6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit davasında arabuluculuk dava şartına başvuru zorunlu değildir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2438 E. 2023/786 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tespitistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Arabuluculuk tutanağının iptali mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Menfi tespit davası, İİK 32 uyarınca doğrudan ilamların icrası yoluyla takip edilebilir nitelikte bir hüküm doğurmadığından, ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı değildir; bu nedenle açılması zorunlu olmayan ve anlaşamama şeklinde düzenlenen arabuluculuk tutanağının iptalinin talep edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmaz ve dava hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Menfi tespit davasında arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı ve tutanağın iptalinde hukuki yarar → ret

İddia: Davacı vekili, ilgili menfi tespit davası dosyasında henüz gerekçeli karar yazılmadığını, arabuluculuğa başvuru hususu netleşmeden karar verilmesinin doğru olmadığını ve mahkemenin eksik inceleme yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından korunan bir yararı bulunmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı olmalıdır; HMK 114/1-ı gereği hukuki yarar dava şartıdır ve bu ilke arabuluculuk tutanağının iptali talebi için de geçerlidir. Yargıtay 19. HD'nin ilgili ilamında, menfi tespit davasının HMK 106'da düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olduğu, bu davada verilecek olumsuz tespit hükmünün İİK 32 uyarınca doğrudan ilamların icrası yoluyla takibe konulamayacağı, buna karşılık arabuluculuk sonucu düzenlenen belgenin ilam hükmünde olup cebri icraya konu edilebileceği belirtilerek, ticari davalarda arabuluculuğu dava şartı öngören hükmün amaçsal yorumundan yasa koyucunun menfi tespit davalarını bilinçli olarak arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı sonucuna varılmıştır; bu ilam 2797 sayılı Kanun'un 45. maddesi gereği mahkemeleri bağlayıcıdır. Bu çerçevede, davacının menfi tespit talebinin TTK 5/A gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, dolayısıyla açılması için zorunlu olmayan ve anlaşamama şeklinde tutulan arabuluculuk tutanağının iptalinin talep edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması → ret

İddia: Davacı vekili, davanın açılmasına karşı tarafın sebebiyet verdiğini belirterek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden kendilerinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğundan, davanın reddi ile davacı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurunun dava şartı olmadığı ve bu nedenle zorunlu olmayan arabuluculuk tutanağının iptali talebinde hukuki yarar bulunmadığı yönündeki değerlendirme, benzer nitelikteki uyuşmazlıklar için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı değildir; bu nedenle zorunlu olmayan arabuluculuk tutanağının iptali talebinde hukuki yarar bulunmadığından dava usulden reddedilmiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk dava şartı menfi tespit davası hukuki yarar arabuluculuk tutanağının iptali ticari dava

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114/1-ıHMK 106 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 5/A · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 32

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2438

KARAR NO 2023/786

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/10/2022

NUMARASI 2022/115 Esas - 2022/558 Karar

DAVA

Tespit

Davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; İstanbul 12. ATM'nin 2021/669 Esas sayılı dosyasında gerçekleştirilen İst. Anadolu Arb. Bürosu'nun 2021/15155 Başvuru nolu arabuluculuk sürecinde Av. Arb. ... tarafından ne müvekkili ile ne de kendisi ile görüşülmediğini, bu nedenle arabuluculuk tutanağının usul ve yasaya uygun düzenlenmediğini belirterek usul ve yasaya uygun olmayan arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; İst. Anadolu Arb. Bürosu'nun 2021/15155 Başvuru nolu dosyasında arabulucu tarafından tarafların usulüne uygun bir şekilde toplantıya davet edildiğini, ancak davacı tarafın toplantıya katılmadığını, İstanbul 12. ATM'de açılan 2021/669 Esas sayılı dosyası'nın menfi tespit davası olduğunu, menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurma şartının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; menfi tespit davasının açılabilmesi için arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığı, nitekim İstanbul 12. ATM'nin 2021/669 E. sayılı dosyasının ön inceleme duruşmasında bu hususun açıkça belirtildiği, bu itibarla davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin olarak açılan eldeki davanın İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. ve ... E. Sayılı icra dosyalarına karşı açılan menfi tespit davaları ile ilgili olduğunu, mahkemenin eksik inceleme yaptığını, ayrıca İstanbul 12. ATM'de görülen dava dosyasında henüz gerekçeli karar yazılmadığını, arabuluculuğa başvuru hususu netleşmeden yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca davanın açılmasına karşı tarafın sebebiyet verdiğini, bu nedenle yargılama giderleri ile vekalet ücretinden kendilerinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Talep, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak yürütülmemesi nedeniyle arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkindir İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/669 esas sayılı dosyasında eldeki davanın davalısı olan ... tarafından davacı ... aleyhine kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davası açılmış olup, bahsi geçen dava ile ilgili olarak İst. Anadolu Arb. Bürosu'nun 2021/15155 Başvuru nolu arabuluculuk süreci yürütülmüştür. Davacı taraf, arabuluculuk sürecinde kendileri ile hiç bir şekilde iletişim kurulmadığını belirterek tutanağın iptalini talep etmektedir. Öncelikle; davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır.

Nitekim HMK 114/1-ı maddesinde davacının dava açmasında hukuki yarar bulunması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Bu bakımdan arabuluculuk tutanağın iptali bakımından da davacının korunması gereken bir yararı bulunması gerekmektedir. Diğer taraftan yargı uygulamasında ticari dava niteliğindeki menfi tesbit davalarında farklı hükümler verilmesi nedeniyle uyuşmazlığın giderilmesi için yapılan başvuru neticesi Yargıtay 19 H.D. 'nin 04/06/2020 gün 2020/85 E. 2020/454 K. sayılı ilamı ile; "H.M.K’nun 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır.

Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İ.İ.K. m. 32 uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa Arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Ancak yukarıda açıklandığı gibi menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilemeyeceğinden, ticari davalarda Arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını Arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır...

denilerek ticari dava niteliğindeki menfi tesbit davalarında arabulucuya başvurunun zorunlu olmadığı yolunda hüküm verilmiş olup; anılan ilam 2797 Sayılı Kanunun 45. maddesi gereği mahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. O halde ilk derece mahkemesince davacıların menfi tespite ilişkin taleplerinin T.T.K. 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı dikkate alındığında bahsi geçen menfi tespit davasının açılması için zorunlu olmayan ve anlaşamama şeklinde tutulan arabuluculuk tutanağının iptalinin talep edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davanın reddi ile davacının aleyhinde yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.18/05/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/86971 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4874 E. 2024/6803 K. · Onandı

Zorunlu olmayan arabuluculuk tutanağının iptalinde hukuki yarar yok

Gerekçe özeti

Menfi tespit davası 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından, böyle bir dava için zorunlu olmaksızın yürütülen ve anlaşamama şeklinde tutulan arabuluculuk tutanağının iptalini istemekte davacının hukuki yararı bulunmaz; dava hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir.

Emsal değeri

Menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmaması nedeniyle, bu dava için yürütülen arabuluculuk sürecinde düzenlenen tutanağın iptalinde hukuki yarar bulunmadığı yönünden emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcıdır.

Kavramlar: arabuluculuk dava şartı anlaşamama tutanağı hukuki yarar menfi tespit usulden ret

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/4874 E.  ,  2024/6803 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2438 Esas, 2023/786 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/115 E., 2022/558 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/669 E. sayılı menfi tespit dava dosyasında gerçekleştirilen İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/15155 Başvuru nolu arabuluculuk sürecinde arabulucu tarafından ne müvekkili ile ne de kendisi ile görüşülmediğini, toplantı gününden de haberdar edilmediklerini, davacı hakkında açılan dava ile tutanaktan haberdar olduklarını, arabuluculuk tutanağının usul ve yasaya uygun düzenlenmediğini belirterek arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/15155 Başvuru nolu dosyasında arabulucu tarafından tarafların usulüne uygun bir şekilde toplantıya davet edildiğini, ancak davacı tarafın toplantıya katılmadığını, söz konusu dava dosyasının menfi tespit davası olduğu, menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurma şartının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince; menfi tespit davasının açılabilmesi için arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığı, bu hususun İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/669 E. sayılı dosyasının ön inceleme duruşmasında açıkça belirtildiği, bu itibarla davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince davacıların menfi tespite ilişkin taleplerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı dikkate alındığında bahsi geçen menfi tespit davasının açılması için zorunlu olmayan ve anlaşamama şeklinde tutulan arabuluculuk tutanağının iptalinin talep edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı, Mahkemece davanın reddi ile davacının aleyhinde yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak yürütülmemesi nedeniyle arabuluculuk tutanağının iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.