6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1913 E. 2022/7639 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi sicilden terkin marka hakkına tecavüz fatura terkin ilk derece kararının kaldırılması hmk 353(1)b-2 kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 353

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının "NANOPET" ticaret ünvanı ile 16.06.2006 tarihinde akaryakıt ve benzeri alanlarda faaliyete başladığı, bu kapsamda bazı akaryakıt firmaları ile bayilik sözleşmeleri imzaladığı ve birçok faturalar kestiği, “www.nanopet.com.tr” web adresini kullandığı, davalının ise "NANOPET"markasını 2013/48209 tescil numarası ile 04, 37. sınıf emtia grubunda, 19.01.2015 tescil edilerek davacının kullanımından sonra kullanmaya başladığı, 4. sınıf emtia yönünden aynı tür mal ve hizmetler sınıfında yer alan davalıya ait "NANOPET" ibaresinin markasal anlamda ilk kullanan ve ilgili sınıflarda ayırt edici hale getirenin davacı olduğu, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğu, hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davacının bu ibareyi ticaret ünvanı ve markasal olarak kullanageldiği, bu kullanımının daha sonra davalı tarafından tescil edilen "NANOPET" markasına tecavüz niteliğinde bir eylem sayılamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve davacının “nanopet” ibaresini marka olarak kullanımının davalının adına tescilli 2013/48209 sayılı “nanopet” markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmiştir.

Karara karşı asıl ve birleşen davanın davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda davacının sunduğu fatura ve yazışmalarda "NANOPET" ibaresinin ön planda tutularak markasal ve eskiye dayalı kullanımının sözkonusu olduğuna dair görüş bildirildiği, ilgili fatura ve yazışmalar incelendiğinde davacının ünvanındaki "NANOPET" ibaresinin ünvanın devam eden kısmından daha büyük harfle yazılması şeklinde olduğu, bunun markasal bir kullanım olarak kabul edilemeyeceği, bankalarla olan yazışmaları incelendiğinde ise tescil tarihinden önceye dayalı yazışmalarda büyük bir kısmında yine ticari ünvanının tamamı yazılarak markasal değil ünvan olarak kullanım olduğu, ancak davalının tescilinden önce olduğu belirtilen 13.01.2015, 18.07.2014, 31.12.2014 tarihli banka yazışmalarının markasal kullanım kabul edilebilmesi için tescil edildiği sınıfta bir kullanım olması gerektiği, banka ile mudisi arasındaki bir yazışmanın markasal bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, davacının bu banka yazışmaları dışında markasının tescilli olduğu sınıflar itibari ile ünvan kullanımı dışında "NANOPET" kelimesini marka olarak kullandığına ilişkin kanıt sunulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararı asıl ve birleşen davanın davacı vekili temyiz etmiştir.

Asıl dava, öncelik hakkına dayalı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, birleşen dava ise, dayalı kullanımlarının davalının tescilli markasına tecavüz oluşturmadığının tespitine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince ise asıl ve birleşen davanın davalısının istinaf talebi kabul edilerek kararın kaldırılmasına, yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Öncelik hakkı 556 sayılı KHK m. 8/3. hükmü ile nisbi red nedeni, m. 42/1-b hükmü ile ise hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir. Marka hakkına tecavüzün mevcut olmadığının tespiti ise 556 sayılı KHK'nın 74. maddesinde düzenlenmiştir. Somut olayda, asıl ve birleşen davanın davacı vekilinin delil olarak dayandığı fatura ve vergi levhası dışındaki belgeler hizmet sağlamada markasal kullanım niteliğindedir. Nitekim Dairemizin 2019/3431 esas, 2020/1113 karar ve 10.02.2020 tarihli, 2021/458 esas, 2022/4246 karar ve 31.05.2022 tarihli kararlarında asıl ve birleşen davanın davacısının 2015 tarihinden önce markasal kullanım ve dolayısıyla öncelik hakkının olduğuna dair saptama yapılmıştır. Bu saptama somut uyuşmazlıklar bakımından kesin hüküm oluşturmamakla birlikte güçlü delil kabul edilmektedir. Tüm bu hususlar değerlendirilerek dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1207 E. 2023/4601 K.

    Ortak:Marka hükümsüzlüğü

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2288 E. 2010/4014 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/1913 E.  ,  2022/7639 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.05.2017 tarih ve 2015/156 E. - 2017/154 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.01.2021 tarih ve 2018/23 E. - 2021/22 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl ve birleşen davada davacı vekili, davacının "NANOPET" ticaret unvanı ve markası ile akaryakıt sektöründe 2006 yılından itibaren ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacının uzun yıllardır kullandığı bu markasını tescili için gerekli araştırmaları yaparken davalı tarafından "NANOPET" markasının adına tescili için başvurduğunu ve tescil süreçlerinin tamamlanarak 19.01.2015 tarihinde 2013/48209 tescil numarası ile davacının faaliyet alanı içine girecek şekilde adına tescil yaptırdığını öğrendiklerini, davacının "NANOPET" markası üzerinde 556 sayılı KHK'nın gerek 8/3. gerekse de 8/5. maddeleri anlamında üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalının tescil başvurusunun tamamen kötü niyetli olduğunu, haksız kazanç sağlamak amacıyla yapmış olduğu tescilinin korunmaması gerektiğini ileri sürerek, davalının adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada ise davacının "NANOPET" markası üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olması nedeniyle, davacının mevcut kullanımlarının davalı adına haksız ve kötüniyetle tescil edilen 2013/48209 sayılı "NANOPET" markasına tecavüz etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl ve birleşen davanın davalı vekili, davacı ''Shell” markası altında ürün satışını yaptığını, markanın tescil aşamasında herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacı her zaman hazırlanması mümkün olan ve geçerli bir delil olma niteliği bulunmayan belgelerle, "NANOPET" ile ilgili kullanımlarını ticaret unvanı kullanımının zorunlu olduğu yazışma ve ticari evraklarda yaptığını, davacının markasal bir kullanımının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada ise, gerekli ihtar koşulunun ve dava şartlarının yerine getirilmediğini, taraflar arasında Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2015/156 esas sayılı hükümsüzlük davası bulunduğunu, bu nedenle bu davanın görülemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının "NANOPET" ticaret ünvanı ile 16.06.2006 tarihinde akaryakıt ve benzeri alanlarda faaliyete başladığı, bu kapsamda bazı akaryakıt firmaları ile bayilik sözleşmeleri imzaladığı ve birçok faturalar kestiği, “www.nanopet.com.tr” web adresini kullandığı, davalının ise "NANOPET"markasını 2013/48209 tescil numarası ile 04, 37. sınıf emtia grubunda, 19.01.2015 tescil edilerek davacının kullanımından sonra kullanmaya başladığı, 4. sınıf emtia yönünden aynı tür mal ve hizmetler sınıfında yer alan davalıya ait "NANOPET" ibaresinin markasal anlamda ilk kullanan ve ilgili sınıflarda ayırt edici hale getirenin davacı olduğu, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğu, hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davacının bu ibareyi ticaret ünvanı ve markasal olarak kullanageldiği, bu kullanımının daha sonra davalı tarafından tescil edilen "NANOPET" markasına tecavüz niteliğinde bir eylem sayılamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve davacının “nanopet” ibaresini marka olarak kullanımının davalının adına tescilli 2013/48209 sayılı “nanopet” markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmiştir.

Karara karşı asıl ve birleşen davanın davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda davacının sunduğu fatura ve yazışmalarda "NANOPET" ibaresinin ön planda tutularak markasal ve eskiye dayalı kullanımının sözkonusu olduğuna dair görüş bildirildiği, ilgili fatura ve yazışmalar incelendiğinde davacının ünvanındaki "NANOPET" ibaresinin ünvanın devam eden kısmından daha büyük harfle yazılması şeklinde olduğu, bunun markasal bir kullanım olarak kabul edilemeyeceği, bankalarla olan yazışmaları incelendiğinde ise tescil tarihinden önceye dayalı yazışmalarda büyük bir kısmında yine ticari ünvanının tamamı yazılarak markasal değil ünvan olarak kullanım olduğu, ancak davalının tescilinden önce olduğu belirtilen 13.01.2015, 18.07.2014, 31.12.2014 tarihli banka yazışmalarının markasal kullanım kabul edilebilmesi için tescil edildiği sınıfta bir kullanım olması gerektiği, banka ile mudisi arasındaki bir yazışmanın markasal bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, davacının bu banka yazışmaları dışında markasının tescilli olduğu sınıflar itibari ile ünvan kullanımı dışında "NANOPET" kelimesini marka olarak kullandığına ilişkin kanıt sunulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararı asıl ve birleşen davanın davacı vekili temyiz etmiştir.

Asıl dava, öncelik hakkına dayalı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, birleşen dava ise, dayalı kullanımlarının davalının tescilli markasına tecavüz oluşturmadığının tespitine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince ise asıl ve birleşen davanın davalısının istinaf talebi kabul edilerek kararın kaldırılmasına, yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Öncelik hakkı 556 sayılı KHK m. 8/3. hükmü ile nisbi red nedeni, m. 42/1-b hükmü ile ise hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir. Marka hakkına tecavüzün mevcut olmadığının tespiti ise 556 sayılı KHK'nın 74. maddesinde düzenlenmiştir. Somut olayda, asıl ve birleşen davanın davacı vekilinin delil olarak dayandığı fatura ve vergi levhası dışındaki belgeler hizmet sağlamada markasal kullanım niteliğindedir. Nitekim Dairemizin 2019/3431 esas, 2020/1113 karar ve 10.02.2020 tarihli, 2021/458 esas, 2022/4246 karar ve 31.05.2022 tarihli kararlarında asıl ve birleşen davanın davacısının 2015 tarihinden önce markasal kullanım ve dolayısıyla öncelik hakkının olduğuna dair saptama yapılmıştır. Bu saptama somut uyuşmazlıklar bakımından kesin hüküm oluşturmamakla birlikte güçlü delil kabul edilmektedir.

Tüm bu hususlar değerlendirilerek dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davalarda verilen kararların BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, 01/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/848395700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.