İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4983 E. 2021/2539 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlantısız bileşik ikrar↗ resmi senet↗ kısmi kabul↗ kabul beyanı↗ yemin deliline dayanma↗ delil niteliği↗ kesin delil↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ ticari dava niteliği↗ temerrüt tarihi↗ satış sözleşmesi↗ yemin↗ ikrar↗ hisse devri↗ reeskont faizi↗ ispat yükü↗ işlemiş faiz↗ ticari defter↗ fatura↗ tacir↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf fatura karşılığında davalıya tapuda hisse devri yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen resmi senet ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, kesin delil niteliğinde olan resmi senet içeriğinin aksi HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan satış sözleşmesinde bedelin nakden ve tamamen alındığı nazara alındığında ve davacının ticari defterlerinin tek taraflı olarak iddiayı ispatlaması da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, tapu kayıtları, resmi senet niteliğinde olup, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı olması karşısında satış bedellerinin tahsil edilmediğini ispat külfeti davacı satıcıya aittir. Ancak, davalı taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki bu savunmasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça yemin deliline de dayanmadığı, ispat yükü kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edememesi gerekçesiyle davanın asıl alacağa yönelik kısmının kabulü ile davacının talep ettiği takip talebindeki reeskont faizi ile temerrüt tarihine göre hesaplama yapıldığında işlemiş faizin 59.128,77 TL olduğu fazlaya ilişkin istemin haksız olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre aşağıdaki bent kapsamı dışında davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflardan davalının tacir olmadığı ve satıma konu taşınmazların ticari nitelikte bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz işletilmesini kabul beyanı da gözetilerek temerrüt tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7810 E. 2022/8218 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · resmi senet · kabul beyanı · delil niteliği · kesin delil · yemin delili · ispat külfeti · yazılı delil · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf «fatura» karşılığında davalıya tapuda «hisse devri» yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen «resmi senet» ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, «kesin delil niteliğinde» olan resmi senet içeriğinin aksi HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan «satış sözleşmesinde» bedelin nakden ve tamamen alındığı nazara alındığında ve davacının «ticari defterlerinin» tek taraflı olarak iddiayı ispatlaması da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden davalının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmasını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edememesi gerekçesiyle davanın asıl alacağa yönelik «kısmının kabulü» ile davacının talep ettiği takip talebindeki «reeskont faizi» ile «temerrüt tarihine» göre hesaplama yapıldığında «işlemiş faizin» 59.128,77 TL olduğu fazlaya ilişkin istemin haksız olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile …
Bölge adliye mahkemesince, tapu kayıtları, «resmi senet» niteliğinde olup, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı olması karşısında satış bedellerinin tahsil edilmediğini «ispat külfeti» davacı satıcıya aittir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tapu kayıtlarının «resmi senet» niteliğinde olduğu, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı bulunduğu, satış bedellerinin tahsil edilmediğini «ispat külfetinin» davacı satıcıya ait olduğu, ancak davalının taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmasını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni ile verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL «asıl alacak», 59.128,77 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 268.886,77 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve «vekalet ücreti» ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf «fatura» karşılığında davalıya tapuda «hisse devri» yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen «resmi senet» ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, «kesin delil niteliğinde» olan resmi senet aksinin HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan «satış sözleşmesinde» bedelin nakden ve tamamen alındığı, davacının «ticari defterlerinin» tek taraflı olarak iddiayı ispatlayamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «tacir» olmadığı ve satıma konu taşınmazların «ticari nitelikte» bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz işletilmesini «kabul beyanı» da gözetilerek «temerrüt» tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Burdur İcra Müdürlüğünün 2017/2596 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL «asıl alacak», 58.260,00 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 268.018,00 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve «vekalet ücreti» ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilamsız icra takibi · denetime elverişlilik · asıl alacak · yasal faiz · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «tacir» olmadığı ve satıma konu taşınmazların «ticari nitelikte» bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz işletilmesini «kabul beyanı» da gözetilerek «temerrüt» tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Burdur İcra Müdürlüğünün 2017/2596 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL «asıl alacak», 58.260,00 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 268.018,00 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve «vekalet ücreti» ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tapu kayıtlarının «resmi senet» niteliğinde olduğu, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı bulunduğu, satış bedellerinin tahsil edilmediğini «ispat külfetinin» davacı satıcıya ait olduğu, ancak davalının taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmasını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni ile verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 209.758,00 TL «asıl alacak», 59.128,77 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 268.886,77 TL'ye asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» uygulanmak suretiyle icra takip giderleri ve «vekalet ücreti» ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında verilmiş olan, dairemizin 2020/4983 esas, 2021/2539 karar numaralı ilamında, davalının «tacir» olmadığı, «fatura» konusu taşınmazın «ticari niteliği» bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz istemi olduğunu kabul ettiği gözetilerek «temerrüd tarihi» itibariyle kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş ve bozmaya uyulmuş ise de, istinaf mahkemesince yeniden kurulan hükümde faiz hesabının oran ve yöntemi «denetime elverişli» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13146 E. 2011/5580 K.
Ortak:bağlantısız bileşik ikrar · kesin delil · yemin · ikrar · ispat yükü · kesin hüküm · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaAncak, davalı taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden davalının «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindeki bu savunmasını «yazılı delil» ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı, «ispat yükü» kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edememesi gerekçesiyle davanın asıl alacağa yönelik «kısmının kabulü» ile davacının talep ettiği takip talebindeki «reeskont faizi» ile «temerrüt tarihine» göre hesaplama yapıldığında «işlemiş faizin» 59.128,77 TL olduğu fazlaya ilişkin istemin haksız olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf «fatura» karşılığında davalıya tapuda «hisse devri» yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen «resmi senet» ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, «kesin delil niteliğinde» olan resmi senet içeriğinin aksi HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan «satış sözleşmesinde» bedelin nakden ve tamamen alındığı nazara alındığında ve davacının «ticari defterlerinin» tek taraflı olarak iddiayı ispatlaması da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davalının hukuki ilişkiyi kabul etmediği, davacının da hukuki ilişkiyi «kesin deliller» ile kanıtlayamadığı ve «yemin teklifinde» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davalının «bağlantılı bileşik ikrarda» bulunduğu ve «ispat yükünün» davalıda olduğu nazara alınarak inceleme yapılması gerekirken, bu husus gözetilmeden hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklifi · itirazın iptali davası · ek prim · iptal davası
Benzer bu karardaDava, İİK’nun 67. maddesi gereğince açılan «itirazın iptali davası» olup, davalı taraf aracın plaka numarası belirtilmek suretiyle girişilen takibe itirazında, belirtilen aracın sigorta «prim» borcunu ödediğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalının hukuki ilişkiyi kabul etmediği, davacının da hukuki ilişkiyi «kesin deliller» ile kanıtlayamadığı ve «yemin teklifinde» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4983 E. , 2021/2539 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.07.2018 tarih ve 2017/149 E- 2018/279 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.05.2019 tarih ve 2018/1912 E- 2019/1006 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya satılan taşınmazlar karşılığı düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediğini, davalı tarafından yapılan kısmi ödeme sonrası bakiye alacağın tahsili için gönderilen ihtarnameye rağmen ödenmeyen alacağın tahsili için başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile aralarında taşınmaz alımı konusunda sözleşme olmadığını, düzenlenen faturaların tebliğ edilmediğini, tapuda davalıya devredilen taşınmazların davalının eşi olan dava dışı ...’nın davacı şirketteki hissesini devretmesi karşılığı verildiğini, tapu resmi senetlerinde taşınmaz bedellerinin alındığı kabul edildiğinden davacıya borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı taraf fatura karşılığında davalıya tapuda hisse devri yapıldığını iddia ettiği taşınmazların 07/04/2014 tarihinde düzenlenen resmi senet ile davalıya satış bedeli alınarak devredilmiş olduğu, kesin delil niteliğinde olan resmi senet içeriğinin aksi HMK’nın 204/2. maddesi uyarınca davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, fatura tarihleri ile resmi senedin düzenlenme tarihleri dikkate alındığında fatura gününden sonra yapılan satış sözleşmesinde bedelin nakden ve tamamen alındığı nazara alındığında ve davacının ticari defterlerinin tek taraflı olarak iddiayı ispatlaması da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, tapu kayıtları, resmi senet niteliğinde olup, taşınmaz satış bedellerinin davacı şirket tarafından tahsil edildiğinin yazılı olması karşısında satış bedellerinin tahsil edilmediğini ispat külfeti davacı satıcıya aittir. Ancak, davalı taşınmazların, eşinin devrettiği hisse devir bedeli karşılığı kendisine devredildiğini ileri sürdüğünden davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki bu savunmasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, davalı taşınmazların devir nedeni verildiğine ve devir bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına ilişkin yazılı delil bildirmediği ve açıkça yemin deliline de dayanmadığı, ispat yükü kendisine düşen davalının bağlantısız bileşik ikrar niteliğindeki savunmasını ispat edememesi gerekçesiyle davanın asıl alacağa yönelik kısmının kabulü ile davacının talep ettiği takip talebindeki reeskont faizi ile temerrüt tarihine göre hesaplama yapıldığında işlemiş faizin 59.128,77 TL olduğu fazlaya ilişkin istemin haksız olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre aşağıdaki bent kapsamı dışında davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflardan davalının tacir olmadığı ve satıma konu taşınmazların ticari nitelikte bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin 31.05.2018 tarihli celsede kanuni faiz işletilmesini kabul beyanı da gözetilerek temerrüt tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/645893600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz