Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4822 E. 2023/6000 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo vasfı↗ kambiyo senedi vasfı↗ tanık delili↗ çek hamili↗ yazılı delil başlangıcı↗ kabul beyanı↗ temel ilişki↗ delil başlangıcı↗ lehdar↗ ön inceleme duruşması↗ yazılı delil↗ direnme kararı↗ ara karar↗ kambiyo senedi↗ kesin süre↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ iflas↗ çek↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli ve 2016/21 E., 2018/53 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli ve 2018/1303 E., 2021/225 K. sayılı kararıyla; çeklerin süresinde bankaya ibraz edilmediği için çek vasfını yitirdiğini, kambiyo senedi gibi gerekçe oluşturulmasının hatalı olduğunu, taraflar arasında temel ilişkinin bulunduğunu, çeklerin yazılı delil başlangıcı olduğunu, alacaklı lehdarın alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 29.11.2022 tarih, 2021/4236 E. ve 2022/8432 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin dava dilekçesinde davaya konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunduğu, davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmamasının doğru olmadığı, yine kambiyo senedi vasfı bulunmayan ancak yazılı delil başlangıcı niteliğini haiz çekler yönünden alacağın varlığını ispat yükü çek hamili davalıya ait ise de mahkemece davalının bu konudaki delillerinin ve davaya cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış olması nedeni ile tanık listesinin sunulması için davalıya süre verilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabileceği ve alacaklının alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise hamilin keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği, somut olayda davacı yanca dava dışı kişilere borç olmadığı halde çeklerin yazdırılmaması için ödeme yapıldığı açıkça yazılmış olduğundan borçlu olduğuna ilişkin davacının bir kabul beyanının bulunmadığı, bu beyan değerlendirilerek bozma kararı öncesinde davacının takibe dayanak çeklerde keşideci, davalının ise lahdar olup taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, söz konusu çeklerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, alacaklının alacağını tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, Mahkemece çekin bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle çek vasfını yitirdiği gözetilmeksizin kambiyo senedi gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan lehdar tarafından alacağın ispat edilmesinin gerektiği, ön inceleme duruşmasında 1 nolu ara karar ile tarafların dilekçelerinde sunmuş oldukları delilleri açıklamaları için 2 haftalık kesin süre verildiği, davalı vekilinin huzurunda verilen kesin süre içerisinde delil sunulmadığı, yeniden delil ibraz etmek için bu aşamada da süre verilemeyeceğinden dosya kapsamı ile değerlendirme yapıldığı, dosya kapsamı ile davalı alacaklı lehdar tarafından alacağın varlığının ispat edilemediği, mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay bozma ilamına uyulmamasına, 18.02.2021 tarih, 2018/1303 E. ve 2021/225 K. sayılı kararda direnilmesine, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne; davacının Nevşehir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/6055 ve 2015/6056 sayılı dosyalarında takibe konu edilen Denizbank Altıyol/İstanbul Şubesi [IBAN] IBAN Nolu hesapta 6682001 çek nolu 50.000,00 TL bedelli, 25/05/2015 tarihli ve TEB Küçükbakkalköy Şubesi [IBAN] IBAN nolu hesapta 6951261 çek nolu 50.000,00 TL bedelli, 25/04/2015 tarihli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının hem çeklerin karşılıksız olduğunu hem de ödeme yaptığını belirterek çelişkili davrandığını, ödemelerin farklı tarihli olduğunu, çeklere ilişkin olmadığını, ispat yükünün müvekkiline ait olduğu belirtilmiş olmasına rağmen delil ve tanıkları bildirmek üzere süre verilmediğini belirterek bu ve re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo vasfını yitirmiş çeke ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci madde.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacaklı alacağını her türlü delille kanıtlayabilir. Taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise hamil keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabilecektir.
3. Davacı takibe dayanak çeklerde keşideci, davalı ise lehdar olup taraflar arasında temel ilişki bulunmaktadır. Söz konusu çekler yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup alacaklı alacağını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir.
4. Taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan alacaklı lehdar alacağını her türlü delille ispat edebilir. Ancak davalı alacaklı tarafından alacağın varlığı ispat edilememiş olup Mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmayıp Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4236 E. 2022/8432 K.
Ortak:kambiyo senedi vasfı · tanık delili · çek hamili · yazılı delil başlangıcı · temel ilişki · delil başlangıcı · yazılı delil · kambiyo senedi
İncelediğiniz kararda… konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunduğu, davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte «ispat yükünün» hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmamasının doğru olmadığı, yine «kambiyo senedi vasfı» bulunmayan ancak «yazılı delil başlangıcı» niteliğini haiz çekler yönünden alacağın varlığını ispat yükü «çek hamili» davalıya ait ise de mahkemece davalının bu konudaki delillerinin ve davaya cevap dilekçesinde «tanık deliline» dayanmış olması nedeni ile tanık listesinin sunulması için davalıya süre verilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar v …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli ve 2018/1303 E., 2021/225 K. sayılı kararıyla; çeklerin süresinde bankaya «ibraz» edilmediği için «çek» vasfını yitirdiğini, «kambiyo senedi» gibi gerekçe oluşturulmasının hatalı olduğunu, taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunduğunu, çeklerin «yazılı delil başlangıcı» olduğunu, alacaklı «lehdarın» alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması …
Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile süresinde «ibraz» edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında «temel ilişki» bulunması halinde böyle bir çeke «yazılı delil başlangıcı» olarak dayanılabileceği ve alacaklının alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise «hamilin» «keşideciye» karşı «sebepsiz zenginleşme» nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği, somut olayda davacı yanca dava dışı kişilere borç olmadığı halde çeklerin yazdırılmaması için ödeme yapıldığı açıkça yazılmış olduğundan borçlu olduğuna ilişkin davacının bir «kabul beyanının» bulunmadığı, bu beyan değerlendirilerek bozma kararı öncesinde davacının takibe dayanak çeklerde keşideci, davalının ise lahdar olup taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, söz konusu çeklerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, alacaklının alacağını tanık «dahil» her türlü delil ile ispat edebileceği, Mahkemece çekin bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle «çek» vasfını yitirdiği gözetilmeksizin «kambiyo senedi» gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan «lehdar» tarafından alacağın ispat edilmesinin gerektiği, ön «inceleme duruşmasında» 1 nolu «ara» karar ile tarafların dilekçelerinde sunmuş oldukları delilleri açıklamaları için 2 haftalık «kesin süre» verildiği, davalı vekilinin huzurunda verilen kesin süre içerisinde delil sunulmadığı, yeniden delil ibraz etmek için bu aşamada da süre verilemeyeceğinden dosya kapsamı ile değerlendirme yapıldığı, dosya kapsamı ile davalı alacaklı lehdar tarafından alacağın varlığının ispat edilemediği, mahkemece «menfi tespit» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay bozma ilamına uyulmamasına, 18.02.2021 tarih, 2018/1303 E. ve 2021/225 K. sayılı kararda direnilmesine, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Mahkeme kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne; davacının Nevşehir 2.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı takibe dayanak çeklerde «keşideci»,davalı ise «lehtar» olup taraflar arasında «temel ilişki» bulunduğu, söz konusu çeklerin «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olup, alacaklının alacağını tanık «dahil» her türlü delil ile ispat edebileceği, mahkemece çekin bankaya «ibraz» edilmemesi nedeniyle «çek» vasfını yitirdiği gözetilmeksizin «kambiyo senedi» gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan alacaklı lehtar tarafından alacağın ispat edilmesi gerektiği, somut olayda davalı alacaklı lehtar tarafından alacağın varlığı ispat edilememiş olduğundan mahkemece «menfi tespit» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, dosya kapsamı itibariyle «kötüniyet tazminatının» yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Nevşehir 2.
2- Kambiyo senedi vasfı bulunmayan ancak «yazılı delil başlangıcı» niteliğini haiz çekler yönünden alacağın varlığını «ispat yükü» «çek hamili» davalıya ait ise de mahkemece davalının bu konudaki delillerinin ve davaya cevap dilekçesinde «tanık deliline» dayanmış olması nedeni ile tanık listesinin sunulması için davalıya süre verilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar v …
1- Dava, takibe konu «kambiyo senedi vasfı» bulunmayan çekler nedeni ile «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesinde davaya konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunmuş olup davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte «ispat yükünün» hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sebepten mücerretlik · mücerretlik · borçlu olunmadığının tespiti · kötüniyet tazminatı · lehtar · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davaya konu çeklerin aradaki ticari ilişki sebebiyle verildiğinin ve mal/ hizmet alımının olmadığının «ispat yükünün» davacı tarafa ait olduğu, ancak bu hususun da davacı tarafça ispat edilemediği, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle «sebepten mücerret» olduğu gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı takibe dayanak çeklerde «keşideci»,davalı ise «lehtar» olup taraflar arasında «temel ilişki» bulunduğu, söz konusu çeklerin «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olup, alacaklının alacağını tanık «dahil» her türlü delil ile ispat edebileceği, mahkemece çekin bankaya «ibraz» edilmemesi nedeniyle «çek» vasfını yitirdiği gözetilmeksizin «kambiyo senedi» gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan alacaklı lehtar tarafından alacağın ispat edilmesi gerektiği, somut olayda davalı alacaklı lehtar tarafından alacağın varlığı ispat edilememiş olduğundan mahkemece «menfi tespit» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, dosya kapsamı itibariyle «kötüniyet tazminatının» yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Nevşehir 2.
1- Dava, takibe konu «kambiyo senedi vasfı» bulunmayan çekler nedeni ile «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesinde davaya konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunmuş olup davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte «ispat yükünün» hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4822 E. , 2023/6000 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine iki adet çeke istinaden ilamsız icra yoluyla icra takibi yapıldığını, takibe dayanak çeklerin aralarında ticari ilişki olacağı inancı ile davalıya verildiğini, ancak hiçbir ilişki kurulmadığını, çeklerin ciro ile üçüncü kişilere geçtiğini, bu kişilere borç olmadığı halde çekleri geri almak için havale yolu ile para gönderildiğini ileri sürerek çekler sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hem çeklerin karşılığı olmadığını hem de üçüncü kişilere ödeme yapıldığını ileri sürerek çelişkili davrandığını, ödemelerin çeklere dair olduğuna ilişkin açıklama olmadığını, çekin borç ödeme vasıtası ve illetten mücerret olduğunu, çek sebebiyle borçlu olunmadığının yazılı delille ispatının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2018 tarihli ve 2016/21 E., 2018/53 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli ve 2018/1303 E., 2021/225 K. sayılı kararıyla; çeklerin süresinde bankaya ibraz edilmediği için çek vasfını yitirdiğini, kambiyo senedi gibi gerekçe oluşturulmasının hatalı olduğunu, taraflar arasında temel ilişkinin bulunduğunu, çeklerin yazılı delil başlangıcı olduğunu, alacaklı lehdarın alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 29.11.2022 tarih, 2021/4236 E. ve 2022/8432 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin dava dilekçesinde davaya konu çekler nedeni ile 3. kişilere ödemeler yaptığı iddiasında bulunduğu, davacının bu beyanlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar beyanları ile birlikte ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususunun değerlendirilmesi gerekirken, bu değerlendirilmenin yapılmamasının doğru olmadığı, yine kambiyo senedi vasfı bulunmayan ancak yazılı delil başlangıcı niteliğini haiz çekler yönünden alacağın varlığını ispat yükü çek hamili davalıya ait ise de mahkemece davalının bu konudaki delillerinin ve davaya cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış olması nedeni ile tanık listesinin sunulması için davalıya süre verilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabileceği ve alacaklının alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise hamilin keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği, somut olayda davacı yanca dava dışı kişilere borç olmadığı halde çeklerin yazdırılmaması için ödeme yapıldığı açıkça yazılmış olduğundan borçlu olduğuna ilişkin davacının bir kabul beyanının bulunmadığı, bu beyan değerlendirilerek bozma kararı öncesinde davacının takibe dayanak çeklerde keşideci, davalının ise lahdar olup taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, söz konusu çeklerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, alacaklının alacağını tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, Mahkemece çekin bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle çek vasfını yitirdiği gözetilmeksizin kambiyo senedi gibi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmasının doğru olmadığı, somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan lehdar tarafından alacağın ispat edilmesinin gerektiği, ön inceleme duruşmasında 1 nolu ara karar ile tarafların dilekçelerinde sunmuş oldukları delilleri açıklamaları için 2 haftalık kesin süre verildiği, davalı vekilinin huzurunda verilen kesin süre içerisinde delil sunulmadığı, yeniden delil ibraz etmek için bu aşamada da süre verilemeyeceğinden dosya kapsamı ile değerlendirme yapıldığı, dosya kapsamı ile davalı alacaklı lehdar tarafından alacağın varlığının ispat edilemediği, mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay bozma ilamına uyulmamasına, 18.02.2021 tarih, 2018/1303 E.
ve 2021/225 K. sayılı kararda direnilmesine, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne; davacının Nevşehir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/6055 ve 2015/6056 sayılı dosyalarında takibe konu edilen Denizbank Altıyol/İstanbul Şubesi [IBAN] IBAN Nolu hesapta 6682001 çek nolu 50.000,00 TL bedelli, 25/05/2015 tarihli ve TEB Küçükbakkalköy Şubesi [IBAN] IBAN nolu hesapta 6951261 çek nolu 50.000,00 TL bedelli, 25/04/2015 tarihli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının hem çeklerin karşılıksız olduğunu hem de ödeme yaptığını belirterek çelişkili davrandığını, ödemelerin farklı tarihli olduğunu, çeklere ilişkin olmadığını, ispat yükünün müvekkiline ait olduğu belirtilmiş olmasına rağmen delil ve tanıkları bildirmek üzere süre verilmediğini belirterek bu ve re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo vasfını yitirmiş çeke ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci madde.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacaklı alacağını her türlü delille kanıtlayabilir. Taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise hamil keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabilecektir.
3. Davacı takibe dayanak çeklerde keşideci, davalı ise lehdar olup taraflar arasında temel ilişki bulunmaktadır. Söz konusu çekler yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup alacaklı alacağını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir.
4. Taraflar arasında temel ilişki bulunduğundan alacaklı lehdar alacağını her türlü delille ispat edebilir. Ancak davalı alacaklı tarafından alacağın varlığı ispat edilememiş olup Mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmayıp Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981407200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz