olarak dayanılabileceği ve alacaklının alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise «hamilin» «keşideciye» karşı «sebepsiz zenginleşme» nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği, somut olayda davacı yanca dava dışı kişilere borç olmadığı halde çeklerin yazdırılmaması için ödeme yapıldığı açıkça yazılmış olduğundan borçlu olduğuna ilişkin davacının bir «kabul beyanının» bulunmadığı, bu beyan değerlendirilerek bozma kararı öncesinde davacının takibe dayanak çeklerde keşideci, davalının ise lahdar olup taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, söz konusu çeklerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, alacaklının alacağını tanık «dahil» her türlü delil ile ispat edebileceği, Mahkemece çekin bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle «çek» vasfını yitirdiği gözetilmeksizin «kambiyo senedi» gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan «lehdar» tarafından alacağın ispat edilmesinin gerektiği, ön «inceleme duruşmasında» 1 nolu «ara» karar ile tarafların dilekçelerinde sunmuş oldukları delilleri açıklamaları için 2 haftalık «kesin süre» verildiği, davalı vekilinin huzurunda verilen kesin süre içerisinde delil sunulmadığı, yeniden delil ibraz etmek için bu aşamada da süre verilemeyeceğinden dosya kapsamı ile değerlendirme yapıldığı, dosya kapsamı ile davalı alacaklı lehdar tarafından alacağın varlığının ispat edilemediği, mahkemece «menfi tespit» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay bozma ilamına uyulmamasına, 18.02.2021 tarih, 2018/1303 E. ve 2021/225 K. sayılı kararda direnilmesine, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Mahkeme kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne; davacının Nevşehir 2.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo vasfı · kabul beyanı · lehdar · ön inceleme duruşması · direnme kararı · ara karar · kesin süre · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile süresinde «ibraz» edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde böyle bir çeke «yazılı delil başlangıcı» olarak dayanılabileceği ve alacaklının alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise «hamilin» «keşideciye» karşı «sebepsiz zenginleşme» nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği, somut olayda davacı yanca dava dışı kişilere borç olmadığı halde çeklerin yazdırılmaması için ödeme yapıldığı açıkça yazılmış olduğundan borçlu olduğuna ilişkin davacının bir «kabul beyanının» bulunmadığı, bu beyan değerlendirilerek bozma kararı öncesinde davacının takibe dayanak çeklerde keşideci, davalının ise lahdar olup taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, söz konusu çeklerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, alacaklının alacağını tanık «dahil» her türlü delil ile ispat edebileceği, Mahkemece çekin bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle «çek» vasfını yitirdiği gözetilmeksizin «kambiyo senedi» gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan «lehdar» tarafından alacağın ispat edilmesinin gerektiği, ön «inceleme duruşmasında» 1 nolu «ara» karar ile tarafların dilekçelerinde sunmuş oldukları delilleri açıklamaları için 2 haftalık «kesin süre» verildiği, davalı vekilinin huzurunda verilen kesin süre içerisinde delil sunulmadığı, yeniden delil ibraz etmek için bu aşamada da süre verilemeyeceğinden dosya kapsamı ile değerlendirme yapıldığı, dosya kapsamı ile davalı alacaklı lehdar tarafından alacağın varlığının ispat edilemediği, mahkemece «menfi tespit» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay bozma ilamına uyulmamasına, 18.02.2021 tarih, 2018/1303 E. ve 2021/225 K. sayılı kararda direnilmesine, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Mahkeme kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne; davacının Nevşehir 2.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli ve 2018/1303 E., 2021/225 K. sayılı kararıyla; çeklerin süresinde bankaya «ibraz» edilmediği için «çek» vasfını yitirdiğini, «kambiyo senedi» gibi gerekçe oluşturulmasının hatalı olduğunu, taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunduğunu, çeklerin «yazılı delil başlangıcı» olduğunu, alacaklı «lehdarın» alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması …
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «kambiyo vasfını» yitirmiş çeke ilişkin «menfi tespit» istemine ilişkindir.
-
Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/666 E. 2015/5414 K.
Ortak:lehtar
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı takibe dayanak çeklerde «keşideci»,davalı ise «lehtar» olup taraflar arasında «temel ilişki» bulunduğu, söz konusu çeklerin «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olup, alacaklının alacağını tanık «dahil» her türlü delil ile ispat edebileceği, mahkemece çekin bankaya «ibraz» edilmemesi nedeniyle «çek» vasfını yitirdiği gözetilmeksizin «kambiyo senedi» gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan alacaklı lehtar tarafından alacağın ispat edilmesi gerektiği, somut olayda davalı alacaklı lehtar tarafından alacağın varlığı ispat edilememiş olduğundan mahkemece «menfi tespit» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, dosya kapsamı itibariyle «kötüniyet tazminatının» yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Nevşehir 2.
Benzer bu karardaDavacı EFT talimatında IBAN numarasının yanlış yazıldığını, davalı bankanın EFT talimatındaki «lehtarın» ismi ile IBAN numarasını «karşılaştırmadan işlem» yapması nedeniyle paranın diğer davalı hesabına geçtiğini, davalı bankanın hatalı işlemi sonucu zarara uğradığını ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşılıksızdır işlemi · müterafik kusur · kusur oranı · maddi tazminat · kusur · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davalı bankanın EFT talimatında IBAN numarası ile alıcı bilgilerini doğrulamak zorunluluğu olup olmadığı, zararın meydana gelmesinde davacının «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığı, varsa müterafik «kusur oranının» belirlenmesi için bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınması gerekirken, tüm kusurun davalı bankaya verilerek «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı banka yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Davacı EFT talimatında IBAN numarasının yanlış yazıldığını, davalı bankanın EFT talimatındaki «lehtarın» ismi ile IBAN numarasını «karşılaştırmadan işlem» yapması nedeniyle paranın diğer davalı hesabına geçtiğini, davalı bankanın hatalı işlemi sonucu zarara uğradığını ileri sürmüştür.
Davalı banka ise davacının EFT talimatını hatalı verdiğini, «kusuru» bulunmadığını savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9343 E. 2016/4086 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme · havale · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu kararda… .. açısından ise bizzat davalının beyanından da anlaşıldığı üzere davacı şirketten herhangi bir alacağının olmadığı, kendi hesabına sehven gönderilen para nedeniyle «sebepsiz zenginleştiği», dolayısıyla sebepsiz olarak zenginleştiği 10.638,00 TL'yi iade etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı banka açısından reddine, davalı ... açısından kabulü ile toplam 10.638,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte adı geçen davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak; her ne kadar davacı tarafından alıcının IBAN numarası hatalı olarak bildirilmiş ise de; davalı bankanın söz konusu «havale» işlemini yaparken sadece IBAN numarasını yeterli saymasının yerinde olup olmadığı, ayrıca havale alıcısı olarak bildirilen kişinin adı ile havalenin yapılacağının bildirildiği hesabın sahibi olan kişinin adının örtüşüp örtüşmediğinin değerlendirilmesi gerekip gerekmediği yönünden mahkemece, bankacılık mevzuatı ve bankacılık uygulamaları konusunda uzman bilirkişiden görüş alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
Dava, davacının dava dışı «havale» alıcısına gönderilmek istenen paranın havale talimatında alıcının IBAN numarasının hatalı olarak bildirilmesinden doğan zararın davalı Bankadan ve hatalı bildirilen hesabın sahibi olan diğer davalıdan tahsiline ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davacı zararından davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığından bahisle banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4236 E. , 2022/8432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.02.2018 tarih ve 2016/21 E- 2018/53 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2018/1303 E- 2021/225 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine davalı tarafından Nevşehir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/6055 Esas sayılı dosyası ile Denizbank Altıyol/ İstanbul Şubesi ... IBAN Nolu hesapta ... çek numaralı 50.000,00 TL bedelli, 25.05.2015 tarihli çeke istinaden, Nevşehir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/6056 Esas sayılı dosyası ile TEB ... Şubesi ... IBAN nolu hesapta ... çek numaralı 50.000,00 TL bedelli, 25.04.2015 tarihli çeke istinaden ilamsız icra yoluyla icra takibi yapıldığını, takibe dayanak çeklerin hatır çeki olduğundan bedelsiz olduğunu belirterek davacının çekler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, çekin davacının borcu sebebiyle verildiğini, davacının çek nedeniyle borçlu olmadığını yazılı delille ispat etmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davaya konu çeklerin aradaki ticari ilişki sebebiyle verildiğinin ve mal/ hizmet alımının olmadığının ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, ancak bu hususun da davacı tarafça ispat edilemediği, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle sebepten mücerret olduğu gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı takibe dayanak çeklerde keşideci,davalı ise lehtar olup taraflar arasında temel ilişki bulunduğu, söz konusu çeklerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, alacaklının alacağını tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, mahkemece çekin bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle çek vasfını yitirdiği gözetilmeksizin kambiyo senedi gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan alacaklı lehtar tarafından alacağın ispat edilmesi gerektiği, somut olayda davalı alacaklı lehtar tarafından alacağın varlığı ispat edilememiş olduğundan mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, dosya kapsamı itibariyle kötüniyet tazminatının yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Nevşehir 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01.02.2018 tarih ve 2016/21 Esas, 2018/53 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kabulüne, davacının Nevşehir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2015/6055 ve 2015/6056 sayılı dosyalarında takibe konu edilen Denizbank Altıyol/ İstanbul Şubesi ... IBAN Numaralı hesapta... çek nolu 50.000,00 TL bedelli, 25.05.2015 tarihli ve TEB ... Şubesi ... IBAN nolu hesapta 6951261 çek numaralı 50.000,00 TL bedelli, 25.04.2015 tarihli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, takibe konu kambiyo senedi vasfı bulunmayan çekler nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesinde davaya konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunmuş olup davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kambiyo senedi vasfı bulunmayan ancak yazılı delil başlangıcı niteliğini haiz çekler yönünden alacağın varlığını ispat yükü çek hamili davalıya ait ise de mahkemece davalının bu konudaki delillerinin ve davaya cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış olması nedeni ile tanık listesinin sunulması için davalıya süre verilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/875832100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz