Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/445 E. 2022/8108 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
opsiyon işlemi↗ müşterek temsilci↗ içtihadı birleştirme kararı↗ geçersizlik↗ ıslah↗ yasal faiz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı banka çalışanının, sözleşmelerde belirtildiği üzere opsiyon alıcısı olarak bankanın taraf olduğu bir işlemde davacı ...'le yapmış olduğu işlemin özellikleri, kapsamı, riskleri ve olası sonuçları konusunda eksik bilgilendirdiği, uyandırılan güvenin aksine işleme sevk etmek ve özendirmek amacıyla taraflı hareket ettiği, davacı ...'in imzalamış olduğu sözleşmelerde gerekli risk ve kavramlarının tanımlandığı ve zararla sonuçlanabileceğinin ifade edilmesine karşın, işlemin sahibi olarak yeterli sorumlulukta davranmadığı, işlemin zararının sınırlandırılması hususunda davalı ve davacı tarafın yeterli takip ve önlemi almadığı gerekçeleriyle, davacının ıslah edilmiş davasının kısmen kabulüne, 87.775,83 TL'nin 10.000 TL'sinin dava tarihi olan 18.03.2015 tarihinden itibaren, 77.775,83 TL'sinin ıslah tarihi olan 20.03.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında yapılan opsiyon işleminin kuruluş aşamasında ve sonrasında davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleri nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı ile davalı bankanın müşteri temsilcisi arasında yapılan görüşmede, doların 1,92 olması durumunda kar-zarar meydana geleceğinin belirtilmesi karşısında, davalı banka çalışanı tarafından gerekli bildirimlerin yapıldığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Kabule göre de, davacı bozmadan sonra 21.03.2018 tarihinde ıslahla talep miktarını artırmış ise de, ıslahın yapıldığı tarih itibariyle, 06.05.2016 gün ve 2015/1 esas -2016/1 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca ıslah yapılması mümkün olmadığından söz konusu ıslah geçersiz olup, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'la HMK’nın 177. maddesinde yapılan değişiklik ile bozmadan sonra ıslahın yapılabileceğinin öngörülmüş olması geçersiz olan ıslahı geçerli hale getirmeyecektir. Bu hususun gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4202 E. 2015/4918 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık sözleşmesi · çerçeve sözleşme · tüketici işlemi · genel kredi sözleşmesi · istirdat · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında özel bankacılık hizmetleri «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı yine opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» imzalandığı, sözleşmenin ticari amaçlı olduğu, her iki tarafın da tüketici olmadığı gerekçesi ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava, «genel kredi sözleşmesi» gereğince el konulan paranın «istirdatı» istemine ilişkindir.
Dava tarihi olan 15/08/2014 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/(1)-k maddesi gereğince «bankacılık sözleşmelerinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» olduğu ve bu sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin Tüketici Mahkemeleri olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5192 E. 2019/7576 K.
Ortak:opsiyon işlemi · ıslah · yasal faiz · Tazminat
İncelediğiniz kararda… yeterli sorumlulukta davranmadığı, işlemin zararının sınırlandırılması hususunda davalı ve davacı tarafın yeterli takip ve önlemi almadığı gerekçeleriyle, davacının «ıslah» edilmiş davasının kısmen kabulüne, 87.775,83 TL'nin 10.000 TL'sinin dava tarihi olan 18.03.2015 tarihinden itibaren, 77.775,83 TL'sinin ıslah tarihi olan 20.03.2018 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasında yapılan «opsiyon işleminin» kuruluş aşamasında ve sonrasında davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleri nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
3-Kabule göre de, davacı bozmadan sonra 21.03.2018 tarihinde ıslahla talep miktarını artırmış ise de, «ıslahın» yapıldığı tarih itibariyle, 06.05.2016 gün ve 2015/1 esas -2016/1 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca ıslah yapılması mümkün olmadığından söz konusu ıslah «geçersiz» olup, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'la HMK’nın 177. maddesinde yapılan değişiklik ile bozmadan sonra ıslahın yapılabileceğinin öngörülmüş …
Benzer bu kararda… t riskler konusunda eksik bilgilendirildiği, davalı banka personeli tarafından işlemin zarar geçtiği anda ve sonrasında da koruma amaçlı işlem yapmak amacıyla görev «tanımına» uygun davranılmadığı ve yapılan işlemler neticesinde davacının 175.551,66 TL zarara uğramış olduğu ve davalı bankanın da bu zarardan «adam çalıştıranın sorumluluğu» cihetiyle sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 175.551,66 TL'nin (10.000,00 TL'sinin dava tarihinden 165.551,66 TL'sinin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek) «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında yapılan «opsiyon işleminin» kuruluş aşamasında ve sonrasında davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleri nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, dava konusu zararın dayanağı olan «opsiyon işleminin» taraflar arasında imzalanan opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesi» uyarınca yapıldığı, sözleşmenin risk bildirimi başlıklı kısmında yapılan işlem nedeniyleuğranılacak muhtemel risklerin bildirildiği, yine 28.05.2013 tarihli opsiyon işlem sonuç formunda davacı tarafça anılan sözleşmenin okunup anlaşıldığının beyan edildiği ve «formun» imzalandığı anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adam çalıştıranın sorumluluğu · çerçeve sözleşme · bozma sonrası karar · tahkikat · tanıma · ba formu · maddi tazminat
Benzer bu kararda… t riskler konusunda eksik bilgilendirildiği, davalı banka personeli tarafından işlemin zarar geçtiği anda ve sonrasında da koruma amaçlı işlem yapmak amacıyla görev «tanımına» uygun davranılmadığı ve yapılan işlemler neticesinde davacının 175.551,66 TL zarara uğramış olduğu ve davalı bankanın da bu zarardan «adam çalıştıranın sorumluluğu» cihetiyle sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 175.551,66 TL'nin (10.000,00 TL'sinin dava tarihinden 165.551,66 TL'sinin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek) «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu zararın dayanağı olan «opsiyon işleminin» taraflar arasında imzalanan opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesi» uyarınca yapıldığı, sözleşmenin risk bildirimi başlıklı kısmında yapılan işlem nedeniyleuğranılacak muhtemel risklerin bildirildiği, yine 28.05.2013 tarihli opsiyon işlem sonuç formunda davacı tarafça anılan sözleşmenin okunup anlaşıldığının beyan edildiği ve «formun» imzalandığı anlaşılmıştır.
2- Davacı vekili dava dilekçesi ile 10.000.- TL’nin tahsilini istemiş, Dairemiz bozma ilamı ardından «maddi tazminat» talebini 175.551,66 TL TL olarak «ıslah» etmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/445 E. , 2022/8108 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.04.2021 tarih ve 2020/82 E. - 2021/246 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankanın özel bankacılık birimindeki çalışanlarla görüştüğünü akabinde hesap açıldığını ve türev işlemi yapıldığını, hesapta yapılan işlemler ve banka temsilcisinin yanlış yönlendirmesiyle zarara uğradığını, sözleşme görüşmelerindeki usulden doğan sorumluluğun söz konusu olduğunu ileri sürerek fazlaya dair talep hakkının saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Islah ile 175.551,66 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davalıya gerekli risk bildirimi yapıldığını, işlemin tamamen davacının açık iradesi ile yapıldığını savunarak davananın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı banka çalışanının, sözleşmelerde belirtildiği üzere opsiyon alıcısı olarak bankanın taraf olduğu bir işlemde davacı ...'le yapmış olduğu işlemin özellikleri, kapsamı, riskleri ve olası sonuçları konusunda eksik bilgilendirdiği, uyandırılan güvenin aksine işleme sevk etmek ve özendirmek amacıyla taraflı hareket ettiği, davacı ...'in imzalamış olduğu sözleşmelerde gerekli risk ve kavramlarının tanımlandığı ve zararla sonuçlanabileceğinin ifade edilmesine karşın, işlemin sahibi olarak yeterli sorumlulukta davranmadığı, işlemin zararının sınırlandırılması hususunda davalı ve davacı tarafın yeterli takip ve önlemi almadığı gerekçeleriyle, davacının ıslah edilmiş davasının kısmen kabulüne, 87.775,83 TL'nin 10.000 TL'sinin dava tarihi olan 18.03.2015 tarihinden itibaren, 77.775,83 TL'sinin ıslah tarihi olan 20.03.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında yapılan opsiyon işleminin kuruluş aşamasında ve sonrasında davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleri nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı ile davalı bankanın müşteri temsilcisi arasında yapılan görüşmede, doların 1,92 olması durumunda kar-zarar meydana geleceğinin belirtilmesi karşısında, davalı banka çalışanı tarafından gerekli bildirimlerin yapıldığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Kabule göre de, davacı bozmadan sonra 21.03.2018 tarihinde ıslahla talep miktarını artırmış ise de, ıslahın yapıldığı tarih itibariyle, 06.05.2016 gün ve 2015/1 esas -2016/1 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca ıslah yapılması mümkün olmadığından söz konusu ıslah geçersiz olup, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'la HMK’nın 177. maddesinde yapılan değişiklik ile bozmadan sonra ıslahın yapılabileceğinin öngörülmüş olması geçersiz olan ıslahı geçerli hale getirmeyecektir. Bu hususun gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 6502 sayılı Yasa'nın 73/2. maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ve temyiz ilam harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/871540600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz