Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5136 E. 2022/9411 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
atk raporu↗ hmk 200↗ nakden kaydı↗ resmi belgede sahtecilik↗ talil↗ yemin deliline dayanma↗ takipsizlik kararı↗ teminat senedi↗ imza incelemesi↗ icra hukuk mahkemesi↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ sahtecilik↗ yazılı delil↗ lehtar↗ şikayet↗ yemin↗ kesin süre↗ dolandırıcılık↗ ispat yükü↗ hamil↗ bono↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, ATK tarafından yazı yaşı (mürekkep yaşı) tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel bir metot bulunmadığı, bu sebeple bu hususta bir inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacı tarafından aleyhine başlatılan takibe yönelik itirazı üzerine İstanbul Anadolu 9.İcra Hukuk Mahkemesince imza incelemesinin yapıldığı ve alınan raporlara göre senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğununu tespit edildiği, 20012/654 esas ve 2014/708 karar sayılı ilamıyla davanın reddine ve Yargıtay 12 Hukuk Dairesince kararın onadığı, yine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca davacının şikayeti üzerine resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin dava konusu bono üzerinde inceleme yapıldığı ve sonuç olarak takipsizlik kararının verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, böylelikle dava konusu senet üzerindeki imzanın davacı tarafından atıldığı hususunun ATK raporu ve Mahkeme kararı ile belirlendiği, TTK 645 ve devamı maddeleri gereğince kambiyo senetlerinin niteliği 677. maddesindeki imzaların bağlayıcılığı, 686 maddesindeki hamilin hak sahipliği ilkelerinden hareketle davacının senedi teminat senedi olarak verdiğine dair iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiği, davacıya verilen kesin süreye rağmen böyle bir belge ibraz edilmediği, davacı tarafından dava açarken yemin deliline dayanmış olması nedeni ile yemin delilini kullanıp kullanmayacakları sorulmuş ancak yemin delilini kullanmayacaklarını beyan ettiği, açılan davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın husumetten reddine, davalı ... adına açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, hazırlık soruşturması sırasında davalı ...'ın 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin davacı tarafından teminat olarak verildiğini, ancak şirket kuruluşunda harcanan paranın tamamen kendisi tarafından karşılandığını, ortaklıktan ayrılması nedeniyle senedi 300.000.-TL olarak doldurduğunu belirttiği, dava konusu senedin, nakden kaydıyla düzenlendiği, davacı tarafın iddialarının bir bakıma dava konusu senedin aracı kiraladığı dava dışı kişiye senedin teminat olarak verildiği iddiasına dayalı olduğu, davalı ...'ın yukarıda özetlenen ifadesi ise senedin teminat senedi olduğuna yönelik olduğu, dolayısıyla her iki tarafın da nakden kaydıyla düzenlenmiş senedin ihdas sebebini talil ettiği, çift taraflı talilde ispat külfetinin yer değiştirmediği, dolayısıyla somut olay bakımından ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, dosya içeriğinden davacının bu iddialarını HMK'nun 200 vd.maddeleri uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı kanaatine varıldığı, yapılan bu açıklamalardan davanın davalı ... yönünden de senette lehtar olması nedeniyle esastan reddi gerekirken husumetten reddinin doğru olmadığı, davalı tarafın da bu konuda istinaf talebi bulunmadığından istinafa gelenin sıfatına göre davacı tarafın istinaf taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, takip dayanağı bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, takip konusu yapılan senedin, dava dışı kişiye araç kiralamasının teminatı olarak verildiğini, davalılarla arasında bir ilişkinin bulunmadığını belirtirken, davalılardan senet lehtarı olan ..., davaya cevap vermemiş olmakla birlikte emniyette alınan 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin boş teminat senedi olarak kendisine verildiğini, şirketin kuruluşunda tarafından verilen paralar nedeniyle şirketten ayrılırken boş olan kısımların kendisi tarafından anlaşmaya ve davacının beyanına göre doldurulduğunu beyan etmiştir. Her ne kadar, mahkemece, somut olayda çift taraflı talil bulunduğu ve çift taraflı talilde ise ispat külfetinin yer değiştirmemesi nedeniyle ispat yükünün davacıda olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmişse de, davalı ...'ın yukarıda belirtilen beyanı değerlendirildiğinde, somut olayda, çift taraflı talil bulunmamaktadır. Zira nakden kaydı bulunan senette, davacı teminat iddiasında bulunmuş ve davalı da senedin teminat olarak verildiğini kabul ederek, bu noktada başlangıçta tarafların iradeleri senedin teminat olarak verildiği yönünde uyuşmuştur. Ancak davalı devamında, diğer savunmaları belirterek, senedin tarafından doldurulduğunu beyan ederek ispat yükünü üzerine almış durumdadır.
Dolayısıyla mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle çift taraflı talilden hareketle ispat yükünün davacıya yüklenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8450 E. 2015/5664 K.
Ortak:nakden kaydı · talil · ispat külfeti · ispat yükü · dava sebebi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince, hazırlık soruşturması sırasında davalı ...'ın 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin davacı tarafından «teminat» olarak verildiğini, ancak şirket kuruluşunda harcanan paranın tamamen kendisi tarafından karşılandığını, ortaklıktan ayrılması nedeniyle senedi 300.000.-TL olarak doldurduğunu belirttiği, dava konusu senedin, nakden kaydıyla düzenlendiği, davacı tarafın iddialarının bir bakıma dava konusu senedin aracı kiraladığı dava dışı kişiye senedin teminat olarak verildiği iddiasına dayalı olduğu, davalı ...'ın yukarıda özetlenen ifadesi ise senedin «teminat senedi» olduğuna yönelik olduğu, dolayısıyla her iki tarafın da nakden kaydıyla düzenlenmiş senedin ihdas «sebebini» «talil» ettiği, çift taraflı talilde «ispat külfetinin» yer değiştirmediği, dolayısıyla somut olay bakımından ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, dosya içeriğinden davacının bu iddialarını HMK'nun 200 vd.maddeleri uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı kanaatine varıldığı, yapılan bu açıklamalardan davanın davalı ... yönünden de senette «lehtar» olması nedeniyle esastan reddi gerekirken «husumetten» reddinin doğru olmadığı, davalı tarafın da bu konuda istinaf talebi bulunmadığından istinafa gelenin sıfatına göre davacı tarafın istinaf taleplerinin reddinin ger …
Her ne kadar, mahkemece, somut olayda çift taraflı «talil» bulunduğu ve çift taraflı talilde ise «ispat külfetinin» yer değiştirmemesi nedeniyle «ispat yükünün» davacıda olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmişse de, davalı ...'ın yukarıda belirtilen beyanı değerlendirildiğinde, somut olayda, çift taraflı talil bulunmamaktadır.
Zira «nakden kaydı» bulunan senette, davacı «teminat» iddiasında bulunmuş ve davalı da senedin teminat olarak verildiğini kabul ederek, bu noktada başlangıçta tarafların iradeleri senedin teminat olarak verildiği yönünde uyuşmuştur.
Benzer bu karardaOysa, davalının savunmasından hareketle dava konusu senedin düzenleme «sebebinin» «talil» edilmiş olduğu sonucuna varılamayacağı aşikar olup, senedin dahi "«nakden" kaydı» ile düzenlenmesi karşısında «ispat yükünün» davacıda olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, kural olarak «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davalının takibe konu senedin «protokolde» belirtilen senet olmayıp müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğu, böylelikle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, bu durumda borç para verdiğini davalının kanıtlamasının gerekeceği, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ka …
Dava, «keşideci» davacının «lehdar» olan davalıya dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık «ispat külfetinin» hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının savunmasından hareketle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat yükünün» yer değiştirdiği, bu bağlamda ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:lehdar · keşideci · protokol
Benzer bu karardaDava, «keşideci» davacının «lehdar» olan davalıya dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık «ispat külfetinin» hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının savunmasından hareketle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat yükünün» yer değiştirdiği, bu bağlamda ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, kural olarak «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davalının takibe konu senedin «protokolde» belirtilen senet olmayıp müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğu, böylelikle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, bu durumda borç para verdiğini davalının kanıtlamasının gerekeceği, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ka …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · ispat yükü
İncelediğiniz karardaHer ne kadar, mahkemece, somut olayda çift taraflı «talil» bulunduğu ve çift taraflı talilde ise «ispat külfetinin» yer değiştirmemesi nedeniyle «ispat yükünün» davacıda olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmişse de, davalı ...'ın yukarıda belirtilen beyanı değerlendirildiğinde, somut olayda, çift taraflı talil bulunmamaktadır.
Bölge adliye mahkemesince, hazırlık soruşturması sırasında davalı ...'ın 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin davacı tarafından «teminat» olarak verildiğini, ancak şirket kuruluşunda harcanan paranın tamamen kendisi tarafından karşılandığını, ortaklıktan ayrılması nedeniyle senedi 300.000.-TL olarak doldurduğunu belirttiği, dava konusu senedin, nakden kaydıyla düzenlendiği, davacı tarafın iddialarının bir bakıma dava konusu senedin aracı kiraladığı dava dışı kişiye senedin teminat olarak verildiği iddiasına dayalı olduğu, davalı ...'ın yukarıda özetlenen ifadesi ise senedin «teminat senedi» olduğuna yönelik olduğu, dolayısıyla her iki tarafın da nakden kaydıyla düzenlenmiş senedin ihdas «sebebini» «talil» ettiği, çift taraflı talilde «ispat külfetinin» yer değiştirmediği, dolayısıyla somut olay bakımından ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, dosya içeriğinden davacının bu iddialarını HMK'nun 200 vd.maddeleri uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı kanaatine varıldığı, yapılan bu açıklamalardan davanın davalı ... yönünden de senette «lehtar» olması nedeniyle esastan reddi gerekirken «husumetten» reddinin doğru olmadığı, davalı tarafın da bu konuda istinaf talebi bulunmadığından istinafa gelenin sıfatına göre davacı tarafın istinaf taleplerinin reddinin ger …
Dolayısıyla mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle çift taraflı talilden hareketle «ispat yükünün» davacıya yüklenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kambiyo senedi · kazanılmış hak · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Bu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1797 E. 2023/5508 K.
Ortak:talil · yemin deliline dayanma · teminat senedi · yemin delili · ispat külfeti · yazılı delil · yemin · ispat yükü · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda… bu hususta bir inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacı tarafından aleyhine başlatılan takibe yönelik itirazı üzerine İstanbul Anadolu 9.İcra Hukuk Mahkemesince «imza incelemesinin» yapıldığı ve alınan raporlara göre senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğununu tespit edildiği, 20012/654 esas ve 2014/708 karar sayılı ilamıyla davanın reddine ve Yargıtay 12 Hukuk Dairesince kararın onadığı, yine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca davacının «şikayeti» üzerine «resmi belgede sahtecilik» ve «dolandırıcılık» suçlarına ilişkin dava konusu «bono» üzerinde inceleme yapıldığı ve sonuç olarak «takipsizlik» kararının verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, böylelikle dava konusu senet üzerindeki imzanın davacı tarafından atıldığı hususunun ATK raporu ve Mahkeme kararı ile belirlendiği, TTK 645 ve devamı maddeleri gereğince kambiyo senetlerinin niteliği 677. maddesindeki imzaların bağlayıcılığı, 686 maddesindeki «hamilin» hak sahipliği ilkelerinden hareketle davacının senedi «teminat senedi» olarak verdiğine dair iddiasını «yazılı delil» ile kanıtlaması gerektiği, davacıya verilen «kesin süreye» rağmen böyle bir belge «ibraz» edilmediği, davacı tarafından dava açarken «yemin deliline dayanmış» olması nedeni ile yemin delilini kullanıp kullanmayacakları sorulmuş ancak yemin delilini kullanmayacaklarını beyan ettiği, açılan davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın «husumetten» reddine, davalı ... adına açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, hazırlık soruşturması sırasında davalı ...'ın 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin davacı tarafından «teminat» olarak verildiğini, ancak şirket kuruluşunda harcanan paranın tamamen kendisi tarafından karşılandığını, ortaklıktan ayrılması nedeniyle senedi 300.000.-TL olarak doldurduğunu belirttiği, dava konusu senedin, nakden kaydıyla düzenlendiği, davacı tarafın iddialarının bir bakıma dava konusu senedin aracı kiraladığı dava dışı kişiye senedin teminat olarak verildiği iddiasına dayalı olduğu, davalı ...'ın yukarıda özetlenen ifadesi ise senedin «teminat senedi» olduğuna yönelik olduğu, dolayısıyla her iki tarafın da nakden kaydıyla düzenlenmiş senedin ihdas «sebebini» «talil» ettiği, çift taraflı talilde «ispat külfetinin» yer değiştirmediği, dolayısıyla somut olay bakımından ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, dosya içeriğinden davacının bu iddialarını HMK'nun 200 vd.maddeleri uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı kanaatine varıldığı, yapılan bu açıklamalardan davanın davalı ... yönünden de senette «lehtar» olması nedeniyle esastan reddi gerekirken «husumetten» reddinin doğru olmadığı, davalı tarafın da bu konuda istinaf talebi bulunmadığından istinafa gelenin sıfatına göre davacı tarafın istinaf taleplerinin reddinin ger …
Her ne kadar, mahkemece, somut olayda çift taraflı «talil» bulunduğu ve çift taraflı talilde ise «ispat külfetinin» yer değiştirmemesi nedeniyle «ispat yükünün» davacıda olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmişse de, davalı ...'ın yukarıda belirtilen beyanı değerlendirildiğinde, somut olayda, çift taraflı talil bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, keşide-«vade tarihi» ve tahsis «sebebi» açık olarak verildiğini iddia ettiği senetlerin «teminat» amacıyla verildiğini ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia ettiği, davalının ise, senetlerin davacıdan «mutabakat» neticesinde belirlenen bakiye borç karşılığında alındığını, teminat amacıyla alınmadığını belirttiği, davalının, anılan ifadesinin nakden düzenlenen senetleri «talil» mahiyetinde olmadığı, bir an için talil niteliğinde olduğu kabul edilecek olsa dahi, davacı da teminat iddiasında bulunduğundan, olayda çift taraflı talilden söz edileceğinden «ispat külfetinin» yer değiştirmediği, buna göre, somut olayda «kambiyo senedine» karşı «ispat yükünün» davacı borçluda olduğu, taraflar arasında, davaya konu senetlerin, davalıya, açık ya da «teminat senedi» olarak verildiğine ilişkin bir sözleşme olduğunun davacı tarafından usulünce ispat edilemediği, davacının ayrı ve açık bir biçimde «yemin deliline dayanmadığı», «münhasıran» davalı «ticari defterlerine» dayandığı, davalının ticari defterlerinde, davaya konu senetlerle ilgili herhangi bir «kaydın» bulunmadığı, buna göre davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın ve şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, davalı şirketin «defter» kayıtlarına göre müvekkili şirketten 39.766,59 TL alacaklı olduğunun, takip konusu senetlerin «kaydının» bulunmadığının tespit edildiğini, davalı firmanın talep edeceği alacağın 39.776,59 TL olup «cari hesap ekstresinden» kaynaklı bu alacağın ayrı bir ilamsız takibe ya da davaya konu edilmesi gerektiğini, Mahkemece bu hususun gözönüne alınmadığını, «ticari defterlerin» «kesin delil niteliğinde» olduğunu ve davalı şirketin var olduğu iddia edilen alacağının takibe konu senetlerden değil, cari hesap ekstresinden kaynaklandığının ortaya çıktığını, kararının gerekçesinde yer alan “davalı tarafın cevaplarının bir an için «talil» mahiyetinde olduğu” gerekçesinin eksik olduğunu, zira davalı tarafın kendi beyanı ile iddia ettikleri alacağın senede dayalı bir alacak olmadığını, aralarındaki ticari alışverişten doğan «kur farkına» dayalı bakiye alacak için alınmış senetler olduğunu kabul ettiklerini, bu beyanın «ikrar» olduğunu, davalı tarafın takibe konulan senetlerden kaynaklı bir alacağının söz konusu olmadığını, kambiyo senetlerinin nakit yerine geçen ödeme aracı olduğunu, davalı şirketin «anonim şirket» olduğunu, bütün ticari alışverişlerinin, ödemelerin ve ödeme araçlarının Vergi Usul Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca kayıtlarında yer almasının zorunlu olduğunu, defter kayıtlarına işlenmeyen «kambiyo senedi» alacağının talep edilemeyeceğini, dava konusu senetlerin davalı anonim şirketin defter kayıtlarında bulunmayışının defterlerin usulüne uygun tutulmadığının göstergesi olduğunu, ticari defterlerin kesin delil olma niteliği karşısında, davalı şirket kayıtlarında dava konusu senetlerin yer almayışının kesin delille ispatlanmış olması karşısında «yemin deliline» dayanılmadığı yönündeki gerekçenin doğru olmadığını, İlk Derece Mahkemesince kısmi talil sayılan hususun ispat yükünü değiştirmediğinden davanın reddine karar verildiği ancak irdelenmesi gereken hususun «ispat yükünün» yer değiştirmesi değil davalı şirketin iddia ettiği «mutabakat» uyarınca belirlenen ve senede bağlanan alacağın neden cari kayıtlara işlenmediği olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu «bonoda» davalının alacaklı olduğu, bonoları sunmak suretiyle alacağın varlığını ispat ettiği, davacının ise senetlerin «teminat senedi» olduğunu ve «bedelsiz» kaldığını belirtmek suretiyle senet metninde bulunmayan teminat olma iddiasını ileri sürdüğünden («talil» ettiğinden) «ispat külfetinin» «senedi talil» eden tarafta olduğu, bu hali ile ispat külfeti yer değiştirmediğinden, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacı tarafın, dava konusu senetlerin teminat senedi olduğunu, senetlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ve senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve «kesin delil» ile ispatlayamadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun)196 ncı maddesi ve Maliye Bakanlığı'nın 234 sayılı genelgesi uyarınca birinci ve ikici sınıf tacirlerin tutmak zorunda oldukları «kambiyo senedi» «defterinde» yer alması gereken hususlar incelendiğinde, davacılar vekilinin iddia ettiği gibi kambiyo defterine işlenmeyen senetlerin alacak doğurmayacağı yönünde bir yaptırımın bulunmadığı, kambiyo senedinin hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak aldığını defterlerinde göstermek zorunda olmadıkları, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacıların icra takibine konu «menfi tespit» talep edilen senetlerin teminat senedi olduğuna dair iddiasını «yazılı delil» ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · kambiyo senetlerine mahsus takip · kur farkı · cari hesap ekstresi · delil niteliği · vade tarihi · kesin delil · borçlu olunmadığının tespiti
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, davalı şirketin «defter» kayıtlarına göre müvekkili şirketten 39.766,59 TL alacaklı olduğunun, takip konusu senetlerin «kaydının» bulunmadığının tespit edildiğini, davalı firmanın talep edeceği alacağın 39.776,59 TL olup «cari hesap ekstresinden» kaynaklı bu alacağın ayrı bir ilamsız takibe ya da davaya konu edilmesi gerektiğini, Mahkemece bu hususun gözönüne alınmadığını, «ticari defterlerin» «kesin delil niteliğinde» olduğunu ve davalı şirketin var olduğu iddia edilen alacağının takibe konu senetlerden değil, cari hesap ekstresinden kaynaklandığının ortaya çıktığını, kararının gerekçesinde yer alan “davalı tarafın cevaplarının bir an için «talil» mahiyetinde olduğu” gerekçesinin eksik olduğunu, zira davalı tarafın kendi beyanı ile iddia ettikleri alacağın senede dayalı bir alacak olmadığını, aralarındaki ticari alışverişten doğan «kur farkına» dayalı bakiye alacak için alınmış senetler olduğunu kabul ettiklerini, bu beyanın «ikrar» olduğunu, davalı tarafın takibe konulan senetlerden kaynaklı bir alacağının söz konusu olmadığını, kambiyo senetlerinin nakit yerine geçen ödeme aracı olduğunu, davalı şirketin «anonim şirket» olduğunu, bütün ticari alışverişlerinin, ödemelerin ve ödeme araçlarının Vergi Usul Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca kayıtlarında yer almasının zorunlu olduğunu, defter kayıtlarına işlenmeyen «kambiyo senedi» alacağının talep edilemeyeceğini, dava konusu senetlerin davalı anonim şirketin defter kayıtlarında bulunmayışının defterlerin usulüne uygun tutulmadığının göstergesi olduğunu, ticari defterlerin kesin delil olma niteliği karşısında, davalı şirket kayıtlarında dava konusu senetlerin yer almayışının kesin delille ispatlanmış olması karşısında «yemin deliline» dayanılmadığı yönündeki gerekçenin doğru olmadığını, İlk Derece Mahkemesince kısmi talil sayılan hususun ispat yükünü değiştirmediğinden davanın reddine karar verildiği ancak irdelenmesi gereken hususun «ispat yükünün» yer değiştirmesi değil davalı şirketin iddia ettiği «mutabakat» uyarınca belirlenen ve senede bağlanan alacağın neden cari kayıtlara işlenmediği olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Şti.nin eşit oranda hissedarı olduklarını, Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2017/117479 sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine «kambiyo senetlerine mahsus takip» yolu ile toplam 226.883,26 TL'lik icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak olarak her biri 6.850,00 euro olmak üzere toplamı 13.700,00 euro olan iki adet senet ve her biri 76.000,00 TL olmak üzere toplamı 152.000,00 TL olan iki senetten oluşan dört adet üzerinde nakden ibaresi yazılı «bononun» gösterildiğini, müvekkili firmanın davalı şirket ile 2006-2010 yılları arasında ticari ilişkilerinin olduğunu, sürekli devam eden alışverişleri nedeniyle davalı şirkete nakit, «çek» senet gibi araçlarla ödemelerin yapıldığını, takibe konu senetlerin «teminat senedi» olduğunu, müvekkili şirketin senetlerin metninde yazılı olan tanzim ve «vade» tarihlerinde davalı şirket ile herhangi bir ticari bağlantısının bulunmadığını, senet üzerinde yer alan «vade tarihi», tanzim tarihi ve nakden ibaresinin sonradan yazıldığını, diğer müvekkillerinin ise hiçbir zaman davalı şirketle şahsi alışverişinin bulunmadığını, «münhasıran» davalı «defterlerine» dayandıklarını belirterek müvekkillerinin Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2017/117479 sayılı icra dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu «bonoda» davalının alacaklı olduğu, bonoları sunmak suretiyle alacağın varlığını ispat ettiği, davacının ise senetlerin «teminat senedi» olduğunu ve «bedelsiz» kaldığını belirtmek suretiyle senet metninde bulunmayan teminat olma iddiasını ileri sürdüğünden («talil» ettiğinden) «ispat külfetinin» «senedi talil» eden tarafta olduğu, bu hali ile ispat külfeti yer değiştirmediğinden, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacı tarafın, dava konusu senetlerin teminat senedi olduğunu, senetlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ve senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve «kesin delil» ile ispatlayamadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun)196 ncı maddesi ve Maliye Bakanlığı'nın 234 sayılı genelgesi uyarınca birinci ve ikici sınıf tacirlerin tutmak zorunda oldukları «kambiyo senedi» «defterinde» yer alması gereken hususlar incelendiğinde, davacılar vekilinin iddia ettiği gibi kambiyo defterine işlenmeyen senetlerin alacak doğurmayacağı yönünde bir yaptırımın bulunmadığı, kambiyo senedinin hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak aldığını defterlerinde göstermek zorunda olmadıkları, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacıların icra takibine konu «menfi tespit» talep edilen senetlerin teminat senedi olduğuna dair iddiasını «yazılı delil» ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… li temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senetlerde nakden ibaresi bulunduğunu, davalının bahse konu senetlerin emtia satışının döviz bazlı yapılmasından kaynaklı «kur farkı» ve geçmiş gün faizlerinden dolayı alındığını savunduğunu, «münhasıran» davalı «defterlerine» dayandıklarını, bu durumda takip konusu senetler ile emtia satışının eşleştirilerek incelenmesi gerektiğini, dosyada alınan rapora göre davalı iddiasının temelsiz kaldığını, davalı beyanının «talil» niteliğinden olduğunu, istinaf mahkemesi gerekçesinden çift taraflı talil anlaşıldığından «ispat yükü» yer değiştirmeyeceğinden, senede karşı «ticari defterlerin» «kesin delil» olma özelliğinin inceleme konusu yapılmadığını, davalı kayıtlarında dava konusu senetlerin bulunmadığını, davalı tarafça ileri sürülen emtia satışından doğan kur f …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5136 E. , 2022/9411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2017 tarih ve 2014/1548 E- 2017/1269 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2018/2057 E- 2021/688 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... tarafından davacıya yönelik olarak 300.000.-TL bedelli bononun tahsili amacıyla kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını, ancak bononun, davacı tarafından kiralanan araca ilişkin olarak, aracın kiralandığı dava dışı işletmeye verildiğini, bonoda lehtar ve ilk ciranta olarak görünen ...'a verilmediğini, bir şekilde Yaşar'ın eline geçtiğini ve senedin akıbeti sorulduğunda yırtıldığını beyan ettiğini ve davacının beyana inandığını, davalı ... ile davacının 2003 ila 2009 yılları arasında şirketin ortakları olduğunu, davalı ...'ın savcılık ifadesinde, şirket hisselerinin 3. Kişiye devri karşılığında devir bedeli olarak bononun kendisine verildiği beyanının da doğru olmadığını belirterek dava konusu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu bononun lehtar ve ilk ciranta olan davalı ...'dan taşınmaz satışı neticesinde alındığını, davalının iyi niyetli 3. Kişi olduğunu, davacı tarafından davanın kötü niyetli olarak açıldığını, dava dışı yerden araç kiralamaya ilişkin hiç bir belgenin dosyaya sunulmadığını, bononun zaman aşımı süresi içerisinde takibe konu edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...'a usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk derece mahkemesince, ATK tarafından yazı yaşı (mürekkep yaşı) tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel bir metot bulunmadığı, bu sebeple bu hususta bir inceleme yapılmadığının belirtildiği, davacı tarafından aleyhine başlatılan takibe yönelik itirazı üzerine İstanbul Anadolu 9.İcra Hukuk Mahkemesince imza incelemesinin yapıldığı ve alınan raporlara göre senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğununu tespit edildiği, 20012/654 esas ve 2014/708 karar sayılı ilamıyla davanın reddine ve Yargıtay 12 Hukuk Dairesince kararın onadığı, yine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca davacının şikayeti üzerine resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin dava konusu bono üzerinde inceleme yapıldığı ve sonuç olarak takipsizlik kararının verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, böylelikle dava konusu senet üzerindeki imzanın davacı tarafından atıldığı hususunun ATK raporu ve Mahkeme kararı ile belirlendiği, TTK 645 ve devamı maddeleri gereğince kambiyo senetlerinin niteliği 677.
maddesindeki imzaların bağlayıcılığı, 686 maddesindeki hamilin hak sahipliği ilkelerinden hareketle davacının senedi teminat senedi olarak verdiğine dair iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiği, davacıya verilen kesin süreye rağmen böyle bir belge ibraz edilmediği, davacı tarafından dava açarken yemin deliline dayanmış olması nedeni ile yemin delilini kullanıp kullanmayacakları sorulmuş ancak yemin delilini kullanmayacaklarını beyan ettiği, açılan davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın husumetten reddine, davalı ... adına açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, hazırlık soruşturması sırasında davalı ...'ın 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin davacı tarafından teminat olarak verildiğini, ancak şirket kuruluşunda harcanan paranın tamamen kendisi tarafından karşılandığını, ortaklıktan ayrılması nedeniyle senedi 300.000.-TL olarak doldurduğunu belirttiği, dava konusu senedin, nakden kaydıyla düzenlendiği, davacı tarafın iddialarının bir bakıma dava konusu senedin aracı kiraladığı dava dışı kişiye senedin teminat olarak verildiği iddiasına dayalı olduğu, davalı ...'ın yukarıda özetlenen ifadesi ise senedin teminat senedi olduğuna yönelik olduğu, dolayısıyla her iki tarafın da nakden kaydıyla düzenlenmiş senedin ihdas sebebini talil ettiği, çift taraflı talilde ispat külfetinin yer değiştirmediği, dolayısıyla somut olay bakımından ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, dosya içeriğinden davacının bu iddialarını HMK'nun 200 vd.maddeleri uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı kanaatine varıldığı, yapılan bu açıklamalardan davanın davalı ...
yönünden de senette lehtar olması nedeniyle esastan reddi gerekirken husumetten reddinin doğru olmadığı, davalı tarafın da bu konuda istinaf talebi bulunmadığından istinafa gelenin sıfatına göre davacı tarafın istinaf taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, takip dayanağı bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, takip konusu yapılan senedin, dava dışı kişiye araç kiralamasının teminatı olarak verildiğini, davalılarla arasında bir ilişkinin bulunmadığını belirtirken, davalılardan senet lehtarı olan ..., davaya cevap vermemiş olmakla birlikte emniyette alınan 11.11.2013 tarihli ifadesinde, senedin boş teminat senedi olarak kendisine verildiğini, şirketin kuruluşunda tarafından verilen paralar nedeniyle şirketten ayrılırken boş olan kısımların kendisi tarafından anlaşmaya ve davacının beyanına göre doldurulduğunu beyan etmiştir. Her ne kadar, mahkemece, somut olayda çift taraflı talil bulunduğu ve çift taraflı talilde ise ispat külfetinin yer değiştirmemesi nedeniyle ispat yükünün davacıda olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmişse de, davalı ...'ın yukarıda belirtilen beyanı değerlendirildiğinde, somut olayda, çift taraflı talil bulunmamaktadır.
Zira nakden kaydı bulunan senette, davacı teminat iddiasında bulunmuş ve davalı da senedin teminat olarak verildiğini kabul ederek, bu noktada başlangıçta tarafların iradeleri senedin teminat olarak verildiği yönünde uyuşmuştur. Ancak davalı devamında, diğer savunmaları belirterek, senedin tarafından doldurulduğunu beyan ederek ispat yükünü üzerine almış durumdadır.
Dolayısıyla mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle çift taraflı talilden hareketle ispat yükünün davacıya yüklenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/871618500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz