İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7810 E. 2022/8218 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlantısız bileşik ikrar↗ resmi senet↗ kabul beyanı↗ yemin deliline dayanma↗ delil niteliği↗ kesin delil↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ ilamsız icra takibi↗ yazılı delil↗ ticari dava niteliği↗ temerrüt tarihi↗ satış sözleşmesi↗ yemin↗ ikrar↗ hisse devri↗ denetime elverişlilik↗ reeskont faizi↗ icra takibine itiraz↗ ispat yükü↗ işlemiş faiz↗ ticari defter↗ fatura↗ asıl alacak↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf fatura karşılığında davalıya tapuda hisse devri yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen resmi senet ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, kesin delil niteliğinde olan resmi senet aksinin HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan satış sözleşmesinde bedelin nakden ve tamamen alındığı, davacının ticari defterlerinin tek taraflı olarak iddiayı ispatlayamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tapu kayıtlarının resmi senet niteliğinde olduğu, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı bulunduğu, satış bedellerinin tahsil edilmediğini ispat külfetinin davacı satıcıya ait olduğu, ancak davalının taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki bu savunmasını yazılı delil ile ispatlaması
gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni ile verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça yemin deliline de dayanmadığı, ispat yükü kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL asıl alacak, 59.128,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 268.886,77 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, dairemizce bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tacir olmadığı ve satıma konu taşınmazların ticari nitelikte bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz işletilmesini kabul beyanı da gözetilerek temerrüt tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Burdur İcra Müdürlüğünün 2017/2596 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL asıl alacak, 58.260,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 268.018,00 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda yasal faizi uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında verilmiş olan, dairemizin 2020/4983 esas, 2021/2539 karar numaralı ilamında, davalının tacir olmadığı, fatura konusu taşınmazın ticari niteliği bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz istemi olduğunu kabul ettiği gözetilerek temerrüd tarihi itibariyle kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş ve bozmaya uyulmuş ise de, istinaf mahkemesince yeniden kurulan hükümde faiz hesabının oran ve yöntemi denetime elverişli değildir. Bu durumda, hakim tarafından faiz hesabı yapılabilecek ise de bu hesabın nasıl yapıldığının karar kapsamında tereddüde mahal vermeyecek biçimde gösterilmesi gerekir. Bu nedenlerle denetime elverişsiz ve hüküm yerinde gösterilmeyen yöntem ile elde edilen faize hükmedilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4983 E. 2021/2539 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · resmi senet · kabul beyanı · delil niteliği · kesin delil · yemin delili · ispat külfeti · yazılı delil · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, tapu kayıtlarının «resmi senet» niteliğinde olduğu, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı bulunduğu, satış bedellerinin tahsil edilmediğini «ispat külfetinin» davacı satıcıya ait olduğu, ancak davalının taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmasını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni ile verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL «asıl alacak», 59.128,77 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 268.886,77 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve «vekalet ücreti» ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf «fatura» karşılığında davalıya tapuda «hisse devri» yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen «resmi senet» ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, «kesin delil niteliğinde» olan resmi senet aksinin HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan «satış sözleşmesinde» bedelin nakden ve tamamen alındığı, davacının «ticari defterlerinin» tek taraflı olarak iddiayı ispatlayamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «tacir» olmadığı ve satıma konu taşınmazların «ticari nitelikte» bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz işletilmesini «kabul beyanı» da gözetilerek «temerrüt» tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Burdur İcra Müdürlüğünün 2017/2596 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL «asıl alacak», 58.260,00 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 268.018,00 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve «vekalet ücreti» ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf «fatura» karşılığında davalıya tapuda «hisse devri» yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen «resmi senet» ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, «kesin delil niteliğinde» olan resmi senet içeriğinin aksi HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan «satış sözleşmesinde» bedelin nakden ve tamamen alındığı nazara alındığında ve davacının «ticari defterlerinin» tek taraflı olarak iddiayı ispatlaması da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden davalının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmasını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edememesi gerekçesiyle davanın asıl alacağa yönelik «kısmının kabulü» ile davacının talep ettiği takip talebindeki «reeskont faizi» ile «temerrüt tarihine» göre hesaplama yapıldığında «işlemiş faizin» 59.128,77 TL olduğu fazlaya ilişkin istemin haksız olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile …
Bölge adliye mahkemesince, tapu kayıtları, «resmi senet» niteliğinde olup, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı olması karşısında satış bedellerinin tahsil edilmediğini «ispat külfeti» davacı satıcıya aittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi kabul
Benzer bu karardaAncak, davalı taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden davalının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmasını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edememesi gerekçesiyle davanın asıl alacağa yönelik «kısmının kabulü» ile davacının talep ettiği takip talebindeki «reeskont faizi» ile «temerrüt tarihine» göre hesaplama yapıldığında «işlemiş faizin» 59.128,77 TL olduğu fazlaya ilişkin istemin haksız olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6955 E. 2011/17666 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, tapu kayıtlarının «resmi senet» niteliğinde olduğu, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı bulunduğu, satış bedellerinin tahsil edilmediğini «ispat külfetinin» davacı satıcıya ait olduğu, ancak davalının taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmasını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni ile verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL «asıl alacak», 59.128,77 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 268.886,77 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve «vekalet ücreti» ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «tacir» olmadığı ve satıma konu taşınmazların «ticari nitelikte» bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz işletilmesini «kabul beyanı» da gözetilerek «temerrüt» tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Burdur İcra Müdürlüğünün 2017/2596 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL «asıl alacak», 58.260,00 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 268.018,00 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve «vekalet ücreti» ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Ancak, mahkemece, davalı TPE dışındaki davalılar hakkında açılan davada aynı «sebebe» dayanılarak «husumetten» red kararı verilmesine rağmen her biri lehine ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · dava sebebi · husumet
Benzer bu kararda… -b maddesi gereğince kısmen reddedildiği, davalı TPE dışındaki davalıların tescil sürecinde itirazlarının bulunmaması nedeniyle bu davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddinin gerektiği, davacının başvurusu içinde yer alan bazı emtia sınıflarının daha önce tescilli olan bazı markaları içinde aynen yer aldığı gerekçesiyle davalı TPE hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile TPE YİDK’nun 2006-M-758 sayılı kararının başvuru kapsamındaki 29/12,13, 30/01, 14 sınıf ve alt sınıflar yönünden iptaline, diğer davalılar yönünden açılan davanın ise «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece, davalı TPE dışındaki davalılar hakkında açılan davada aynı «sebebe» dayanılarak «husumetten» red kararı verilmesine rağmen her biri lehine ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7810 E. , 2022/8218 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 22.06.2021 tarih ve 2021/1303 E- 2021/1158 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya satılan taşınmazlar karşılığı düzenlenen fatura bedellerinin kısmen ödendiğini, bakiye alacağın tahsili için ihtarname gönderdiğini, ödeme yapılmaması üzerine başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile aralarında taşınmaz alımı konusunda sözleşme olmadığını, düzenlenen faturaların tebliğ edilmediğini, tapuda davalıya devredilen taşınmazların davalının eşi olan dava dışı ...’nın davacı şirketteki hissesini devretmesi karşılığı verildiğini, tapu resmi senetlerinde taşınmaz bedellerinin alındığı kabul edildiğinden davacıya borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf fatura karşılığında davalıya tapuda hisse devri yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen resmi senet ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, kesin delil niteliğinde olan resmi senet aksinin HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan satış sözleşmesinde bedelin nakden ve tamamen alındığı, davacının ticari defterlerinin tek taraflı olarak iddiayı ispatlayamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tapu kayıtlarının resmi senet niteliğinde olduğu, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı bulunduğu, satış bedellerinin tahsil edilmediğini ispat külfetinin davacı satıcıya ait olduğu, ancak davalının taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki bu savunmasını yazılı delil ile ispatlaması
gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni ile verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça yemin deliline de dayanmadığı, ispat yükü kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL asıl alacak, 59.128,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 268.886,77 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, dairemizce bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tacir olmadığı ve satıma konu taşınmazların ticari nitelikte bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz işletilmesini kabul beyanı da gözetilerek temerrüt tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Burdur İcra Müdürlüğünün 2017/2596 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL asıl alacak, 58.260,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 268.018,00 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda yasal faizi uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında verilmiş olan, dairemizin 2020/4983 esas, 2021/2539 karar numaralı ilamında, davalının tacir olmadığı, fatura konusu taşınmazın ticari niteliği bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz istemi olduğunu kabul ettiği gözetilerek temerrüd tarihi itibariyle kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş ve bozmaya uyulmuş ise de, istinaf mahkemesince yeniden kurulan hükümde faiz hesabının oran ve yöntemi denetime elverişli değildir. Bu durumda, hakim tarafından faiz hesabı yapılabilecek ise de bu hesabın nasıl yapıldığının karar kapsamında tereddüde mahal vermeyecek biçimde gösterilmesi gerekir.
Bu nedenlerle denetime elverişsiz ve hüküm yerinde gösterilmeyen yöntem ile elde edilen faize hükmedilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/860249000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz