Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4260 E. 2022/8214 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esas sermaye payının devri↗ ttk 595↗ esas sermaye payı↗ istinaf kanun yolu↗ ortaklar kurulu kararı↗ kanun yolu↗ hisse devri↗ kâr payı↗ tebligat↗ ihtarname↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından yapılan hisse devrinin davalı şirketin ortaklar kurulu tarafından onaylandığına ilişkin bir karara rastlanmadığı, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilememesi nedeniyle davacının genel kurula başvuru koşulunu yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının davalı şirketteki 500 adet hissesini davalı ...'a 29/07/2016 tarihinde noterden devrettiği, davacı tarafından yapılan hisse devrinin davalı şirketin ortaklar kurulu tarafından onaylandığına ilişkin bir kararın bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesinde hisse devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulmadığına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, davacı tarafından davalılara gönderilen ihtarnamenin davalı ...'a tebliğ edildiği, davalı şirkete ise bildirilen adreste olmadığından bila tebliğ iade edildiği, TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca şirket payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulduğu, TTK'nın 595/7. maddesi uyarınca da başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği taktirde onay vermiş sayılacağı, davacı tarafından davalı şirkete çıkartılan ihtarnamenin tebliğ edilememiş olması nedeniyle davacının genel kurula başvuru koşulunu yerine getirmediği, mahkeme kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının, davalı şirket ortağı olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK 595/1 maddesinde "esas sermaye payının devri ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onanacağı", Yasa'nın 595/7 maddesinde de "başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurulun reddetmemesi durumunda onay vermiş sayılacağı" düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının, davalı şirketteki %25 paya tekabül eden 500 hissesi ... 63. Noterliğinin 29.07.2016 tarih ve 27139 yevmiye no.lu sözleşmesi ile davalı ...'a devredilmiştir.
Davacı tarafından açılan dava, İlk Derece Mahkemesince hisse devrinin ortaklar kurulunca onaylanmadığı, davalı şirkete ihtarnamenin tebliğ edilemediği gerekçesiyle red edilmiş,
Davacının istinaf kanun yolu başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir.
Dava, 07.12.2017 tarihinde açılmış olup, davadan önce davacı ... 30. Noterliğinin 25.04.2017 tarih ve 05675 no.lu ihtarnamesi ile gerekli işlemler ikmal edilmek üzere davalı şirket ile hissesini devrettiği davalı ...'a ihtarname keşide etmiş olup, ihtarname davalı şirkete tebliğ edilememekle birlikte davalı ...'a 04.05.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davalı şirketin 01.04.2003 tarih ve 004 sayılı kararına göre davalı ... 20 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmış olup kendisine tebligat yapılan 04.05.2017 tarihi itibariyle yetkisi devam ettiğinden davalı ...'a yapılan tebligatın şirkete yapılan tebligat olarak kabulü gerekmektedir.
Davalı şirkete tebligat yapıldığının kabul edildiği 04.05.2017 tarihinden itibaren TTK 595/7 maddesinin öngörülen şekilde davalı şirket genel kurulunun davacı başvurusunu reddettiği yasal delillerle ispat edilmediğinden dava tarihi itibariyle davalı şirketin, davacıya ait esas sermaye payının diğer davalıya geçtiğine onay verdiğinin kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik davacı istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1925 E. 2019/47 K.
Ortak:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · kâr payı
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK 595/1 maddesinde "«esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onanacağı", Yasa'nın 595/7 maddesinde de "başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurulun reddetmemesi durumunda onay vermiş sayılacağı" düzenlenmiştir.
Davalı şirkete «tebligat» yapıldığının kabul edildiği 04.05.2017 tarihinden itibaren TTK 595/7 maddesinin öngörülen şekilde davalı şirket genel kurulunun davacı başvurusunu reddettiği yasal delillerle ispat edilmediğinden dava tarihi itibariyle davalı şirketin, davacıya ait «esas sermaye payının» diğer davalıya geçtiğine onay verdiğinin kabulü gerekmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının davalı şirketteki 500 adet hissesini davalı ...'a 29/07/2016 tarihinde noterden devrettiği, davacı tarafından yapılan «hisse devrinin» davalı şirketin «ortaklar kurulu» tarafından onaylandığına ilişkin bir kararın bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesinde hisse devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulmadığına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, davacı tarafından davalılara gönderilen «ihtarnamenin» davalı ...'a tebliğ edildiği, davalı şirkete ise bildirilen adreste olmadığından bila tebliğ iade edildiği, TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca şirket «payının» devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulduğu, TTK'nın 595/7. maddesi uyarınca da başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği taktirde …
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, 6102 sayılı TTK'nın 595/1. maddesi uyarınca «esas sermaye payının devri» borcunu doğuran işlemlerde de tarafların imzalarının noterce onaylanmasının gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Hisse aidiyetinin tespiti | Sicil tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11867 E. 2014/19102 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı · hisse devri · ihtarname
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından yapılan «hisse devrinin» davalı şirketin «ortaklar kurulu» tarafından onaylandığına ilişkin bir karara rastlanmadığı, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen «ihtarnamenin» tebliğ edilememesi nedeniyle davacının genel kurula başvuru koşulunu yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının davalı şirketteki 500 adet hissesini davalı ...'a 29/07/2016 tarihinde noterden devrettiği, davacı tarafından yapılan «hisse devrinin» davalı şirketin «ortaklar kurulu» tarafından onaylandığına ilişkin bir kararın bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesinde hisse devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulmadığına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, davacı tarafından davalılara gönderilen «ihtarnamenin» davalı ...'a tebliğ edildiği, davalı şirkete ise bildirilen adreste olmadığından bila tebliğ iade edildiği, TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca şirket «payının» devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulduğu, TTK'nın 595/7. maddesi uyarınca da başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği taktirde …
Davacı tarafından açılan dava, İlk Derece Mahkemesince «hisse devrinin» ortaklar kurulunca onaylanmadığı, davalı şirkete «ihtarnamenin» tebliğ edilemediği gerekçesiyle red edilmiş, Davacının «istinaf kanun yolu» başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, taraflar arasında 06.08.2010 tarihinde noter «hisse devri» yapılmış, davacı taraf 24.09.2012 tarihinde hisse devrinin «ortaklar kurulu» tarafından onaylanması için davalılara «ihtarname» tebliğ etmiş, işbu dava ise 05.09.2013 tarihinde açılmıştır.
Dava, «limited şirket» hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ve «hisse devrinin» sicile tescili istemine ilişkin olup, mahkemece 6102 Sayılı TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca devir için «ortaklar kurulu» onayının şart olduğu, aksi halde devrin geçerli bulunmadığı, anılan hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · usulden reddi · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 6102 Sayılı TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca devir için ortaklar kurulunun onayının şart olduğu, aksi halde devrin geçerli bulunmadığı, anılan hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ve «hisse devrinin» sicile tescili istemine ilişkin olup, mahkemece 6102 Sayılı TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca devir için «ortaklar kurulu» onayının şart olduğu, aksi halde devrin geçerli bulunmadığı, anılan hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15047 E. 2017/1697 K.
Ortak:hisse devri
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından yapılan «hisse devrinin» davalı şirketin «ortaklar kurulu» tarafından onaylandığına ilişkin bir karara rastlanmadığı, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen «ihtarnamenin» tebliğ edilememesi nedeniyle davacının genel kurula başvuru koşulunu yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının davalı şirketteki 500 adet hissesini davalı ...'a 29/07/2016 tarihinde noterden devrettiği, davacı tarafından yapılan «hisse devrinin» davalı şirketin «ortaklar kurulu» tarafından onaylandığına ilişkin bir kararın bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesinde hisse devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulmadığına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, davacı tarafından davalılara gönderilen «ihtarnamenin» davalı ...'a tebliğ edildiği, davalı şirkete ise bildirilen adreste olmadığından bila tebliğ iade edildiği, TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca şirket «payının» devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulduğu, TTK'nın 595/7. maddesi uyarınca da başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği taktirde …
Davacı tarafından açılan dava, İlk Derece Mahkemesince «hisse devrinin» ortaklar kurulunca onaylanmadığı, davalı şirkete «ihtarnamenin» tebliğ edilemediği gerekçesiyle red edilmiş, Davacının «istinaf kanun yolu» başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir.
Benzer bu kararda595/1. maddesi uyarınca «yazılı şekil şartı» yanında «hisse devrine» ilişkin işlemlerde imzaların noterce onaylanması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartının tamamlanmamış olduğu, bu nedenle «geçersiz» olduğu, geçersiz «hisse devir sözleşmesi» uyarınca verildiği iddia edilen paranın iadesinde TBK'nin «sebepsiz zenginleşme» hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenlerle davanın ticaret mahkemelerinin «görev alanının» dışında olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı şekil şartı · şekil şartı · bedel iadesi · sözleşmenin feshi · hisse devir sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı
Benzer bu kararda595/1. maddesi uyarınca «yazılı şekil şartı» yanında «hisse devrine» ilişkin işlemlerde imzaların noterce onaylanması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartının tamamlanmamış olduğu, bu nedenle «geçersiz» olduğu, geçersiz «hisse devir sözleşmesi» uyarınca verildiği iddia edilen paranın iadesinde TBK'nin «sebepsiz zenginleşme» hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenlerle davanın ticaret mahkemelerinin «görev alanının» dışında olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava «hisse devir sözleşmesinin feshi» nedeniyle sözleşme kapsamında verilen «bedelin iadesi» istemine ilişkin olup mahkemece «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Davaya konu «hisse devir sözleşmesinin» geçerli olup olmadığını, ödenen bedelin istenip istenemeyeceğini değerlendirecek mahkeme ticaret mahkemesidir.
Bu durum karşısında, işbu davada mahkemenin «görevli» olması nedeniyle işin esasına girilmesi ve taraf kanıtlarının toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4260 E. , 2022/8214 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2018 tarih ve 2017/834 E- 2018/872 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2019/389 E- 2021/510 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının eski ortağı olduğu davalı şirketteki 500 adet hissesinin tamamını ...
63. Noterliği'nin 29/07/2016 tarih 27139 yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davalı ...'a devir ettiğini ve şirket ortaklığı ile şirket nezdindeki tüm görevlerinden ayrılmış olduğunu, sözleşmenin üzerinden uzunca bir süre geçmesine karşın pay devrini ilan etmekle yükümlü davalı şirket müdürü, ortak ve yetkilileri ile devir alan davalı ... tarafından pay devrinin sicil gazetesinde ilanını sağlanmadığını, diğer ilgili kurumlara pay devrini bildirilmediğini, davacının pay devrini ilan ettirmek amacıyla ilgili makamlara başvuru yapmışsa da, şirket kayıt karar ve belgeleri davalı şirketçe davacıya verilmediğinden ve davacının devir tarihinde şirketi temsil yetkisi kalmadığından bu devrin davacı tarafından ilan edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından her iki davalıya ihtarname gönderilerek pay devrinin sicil gazetesinde ilanı ve ilgili kurumlara bildirilmesinin ihtaren bildirildiğini, ihtarnamenin davalı ...'a tebliğ edildiğini, davalı şirketin kayıtlı resmi adresine üç kez tebligat çıkarılmasına karşın tebliğinin mümkün olmadığını ileri sürerek davacının paylarını devir ettiği 29/07/2016 tarihinden itibaren davalı şirket ortağı olmadığının tespitine ve Ticaret Sicil Gazetesinde hükmen tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından yapılan hisse devrinin davalı şirketin ortaklar kurulu tarafından onaylandığına ilişkin bir karara rastlanmadığı, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilememesi nedeniyle davacının genel kurula başvuru koşulunu yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının davalı şirketteki 500 adet hissesini davalı ...'a 29/07/2016 tarihinde noterden devrettiği, davacı tarafından yapılan hisse devrinin davalı şirketin ortaklar kurulu tarafından onaylandığına ilişkin bir kararın bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesinde hisse devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulmadığına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, davacı tarafından davalılara gönderilen ihtarnamenin davalı ...'a tebliğ edildiği, davalı şirkete ise bildirilen adreste olmadığından bila tebliğ iade edildiği, TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca şirket payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulduğu, TTK'nın 595/7. maddesi uyarınca da başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği taktirde onay vermiş sayılacağı, davacı tarafından davalı şirkete çıkartılan ihtarnamenin tebliğ edilememiş olması nedeniyle davacının genel kurula başvuru koşulunu yerine getirmediği, mahkeme kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının, davalı şirket ortağı olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK 595/1 maddesinde "esas sermaye payının devri ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onanacağı", Yasa'nın 595/7 maddesinde de "başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurulun reddetmemesi durumunda onay vermiş sayılacağı" düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının, davalı şirketteki %25 paya tekabül eden 500 hissesi ...
63. Noterliğinin 29.07.2016 tarih ve 27139 yevmiye no.lu sözleşmesi ile davalı ...'a devredilmiştir.
Davacı tarafından açılan dava, İlk Derece Mahkemesince hisse devrinin ortaklar kurulunca onaylanmadığı, davalı şirkete ihtarnamenin tebliğ edilemediği gerekçesiyle red edilmiş,
Davacının istinaf kanun yolu başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir.
Dava, 07.12.2017 tarihinde açılmış olup, davadan önce davacı ...
30. Noterliğinin 25.04.2017 tarih ve 05675 no.lu ihtarnamesi ile gerekli işlemler ikmal edilmek üzere davalı şirket ile hissesini devrettiği davalı ...'a ihtarname keşide etmiş olup, ihtarname davalı şirkete tebliğ edilememekle birlikte davalı ...'a 04.05.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davalı şirketin 01.04.2003 tarih ve 004 sayılı kararına göre davalı ... 20 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmış olup kendisine tebligat yapılan 04.05.2017 tarihi itibariyle yetkisi devam ettiğinden davalı ...'a yapılan tebligatın şirkete yapılan tebligat olarak kabulü gerekmektedir.
Davalı şirkete tebligat yapıldığının kabul edildiği 04.05.2017 tarihinden itibaren TTK 595/7 maddesinin öngörülen şekilde davalı şirket genel kurulunun davacı başvurusunu reddettiği yasal delillerle ispat edilmediğinden dava tarihi itibariyle davalı şirketin, davacıya ait esas sermaye payının diğer davalıya geçtiğine onay verdiğinin kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik davacı istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/875830900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz