Marka hükümsüzlüğü | Marka iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4208 E. 2022/8209 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ terkin↗ kötüniyet↗ dava sebebi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu markadaki "TESORI D'ORIENTE" ibaresinde gerçek hak sahipliğinin davacı yana ait olduğu, davalının kötüniyetli olarak marka başvurusunda bulunduğu, 3.sınıfta yer alan tüm emtialar yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 556 sayılı KHK'nın 6.maddesi uyarınca, marka korumasının tescille elde edileceği ve tescil ve korumada ülkesellik prensibinin geçerli olduğu, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRİPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanmasının tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkının mevcut olduğu, somut olayda davacı tarafın OHIM ve WIPO nezdinde tecilli markaları bulunduğuna dair belgeler sunulmuş ise de, davacı markasının tanınmış marka olmadığının yargılama sırasında alınan bilirkişi raporundan anlaşıldığı, davacı tarafın, davalının marka başvurusundan önce Türkiye'de ticari faaliyeti nedeniyle üstün hak sahibi olduğu hususunun da kanıtlanamadığı, davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili kanıtlamaya yeterli olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğu ve davalının kötüniyetli olarak marka başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı markasının Türkiye’de tanınmış marka olmadığı ve davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava konusu 2014/107474 sayılı “TESORI D’ORIENTE+şekil” markasının kötüniyetli olarak tescil olunduğu gerekçesiyle de hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. HGK 16/07/2008 tarih 2008/11-501 Esas 2008/507 Karar sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik uygulamaları itibariyle tescilde kötüniyet, 556 sayılı KHK'nın 35. maddesine göre bir itiraz sebebi olup, her ne kadar aynı KHK'nın 42. maddesi uyarınca bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş ise de; TMK'nın 2. maddesi uyarınca hukuk düzeni kötüniyeti korumayacağından esasen genel ve temel kural niteliğindeki söz konusu TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının korunmayacağına ilişkin hükmün marka hükümsüzlük davalarında da dikkate alınması gerekir. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince, davacının 2002, 2003, 2008 yıllarında “TESORI D’ORIENTE+şekil” ibareli markasını OHIM ve WIPO nezdinde tescil ettirdiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının marka tescili esnasında davacı tarafın markasında kullanılan logonunda ibareler gibi aynen kullanıldığı, dolayısıyla davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğuna dair görüş açıklanmış ve ilk derece mahkemesince de bu görüşten hareketle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı markasının davalı tarafından aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili kanıtlamadığı gerekçesi yerinde olmayıp, davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Marka iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3768 E. 2024/1858 K.
Ortak:sicilden terkin · terkin · kötüniyet · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaDava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» talebine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğu ve davalının «kötüniyetli» olarak marka başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince «istinaf yoluna başvurulması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı markasının Türkiye’de tanınmış marka olmadığı ve davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili …
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu markadaki "TESORI D'ORIENTE" ibaresinde gerçek hak sahipliğinin davacı yana ait olduğu, davalının «kötüniyetli» olarak marka başvurusunda bulunduğu, 3.sınıfta yer alan tüm emtialar yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» talebine ilişkindir.
… t gösteren davalının marka tescili esnasında davacı tarafın markasında kullanılan logonunda ibareler gibi aynen kullanıldığı, dolayısıyla davalının marka tescilinde «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · kazanılmış hak · kötü niyet
Benzer bu kararda… temyiz dilekçesinde özetle; somut olaya 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) uygulanması gerektiğini, işbu yasada «kötü niyete» dayalı hükümsüzlük kurumunun bulunmadığını, davacının süresinde «rüçhan hakkını» kullanmadığını, davacı markasının tanınmış olmadığı gibi ülkemizde korunmayacağını, müvekkilinin elde ettiği tanınmışlıktan faydalanmaya çalışanın davacı olduğunu, …
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/790 E. 2019/5512 K.
Ortak:kötüniyet
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu markadaki "TESORI D'ORIENTE" ibaresinde gerçek hak sahipliğinin davacı yana ait olduğu, davalının «kötüniyetli» olarak marka başvurusunda bulunduğu, 3.sınıfta yer alan tüm emtialar yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… başvurusundan önce Türkiye'de ticari faaliyeti nedeniyle üstün hak sahibi olduğu hususunun da kanıtlanamadığı, davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına «kötüniyetli» tescili kanıtlamaya yeterli olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırıl …
Mahkemece, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğu ve davalının «kötüniyetli» olarak marka başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince «istinaf yoluna başvurulması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı markasının Türkiye’de tanınmış marka olmadığı ve davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili …
Benzer bu kararda… hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup; mahkemece, davalının ‘‘ONVİF’’ ibareli davacıya ait bilişim sektöründe dünyaca tanınmış markasını Türkiye’de tescil ettirmesinin «kötüniyetli» olduğu, davacı markasının tanınmışlık düzeyi sebebiyle davalının haksız kazanç sağlayabileceği, davacı markasının itibarına zarar verebileceği ve ayırt edici karak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet
Benzer bu karardaHGK'nun 16.07.2008 tarih 2008/11-501 ve 2008/507 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere, tescil başvurusunda «kötü niyetin» varlığı başlı başına hükümsüzlük nedenidir.
Ancak, «kötü niyetin» varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen marka ya da markaların tescil başvurularının yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir.
Tek başına, tanınmış markanın aynısı veya benzerinin başkalarınca izinsiz olarak tescil ettirilmiş olması «kötü niyete» emare teşkil etmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1260 E. 2021/353 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrerlik · kaldırma ve yeniden hüküm · yetkisizlik kararı · ilan
Benzer bu kararda… 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılması doğru olmamakla birlikte, Anayasa’nın 90. maddesinden hareketle Paris Sözleşmesi’nin 1. «mükerrere» 6. maddesi ve TRİPS Sözleşmesi’nin 16. maddesi uyarınca Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markaların ülkemizde tescilli olmasalar dahi korunmalarının mümkün olduğu, ancak bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olup olmadığının, her ülkedeki bilinirlik ve tanınmışlık düzeyi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının, yurt dışında tescilli markasının ülkemizde de tanınmış olduğuna ilişkin bir takım delillere dayanmış ise de, söz konusu delillerin bazı malların münferit satışlarına ilişkin olduğu ve bu malların da hangi mallar olduğuna ilişkin yeterli açıklık olmadığı, markanın ülkemizde tanıtımıyla ilgili herhangi bir «ilan», basın haberleri, reklam vb. tanıtıma ilişkin herhangi bir delil de sunulmadığı,.bir markanın bir çok başka ülkede tescilli olmasının ülkemizde de doğrudan tanınmı …
2. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin kararının «kaldırılıp yeniden» esas hakkında hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulduğu, Dairemizin 2018/2792 esas, 2019/4232 karar sayılı 10.06.2019 tarihli bozma ilamı doğrultusunda hüküm …
Belirtilen tüm bu nedenlerle, Dairemizce verilen bozma ilamı doğrultusunda karar verme «yetkisinin» Bölge Adliye Mahkemesinde olduğu nazara alınarak, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamı sonrasında bir karar verilmesi gerekirken, karar verme yetkisi olmamasına r …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10702 E. 2018/3120 K.
Ortak:kötüniyet
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu markadaki "TESORI D'ORIENTE" ibaresinde gerçek hak sahipliğinin davacı yana ait olduğu, davalının «kötüniyetli» olarak marka başvurusunda bulunduğu, 3.sınıfta yer alan tüm emtialar yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… başvurusundan önce Türkiye'de ticari faaliyeti nedeniyle üstün hak sahibi olduğu hususunun da kanıtlanamadığı, davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına «kötüniyetli» tescili kanıtlamaya yeterli olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırıl …
Mahkemece, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğu ve davalının «kötüniyetli» olarak marka başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince «istinaf yoluna başvurulması» üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı markasının Türkiye’de tanınmış marka olmadığı ve davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili …
Benzer bu kararda… rkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu kanıtlayamadığı, ancak 2003 ve takip eden yıllarda davacı markasını «taşıyan» ürünlerin Türkiye'de satıldığı, davalının markayı bilebileceği, fantezi olarak üretilmiş kelimenin sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından bilinmediğinin düşünülemeyeceği, dolayısıyla davalının «kötüniyetle» tescil yaptırdığı, öncelikli hak sahipliğinin davacı üzerinde bulunduğu, markaların aynıyet arzettiği, «iltibasın» oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet · taşıyan · ayırt edicilik · iltibas
Benzer bu kararda… rkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu kanıtlayamadığı, ancak 2003 ve takip eden yıllarda davacı markasını «taşıyan» ürünlerin Türkiye'de satıldığı, davalının markayı bilebileceği, fantezi olarak üretilmiş kelimenin sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından bilinmediğinin düşünülemeyeceği, dolayısıyla davalının «kötüniyetle» tescil yaptırdığı, öncelikli hak sahipliğinin davacı üzerinde bulunduğu, markaların aynıyet arzettiği, «iltibasın» oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Öte yandan HGK'nun 16.07.2008 tarih 501/507 sayılı (RG 512 kararı) ve Dairemizin 16.07.2008 tarih 501/507 sayılı kararları ile de benimsendiği üzere, tescil başvurusunda «kötü niyetin» varlığı başlı başına hükümsüzlük nedenidir.
Ancak, «kötü niyetin» varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen marka ya da markaların tescil başvurularının yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir.
Dava konusu "..." kelimesinin üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından «ayırt ediciliği» yüksek bir kelime olmasına karşın, belirli bir anlama sahip olduğundan bu ibarenin önceden var olmayan fantezi veya türetme kelime markası olduğundan (Ör: RG 512 markası gibi) söz edilemez.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12621 E. 2016/6255 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4208 E. , 2022/8209 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29.12.2017 tarih ve 2016/172 E. - 2017/425 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2018/1688 E. - 2021/684 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yıllardır emek vererek tanınmış hale getirdiği "TESORI D'ORIENTE" markasını tescil ettirmek için TPMK'ya 30.06.2015 tarihinde başvurduğunu ancak davalıya ait 2014/107474 sayılı "TESORI D'ORIENTE" ibareli marka gerekçe gösterilerek başvurunun reddedildiğini, müvekkilince yapılan itirazınsa kabul edilmediğini, müvekkilinin bu markayı ilk olarak 1998 yılında ihdas ettiğini, ayrıca WIPO ve OHIM nezdinde tescil ettirdiğini, davalının ise bu markayı kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, tesadüfen bu ibarenin bulunamayacağını savunarak davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin "TESORI D'ORIENTE" markasının anlamının Doğu Hazineleri olduğunu, bu ibarenin aynı zamanda 2007 yılında basılmış bir kitabın adı olduğunu, bu isimde basılmış ve doğudaki hazineleri (baharat ve otlar) anlatan bir kitap olduğunu, müvekkilinin söz konusu kitabı gördüğünü ve bu ibarenin ilgisini çekmesi nedeniyle marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin de birçok ülkede satış yaptığını, davacının WIPO başvurusunda Türkiye'yi seçmediğini, davacının tanınmışlık iddiasına dayalı delillerin ise kendisi tarafından yapılan sayfa ve resimlerden ibaret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu markadaki "TESORI D'ORIENTE" ibaresinde gerçek hak sahipliğinin davacı yana ait olduğu, davalının kötüniyetli olarak marka başvurusunda bulunduğu, 3.sınıfta yer alan tüm emtialar yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 556 sayılı KHK'nın 6.maddesi uyarınca, marka korumasının tescille elde edileceği ve tescil ve korumada ülkesellik prensibinin geçerli olduğu, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRİPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanmasının tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkının mevcut olduğu, somut olayda davacı tarafın OHIM ve WIPO nezdinde tecilli markaları bulunduğuna dair belgeler sunulmuş ise de, davacı markasının tanınmış marka olmadığının yargılama sırasında alınan bilirkişi raporundan anlaşıldığı, davacı tarafın, davalının marka başvurusundan önce Türkiye'de ticari faaliyeti nedeniyle üstün hak sahibi olduğu hususunun da kanıtlanamadığı, davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili kanıtlamaya yeterli olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğu ve davalının kötüniyetli olarak marka başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı markasının Türkiye’de tanınmış marka olmadığı ve davacı markasının aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava konusu 2014/107474 sayılı “TESORI D’ORIENTE+şekil” markasının kötüniyetli olarak tescil olunduğu gerekçesiyle de hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. HGK 16/07/2008 tarih 2008/11-501 Esas 2008/507 Karar sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik uygulamaları itibariyle tescilde kötüniyet, 556 sayılı KHK'nın 35. maddesine göre bir itiraz sebebi olup, her ne kadar aynı KHK'nın 42. maddesi uyarınca bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş ise de; TMK'nın 2. maddesi uyarınca hukuk düzeni kötüniyeti korumayacağından esasen genel ve temel kural niteliğindeki söz konusu TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının korunmayacağına ilişkin hükmün marka hükümsüzlük davalarında da dikkate alınması gerekir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince, davacının 2002, 2003, 2008 yıllarında “TESORI D’ORIENTE+şekil” ibareli markasını OHIM ve WIPO nezdinde tescil ettirdiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalının marka tescili esnasında davacı tarafın markasında kullanılan logonunda ibareler gibi aynen kullanıldığı, dolayısıyla davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğuna dair görüş açıklanmış ve ilk derece mahkemesince de bu görüşten hareketle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı markasının davalı tarafından aynen tescil edilmesinin tek başına kötüniyetli tescili kanıtlamadığı gerekçesi yerinde olmayıp, davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/859877800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz