Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5192 E. 2019/7576 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adam çalıştıranın sorumluluğu↗ opsiyon işlemi↗ çerçeve sözleşme↗ bozma sonrası karar↗ tahkikat↗ tanıma↗ ba formu↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka çalışanı tarafından davacının yapmış olduğu işlemlere ait riskler konusunda eksik bilgilendirildiği, davalı banka personeli tarafından işlemin zarar geçtiği anda ve sonrasında da koruma amaçlı işlem yapmak amacıyla görev tanımına uygun davranılmadığı ve yapılan işlemler neticesinde davacının 175.551,66 TL zarara uğramış olduğu ve davalı bankanın da bu zarardan adam çalıştıranın sorumluluğu cihetiyle sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 175.551,66 TL'nin (10.000,00 TL'sinin dava tarihinden 165.551,66 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek) yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında yapılan opsiyon işleminin kuruluş aşamasında ve sonrasında davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleri nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava konusu zararın dayanağı olan opsiyon işleminin taraflar arasında imzalanan opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri çerçeve sözleşmesi uyarınca yapıldığı, sözleşmenin risk bildirimi başlıklı kısmında yapılan işlem nedeniyleuğranılacak muhtemel risklerin bildirildiği, yine 28.05.2013 tarihli opsiyon işlem sonuç formunda davacı tarafça anılan sözleşmenin okunup anlaşıldığının beyan edildiği ve formun imzalandığı anlaşılmıştır. Mahkemece, belirtilen hususlar değerlendirilmeksizin ve davalı vekilinin, yapılan işlemlerin davacının emir ve talimatlarına dayandığı, telefon konuşmalarında taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak açıkça risklerin bildirildiğine dair ciddi itirazları da karar gerekçesinde tartışılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, mahkemece, bilirkişi heyetinden anılan hususları ve belirtilen savunma ve itirazları karşılayacak şekilde ek rapor veya yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde noksan incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekili dava dilekçesi ile 10.000.- TL’nin tahsilini istemiş, Dairemiz bozma ilamı ardından maddi tazminat talebini 175.551,66 TL TL olarak ıslah etmiştir. Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, bozma sonrası ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınmadan davacı vekili tarafından ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, buı yönden de kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4202 E. 2015/4918 K.
Ortak:çerçeve sözleşme
İncelediğiniz karardaAncak, dava konusu zararın dayanağı olan «opsiyon işleminin» taraflar arasında imzalanan opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesi» uyarınca yapıldığı, sözleşmenin risk bildirimi başlıklı kısmında yapılan işlem nedeniyleuğranılacak muhtemel risklerin bildirildiği, yine 28.05.2013 tarihli opsiyon işlem sonuç formunda davacı tarafça anılan sözleşmenin okunup anlaşıldığının beyan edildiği ve «formun» imzalandığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında özel bankacılık hizmetleri «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı yine opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» imzalandığı, sözleşmenin ticari amaçlı olduğu, her iki tarafın da tüketici olmadığı gerekçesi ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık sözleşmesi · tüketici işlemi · genel kredi sözleşmesi · istirdat · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında özel bankacılık hizmetleri «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı yine opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» imzalandığı, sözleşmenin ticari amaçlı olduğu, her iki tarafın da tüketici olmadığı gerekçesi ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava, «genel kredi sözleşmesi» gereğince el konulan paranın «istirdatı» istemine ilişkindir.
Dava tarihi olan 15/08/2014 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/(1)-k maddesi gereğince «bankacılık sözleşmelerinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» olduğu ve bu sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin Tüketici Mahkemeleri olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8680 E. 2014/77 K.
Ortak:çerçeve sözleşme
İncelediğiniz karardaAncak, dava konusu zararın dayanağı olan «opsiyon işleminin» taraflar arasında imzalanan opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesi» uyarınca yapıldığı, sözleşmenin risk bildirimi başlıklı kısmında yapılan işlem nedeniyleuğranılacak muhtemel risklerin bildirildiği, yine 28.05.2013 tarihli opsiyon işlem sonuç formunda davacı tarafça anılan sözleşmenin okunup anlaşıldığının beyan edildiği ve «formun» imzalandığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 19/01/2011 tarihli «opsiyon sözleşmesinin» düzenlenmesine esas sentetik ürün işlemine yönelik olarak davalı bankanın davacıyı yeterli şekilde aydınlatmadığı, oluşabilecek risklerin nelerden olabileceği konusunda ayrıntılı bilgilendirme yapılmadığı, yanlar arasında geçen telefon kayıtlarında da hedefi aşan durumlara ilişkin riskin ayrıntısına yer verilmediği, davacı yönünden oluşabilecek kazanç imkanından soyut olarak söz edildiği, bu kapsamda düzenlenen sözleşmenin «bankacılık teamülleri» ve hukuk normlarına uygun bulunmadığı, düzenlenen «çerçeve sözleşmesi» içeriğindeki konuların sadece «genel işlem koşullarını» içerdiği, borçlar hukuku kapsamında bunların yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile taraflar arasındaki 19/01/2011 tarihli opsiyon «sözleşmesinin iptaline» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:opsiyon sözleşmesi · aydınlatma yükümlülüğü · bankacılık teamülleri · genel işlem koşulu · sözleşmenin iptali · teamül
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 19/01/2011 tarihli «opsiyon sözleşmesinin» düzenlenmesine esas sentetik ürün işlemine yönelik olarak davalı bankanın davacıyı yeterli şekilde aydınlatmadığı, oluşabilecek risklerin nelerden olabileceği konusunda ayrıntılı bilgilendirme yapılmadığı, yanlar arasında geçen telefon kayıtlarında da hedefi aşan durumlara ilişkin riskin ayrıntısına yer verilmediği, davacı yönünden oluşabilecek kazanç imkanından soyut olarak söz edildiği, bu kapsamda düzenlenen sözleşmenin «bankacılık teamülleri» ve hukuk normlarına uygun bulunmadığı, düzenlenen «çerçeve sözleşmesi» içeriğindeki konuların sadece «genel işlem koşullarını» içerdiği, borçlar hukuku kapsamında bunların yazılmamış sayılacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile taraflar arasındaki 19/01/2011 tarihli opsiyon «sözleşmesinin iptaline» karar verilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca, davacı ve davalı banka arasında akdedilen 19/01/2011 tarihli «opsiyon sözleşmesine» esas, sentetik ürün işlemi yönünden davalı bankanın oluşabilecek risklere ilişkin olarak ayrıntılı bilgilendirme yapmayarak «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı davrandığı, düzenlenen sözleşmenin «bankacılık teamülleri» ve hukuk normlarına uygun bulunmadığı kanaatiyle davanın kabulü ile dava konusu «sözleşmenin iptaline» karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin iptali» istemine ilişkindir.
… ildirildiği, dava konusu işlemlerin davacı tarafından daha önce de yapıldığı yönündeki savunmaları ile hükme esas alınan bilirkişi raporuna davalı vekili tarafından «opsiyon sözleşmelerinin iptal» hakkının, opsiyon alıcısı ve satıcısı olmanın getirdiği hukuki durumun, davacı tarafından daha önce yapılan işlemler ile dava konusu işlemin benzerliklerinin ve se …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4447 E. 2014/11486 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat
Benzer bu karardaA.Ş’nin borcunun silinip, bu borca ilişkin «teminatların» kaldırılması şartıyla opsiyonun hisse alım opsiyonu haline geleceği belirtilmekle buradaki mevcut opsiyonun hisse alım opsiyonuna dönüşmesinin şarta bağlandığı, an …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5192 E. , 2019/7576 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27/06/2018 tarih ve 2016/2436-2018/329 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankanın özel bankacılık birimindeki çalışanlarla görüştüğünü ve akabinde türev işlem yapılarak hesap açıldığını, hesapta yapılan işlemler ve banka temsilcisinin yanlış yönlendirmesiyle zarara uğradığını, sözleşme görüşmelerindeki usulden doğan sorumluluğun söz konusu olduğunu ileri sürerek fazlaya dair talep hakkının saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Islah ile 175.551,66 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davalıya gerekli risk bildirimi yapıldığını, işlemin tamamen davacının açık iradesi ile yapıldığını savunarak davananın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka çalışanı tarafından davacının yapmış olduğu işlemlere ait riskler konusunda eksik bilgilendirildiği, davalı banka personeli tarafından işlemin zarar geçtiği anda ve sonrasında da koruma amaçlı işlem yapmak amacıyla görev tanımına uygun davranılmadığı ve yapılan işlemler neticesinde davacının 175.551,66 TL zarara uğramış olduğu ve davalı bankanın da bu zarardan adam çalıştıranın sorumluluğu cihetiyle sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 175.551,66 TL'nin (10.000,00 TL'sinin dava tarihinden 165.551,66 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek) yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında yapılan opsiyon işleminin kuruluş aşamasında ve sonrasında davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleri nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava konusu zararın dayanağı olan opsiyon işleminin taraflar arasında imzalanan opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri çerçeve sözleşmesi uyarınca yapıldığı, sözleşmenin risk bildirimi başlıklı kısmında yapılan işlem nedeniyleuğranılacak muhtemel risklerin bildirildiği, yine 28.05.2013 tarihli opsiyon işlem sonuç formunda davacı tarafça anılan sözleşmenin okunup anlaşıldığının beyan edildiği ve formun imzalandığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, belirtilen hususlar değerlendirilmeksizin ve davalı vekilinin, yapılan işlemlerin davacının emir ve talimatlarına dayandığı, telefon konuşmalarında taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak açıkça risklerin bildirildiğine dair ciddi itirazları da karar gerekçesinde tartışılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, mahkemece, bilirkişi heyetinden anılan hususları ve belirtilen savunma ve itirazları karşılayacak şekilde ek rapor veya yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde noksan incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekili dava dilekçesi ile 10.000.- TL’nin tahsilini istemiş, Dairemiz bozma ilamı ardından maddi tazminat talebini 175.551,66 TL TL olarak ıslah etmiştir. Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, bozma sonrası ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınmadan davacı vekili tarafından ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, buı yönden de kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/564841500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz